Anasayfa » HABERLER » YENİLDİK! ÇEKİLİYORUZ…

YENİLDİK! ÇEKİLİYORUZ…

Ve artık bilgi Batı tarafından manipüle edilebiliyor, değiştirilebiliyor, farklı formatlara sokularak istismar edilebiliyor. Biz Müslümanlarsa bu hengâmede bölük pürçük durumdayız.  Mücadele bir yana, dayatılan yeni bilgi ve düşünce formatlarını içselleştirerek benimsiyor, şevk ve iştiyakla intibak ediyoruz. Ve maalesef geldiğimiz noktada şeriat, ibadet, davet ve adalet modernizmin derin sularında boğuldu… Tüm düşünce ve ideallerimizin, 11 Eylül 2001’de “İkiz Kuleler”le beraber toprağa gömüldüğü gibi…

Dünya küçük küresel bir köy ve şimdi hepimiz birbirimize çok yakınız.

Uydu programları ile yeryüzünün ücra köşelerini canlı olarak en ince nüanslarına kadar görebiliyor, operasyon ya da savaşları naklen izliyor, her şeyden anında haberdar olabiliyoruz.

Dünyanın tüm TV, gazete ve dergileri bir tıkla elimizin altında ve bilgiye ulaşmak çok kolay.

Halklar ve kültürler arası etkileşim artık bir o kadar fazla ve güncel.

Bilgi, geçmişte de en büyük güçtü.

Bugünedeğin hangi toplum, günün bilgi/teknolojisini elde tutuyorsa güçlü ve egemen olageldi.

Günümüzün hakimi Batı, teknolojiyi bilginin yanında bir silah gibi kullanarak düşünce, kültür ve diğer tüm unsurlarını dünya toplumlarına şiddet ve güç gösterileri ile dayatıyor.

Ve artık bilgi Batı tarafından manipüle edilebiliyor, değiştirilebiliyor, farklı formatlara sokularak istismar edilebiliyor.

Biz Müslümanlarsa bu hengâmede bölük pürçük durumdayız.  Mücadele bir yana, dayatılan yeni bilgi ve düşünce formatlarını içselleştirerek benimsiyor, şevk ve iştiyakla intibak ediyoruz.
Ve maalesef geldiğimiz noktada şeriat, ibadet, davet ve adalet modernizmin derin sularında boğuldu…

Tüm düşünce ve ideallerimizin, 11 Eylül 2001’de “İkiz Kuleler”le beraber toprağa gömüldüğü gibi…

ABD emperyalizmi “New York”ta , o gün tattığı acıyı, Başkan Bush’un ağzından başlattığı “Haçlı Seferleri” ile günümüze değin,  Ortadoğu cehenneminde kat be kat İslam topluluklarına tattırdı.

Süreçte, katı mezhepçi ve ulusalcı yobaz İslam idarecileri tek tek devrilirken, yerlerine gelenler şimdilerde, eski tiranlardan daha güçlü ve bağımlı.

Yüz yıl önce “Sykes-Picot” la etrafa dağılan küçük ulus parçacıklarının, sömürgeciler tarafından bölüşümü bile, belki İslam dünyasında bu kadar travma ve ümitsizliğe yol açmamıştı.

Böyle düşünmemizin en büyük nedenlerinden biri, artık seküler olmayan tüm düşünce ve zihni faaliyetlerinin meşruiyetini yitirmesi ve bir o kadar da değersizliği olsa gerek.

Ve Müslüman toplumların, karşılaştıkları islamofobik şiddet ve baskı sonucu, kültürel ve zihinsel yok oluşların son demlerini yaşamakta olması…

Bu yok oluş ve tükeniş aslında tüm dünya coğrafyası ve özelde Ortadoğu cehennemindeki savaş/çatışma atakları karşısında tutunamama ve kayıplar vererek geri çekilme ötesi; daha çok zihinsel ve düşünsel anlamda, ruhumuzu şeytana satma kararlılığımızdan kaynaklanmakta.

Ve maalesef, yaşadığımız ruhsal ölüm; savaş meydanlarından daha büyük köleliklere, küfür sistemlerine entegrasyona ve gönüllü uşaklıklara yol açmakta.

Beyinlerimiz iğdiş edildiği için mantıklı düşünemiyor, içgüdülerimizle hareket ediyor ve beyaz bayraklarımızla tüm topraklarda teslim olmuş haldeyiz.

İdeallerimizde yenildik, direnemedik ve boyun eğdik.

İstikbal taleplerimizden vazgeçerek “Laik/Seküler İslamcılık” larda karar kıldık.

Kültürel bir soykırım yaşadık ve her şeyimizle bağımlıyız.

O agresif, yok edici güç ve ezici dalgalar karşısında setlerimiz ve savunma güdülerimiz yerle yeknesak oldu ve tüm inanç manzumelerimizi, iman formatlarımızı kaybederek, dayatılan seküler sunumları kabullendik.

Modernizm adına sunulan projelerin evrensellik, demokrasi ve insan hakları adı altında emperyalist projeler olduğunu, bizleri tevhidi bilinçten uzaklaştırarak sonsuza dek sömürgeleştirmeyi içerdiğini, tüm kaynaklarımızı “Beyaz Adam” a gümüş tepsilerle sunmayı gerektirdiğini göremedik.

Artık sömürgeci ve tektipleştirici Batı kültür medeniyeti ile İslam kültür medeniyeti arasındaki adalet, merhamet ve ibadet kaynaklı derin çatışmayı göremiyor, ikisini de ortak kurgulamalarla buluşturmaya çalışıyoruz.

Ve büyük bir kısırdöngü içerisinde çabaladıkça başka çıkmazlara sürükleniyoruz.

Belki adına yok oluş denmese de, toplumlarımız kültürel soykırım eşliğinde toplu irtidatlar yaşıyor.

Başta ülkemiz olmak üzere Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta Libya’da, Tunus’ ta ve diğer tüm coğrafyalarda İslami düşünce büyük çöküş ve yok oluşlar yaşarken, İslami zihinler boyunlarında zincirler eşliğinde, zihinsel köleler olarak etnik ve muhafazakâr uykularda fetih rüyaları görüyor.

İslam’a dair ideal anlamında tüm gelecek öngörülerini yitirdiğimiz için bugün, kapitale olan sevgimizle maddi güç/etki sahibi olmayan çalışıyor, mevcut iktidarlardan nemalanmaya, dünyevi etkinlik alanlarımızı büyütmeye uğraşıyoruz.

İslami temsiliyet gibi bir endişemiz ve gündemimiz yok. Büyük bir korkaklık içerisinde yaşanan zulümler, adaletsizlikler ve faşizmler hakkında konuşma bir tarafa, zihinsel anlamda dahi düşünmekten kaçınıyor, içerisinde bulunduğumuz hali idrak edemiyoruz.

Artık küresel kan dökücülerin zülüm ve işkencelerine karşı çıkacak, itiraz edecek, yanlış diyecek bir kültürel, zihinsel dahi olsa tevhidi bakış açısı, tevhidi duruş ve direniş kalmadı.

Var olan küresel direniş ve cihat hareketleri de, şiddeti temel alan, tekfir edici, kendinden başka herkesi ve her şeyi dışlayıcılığı ile harici ekollere yamandı.

Geldiğimiz demde, maalesef İslami düşünce ve Müslümanlar hem muhafazakâr, hem milliyetçi, hem mezhepçi-hizipçi ve kapitalist olduğu için İslami temsiliyetten uzak ve dünyevi.

Artık kafamızdaki İslam algısı Kur’an’i söylemlerden ve bakış açısından çok uzak.

Tevhidi bakışla dine bakamıyor, geçirdiğimiz algı operasyonları neticesi dine parçacı yaklaşıyor, gayri İslami sistemleri ona yamıyor, kafamızda oluşturduğumuz putperest düşünceye kendimiz de inanıyor ve omuzlarımızda modern putlar, dillerimizde sloganik söylemlerle Allah a ibadet ediyor zannı ile şeytani ve tağuti düzenlere kullukta yarışıyoruz.

Evet yenildik!

Ve artık her coğrafyada bir parçamızı bırakarak geri çekiliyoruz…

Selam ve dua ile…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hakkında ENES TARIM

ENES TARIM

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*