Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
'Çok satan' kitap nedir, nasıl yazılır?
15 Ağustos 2010 / 13:30
Türkiye'de giderek artan kitap satışlarından yola çıktık ve 'best-seller tartışmalarını masaya yatırdık. İşte Buket Uzuner'den Ahmet Ümit'e yazdıkları çok satan yazarlardan yayınevleri yöneticilerine edebiyat camiasının 'çoksatan' kitaplara bakışı...

AKŞAM

Geçtiğimiz yıl yazılsa da hala çok satanlar rafında yerini koruyan Elif Şafak'ın 'Aşk' romanı 500 bin gibi ulaşılması güç bir rakamı aştı; Serdar Özkan'ın ikinci kez ve yıllar sonra başka bir yayınevinden çıkan 'Kayıp Gül'ü de hala çok satanlar arasında. Bu yıl yazılan Ahmet Ümit'in 'İstanbul Hatırası' da benzer satış rakamlarını yakalayacak gibi... Yani 80'lerde Türk edebiyatına giren 'best-seller roman kültürü' giderek yerini sağlamlaştırıyor ve çeşitleniyor. Ancak o günlerde başlayan 'Best-seller nedir ve böyle bir yapıtın edebi olması mümkün mü?' tartışması edebiyat çevrelerini hala meşgul etmekte... Biz de, best-seller'in tanımı ve içeriğinden toplum üzerindeki etkilerine; nasıl yaratılacaklarından yayıncılarına ve yazarlarına sağladığı fayda ve zararlara tüm boyutlarını yakın plana aldık. Görüşlerine başvurduğumuz yazar, yayıncı, reklamcı ve eleştirmenler best-seller tanımında farklı görüşler ortaya atsa da hepsinin ortak fikri, yazarın ne yazdığından ziyade nasıl yazdığı ve ne amaçla yazdığı oldu. Bazı yazar ve eleştirmenler çok satan kitaplar yazmanın formülü olduğunu söylerken, bazıları da bu formüllere itibar etmemek gerektiğini savundu. Özellikle best-seller yapıtlara önyargıyla yaklaşan okurlardansanız buyurun konunun uzmanlarının fikirlerini okuyun...

ELİF ŞAFAK
Best-seller yazmanın formülü  yok
Best-seller, tanımı gereği çok satan ve popüler olan kitaplara verilen bir isim. Ama bu demek değil ki best-seller listesindeki tüm kitaplar birbirine benziyor. Bir de daha uzun vadede çok satan kitaplar var. Onları da best-seller olarak görmek lazım bence. Best-seller yazmanın formülü olduğunu söyleyenler var, böyle bir şey nasıl olsun? Diyorlar ki 'İçinde aşk olmalı, entrika olmalı'. İçinde bunlar olan binlerce eser var, oysa önemli olan temadan ziyade onun nasıl anlatıldığıdır. Edebiyatta esas ayırıcı nokta konu değil, üsluptur. O yüzden bu formül laflarına itibar etmiyorum. Bununla birlikte eleştirilen şeylerden biri de kitap reklamları. Bunu da anlamlı bulmuyorum. Bir yandan yeterince kitap okunmadığından şikayet ediyoruz, bir yandan da kitabın reklamı yapılmaz diyoruz. Sonuçta kitap bir eser, bir ürün. Ama reklamla bir kitabı en fazla duyurabilirsiniz, sevdiremezsiniz. Sevip sevmeyeceğine karar veren gene okur olacaktır. Best-seller'ların kültüre zarar verdiğine de inanmıyorum. Kitap okumayı seven bir insan tek bir kitap okumakla yetinir mi? Bugün bu kitabı okur, yarın bir başkasını. Yani bir kitabın çok satması aslında diğer kitaplara bir zarar vermez tam tersine hem okur kesimini genişletir hem de okuma alışkanlığının sürekliliğine katkıda bulunur. Beni harekete geçiren esas dürtü yazıya, kitaplara, hikayelere olan aşkım. Okur benim ruhdaşımdır. Kendimi okurlarımdan daha bilgili filan görmüyorum, bu kadar çok okura ulaşmamın altında da bence bu neden yatıyor.  Bir kitabı var eden, onu anlayan, anlamlandıran tek mecra var; 'okur'.

KURTÇEBE TURGUL
Kitap tanıtımı için  en önemli mecra fısıltı gazetesidir
Genelde best-seller kitapların satışını ateşleyen yazarın ismi, satışın devamını getirense kitabın içeriğidir. 'Çalışan' best-seller yazarlarının kitap yayımlama aralıkları bile neredeyse belli, yani 'satan kitap' yazımı yalnızca entelektüel bir üretim değil, tabiri caizse bir 'business'. Dolayısıyla pazarlamanın temel sorularını yanıtladığınız takdirde başarılı olmak mümkün. Bu söylediklerim best-seller kategorisi için geçerli tabii. Bunun yanında güzel bir ismin ve güzel bir kapağın kitaba mutlaka göz atmanızı sağladığına eminim. Öte yandan çok kötü kapaklı ve çok satan sayısız kitap gördüm. O yüzden bu konuda kafam biraz karışık. Kötü bir reklam iyi bir ürüne ya da hizmete ulaşma sürenizi biraz aksatır, daha fazla zarar veremez. Bence kitaplar için hala en iyi mecra 'fısıltı gazetesi'dir. Bir okur olarak kitap ve pazarlamanın birbirine fazla yakınlaşmasını muhabbetle izlediğim söylenemez. İnsanda kitap alma duygusunu tetikleyenin, konu edebiyatsa, reklamdan öte şeyler olduğunu düşünüyorum. Reklam kampanyası yerine, yakın bulduğum eleştiri dergilerini takip etmeyi yeğliyorum.

SEMİH GÜMÜŞ
Best-seller'ların  kalıcı etkisi olmuyor
Çok satmak bazı romanların değerini azaltmaz ama çok satmak amacıyla yazılan romanların da elbette nitelikli edebiyattan sayılmaması gerekir. Yaşar Kemal'in 'İnce Memed' romanı, bir milyondan çok satıldı. Belki uzun zamanda oldu ama onun kadar satılan roman olmadığına göre, en önemli best-seller romanımızın 'İnce Memed' olduğunu kabul etmek gerekir. Bazı romanlar, çeşitli parametrelerin denk düşmesi sonunda kulaktan kulağa, dilden dile yayılmaya başlayıp 100 binlerce satılabilir. Mesela Orhan Pamuk'un bazı romanları moda olduğu için çok satılmışsa, onların niteliği kolayca okunmalarını da önlemiştir. Çok satmak demek, ortalamanın gitgide aşağıda oluşması demektir. O ortalama düzeyde de Orhan Pamuk'un 'Yeni Hayat' romanının aynı çoklukta okunması düşünülemez. Sevdiğim bir yazarın çok okunması beni mutlu eder ama Vüs'at O. Bener'in ya da Ferit Edgü'nün kitapları 100 binlerce satılır mı? Bence olanaksız. Rüyamda görürsem, bu ülkenin başka bir zamana ve uzama geçtiğini düşünürüm.

SIRMA KÖKSAL
Hiçbir edebiyat ürünü topluma zarar vermez
Satışı yüksek olan her kitap best-seller değildir. Ne çok satan her kitap best-seller kategorisine girer ne de az satan her kitap yüksek edebiyattır. Biz yayınevi olarak yayın politikamızı çok satan yazar üzerinden belirlemiyoruz. Tabii çok satan yazarlarımız var, bu isimler yıllar içinde belli bir okur sayısına ulaşmış olduklarını kanıtladıkları için kitaplarının tirajlarını ortalama tirajlarınızdan daha yüksek tutarsınız. Bu nedenle yüksek tirajlı kitaplarda daha yoğun bir çalışma yaparsınız. Everest Yayınları yeni yazarlara da az satan nitelikli yazarlara da kapılarını açık tutar. Sonuçta Everest, edebiyat yayınevidir. Kitapları çok satılan yazarları da best-seller değil, yazdıkları geniş kitlelerce kabul gören edebiyatçılardır. Sonuçta yayınevlerinin ayakta kalabilmeleri için para kazanmaları da gerekir. Çok satanlar, yeni yazarların da önünü açar çünkü ekonomik olarak güçlü bir işletme risk alma gücü de yüksek bir işletmedir. Best-seller'ların kültüre etkisine gelince, hiçbir edebiyat türünün topluma zarar vereceğine inanmıyorum. İnsanlara ne okuyacaklarını dayatmak, insanları zorla belli okuma programlarından geçirmek, onların kuracakları hayallere de müdahale etmektir.

DENİZ YÜCE BAŞARIR
Çok satmak niteliksiz olmak değildir
Best-seller tüm dünyada çok satan kitapların tanımı olarak kullanılıyor. Ama bir biçime verilen isim değil best-seller. Ne içerikleri, ne de tasarımları bir bütünü oluşturuyor. Her yayınevi çok satan kitapları olan yazarları olsun ister; dünyada ve Türkiye'de bu şansı yakalamış yazarlarla çalışmak hedeflerden biridir. Ama tek hedef bu değildir. Sonuçta bir yayınevini yayınevi yapan sadece çok satan kitaplar değil, oluşturduğu çizgidir. Çok satmak illa 'niteliksiz' olmak da değildir. Okurların birçoğunun best-seller bir kitapla okur olmaya başladığını düşünüyorum ama bununla beraber sadece medyanın, çok satan listelerinin güdümündeki bir okuma zevki, çeşitliliği azaltacağı gibi farklı seslere kulak tıkamayı da getirecektir. Ancak zaman, okurların doğru yolu bulmasına yardımcı olacaktır. Reklamın da burada okura kılavuz olduğunu düşünüyorum.

İHSAN SÖNMEZ
Gerçek best-seller yıllar geçse de tekrar okunur
Best-seller ifadesi, çok yalın haliyle, 'İnsanlar bu kitaba vakit ayırdı, beğendi ve senin de vaktin boşa gitmeyecek' cümlesinin özeti. Bir kitap best-seller olsa da, eğer hikayesi güçlü değilse, raf evresinde giderek ivme kaybeder ve kült kitap olamaz. Oysa gerçek best-seller kitaplar yıllar geçse de tekrar okunabilen kitaplardır. İçeriği, tasarımıyla gerçekten best-seller yapılan kitaplar da var ancak bu örnekler uzun ömürlü değil. Aslında her kitabın hikayesi, kendi kaderini çizen en önemli etken. Mesela, biz 'Kayıp Gül'ün hikayesine inandık. Yazarımız Serdar Özkan ile okura en doğru şekilde ulaşmak için ciddi çalışmalar yapıldı ama esas etken, inanmak. 'Kayıp Gül' halen en çok okunan kitaplar arasındaysa edebi bir best-seller olmasındandır. Bir yandan da çok satan yazar, nitelikli yazar ayrımı yapılmasını doğru bulmuyorum. Yayınevi olarak sadece çok satana değil edebi olup çok satmayan yazarlara da yer veriyoruz. Kısacası, yayınevleri arasındaki transfer rekabetinin bir parçası değiliz.

AHMET ÜMİT
Edebiyat eserinin reklamı, şampuan reklamı gibi yapılmaz
'Çoksatar' kitapları iki başlık altında toplayabiliriz. İlki, çok satmak için düşünülmüş, tasarlanmış kitaplar ki bu metinlerde yazar, bir reklam metni üretir gibi hedef kitlenin beklentilerine uygun bir roman yaratır. İkinci başlık, gerçekten edebi metinlerin 'çoksatar' olması. Burada yazar kendi düşüncelerini, duygularını kaleme alır ve bir an gelir, geniş okur kitlesi bu kitaba yönelir. Bir yazar olarak, aklınızı çok satmak adına vasat olanın emrine sunmayı tercih ederseniz, bir gün mutlaka çok satmayı gerçekleştirirsiniz. Ama kaybettikleriniz kazandıklarınızdan daha çok olacaktır. 73 milyonluk bu ülkede 100 bin adet satan ancak 10 yazar vardır. Bu da kitap reklamı yapılması gerektiğini gösterir. Yanlış olan, edebiyat eserinin reklamının şampuan gibi yapılmasıdır. Edebi eserin niteliğine uygun bir reklam zorunludur. Samimi olmayan niteliksiz best-seller'lar grubunun hızlı tüketen, fazla düşünmeyen bir toplum yarattığını düşünüyorum. Yaşamın en büyük zevkinin deneyimlemek, araştırmak, öğrenmek olduğu çoktan unutuldu. Onun yerine başkalarının önerdiği yaşam reçetelerini kullanmak yaygınlaştı.

BUKET UZUNER
İyi yazar satmayı değil söylemek istediklerini planlar
Çok satan kitaplar kavramı bize Batı'dan gelmiştir. Best-seller'da kantarın topuzunu kaçırdığımız nokta, her romanı aynı sepete koyma tembelliğimiz. Örnekse, 'Suç ve Ceza' ile 'Şark Ekspresi'nde Cinayet' konu itibariyle gerilim ve polisiye roman sayılsa da ilki edebiyat sanatına, ikincisi polisiye edebiyatına dahil olan kitaplardır ancak biri diğerinden daha aşağı değil ama farklıdır. Edebiyat sanatı, yazarının meselesi ve söyleyecek sözü olan yazı işidir, edebiyatçı nasıl yazdığıyla ilgilidir. Edebiyat dışı romancıysa ne yazdığıyla meşguldür. Tabii kapitalist sistem, devamlılığı için ihtiyaç yaratmak ve böylece daima satmak eylemini canlı tutmak zorundadır. Formül bu kadar basit ve kaba olunca yapılacak tek şey, uysal ve yönlendirilebilir tüketici yetiştirmektir. İşte her alanda çok satan listeleri bu yüzden var. İyi yazar satmayı planlamaz, söylemek istediği sözü samimi anlatırsa okura ulaşır. İyi roman toplumda ses getirir ama bu ses roman üzerine olmalıdır, yazar üzerine değil! Bakalım ilişkiler ve basın desteği olmadan kimlerin romanları zamana direnecek...

A. ÖMER TÜRKEŞ
Best-seller kitaplar, okuma alışkanlığı yaratıyor
Tartışılması gereken ve edebi açıdan sorun çıkaran şey, bir kitabın çok sevilip çok satması değil, ilk baştan çok satmak amacıyla  kaleme alınması. Bir kitabı best-seller yapan şey o kitabın çok satmasından bağımsızdır. İster aşkı anlatsın, ister nefreti, ister polisiye olsun isterse korku, 'çoksatarlık' bir anlatım kalıbıdır. Bir formülle örnekleyelim; Londra Üniversitesi'nde görevli yönetmen Sue Clayton mükemmel film tarifini yüzde hesabıyla çıkarmış. Clayton, 10 yılda çekilmiş ve gişe rekoru kırmış çok sayıda film izledikten sonra bulduğu mükemmel formülü şöyle açıklıyor: 'Yüzde 30 aksiyon, yüzde 17 komedi, yüzde 23 kötüye karşı iyi, yüzde 12 seks-romantizm, yüzde 10 özel efekt, yüzde 10 entrika ve yüzde 8 müzik...' Bu nedenle best-seller edebiyat yerine best-seller kitap demek daha doğru olur. Ayrıca, best-seller kategorisi mutlaka çok satmayı gerektirmez. Best-seller kalıplarına göre yazıp okuyucu bulamayan kitaplar da var. Ama Orhan Pamuk'un ya da Yaşar Kemal'in romanlarının çok satması onları best-seller yapmaz. Tabii best-seller'ların toplumsal kültürün bir parçası olduğunu kimse reddedemez ancak olumlu katkısı, önce kitap endüstrisine sağladığı girdi açısındandır. Ancak topyekun bir reddediş de hakkaniyetli olmaz. Elbette arada iyileri de çıkıyor. Ayrıca okuma alışkanlığı da yaratıyor. Kitabın reklamı yapılmalı mı konusuna gelince, yapılmalı. Çünkü basılan yüzlerce roman arasından iyinin bulunması bir hayli zor. Hele ki eleştiri yazıları bu kadar sınırlıyken.

TOLGA TUNÇEL
tolga_tuncels@hotmail.com

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
4 / 13 °C
Hakkari
-7 / 10 °C
İstanbul
13 / 18 °C
İzmir
13 / 18 °C