Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Enerjide neler oluyor
16 Ağustos 2010 / 19:23
Geçen hafta enerji konusunda dört önemli gelişme yaşandı.

Fikri TÜRKEL-TARAF

1) 6 Ağustos 2010 günü enerji tüketiminde rekor yaşandı. 700 milyon kilovat saatlik enerji tükendi.

2) 9 Ağustos 2010 günü dört bölgenin elektrik dağıtım ihalesi için 5,8 milyar dolar teklif geldi. Bu Türk Telekom’dan sonraki en büyük özelleştirme geliridir.

3) 11 Ağustos 2010 günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, en tartışmalı bölge olan İkizdere’de hidroelektrik santrali (HES) hizmete açtı.

4) 13 Ağustos 2010’da ise Kayseri’de Enerji Verimliliği Raporu açıklandı. ( “Niçin Kayseri’de açıklandı”, “Neden Kayserili bazı eşraf toplantıya katılmadı”, “Rapor niye etraflıca tartışılmadı” gibi soruları bu yazının dışında tutuyorum).

Her biri ayrı analize ihtiyaç duyuyor. Enerjiye genel bir bakışta bulunup, olan biteni anlamak için birkaç detay vereceğim.

Eğer bir yaz günü enerji tüketiminde rekor kırılıyorsa; bunun anlamı bu ülkede bir ısınma sorunu değil, soğutma sorunu yaşanıyor demektir. Genelde kışın gündeme aldığımız “binalarda yalıtım” konusunun yaz mevsimi için zorunlu bir durum olduğudur. Ne yazık ki binalarımızın yüzde 95’i yalıtımsızdır. İşte verimliliği düşünmemizin somut bir örneği daha.

Eğer enerjiyle ilgili rekor bir fiyat geliyorsa ve bu fiyat beklenenin iki milyar dolar üstündeyse, işin potansiyelinin önemi ve gelecekteki etkisini bir düşünün. Gerçekten de Türkiye büyümeye, sanayileşmeye devam ediyor. Bunun için de her yıl dört-beş milyar dolar enerji yatırımı yapmak zorundadır. Verimliliği, tasarrufu düşünmek için bir sebep daha.

Cumhuriyet’in 100. yılında dünyanın en büyük ilk 10 ekonomik gücü arasında olma iddiamız var. Bu yüzden çimento, otomotiv, inşaat, gıda, enerji, tarım, hayvancılık sanayi yatırımları sürüyor. Sanayinin kendisi için de ürünler için de enerji lazım. Mesela, çimentonun içindeki enerji maliyetinin yüzde 55 olduğunu unutmayalım. Enerjinin çelik ve cam ürünlerdeki maliyeti yüzde 30, kâğıtta yüzde 25i, gıdada bile yüzde 10.

Elektrik tüketiminin konutlarda yüzde 49 ile sanayiden fazla olduğunu biliyor muydunuz?

Bu yüzden HES’ler inşa edilirken, termik santral projeleri gündeme gelirken, güneş enerjisi de, rüzgâr türbinleri de, nükleer santral de Türkiye’nin gündeminde olmak zorunda.

Kimse hayat konforundan vazgeçmek istemiyor ve kişi başı enerji tüketimi artıyor.

Türkiye’de 1500 HES projesi var ve bunun 700 tanesi Karadeniz’de planlanıyor. Çevreciler, yöre sakinleri başta olmak üzere herkesin dikkati bu alana çevrili. Diğer enerji kaynaklarının dışa bağımlılığı ve maliyetlerine göre boşa akan suları değerlendirmek bir zorunluluk görünüyor. HES’lerden daha şiddetli zorunlu hal ise verimliliktir. İkilem arasında tercih hakkını hangisi yönünde kullanırsınız?

Enerji verimliliği ve tasarruflu kullanımı konusunda son yıllarda iki sivil toplum örgütü öne çıktı: Enerji Verimliliği Derneği (ENVER) ve Türkiye Enerji Verimliliği Meclisi (TEVEM). Birincisine kişiler, ikincisine kurumlar üye.

Konuyla ilgili mayıs başında Kartepe’de bir arama konferansı yapıldı. Bu rapor, o arama konferansının sonuçlarını aktarıyor.

Konu anlamlı, hoş ve albenilidir. Hem bireyleri ilgilendiriyor hem kamu ve özel kuruluşları. Malum evlerde tasarruf ampullerine geçildi. Bu yetmez, çünkü evdeki tüketimin sadece yüzde 11,7’si aydınlatmada kullanılıyor.

Enerji verimliliğini bir sistem veya tasarruf olarak nasıl uygulayacağız netleşmiş değil. Teknolojiyi değiştireceğiz ama asıl önemli olan bilinç ve özveri.

Dünyada enerji verimliliği için projeleri hayata geçirmede Japonya, Amerika ve Kanada başı çekiyor. Verimlilikle ilgili projeleri başlatmamada ise Türkiye birinci sıradadır. Konu önümüzdeki dönemde çok tartışılacak.

Enerjinin dünyanın en stratejik alanı olmasıyla birlikte pek çok kavram da hayatımıza girdi. Yenilenebilir enerji, yeşil enerji, yeşil ekonomi, karbon emisyonu, karbon ekonomisi vs. Özellikle Türkiye’nin gündeminde şimdi Yenilenebilir Enerji Kanunu’nun çıkması bekleniyor. Bundan önce Enerji Stratejimizin netleşmesi gerekiyor. Bu kavramları bu sebeple ifade ettim.

İster çevreci olun, ister üretici isterse tüketici, ister enerjide kamu otoritesi olun isterse sivil toplum örgütü, net bir görüş sahibi yok. Durumu önemini, aciliyetini bilmek, verilere sahip olmak iyi bir strateji oluşturmaya yetmiyor. Hele geleceği yönetmeye asla.

50 yıldır nükleer santral kurulamayışın ana sebebi de budur.

Konuşulacak çok şey var ve konuşmaya devam edeceğiz. Şimdilik önümüzdeki tek somut gerçek şu:

Pahalı enerji tüketiyoruz üstelik zengin de değiliz!


fikriturkel@gmail.com

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 10 °C
Hakkari
-4 / 11 °C
İstanbul
12 / 16 °C
İzmir
9 / 18 °C