Anasayfa » HABERLER » TARIK SURESİ DÜŞÜNSEL OKUMALARIM

TARIK SURESİ DÜŞÜNSEL OKUMALARIM

Şüphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırd eden bir sözdür. (tarık 13)

Fehmi Yağlı

Sohbeti Kur’an olanın yolu aydınlık olur:

Allah’ın istisnasız her ismi Kişi için tutulacak ve takip edilecek bir yol olduğu;

İnsan Allah’ın her hangi bir ismini idrak edecek şekilde öğrenir benimser ve gereğini yaşamında hal ve hareketlerine yansıtmayı becerirse yaratılış amacına uygun bir yol tutmuş olacağı;

Allah’ın isimlerini tanıyan, benimseyen yaşamına kılavuz edinen kimselerin ömrü boyunca kendisini tüm kötülüklerden ve şerden koruyarak yaşamını sürdüreceği;

Her gece semadan tüm yeryüzü insanlığına yansıyan ışık nüvesi yıldızlara üzerinde düşünerek bakmamız ve zihin dünyamıza misafir etmemiz gerektiği;

Gündüz vakti yeryüzünü tanıdığımız gibi geceleyin de gökyüzünü tanımamızın insanlık menfaatine olacağı;

İnsan ola ki gece yürüyüşü yapmak zorunda kalacağı bu yüzden gökteki yıldızları yön bulmak ve kaybolmamak için tanıması gerektiği;

İnsan hayat denen yolculuğu rast gele değil bilinçli ve akıllı bir şekilde belirleyeceği yol ve yöntemle yürümesi gerektiği;

Kullanmasını bilen insan için akıl kendisine ait koruyucu bir melekesi olacağı;

İnsanoğlunun bizatihi kendisinin varlığı, yalnız olmayışına delalet ettiği;

İnsanın kendisinin bir sır olduğu; sırrın  da kendisinde gizli olduğu;

İnsanda ki sırrın bilim insanları tarafından laboratuvarda çözülebileceği;

İnsan yeryüzü ve gökyüzünün sırlarına vakıf oldukça Allah’ın razı olacağı hak din İslam’ın varlığı konusunda aleyhe söylenen şüpheli sözleri ortadan kaldıracağı;

İnsan olmayı beceremeyen beşerin cibilliyeti gereği şer saçacağı;

İnsanoğlu ışık konusunda bilimsel keşiflerini ilerlettiği ve her türlü faydayı sağladığı takdirde yeni ve farklı medeniyetler kurabileceği;

Işığın hiçbir engel tanımaksızın insanoğlu için yüksek teknolojilere vesile olabileceği;

İnsanoğlunun yıldızlarla irtibat kurabileceği iletişim, haberleşme ve her türlü transferlerde ışıktan faydalanabileceği;

İnsanoğlu için en büyük bilimsel keşfin ışıktan tam anlamıyla istifade edecek şekilde bir ilme ulaşabileceği;

İnsanoğlunun önemli bilimsel ve teknolojik keşifler yaparak pratik yaşamında istifade ettiği  “bilgisayar çağı”  “demir çağı” “bakır çağı” v.b gibi bir de “ışık çağı” süreci yaşayacağı;

İnsanoğlu ışık çağına kavuştuğu zaman kendisinin bencilleşmemesi ve tanrı gibi görmemesi için evvelinin bir damla meni olduğunu unutmaması gerektiği;

Işık ve keşfedilecek olan ilk insanın yaratılış sürecinde ki toprak karışımı suyla birlikte bugün için hiç düşünemediğimiz aklımıza hayalimize dahi getiremediğimiz bilimsel keşiflere vesile olabileceği;

Geçmiş insanlık için sır olan ancak keşfedildiği çağ için sır olmaktan çıkan keşiflerin kendi çağının insanı için imtihan vesilesi olacağı;

Başlangıç olarak bir damla suyla başlayan süreçte fiziken muazzam bir insan vücudu şekillendiren gücün; ancak gücü ve kudreti mutlak olan tek bir ve benzersiz Yaratıcı tarafından gerçekleştirilebileceği;

Yaratılan mevcut varlıkların ve alemin yaratılış süreci her ne kadar bilinen fiziki kurallar çerçevesinde gerçekleşse de aslının ve esasının bir sırdan ibaret olduğu;

Biz insanoğlu için keşfedemediğimiz, bilemediğimiz hususlar sır ve gaybi konulardan olup muhtevasının Allah’a mahsus olduğu;

İnsanların geneli için gizemli bir alan olan “sır” diye isimlendirdiğimiz alanlardan hiç kimsenin güç devşirmemesi gerektiği;

Her insanın kendi sırrını bizzat kendisinin fark edebildiği kadar keşfetmesi gerektiği;

Adına “metafizik” dediğimiz manevi hisler ve fizik ötesi yaşananlar kişiye özel olup genelleştirilmemesi gerektiği;

Alemi mevcudatın sırlarından güç devşirip insanlar üzerinde manevi tahakküm kuranların  sahtekar ve yalancı konumunda oldukları ;

Kişi şahsına münhasır bir takım fizik ötesi olağanüstü hal ve hareketlere sahip olsa da bu özelliğini kullanarak insanlığın maneviyatını istismar etmemesi gerektiği;

Bir takım fizik ötesi olağanüstü hal ve hareketlere sahip Kişiler, insanları dünya hayatının Fizik yasalarına göre yaşanması yönünde yönlendirmesi gerektiği;

Allah’ın cc isimlerini gereği gibi anlayan ve yaşayan her kim olursa olsun olgunlaşacağı ve kemâlata kavuşacağı;

Mevcut bilinen alemde yeryüzünün farklı bir formatta yaratıldığı;

Her ne söz söylenmişse: Doğru-yanlış; İyi-kötü; Güzel-çirkin; Tatlı-acı; Dua-beddua;Hak-batıl olduğu;

Hiçbir sözün şakasına söylenmemesi gerektiği;

Allah’ın isimleri üzerinde yoğunlaşan Kimsenin cevabını aradığı konularda zihinsel dünyasında kendisine özel ufuklar açılacağı;

Kur’an-i kavramların ve Allah’ın isimlerinin; insan aklını zorlayıcı cevaplar aranan hususlarda aydınlatıcı ve tatmin edici zihinsel yansımalara vesile olacağı;

Gönüllerini akıllarıyla bütünleştirip Kur’an mesajlarıyla buluşturanların  zihni düşünsel kabiliyetlerinin artacağı;

İnsanoğlunun bu dünyaya ait özelliklerinden olan; iradesiyle hareket etme ve güç devşirme kabiliyetinin Ahiret hayatında olmayacağı;

İnsanoğlunun ölümünden sonra ki yeniden dirilişine kadar ki sürecinin Allahüalem semavatta devam edeceği;

Bilim insanlarının yeryüzüne benzer özellikte gökyüzünde mekan arayacakları ve insan yaşamına uygun ortam hazırlayacakları;

Bilim insanlarının yeryüzünde ölümsüzlük arayışlarından vazgeçmeyecekleri;

Müslüman toplumun Kur’an-ı anlayarak  ve pratik yaşamlarına aktaracak bir seviyeye gelene kadar Kur’an düşmanlarının toplumsal destek bulacakları;

İnsanoğluna yakışan sözün alaycı ve şakacı olanı değil, hikmetli ve hak üzere olanın muteber olacağı;

Kişi hüküm içeren bir tercihle karşılaştığı takdirde söyleyeceği sözün haklı tarafta yer alacak şekilde söylemesi gerektiği;

Kur’anın mesajını okuyup anlayan ve yaşamına aktaran kişilerin ihtilaflı hususlara isabetli çözümler üretebileceği;

Kur’an mesajı insanlığın karşılaşacağı sosyal ve toplumsal meseleleri, öncesinde tespit edebileceği ve çözüm önerilerinde bulunabileceği;

Ahiret hayatında dünyevi güç ve iktidar benzeri bir durumun söz konusu olmayacağı;

Semavat ve yeryüzünün Allah’ın ayetlerinden olduğu, bu alanda söylenecek sözlerin boş ve anlamsız olmayacağı, insanoğlunu etkileyici, iyiyi kötüden ayırt edici sözler olacağı;

Kur’an kaynaklı söylenen ve birden çok, sahibi farklı ortak aklın onayladığı her sözün herkes tarafından kabul görmese de saygınlığının sağlanması gerektiği;

Yaşantısını Kur’anla bütünleştirebilen her kim olursa olsun Kendisi için kurulacak her tür tuzaktan ilahi koruma ile kurtulabileceği;

Dindarlığı sebebiyle zulme uğradığını düşünenlerin dindarlıklarının Kur’an’a uygunluğunu sorgulamaları gerektiği;

Kötüler tarafından Kur’an’a yönelik kurulan tuzakların uzun süreli başarılı olamayacağı;

Kur’an’ın insanlar üzerinde ki etkisinin ancak tuzaklar kurarak Ondan uzak tutulduğu sürece bertaraf edilebileceği;

Kur’anla hemhal olan insana her ne çeşit tuzak kurulursa kurulsun etkilemeyeceği;

Aklederek Kur’an okuyup pratik yaşantısına aktaranların aleyhlerine kurulacak tuzakların farkında olup sabır göstermeleri halinde manen korunacakları;

Devlet otoritesine sahip İslam düşmanı ideolojilerine karşı sabırlı olunması ve zamanın akışına bırakılması gerektiği;

Tarık Suresi okumalarımdan zihnime yansıdı.

Estağfirullah… Estağfirullah… Estağfirullah…

Kuran Okuyunuz. O’nu okudukça kişiye özel zihinsel yansımalarını keşfedeceksiniz. Doğrusunu Allah (cc) bilir.

Söz konusu bu ve benzeri çalışmalarım kesinlikle meal veya tefsir çalışması olmayıp, İlgili Kur’an Suresi okumalarım esnasında zihinsel olarak fehmettiğim tespitlerdir. Kişisel olarak ibadet ve zikir amaçlı yaptığımız derslerin paylaşımından kastımızın ümmeti Kur’an okumaya yönlendirmede faydası olacağı düşüncesiyle, ayetlerin ruhuna ve surenin bütünlüğüne uygun akıl ve gönül okumaları yapmak olup Kur’an’ın ibadet muamelat ve fıkhına aykırı tespitlerin varlığı halinde ehlince uyarılmaya her zaman açık ve tashihimin beyanı olduğunu belirtmek isterim.

 

Hakkında HABERLER

HABERLER

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*