Anasayfa » HABERLER » RABITA NEDİR? NASIL YAPILIR? RABITA YAPMAK ŞİRK MİDİR?

RABITA NEDİR? NASIL YAPILIR? RABITA YAPMAK ŞİRK MİDİR?

“Rabıta, bir müridin, mürşid-i kâmilinin ruhaniyetiyle beraber, suretini kalp gözünün önüne getirerek hayal etmesi ve kalbi ile ondan yardım etmesini istemesidir.”

Ömer YILDIZ

Önce başlıktaki iki kavramdan biri olan şirki kısaca açıklayalım ki, sözümüz anlaşılsın.

Şirk: İnsanların Allah’a inanmakla beraber, kuvvet ve kudrette O’na denk yedek tanrılar edinmesidir. Allah’a ait yetkilerin bir kısmının gasp edilmesi ve Allah’tan rol çalma gayretidir. İbadette ve duada aracılar vasıtası ile Allah ile ilişki kurma gayretidir. Müşrik Allah’a inanır fakat Onunla irtibatı sorunludur. Zira Allah ile olan İlişkisinde aracı varlıklar kullanır.

Tasavvufî bir terim olan rabıtanın ne olduğuna gelince; “Rabıta, bir müridin, mürşid-i kâmilinin ruhaniyetiyle beraber, suretini kalp gözünün önüne getirerek hayal etmesi ve kalbi ile ondan yardım etmesini istemesidir.” [1] Şu halde Rabıta; Allah ile kul arasına üçüncü bir şahıs olan şeyhi sokarak Allah ile irtibata geçme gayretidir. Tasavvufi bir problem olan Rabıta bağ ve alâka demektir.  Rabıta ideal kahramanlarla bütünleşme ve aynîleşmenin bir yoludur. Rabıta yapan kişi Allah ile aynileştiğini, yani Onda yok olduğunu düşünür.

Rabıta; müridin dua ederken ve ya namaz kılarken, zelil ve mütevazı bir halde, şeyhinin iki gözünün arasından yavaş yavaş kalbinin derinliklerine indiğini hayal ederek onunla sanal bir irtibat kurmak suretiyle yapılır. Müridin mürşidini, yani Allah’ın dostu olduğuna inandığı kişinin simasını her zaman zihninde, hayalinde canlandırması, onu anması, ihtiyaç duyduğu anda ondan yardım umması, duasında ve ibadetlerinde Allah ile irtibatını sağlayan aracı olarak görmesidir. Rabıta yapmanın amacı; rabıta-ı huzur, yani salik’in huzura kavuşması, kendisini daima huzuru ilahide bulunduğu duygusunu vermek şeklinde açıklanır. Bunun yolu da, salikin önce insan-ı kâmile sonra Resulullahta sonra da Allah ile aynileşerek gerçekleştirmektir.

Rabıta başkalarına benzeme ve taklid arzusunun tezahürü olmadır. (çocuklar anne babayı taklit eder mesela) Burada aynileşme önemlidir. Benzeme zamanla gelip geçer, ancak aslolan aynileşmedir. Aynileşmede önce benimseme ve zamanla itiyad haline getirme söz konusudur. Zira sevenle sevilenin bir olması lazım. Rabıta bu bağlantıyı sağlar!” [2]

Her ne kadar rabıta yapmak ibadet olmadığı için şirk değildir diye iddia etseler de kanaatımaza göre; evliyadan yardım ummak ve istemek “iyyâke nesteîn” yani yalnız senden yardım isteriz ayetinin inkârı demektir. Rabıta yaparak şeyhin ruhaniyetiyle beraber, suretini de kalp gözü marifetiyle hayal etmek ve ondan yardım istemek, Tevhid ile ilginin kesilmesi demektir. Çünkü bu iş şeyhe ibadetin bir parçası olur. Bu uygulama ve inanç apaçık şirktir. Yani Allah ile birlikte yedek ilahlar edinmektir. Tıpkı Mekke müşriklerinin inancına ve tapınmalarına bezer bir pratiktir. Nitekim müşrikler de bu putlar bizim atalarımızdan Salih kişilerin sembolleridir. Bunlar Allah katında saygı değer varlıklar ve Allah’ın dostlarıdır. Allah ile irtibatımızı ve diyalogumuzu sağlayan aracılardır. “Biz onlara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye tapıyoruz…” iddiasında idiler. (39/Zümer: 3)

Görüldüğü üzere müşrikler iyi niyetlerinin kurbanıdırlar. Allah’a daha çok yaklaşmak için aracılar kullanıyorlardı. Kendilerinin işe yaramaz süfli varlıklar olduklarını düşünerek, Allah’ın yanında itibarlı varlıklar olduğuna inandıkları putlarını aracı yapıyorlardı. Allah ile iletişimlerini tıpkı tasavvufta olduğu gibi putları/şeyhleri aracılığı ile gerçekleştiriyorlardı.

Rabıta ve benzeri uygulamaların temlinde yatan saik tasavvuftaki Kutup ve Gavs inancıdır. Bu inanca göre; “Kutup” en büyük Velidir. Piramidin en tepesindedir. Kâinatın işleyişinde tasarruf sahibidir. Yağmuru yağdıran, rüzgârı estirendir. Gavs İnsanların darda kaldığında sığınacakları ve yardım isteyecekleri bir varlıktır. Allah’ın isim ve sıfatlarının Gavs veya Kutup üzerinde tezahür ettiğine inanılır. Nitekim darda kalan sofiler “yetiş ya Gavs” diye Gavs’a sığınırlar ve Ondan yardım isterler! Gavsın yaşıyor ve ya ölmüş olması fark etmez. Her halükarda tasarruf gücüne sahip olduğuna inanılır. En popüler ve meşhur Gavs Abdülkadir Geylanî’dir. “İnsanların ve cinlerin rehberidir.” Tam sekiz asırdan fazla insanların sığınağı, darda kalmışların imdadına yetişendir. “Kendilerine herkesten daha yakın, daha şefkatli, daha merhametli, daha bağışlayıcı, daha çok bilen gören ve işiten, her şeye gücü yeten Allah’ı gereği gibi anlamayan kişilerin Allah’la beraber başkalarına da dua ederek tevessül yapmaları ve şefaat ümidine kapılmalarıyla, Allah’ın öğretilerine uyacağı yerde kişilerin hevesini tanrılaştırması (25/Furkan: 43) olayı budur!” [3]

Allah’a ulaşmada vasıtaya gerek yoktur. Çünkü Allah’ın kulları ile arası açık değil ki aracıya ihtiyaç olsun. Allah kuluna herkesten ve her şeyden daha yakındır ve dua edenin duasını da kabul edendir. (2/Bakara: 186) Her işimizde yalnız Rabbimize yönelir, isteyeceğimizi yalnız O’ndan isteriz (94/İnşirah: 8) Tövbede aracı olmaz. O, Allah ile kulu arasında olan özel bir iletişimdir. Araya girmeye kalkışmak haddi aşmaktır. Allah merhametiyle affeder, kimsenin şefaat ve himmetine gerek yoktur. Duanın kıblesini Allah’tan başkasına yönelterek yardım istemek O varlığa kulluk etmektir.  “Kendinde “Tövbe alma” yetkisini gören kimse, affetmeyi de üstlenmiş demektir ve bu da “Eteğime yapışın sizi kurtaracağım!” anlamına gelir. Bir kişinin kıldığı namazın her rekâtında “Ya Rabbi ancak sana kulluk eder, sadece senden yardım dilerim” (Fatiha: 4) diye Allah’a söz verip, sonrada birilerinin eteğine yapışarak ondan medet umması Allah’a güvenmemenin göstergesidir. Kimse Allah’ın vekili ya da temsilcisi değildir.  Âlimler ‘peygamber vekili’ değil, ancak varisleridir; bu nedenle mirası kullanabilirler. Şefaat torpili ve illetinde olduğu gibi Rabıta rezilliğinden de uzak durmak gerekir.

Din; insanların kurtuluş yolu iken, akıl almaz bid’atlarla, dua ve ibadetlerde aracılar ihdas etmek suretiyle, Allah ile birlikte başkalarına da tasarruf yetkisi tanıyarak şirk bataklığına dönüştürülmüştür. İşte bu inanıştan ötürü Tasavvufun omurgasını oluşturan “Rabıta” inancı “Tevhid” inancının tam zıddı olan “Şirk” inancının tâ kendisidir. Allah’ın Şeyhin iki kaşı ortasına yansıyıp oradan müridin kalbine akarak, Allah’ın şeyhte tecelli etmesine inanmak şirkinin açık ve seçik tescilidir.

1-Ruh’ul Furkan, cilt: 2, s: 64

2- Prof. Dr. H.Kamil Yılmaz,  Tasavvuf ve Tarikatlar, 4 ve 5. bölümün özeti, s: 32

3-Prof. Dr. İbrahim Sarmış, Şeytan üçgeni: Bid’at, Tevessül, Şefaat, s: 11

 

Hakkında ÖMER YILDIZ

ÖMER YILDIZ

4 Yorumlar

  1. kurdugun cümleler de kendine göre rabıtanın şirk oldugunu ve allah ile arana 3.şahısı soktugunu vede ondan yardım beklemeni söylüyorsunuz .teşekür ederim…bu yazıyı paylaşan abimin evi yansa..110 arıycak değilmi itfaiye ye diyecekki yetişin evim yanıyo …bu ne demek o zaman aynı düşünce değilmi..allahtan yardım istemek yerine itfaiye yi arıyorsun..buna biz şimdi şirk mi diyelim…allah rızası için cevap bekliyorum

    • ÖMER YILDIZ
      Ömer Yıldız

      Muhammed kardeşim. Sorumun cevabı yazıda var. Aslında bu yazı tam da senin soruna cevap olsun diye yazılmış bir yazı. Şöyle yap istersen. Yazıyı bir defa daha oku. Kafanı ellerinin arasına al tefekkür ve taakkul et.

      Sen düşünürken şayet abinin evi yanarsa bırak kül olsun. İtfaiyeyi filan arama. Ne gereği var aracılara!

      Selam ile.

  2. Kutay Öztürk

    Selamun Aleyküm.Hocam diyorum çünkü hoca olsanız böyle yazılar yazmazdınız.Ben ne bir şeyhe bağlıyım nede bir tarikata.Fakat bildiğim bir husus var.İnsanların çoğu hastadır.Hasta olana şifa verecek olanda sadece Allah Tüeladır.Bu hastayı iyileştirme de sebep olacak kişide doktordur.Doktorsuz tedavi mümkün mü tabiki hayır.Allahın rahmetine kavuşmak biz acil kulların becerebileceği bir iş değildir.Hea beceren illa vardır lakin bu ulaşmada uzman birisi gerekiyor.Oda şeyh hz.Rabıtada amaç şeyhine aracı etmek değildir,Şeyhinle beraber peygamberimize ve Allaha ulaşmaktır.Bir araç veya kutsal bir varlık görünsede öyle olmadığını sizde biliyorsunuz.Selametle

  3. tmm o zaman ömer yıldız abi..sen inşallah hasta olmazsın.doktora gitmezsin.çünkü doktora gitmekte şirk olucak yakın bi zamanda.haberin olsun…yeni bi din çıkıyo haberimiz yokmuş….allah ile arana prof.dr.sokmazsın

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*