Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Batı İran'a karşı Suriye'ye sarılıyor
14 Ağustos 2010 / 13:01
İran'ı köşeye sıkıştırmak isteyen Batılı güçler, görünürdeki uluslararası yaptırımların arka planında 30 yıldan uzun süredir devam eden Şam-Tahran ittifakının altını oymaya çalışıyor. Şam bu süreçte uluslararası tecridi hafifletiyor ama Batı'nın bu strate

Rula Halef-FINANCIAL TIMES-RADİKAL

 

İran’ı köşeye sıkıştırmak konusunda gözle görünen ve görünmeyen baskılar söz konusu. En bariz araç yaptırımların vitesini büyütmek.

 

Daha sessiz sedasız yürüyeniyse, Batılı güçlerin Suriye’yi İranlı ortağından uzaklaştırmak için başlattığı kampanya.

 

30 yıldan uzun süredir devam eden Suriye-İran ittifakının altını oyma umudu yeni değil. Son yıllarda Avrupalı güçleri ve sonrasında Obama yönetimini Suriye’nin uluslararası tecridini sona erdirmeye sevk eden de bu argümandı. Gelinen noktada pek az başarı sağlanmasına rağmen bu politika daha da gayretli bir biçimde takip ediliyor. Bu kez işin içine bölgedeki ülkeleri, bilhassa Suudi Arabistan’ı katıyor ve Şam’a cömert faydalar, yani Lübnan’daki ve ABD birliklerinin ayrılacağı Irak’taki nüfuzunu genişletme fırsatı önerilmesini içeriyor.

 

Ortak çıkarların sayısı çok

 

Bu politikanın işleyip işlemeyeceğini söylemek için henüz çok erken. İran’ın artan baskı altında olduğu bir dönemde, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kendini koruması ve Suudi Arabistan gibi yıllardır kendisinden uzak duran bölgesel aktörlere yanaşması akılcı bir tutum.

 

Ancak yeni taktiksel ittifaklar Suriye’nin İran’la illa ki ipleri koparmaya hazır olduğunun işaretini vermez (böyle bir değişim, İran’ın bölgede müttefiklerini kullanma ve Ortadoğu ihtilaflarına müdahale etme yeteneğini ortadan kaldıracaktır). Kuşkucu bir Arap yetkilinin bana şöyle diyordu: “Henüz stratejik bir değişim göremiyoruz ve şunu da unutmayalım ki, İran Suriye’nin kopup gitmesine öyle kolay izin vermeyecektir.”

 

Suriye ve İran, ABD işgalinden bu yana Irak’ta aynı hedefi paylaşıyor. İkisi de, ABD’yi batağa sokmayı ve Irak macerasının asla tekrarlanmamasını garantiye almak istiyor. Ancak ABD askeri varlığını azaltırken, Suriye ve İran’ın rakip hale gelmekte olduğuna dair işaretler var; Şii İran iktidarda güçlü bir Şii ittifakının devamını isterken, Suriye Sünni azınlığı da içeren daha laik bir hükümeti tercih ediyor.

 

Şam ve Riyad Irak’ta, eski başbakan Nuri el-Maliki’ye duydukları nefret temelinde ortak bir amaç buldu. Velhasıl üst düzey yetkililere göre, Suudiler ve Suriyeliler bu yılki seçimlerde, laik Şii siyasetçi İyad Allavi’yi desteklemek konusunda yakın çalışma yürüttü; Allavi’nin koalisyonu seçim yarışını Maliki’nin koalisyonunun biraz önünde göğüsledi. Şam ve Riyad seçimden beri de Allavi’nin başbakanlığını sağlama almak için ellerinden geleni yapıyor.

 

Lübnan’daki oyun daha karmaşık. İşin içinde Şam’ın komşusu üzerindeki nüfuzunu yeniden tesis etmek, böylece Hizbullah üzerinde daha fazla otorite sahibi olabilmesine ve İran’ın Şii militan grup üzerindeki varsayılan etkisini zayıflat-masına imkân vermek meselesi var.

 

İran ve Suriye Hizbullah’ı desteklemek konusunda tabii ki ortak; Şam’ın İran’dan gelen silahların geçiş güzergâhı olduğu iddia ediliyor ve iki ülke de Hizbullah’ı İsrail üzerinde baskı kurmak için kullanıyor. Ancak 2005’te Suriye, başbakan ve Suudi müttefiki Refik Hariri’ye yönelik suikastın sorumlusu olarak gösterilince Lübnan üzerindeki 30 yıllık vesayetine son vermeye mecbur kaldı.

Lübnanlı yetkililer Suriye’nin gitmesiyle İran’ın Hizbullah üzerindeki nüfuzunun pekiştiğini, bunun da Lübnan’ı bölgesel gerilimler karşısında daha savunmasız hale getirdiğini iddia ediyor. Şimdi BM soruşturmacıları vites değiştirerek Hariri vakasında Suriye’den ziyade Hizbullah’ı işaret ediyor görünüyor. Ve Riyad da Şam’la barış yapmış durumda.

 

Hizbullah’ın, üyelerinin BM himayesinde kurulan Hariri mahkemesince itham edilmesinin Lübnan’ı iç savaşın eşiğine getireceği yönündeki uyarısının ardından Suudilerin Suriyelilerle anlaşmaya vardığı söyleniyor. Beklenti şu: Şam Hizbullah’ı dizginlerken, Riyad suçlamaları ertelemeye çalışacak. Elbette Suudi Arabistan’la Suriye’nin Lübnan ve Irak’taki manevraları Tahran’da Esad’ın niyetlerine dair kuşkunun derinleşmesine hizmet ediyor. İran’ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hameney, Esad ve Suudi Kralı Abdullah’ın Lübnan’a yaptığı ziyaretin ardından, bir danışmanını Beyrut’a göndermekte hiç vakit kaybetmedi.

 

Golan için tek umudu Hizbullah

 

Fakat Suriye ve İran, Irak’ta başbakanın görevine dair bir uzlaşmayla henüz farklılıklarını giderebilmiş değil. Bu süreçte Suriye’ye kısa vadede Hizbullah üzerinde daha fazla nüfuz sağlamak faydalı olabilir. Ancak Şam’ın Hizbullah’ı zayıflatmak istediğini sanmak aptalca olur. Neticede Hizbullah, Şam’ın 1967’de işgal edilen Golan Tepeleri’ni geri alma çabasında İsrail’e karşı kullanabildiği yegâne koz.

 

İster Irak’ta ister Lübnan’da olsun, Arapların Suriye’nin daha etkili rolünü benimsemesi Şam için kazanımlar sağlıyor. Bu durumun Riyad’a ve Batılı müttefiklerine dişe dokunur fayda getirip getirmeyeceğiyse o kadar kesin değil. (12 Ağustos 2010)

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
2 / 13 °C
Hakkari
-6 / 9 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
7 / 18 °C