Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Afganistan’da zulüm müslümanlara
07 Ağustos 2010 / 10:23
Afganistan’da uğradığı hezimetin üzerini örtmeye çalışan Amerika’nın, Wikileaks belgelerine yansıyan vahşeti, Afganlı müslümanların yaşadığı zulmü gözler önüne seriyor.

Dokuz yıldır, Batı ve yandaşları tarafından topyekün, acımasızca sürdürülen yıkımın mağduru müslümanlar ne yazık ki hiçbir zaman popüler olup gündemin üst sıralarına tırmanamadı. Konu müslümanlar olduğunda, diğer pek çok müslüman için bile sadece kandil geceleri, zikirden sonra edilen dualarda yer bulabildi.

 

Bugün Wikileaks’in yayınladığı belgelerde su yüzüne çıkan, aslında, gerçek zulmün sadece bir parçası. Batılılar Afganistan’ı terk edip, savaş bittikten sonra müslümanların durumu daha net ortaya çıkacak.

 

Katar’ın Şark gazetesinde yer alan bir yazı Wikileaks’in yayınladığı belgelerinin bir yorumunu yapıyor.

 

 

Afganistan savaşının tek gerçek kaybedeni siviller

 

Abdulvehhap BEDİRHAN-ŞARK-RADİKAL

 

WikiLeaks’in yayımladığı belgeler, Afganistan’da işgalin gölgesinde ortaya çıkan kaos, yolsuzluk ve vahşet bataklığının yeni bir kanıtı. Gazeteci Michael Hastings’in, görevine son verilen General Stanley McChrystal’in çalıştığı bölgeye ilişkin  aktardığı tablo, farklı rütbelerden askerlerin ve çalışanların durumunu anlatıyordu. Bu askerler hiç kimseye saygı göstermiyor, sadece ateş gücüne ve yıkıma bel bağlıyor. Sivillerin hayatına hiçbir önem vermiyorlar.


WikiLeaks’in belgeleri yayımladığı gün, Helmand’da 52 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya dair küçük bir habere hak ettiği ilgi gösterilmedi. Bu olay belgelerin yayımlanmasından birkaç gün önce yaşanmıştı. Tesadüfe bakın ki, sızdırılan belgelerdeki en önemli konu da sivil kurbanlarla ilgili. Gelecekte yapılacak kapsamlı askeri operasyonlarda daha fazla sivilin ölme ihtimaliyse, daha fazla gönüllünün Taliban’a katılması anlamına geliyor. Irak’ta da sürtüşmeler işgalin ilk gününden başlamış, Iraklılar da Afganlar gibi işgal güçlerinin kendi canlarını hafife aldığına kanaat getirmişti.


Her iki savaşı da ele alan gazeteciler, Amerikan askerlerinin kışlalarından çıktıklarında gergin davrandığını ifade ediyor. Olayların tekrarlanmasıyla birlikte gözlemciler iki noktanın altını çiziyor: Öncelikle, askerler halkın kendilerine yönelik düşmanlığından dolayı endişeli ve bu nedenle duydukları korku onları muhtemel zararı düşünmeksizin silaha sarılmaya sevk ediyor. İkincisi, askerlerin saldırıya maruz kaldıklarında cinnet geçirmeleri anlaşılır olsa da, evleri ve aileleri basmaları, içeriden herkesi barbarca gövde gösterileriyle aşağılayarak çıkmaları anlaşılır gibi değil.


WikiLeaks belgelerinde yeni olan şu: Sivillerin öldüğü birçok olay örtbas edilmiş veya yalana ve hileye başvurulmuş. Zira bazı durumlarda ölenlerin Taliban’dan olduğu açıklanıyor. Fakat sızdırılan raporlar, ‘Taliban’ ölülerinin Afgan polisi olduğunun ortaya çıktığını ifade ediyor. Bunun arka planında, koalisyon güçleri çete savaşındaki deneyimsizliklerini gelişigüzel öldürmekle telafi ediyor.

 

Fakat daha da önemlisi şu: Bu savaşın esasında 11 Eylül saldırıları sonrası intikam operasyonu olarak başladığı unutulmamalı. Washington’daki siyaset sınıfının teröristlerin yargılanacağına dair açıklamalar yaptığı doğru, ancak askerlerin zihninde savaş alanına gittikleri düşüncesi var. Savaşın başlamasından 10 yıl sonra, Afganistan’a gönderilen bir asker için belirlenen düşmanın toplum, yani direnişe kucak açan halk olduğu teyit edildi.

Bu 10 yıllık dönemde ABD dünyadaki gizli cezaevleri konusunda net konuşmaktan utandı, ancak savaş ağalarından birinin öldürülmesini zafer diye gösterdi. Ölü sayısının artması, ABD’ye alçaltıcı Vietnam sicilini hatırlatan Afganistan çıkmazının yapısını değiştirmedi. Kabil’deki son bağışçı ülkeler toplantısına katılanlar, özellikle de Batılı ülkeler, Afganistan’da neyin yapılması gerektiğini sonunda anladı: Daha fazla kalkınma projesi için daha fazla para gerekiyor. Bu yılın başında Londra’da yapılan konferansta olduğu gibi Kabil konferansında da, şu kaçınılmaz gerçek üzerinde duruldu: Taliban’la müzakere etmek şart. Fakat burada kast edilen müzakere, mümkün olduğunca Taliban üyesini, Karzai hükümeti ve işgal güçleriyle işbirliği karşılığında ‘satın almak’. Ancak Taliban’la geçmişte yapılan görüşmeler meyve vermedi. Taliban saflarını yarma girişimleri, kısmi ve belirsiz başarılar dışında fayda getirmez. (Katar gazetesi Şark, 2 Ağustos 2010)

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 12 °C
Hakkari
-6 / 10 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
12 / 18 °C