Anasayfa » HABERLER » TÜRKELİ’NİN MİLLETİ SINIFLARDAN OLUŞMAZ, HENÜZ MİLLİ İRADE HİÇBİR SEÇİMLERE KATILMADI
soru

TÜRKELİ’NİN MİLLETİ SINIFLARDAN OLUŞMAZ, HENÜZ MİLLİ İRADE HİÇBİR SEÇİMLERE KATILMADI

Cumhuriyetin üzerine kurulduğu zihniyeti şu an itibari ile AKP yürütüyor diyebiliriz. Demokrasi, laiklik başta olmak üzere Cumhuriyet devrimleri ile getirilen her şey AKP eliyle güvencede görünüyor. CHP nin temsil etmeyi başaramadığı değerleri temsil ediyor diyebiliriz. İçinde dini motifler olsa da, başında mütedeyyin yönetici olsa da, İngiliz anahtarı vidalarını o kadar sıkmış ki kurulan düzen yerinden hiç kımıldamıyor.

İsmail Ekercin

Halk idaresi veya demokrasi için, ‘halk sınıflarının, temsilcileri vasıtası ile uzlaşarak devleti yönetmesidir’ denir. Batılı bir deyişle, ‘toprak ağalarının, asilzadelerin, kentsoyluların, emekçilerin arasında uyum sağlamak için, temsilcileri yoluyla mecliste veya Lordlar Kamarasında siyasî iradelerini temsil etmeleridir’ denir.

Türkelinde ise ahalinin adı bellidir. Batıdaki gibi güç savaşlarından sonra oluşmuş millet sınıfları yoktur. Kişi Müslüman ise, etnik yapısına bakılmadan berâyâ diye isimlendirilir. Sadece zekât ile sorumludur, devleti eleştirme ve ikaz etme hakkına sahiptir. Eğer Müslüman değilse gayrimüslimdir yani zımmîdir. Bunlar da devlete vergi verirler. Zımmîlerin veya gayrimüslimlerin Türkelinde söz hakkı yoktur. Birinci Meclisin duvarında yazan  “Hâkimiyet bilakayduşart milletindir” cümlesi, milleti aslîden başka kimsenin söz hakkı olmadığını anlatmaktaydı. Sonra bu yazıyı “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” olarak değiştirdiler(!) ve insanlar kastedilen anlamı anlayamaz oldu.

Yukarıda anlatılanlar masallar ülkesindenmiş gibi gelebilir. Daha yüz yıl önceden bahsediyoruz. Devletlerin tarihinde yüz yıl çok kısa bir zamandır. Hatta, yüz yıl geçmeden olaylar yorumlanamaz denir.

Bugüne gelindiğinde, Türkiye’de yaşayan insanları bu zeminde inceleyince karşımıza nasıl bir durum çıkmaktadır? Demokrasi denilen bu yönetim şekli ABD’nin II. Dünya savaşından galip çıkmasından, yani Türkiye’de çok partili hayata geçildiği zamandan buyana uygulamada bulunuyor. Mecliste AKP, CHP, MHP ve HDP var. Bu partilerin, milletin hangi kısmını temsil ettiğini anlamaya çalışalım.

CHP zemininin nereden çıkmıştır? Kendilerini Cumhuriyeti kuran zihniyet veya kadro olarak tanımladıklarını biliyoruz. İttihat ve Terakkî ile yollarını ayıran (Mustafa Sabri Efendi aynı olduklarında ısrarlıdır), Saltanat ile yollarını ayıran, Hilafet makamı ile yollarını ayıran, İslam Ümmeti ile yollarını ayıran, devrim kanunlarını halkoyuna (referanduma) sormadan, halka rağmen meclisten geçirerek millet ile yollarını ayıran bir zümre çıkıyor karşımıza. Sol zihniyet diye hatırlasak da kominizim ile yollarını ayıran, İngiliz-Yahudi Medeniyeti ile sonradan yollarını ayıran, ABD ve kapitalizm ile yollarını ayıran bir gurup. Anlamakta zorlanıyor insan (Belki de ayrılıkların bir kısmı sunnî ayrıklardır). Bu kadar ayrılık, aralarında paylaşacak bir şey bırakmıyor. O halde CHP mecliste kimi temsil ediyor? Cumhuriyetin kuruluş yıllarında imtiyazlarla biryerlere gelen azınlık mı? Bu azınlık için gayrimüslim denemeyeceği gibi, milleti aslî demek de mümkün görünmüyor. Milleti aslî olmak için, manevi değerlerimizi kendine dert edinen bir zihniyet olması gerekmezmi?

AKP milleti aslîyi temsil ediyor mu? Evet diyemeyiz. Memleketin diğer yarısı gayrimüslim zımmî durumunda olur ki bu gerçeği yansıtmıyor. Kendilerine sorarsanız, hani söz yerindeyse mangalda kül bırakmıyorlar. En alttaki idareciler genelde mütedeyyin insanlar ama yetkinin arttığı üst kademelere doğru çıktıkça makam, çıkar, para ile ilgisi artan, derdi Müslümanların derdi ile aynı olmayan zevat çoğalıyor ve bozulma başlıyor. AKP döneminde artılar ve eksiler tartılırsa küçük artılar, büyük eksiler olduğu görülecektir. Yol, haberleşme, sağlık gibi alanların dışında değişiklik yapmaya güçleri yetmiyor veya izin verilmiyor.

Cumhuriyetin üzerine kurulduğu zihniyeti şu an itibari ile AKP yürütüyor diyebiliriz. Demokrasi, laiklik başta olmak üzere Cumhuriyet devrimleri ile getirilen her şey AKP eliyle güvencede görünüyor. CHP nin temsil etmeyi başaramadığı değerleri temsil ediyor diyebiliriz. İçinde dini motifler olsa da, başında mütedeyyin yönetici olsa da, İngiliz anahtarı vidalarını o kadar sıkmış ki kurulan düzen yerinden hiç kımıldamıyor.

CHP nin öfkesi ve çaresizliği, kurulan sistemi temsil edemediği yani çaptan düştüğü için, görevin kendilerinden alınıp kenara itilmiş olmasındandır. Milleti aslînin öfkesi artıp basınç yükseldiğinde, sistemin temsilcisi yine değişecektir. Sol basınç artınca hükümet sol partilerden, dindarların basıncı artınca dindar insanların kurduğu sağ(!) partilerden bir hükümet kurularak bu millet oyalanmaya ve gazı alınmaya devam edecektir.

Mevcut zihniyet millete rağmen getirildiğine göre, bunları savunan zihniyetin yine milleti aslînin temsilcisi olması beklenemez.

MHP ise ümmet çatısı dağılınca ortaya çıkan ve ulus devlet kurulurken, özellikle oluşturulan, Kürt milliyetçiliği ve kominizim korkusuna karşı tepkisel ve göreceli bir şekilde ortaya çıkmış zihniyettir. Neyin yanında veya neyin karşında oldukları konjonktüre göre değişebilir, AKP, CHP farketmez. Hükümet olmak veya memleketi yönetmek gibi bir hedeflerini duymadık. Anlaşılan var olmak yeterli. Zamanla gençlerin heyecanına cevap veremediği için tabanında kayma olduğu görülüyor. Milleti aslîyi temsil ettiği söylenemez.

HDP için bir şey söylemeye gerek yok.  Çünkü millet tanımına uygun değiller.

Meclisi taradık ama içinde milleti aslîyi göremedik. Milli irade veya milleti aslînin iradesi nerededir? Milli irade, öğütülmesi için devrimlerle kurulan düzenin çarklarına terkedilmiştir. Ardı gelmesin ve uysal vatandaş yetişsin diye açılan okullar ve oluşturulan müfredat ile kökü kazınmaya devam edilmektedir.

Sözü edilen milli irade henüz hiçbir seçime katılmamıştır. Hiçbir seçimde ne istediği sorulmamıştır (Hilafeti referanduma götürecek yiğit henüz gelmemiştir). Ezanın Türkçe okutulduğu yıllarda seçime giderken ekonomik vaatler sıralayan CHP, seçim mitinglerinde “dinimizi isteriz” feryatlarının yükselmesi üzerine İmam-Hatip Okulları açmaya kalktıysa da iktidarını kurtaramamıştır. Bu tecrübeden sonra, halka ne istediğini sormayan seçimler geldi. Artık seçimlerde “ne istersiniz?” yerine “kurulu düzeni kimin yürütmesini istersiniz?” diye sorulmaktadır. Seçmeyeceğimiz iki, üç, dört seçenekli seçimlere zorlanarak bu zamanlara kadar geldik.

Milleti aslînin istediği seçeneklerde olmadığı için, en çok kimi istemediği üzerinden sesini duyurmaya çalışmıştır. Tüm seçimleri millet kimi seçti, neyi tercih etti diye değil de, neyi ve kimi istemedi üzerinden okuduğumuz zaman milleti aslînin cılız sesini daha fazla duyabiliriz.

Milleti aslî Türkeli’nde bir sınıf değildir. Türkeli’ni  kanı ve canı ile savunarak bu zamana gelmiş aslî unsurdur. Geçmişinden kopartmak için, isyanlar tarihi okutularak Osmanlı küçümsense de, İnkılap tarihi okutularak beyni yıkanmaya çalışılsa da, tarih şuurunun kalıtımla nakledildiği unutulmamalıdır. Bizim bilincimiz türkülerle söylenmeye, genlerle taşınmaya devam edecektir.

Son sözü söyleme hakkı bâkîdir, sözün sahibi milleti aslîdir. Selam ile…

Hakkında HABERLER

HABERLER

Yorum

  1. Kendi kendimize söylediğimiz türkülerin yazıya çevrilmiş hâli gibi açık ve net tanımlamalar yerine oturmuş beğenerek iki defa okudum.
    Kardeşim eline, yüreğine sağlık

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*