Anasayfa » HABERLER » YUNAN’I KULLANMA KILAVUZU ZAVALLI YUNAN’I KULLANMAKTAN VAZGEÇMEDİLER
yunanistan_turkey_15265_4914202

YUNAN’I KULLANMA KILAVUZU ZAVALLI YUNAN’I KULLANMAKTAN VAZGEÇMEDİLER

Batı modernizminin merkezi İngiltere 19. asrın başlarında Protestanlığı benimseyince İngilizlerin dünyaya bakışında da değişiklikler oldu. İngilizler erken dönemde Protestan Avrupalılar ile Müslüman Türklere “yakın öteki” gözüyle bakıyordu. Ortodoks olan Yunan ve Ruslara ise “uzak öteki” gözüyle bakıyordu. 19. Asırda sıradan bir İngiliz’in gözünde Rusya kötü, Türkiye iyi idi. Müslüman ve Protestanları ilerlemeci, Katolikleri ve Yunan Ortodoksları hurafeci kabul ediyorlardı. Yani 19. asırda İngilizler Türkleri kendilerine Yunandan daha yakın görüyorlardı.

İsmail Ekercin

Batı modernizminin merkezi İngiltere 19. asrın başlarında Protestanlığı benimseyince İngilizlerin dünyaya bakışında da değişiklikler oldu. İngilizler erken dönemde Protestan Avrupalılar ile Müslüman Türklere “yakın öteki” gözüyle bakıyordu. Ortodoks olan Yunan ve Ruslara ise “uzak öteki” gözüyle bakıyordu. 19. Asırda sıradan bir İngiliz’in gözünde Rusya kötü, Türkiye iyi idi. Müslüman ve Protestanları ilerlemeci, Katolikleri ve Yunan Ortodoksları hurafeci kabul ediyorlardı. Yani 19. asırda İngilizler Türkleri kendilerine Yunandan daha yakın görüyorlardı.

İngilizler modernleşme sırasında dinden uzaklaşmak ve kiliseden kopmak için “tabiata dönüş” adı ile bir akım başlattılar. Girdikleri bu yolu meşrulaştırmak ve temellendirmek için klasik Yunanı kullanmışlardır. Aristo’ya ve Klasik Yunan’a döndüklerini söylüyorlardı. Oysa o zamanlar Yunanistan Osmanlı toprağıydı ve Yunanlılar da Ortodoks mezhebindendi. Protestan İngilizin Ortodoks Yunan ile ortak bir zeminde buluşması mümkün değildi. Bunu aşmak için gerçekte olmayan hayalî bir “Tarihî Yunan” ürettiler. Artık Yunanistan’ın barbar Türklere karşı korunması demek, Türklerin işgaliyle hürmeti bozulan romantik Helen’in korunması demekti. Ürettikleri bu “Hayalî Yunan”ı Osmanlının elinden kurtarmak için Yunanlıları ikna etmeye ve Osmanlı topraklarında fitne çıkarmaya başladılar (B. Gencer). 1820 de çıkan Yunan isyanının temelinde bu vardır. Aslında yaptıkları, kiliseden kopmaya bahane ettikleri,  tabiata dönüş ve Yunana dönüş tercihlerini temellendirmek için Yunanı kullanmaktan başka bir şey değildi.

Aradan yüz yıl geçti yine İngilizler, yanlarında Fransız ve İtalyanlarla Osmanlı topraklarına geldiler. 1915 de Çanakkale’yi geçemeyen ama 1. Cihan Harbini kazanan güçler, Mondros Mütarekesinde kazandıkları hakları kullanarak 1918 den itibaren iki yıl içinde aşama aşama İstanbul’u işgal ettiler. Padişahı, Halifeyi ve Meclis-i Mebusan’ı kımıldayamayacak hale getirdikten sonra İtalyanları ve Fransızları da Anadolu’nun güney cephesine getirmişlerdir.

İngiliz-Yahudi Medeniyetinin maksadı bellidir. Kömürden sonra ihtiyaç haline gelen petrol yataklarına ulaşmak ve ürettikleri malları satabilecekleri modern Anadolu devletini kurmak istemektedirler. Eğer amaçları toprak işgali olsaydı 1. Dünya savaşından zaferle çıkmış devletlere Anadolu’da direnecek kuvvet yoktu. Anadolu’da bu devleti kuracak bir kahramana ve Hilafetin kaldırılmasına ihtiyaç vardı. Milletin içinden çıkmış, istediklerini yapacak ama Türk milletinin de itiraz etmeyeceği bir kahraman üretmeye uğraşıyorlardı (Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi). Yine Yunanı kullanma zamanı gelmişti. İngilizler Ege’yi vadederek destek verecekleri sözü ile 1919 da Yunanı İzmir’e çıkartma yapmaya ikna etmişlerdir. Amaçlarına ulaşan İngilizler Lozan masasına Yunanı kabul etmemiş, savaşan Yunan’a destek vermemiş ve Sakarya Meydan Muharebesinde Yunanı Türklerle başbaşa bırakarak Lozan’ı imzalattıktan sonra 1923 de İstanbul’dan ayrılmıştır.

Aldatıldığını ve kullanıldığını anlayan Yunanlılar 1922 de geri dönmüş, Askerî yetkililer İngilizlere kendilerini kullandıran siyasilere tepki göstermiş ve bu olayların etkisi ile 1922 de Yunanistan’da askeri darbe olmuştur.

Ne zaman Yunan sahneye çıksa arkasında İngiliz-Yahudi Medeniyetini bir menfaati vardır. Bugünlerde Kıbrıs barış müzakereleri yeniden gündeme geliverdi. Bayram değil seyran değil bu nereden çıktı? İslam topraklarını küçük parçalara ayırmak için bütün gücünü harcayan emperyalist devletler, Kıbrıs’ta iki tarafın birleştiği bütün bir Kıbrıs için devreye giriverdiler.

Kıbrıs adasını güvenliği kimin sorunu acaba? Yunanlıların da Türkiye’nin de bir talebi yokken birden bu konu nasıl gündeme geliyor? Bildiğimiz, Doğu Akdeniz’deki İsrail’in işgal ettiği doğalgaz yataklarının Avrupa’ya ulaştırılması için döşenecek doğalgaz boru hattı, Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin topraklarından geçmek zorunda. Uzun zamandır Kıbrıs’ta anlaşma olmaması Rum-Yunan ikilisinin direnci iledir. Yunanın yeniden kullanılması gerekmiştir. Kıbrıs’ın güvenli hale gelmesi hem İsrail hem de Avrupa’nın enerji güvenliği için zorunludur. Rusya-Ukrayna hattına alternatif arayan Avrupa, Yunanı ve Türkiye’yi Kıbrıs görüşmelerine sürüklemektedir. Sonuç İngiliz-Yahudi çıkarları.

Artık Yunanlıların kendilerini kullandırmaya son vermeleri gerekiyor. Keyif sürmek için tembelliklerinden borç batağına saplanan ve iplerini Almanya’ya kaptıran Yunanlının uzunca bir süre gün yüzü görmesi zor görünüyor. Türkiye düşmanlığı üzerinden siyaset yapıp seçim kazanan ama dost zannettiği Batı tarafında sürekli kullanılan bu insanların onurlu (!) bir hayat için aklını başına toplaması gerekiyor.

Yunan ne zaman ortaya çıksa arkasında başka bir sebep aramak gerekir. Bizim Kıbrıs’ta barışa ihtiyacımız yok.

Sayın yetkililer! Rabbimiz “fasıktan bir haber gelirse aman araştırmadan peşine gitmeyin” diyor. Bu haber bir kâfirden geliyorsa ne yapmak lazım gelir, varın onu da siz anlayın. Selâm ile…

 

 

Hakkında HABERLER

HABERLER

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*