Anasayfa » ALINTILAR » O EMİN BELDEYE YEMİN OLSUN

O EMİN BELDEYE YEMİN OLSUN

‘O emin beldeye yemin olsun’ (Tin 3)

Burada Kur’an yetim

İslam yalnız

Ümmet paramparça…

İktibas Dergisi Haziran 2017/462/Hakverdi Bedilli

Aynı dünyanın farklı köşelerindi yaşıyoruz. Sizin yaşadığınız yerlerde nasıldır bilmiyorum ama  benim yaşadığım belde de  zaman belli kalıplara dökülmüş ve inançlar standartlaştırılmış.

Mesela burada anlatılan din, muhataplarına hareketi tavsiye etmiyor. Çabayı, gayreti, vicdanlı olmayı, telkin etmiyor. uyuşukluğu ve pasif olmayı telkin ediyor. Bizi özümüze, kendimize döndürmüyor. Ölümün neresinde olduğumuzu hatırlatmıyor. Varlık nedenlerimiz üzerinde düşündürtmüyor. İnancımız olan ‘La ilahe illallah’ beyanının gereksinimlerinden bahsetmiyor. Tam tersi dinin gereksinimlerinin taklit yoluyla uygulanabileceğini söylüyor.

Ölülerden  dirilere miras tadında bir din anlatımı mevcut burada. Ve tabii olarak toplumda, toplumdan soyutlanmış, dine mesafeli insanlar çıkıyor.

Daha çok  dinden para kazananların yararına, halkın zararına olan bir anlatım söz konusu burada.

Halkın zararına ifadesini biraz açayım.

Toplumda ‘gelenek’ olarak bilinen ve halkın çoğu tarafından kabul edilen bir kemikleşmiş algı var. ‘Kur’an-ı biz anlayamayız, Kur’an ölüler içindir. Dirilerden bu işle uğraşan varsa, onlar da imamlardır.’ Bu algının oluşmasında ki en büyük pay yanlış din anlatımı ve bu yanlışın günümüzde de devam ettirilmesidir.

Bu insanlar İslami değerlerden uzaklaştırılarak, Sovyet ideolojisinin benimsetildiği halkın torunlarıdır. Ve doğal olarak bugün aidiyet sorunu yaşıyorlar. Kur’an-a, anlama bakımından mesafeli yaklaşıyorlar. Yanlış din anlatımı bu mesafenin gittikçe açılmasına sebep oldu, olmaya da devam ediyor. Bu insanlar aslında samimiler.  Çünkü kendisini İslam’a nispet eden insanlara güveniyorlar ve din ile ilişkilerini bu insanlar üzerinden, yani imamlar üzerinden sağlamlaştırmaya çalışıyorlar.

Ve bu zat-ı muhteremlerin anlattıkları din ile şekilleniyorlar.

Peki ortaya nasıl bir tablo çıkıyor?

Sevap için, içeriğini bilmeden, sembol ve eylemlerden oluşan bir tekrar dizisi.

Adı: Namaz

İslam’daki yeri: Farz

Dinimiz olan Kur’an-da ki bahsi: ‘Çünkü o namaz, insanı hayasızlık ve kötülükten alıkoyar’ (Ankebut 45)

Ama işte alıkoymuyor burada…

Bilinçli yapılmıyor çünkü nasıl alıkoysun.

Namazı kılan ne dediğini bilmiyor ki nasıl alıkoysun.

Sadece belirli vakitlerde kılınması emredilen bir ibadet olarak görüyor. Anlaşılması gerektiğini, anlaşılmayan bir şeyin yaşanmasının neredeyse imkansız olduğunu nereden bilsin ki. İşin tuhaf tarafı kendisini dini kavramlarla tanımlayan imamlarda Kur’an-dan beslenmediklerii için onların da bilmemesi gayet tabii.

Dini bilgilerinin tedarikçisi olarak gördükleri imamlara, diğer işlerinide teslim ediyorlar. Cenaze merasimi bunlardan biri. Tören sırasında yapılan her uygulama din adına ve dindenmiş gibi yapılıyor.

Ölünün arkasından ‘ıskat-ı salat’ diye bir uygulama yapılıyor örneğin. Vefat eden kişinin borcu, kılmadığı namazı, tutamadığı orucu vb. borçları varsa ödenmiş gibi gösteriyorlar. Ve bunu yapanlar ‘üzerinde İslam görülen’  insanlar. Halk tarafından kabul gören insanlar. Aralarında para döndürerek aldım, verdim, kabul ettim gibi sözlerle ölünün dünyadaki borçlarını düşürüyorlar. Ve bunu din adına, kardeşlik adına yapıyorlar.

Kimsenin gücüne gitmesin ama bu uygulama da din de yok, kardeşlikte. Olsa olsa emen sülükle, emilen kanın kardeşliği var…

İşte tam olarak burada yarar değil, zarar giriyor devreye.

Burada anlatılan din ilmihal üzerine kurulu bir dini anlatımı.

Soruyorum peki: Allah kitabı boşuna mı indirdi?

Burada anlatılan din yaratana isyanı gerektirecek konularda yaratılana itaat yoktur anlayışını değil, şeyhinin İslam’a zıt bir şey yaptığını görsen dahi vardır bunda da bir hikmet deyip geçmeni telkin ediyor.

Burada anlatılan din beni, bize feda eden bir anlayışı değil, bireyselciliği. Ümmet olma bilincini değil, anlatanın mensubu olduğu cemaatin nüfuzunu telkin ediyor.

Burada anlatılan din Kur’an’ı, kapağı üzerinden anlatarak odak noktasının kaçırılmasına sebep oluyor. Ve dinleyenlerdeki etkisi ‘Kur’an’ı anlamalıyız’ yerine, dantelli kılıflarda saklamalıyız oluyor.

Burada anlatılan din tarikatları, ümmet olma mantığının üstünde görüyor ve gösteriyor. Allah’ın ayrılmayın yoksa gücünüz gider, Allah’ın ipine sarılın dediği halde ayrılığı, hizipleşmeyi fazilet olarak sunuyor.

Burada anlatılan din, İslam’ın varlığı ve yoğunluğu üzerinde değil  şeyhlerinin uçması kaçması üzerinde yoğunlaşıyor.

Burada anlatılan din, senelerdir aynı konu üzerinde dönüp duruyor. Abdesti bozan şeyler nelerdir, neler değildir. ‘Merkep üzerinde yokuş aşağı giden birinin uyuması, abdesti bozar mı? Bozmaz mı?’.

Abdesti bozan şeylerin yanında imanı bozan şeyler nedense hiç anlatmıyor.

Velhasılı burada anlatılan din, Müslüman ismini korudu belki ama manasını yok etti. içini boşalttı. İsmi olan cismi olmayan bir Müslüman motifi çıkardı ortaya.

 

‘O emin beldeye yemin olsun’ (Tin 3)

Burada Kur’an yetim

İslam yalnız

Ümmet paramparça…

 

 

Hakkında HABERLER

HABERLER

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*