Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hem Batı Hem Değerleri ‘Kaybediyor’
03 Ağustos 2010 / 10:55
Afganistan’da Batılılar için hezimetin yaklaştığı belirginleştikçe yeni senaryolar gündeme gelmeye devam ediyor.

Amerika ve NATO tarafından Afganistan’da dokuz yıldır sürdürülen zulmün sonuç vermemesi, Batılı değerlerin onlarla birlikte yıkıma doğru gitmesi, bu değerlere sahip çıkanları endişelendiriyor.

 

Batılı değerleri savunanlar, askeri olarak hatalar yapıldığını öne sürerek, Afganistan’ın kaybedilmemesi gerektiğinin altını çiziyorlar.

 

İslam’ı ve Müslümanları, eğlenceyi yasaklayan, kadınları evlere hapseden, genç kızların yüzüne kezzap sıkan ya da burunlarını kesen insanlar diye haksızca karalayan Batı yanlıları yıllardır Afganistan’da Batı'nın yaptığı zulmü görmezden geliyor. Müslümanları karalamak, aşağılamak için yalan söylemekten, iftira atmaktan çekinmeyen Batı tüm gizleme çabalarına rağmen, orayı bir ortaçağ ülkesi olarak gördüğünü ve menfaatleri uğruna savaştığını itiraf etmek zorunda kaldı.

 

Afganlılara Batı’nın çektirdiği acıyı, müslümanların uğradığı zulmü hiçe sayarak, onların kendi ülkelerinde iktidar olma haklarının yok sayılması ve dünya dengelerinin korunmasının esas alınması, herhalde zulmün son perdesi olsa gerek.

 

Dün Taraf gazetesinde yayınlanan Cem Sey’in yazısı da aynı mantık çerçevesinde yazılmış.

 

Yazı üç açıdan önemli görünüyor. Birincisi Batı’nın Afganistan’da kaybettiğinin bir itirafı olması açısından; ikincisi Batılı düşünce tarafından, Afganlıların nasıl etkilenebilir, kendi düşüncelerini üretmekten aciz, sadece tepkisel davranan varlıklar olarak görüldüğünün ifade edilmesi açısından; üçüncü olarak da ticaret, okul üniversite gibi bir takım varlıkların Batılı değerlerin yerleşmesi için nasıl bir rol oynadığını göstermesi açısından önem taşıyor.

 

 

Afganistan’ı kaybetmek

 

Cem Sey-TARAF

Önümüzdeki yıllarda başımızı en çok ağrıtacak konulardan biri Afganistan olacak.

Temmuz ayının, 2001 yılında ABD’nin bu ülkeye müdahele etmesinden bu yana, Batılı askerler için en kanlı ay olduğu açıklandı.

Batı ülkeleri (bu kavrama sadece NATO değil, NATO üyesi olmayan Avusturalya ya da Japonya gibi birçok başka ülke ile birlikte tabii Türkiye de dahil) 2001’den beri yaptıkları hataların cezasını çekmeye başlıyor şimdi.

Yapılan hataları açıklamak çok zor değil.

En büyük hata ABD’nin.

Washington, Taliban hükümeti El Kaide liderlerini vermeyi reddedince Afganistan’a müdahele etti. Fakat Bush yönetimi Afganistan’a ilgisini kısa sürede kaybetti. Çünkü Washington’da uzun süreden beri başka bir ülke, Irak, neredeyse ideolojik bir saplantı haline gelmişti.

İlk müdaheleden sonra ABD Afganistan’da sadece CIA ve özel kuvvetler operasyonları düzenledi. Afgan halkına tepeden baktı. “Bu iş bitti zaten” havasına girdi. Yakılmış-yıkılmış bu ülkenin sorunlarına çözüm aramayı yük olarak gördü.

Bu tavrın ileride sorun çıkarabileceğini diğer Batılı ülkeler kavradı ve sürece müdahele etmeye çalıştılar. Ama onlar da tepeden baktı. 25 yıllık bir savaşın teknolojik bakımdan geri bıraktığı Afgan halkının eşit haklı olduğunu, genellikle ne askerler ne de yardım kuruluşları da anlayamadı. Ders verir bir tavır içinde oldular. Klasik sömürgeciler gibi davrandılar. Öyle davranmaya da devam ediyorlar.

Sonuç bugün ortada.

Afgan halkı arasında yabancılara yönelik düşmanlık aşırı boyutlara varmış durumda. Kötü giden herşeyin sorumluluğu onlara yükleniyor.

Sadece savaşın sorumlusu olarak görülmüyorlar. Aynı zamanda Karzai hükümetinin hatalarının, Sovyetler çekildikten sonra ülkeyi kan batağına çeviren Mücahitlerin barbarlığının ve hatta doğru dürüst çalışmayan Afgan meclisinin tüm sorumlusu Batı olarak görülüyor.

Geçen ay Kabil’de düzenlenen Afganistan Konferansı da birşeye yaramadı. Çünkü göz boyamaktan başka bir amacı yoktu.

Şimdi 18 Eylül’de yapılacak meclis seçimlerine hazırlanan ülkede binbir sorun var.

Eli kanlı savaş suçluları aday oluyor.

Hükümetin oy kullanmak isteyenleri korumaya ne gücü ne de isteği var.

Taliban oy vermeye arzulu olanlara gözdağı veriyor.

Bu kadar itilip kakılma karşısında seçmenlerin büyük kısmı, “beş senedir meclis bir işe yaramadı zaten. Şimdi bir de oy vermeye gidip neden başıma bela alayım” diye düşünüyor.

Meclis seçimlerinin de Karzai’nin sözde yeniden başkan seçildiği hile dolu seçime benzemesi, Batı’nın son şansını da yitirmesine yolaçabilir.

Afganistan kaybedilebilir. Afganistan’la birlikte dünya da birçok denge altüst olabilir.

“Kaybetsin Batı” deme lüksümüz de yok. Çünkü bunun sonucu bir süre sonra sadece Afgan halkının değil, hepimizin yaşamını güçleştirecek bir kargaşa ortamı olabilir. Üstelik, “Batı’nın kaybetmesi” sadece Batı’nın değil, dünyada daha birçoklarının da kabul ettiği değerlerin kaybetmesi anlamına geliyor.

Afganistan daha kaybedilmedi. Özellikle de Afgan halkı kaybedilmedi.
Yukarıda saydığım tüm tepkilerine rağmen Afganlar, 2001 yılından beri ülkelerinde bazı önemli gelişmeler olduğunu düşünüyor.

Tamamen bitmiş bir ekonomi varken, bugün ülkede ticaret hızla gelişiyor. Hatta yavaş yavaş sanayi işletmeleri bile kurulmaya başlanıyor. Tüm yolsuzluklara ve adil olmayan gelir dağılımına rağmen bu gelişme Afganları memnun ediyor.

Okullar açık, üniversite eğitimi yaygın. Genç insanlar, ülkelerini kalkındırma ve ilerde daha iyi yaşama hırsı içinde.

Ve herşeyden önemlisi, Afganlar önlerindeki seçimin birşey değiştirmeyeceğine inansa ve kısmen bunda haklı bile olsa, seçim olgusunun kendisini çok değerli buluyor.

El Kaide’ye sahip çıkan, ülkede eğlenmeyi yasaklayan, kadınları evlerine hapseden Taliban’ın ya da yandaşları, okula gittikleri için genç kızların yüzüne su tabancalarıyla kezzap sıkan Gulbuddin Hikmetyar’ın Hizb-i İslami’sinin barış görüşmeleriyle dağdan inmesini isteseler de, bunların tek başına ülkeye hakim olmasını istemiyorlar.

Bu ortamda yapılması gereken sadece askerlerin nasıl ve ne zaman çekileceğini tartışmak olmamalı.

Afgan halkının bu dinamiğinin nasıl desteklenebileceğini de tartışmak gerekiyor.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-1 / 8 °C
İstanbul
8 / 16 °C
İzmir
10 / 17 °C