Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Müslümanlara ilkesizlik yakışmıyor
28 Temmuz 2010 / 17:50
27 Mart 1994’te yapılan yerel seçimlerde, kuvvetli bir ‘Refah’ rüzgarı esiyordu. Rüzgar pek çok müslümanı olumsuz etkilerken, aklı başında olanlar ise içine düşülen yanlışı haykırmaya devam ediyordu.

O gün seçim zaferi yaşayan Refah Partisi’nin ve Necmettin Erbakan’ın devri çoktan bitmiş durumda. Onun misyonunu ise bugün iktidar partisi olan Adalet Kalkınma Partisi sürdürüyor.

 

Ak Parti’nin taraf olduğu anayasa değişiklik paketi referandumu da bugünlerde kuvvetli rüzgarlar estirmekte. Ve pek çok müslüman da bu rüzgardan etkilenerek sistemin içinde bir yol arayışına girmekte.

 

1994 seçimlerinin hemen ardından Mehmet Pamak’ın Selam gazetesinde yayınlanan yazısı hem o günleri hatırlatması açısından önem taşıyor hem de İslami hareketi benimseyen müslümanların tavrının ne olması gerektiğini göstermesi açısından önem taşıyor.

 

Pamak yazısında “Her seçimde değişik saiklerle rüzgara göre yön ve yol değiştiren Müslümanları, kendile­rini sorgulamaya davet ediyorum.” diyor.

 

 

Müslümanlara ilkesizlik yakışmıyor

 

Mehmet PAMAK

 

Seçimler bitti. Ayaklar daha çok yere basıyordur herhalde. Asabiyet, yerini sükûnete terketmeye başlamış olmalı. Her seçimde esen rüzgarlar, bazı Müs­lümanları etkisi altına alıyor. Onlarda değişimler meydana geti­riyor. Bir heyecan ve duygu bulu­tu halinde, seçim rüzgar dinince beyinleri üzerine yere çakılı­yorlar. Böylece geçirdikleri şokla yaptıklarının gayri İslamîliğini farkedebilenler yeni bir seçime kadar tevbe ederek, demokrasinin ipinden kurtulup Allah'ın ipine, Resulünün metoduna sarılı­yorlar. Yeni bir seçimde tevbelerini tekrar bozana kadar. Ve işte bu zikzaklar böylece sürüp gi­diyor.

 

Son seçimlerde de parti karşıtı tevhidî-inkılabî metodu (Tevhidi istikamette toplumsal değişim metodunu) benimsemiş Müslümanların önemli bir kısmında söz konusu değişim yaşanmış ve esen seçim rüzgarına boyun eğerek RP'ye meyletmek olgusu meydana gelmiştir.

 

Daha önce partiyi ve parti metodunu gayri-İslamî bulanlara; hak ile batılı karıştırmak suretiy­le zulmü esas almış partiye karşı olan bu Müslümanlara sormak lazım; acaba ne değişti de sizler bu noktaya geldiniz?

 

İNKILABÎ METODU BENİMSEYENLERDE DEĞİŞİME YOLAÇAN SAİKLER

 

Biraz incelendiğinde, her seçim öncesinde çok çeşitli ve değişik saiklerin bu tür Müslümanları etkileyerek, önüne katıp sürüklediği farkedilecektir. Bu saiklerden bazılarını kısaca sıralamak istiyorum:

 

1.               Hayatımızın temel hede­finin "Kulluk" olduğu esasının ihmal edilmesi neticesinde "Kul­luk" bütünü içinde yer alması ge­reken parçaların hedef haline dönüştürülmeye başlanması ve bu arada "Hak" çizgideki netliğin kaybolması,

2.               Öncelikle kendimizi kur­tarmayı gündemimize almamız gerekirken, beşeri ideolojilerin tahrikiyle kurtarıcılığa soyunup, siyasî mücadeleyi ön plana çıkararak, iktidar olmayı hedef haline getirmek,

3.                    Pek çok Müslümanın edindikleri bilgileri ve bu yolla öğrendikleri Kur'an ölçülerini hayat düstûru haline getiremeden, kalbe ve amellerine geçiremeden yine bilgi olarak muhafaza et­meye devam etmeleri,

4.                 Kur'an ölçülerini esas almak yerine duygu ve heyecan­ların davranışlara yön vermeye başlaması,

5.                Tevhidî-İnkılabî kesime yapılan baskı ve terörden çekinenlerin de sistemin meşru saydığı zeminlere yönelmesi,

6.               Az sayıda insanla birlikte olmaktan bıkanların, daha geniş kitlelerle birlikte olmayı arzu et­meleri, insanlardan itibar görmeyi özlemeleri, marjinal­leşmeden korkmaları,

7.               Yönetimlere iştirak etmek, herşeye rağmen iktidar ve sultayı ele geçirmek ve bunların imkanlarından pay almak isten­mesi,

8.               İnkılabî metodun başarıya ulaşmasının çok uzakta ve çok riskli görünmesi, kısa va­dede bir takım imkanlara ve başarıya ulaşmak ve bu arada can tehlikesinden uzak kalmak arzu­su,

9.                Çözüm üretmemek, alter­natif gösterememek gibi sebep­lerle bunalıma düşerek yanlış da olsa bir şeyler yapanlara meyledilmesi,

10.            Ekonomik sıkıntılar yaşayanların, ikbal ve ekonomik imkan vadeden bir yapının yanında yer almak istemeleri.

 

Ve bunlara benzer daha pek çok sebep, tevhidî-inkılabî Müslümanların sistem içi mücadelelere ve yanlış da olsa birşeyler yapanlara doğru meylet­melerine yol açmaktadır. Hud Sûresi 113. ayetteki "Zalimlere meyletmeyin size ateş dokunur, cehennemlik olursunuz" ikazını ise unutmuş gibi rahat hareket edebilmektedirler. "Hak" ile "Batıl"ı karıştırarak topluma, hem de "Hak" adına sunmak en büyük zulüm olduğuna göre bir Müslüman hangi sebeple olursa olsun böyle bir hale destek vere­mez, vermemelidir.

 

SON SEÇİMLERDE RP'YE DESTEK VEREN İNKILABÎ METOD YANLILARININ İLKESİZLİĞİ

 

Son seçimlerde, tevhidî-inkılabî (Tevhid istikametinde toplumsal değişimden yana) "ke­simden partiye meyleden ve oy verenlerin sayısı daha önceki seçimlere nazaran zirveye ulaş­mıştır. Neden böyle olmuştur? Hiç şüphesiz yukarıda zikrettiğim sebeblerin her birinin şu veya bu ölçüde etkisi sözkonusu olabilir. Ama daha çok, Laik-Kemalist ke­simlerin hep birlikte RP'ye saldırıya geçmeleri ve RP'nin İslam'a saldırı için bahane kılın­ması, tevhidî kesimden RP'ye meyledenlerin sayısının zirveye çıkmasına sebep olmuştur. Belki bir ikinci sebep de "RP'nin büyük oy patlaması yapacağı" ön yargısının yaygınlaşmış olmasıdır. Zayıf ve küçük bir parti iken partiye karşı olmak ko­laydır. Ama böyle bir kitleleşme ve ikbal vadetme zamanında aynı karşıtlığı ilkeli olarak sürdürmek her Müslümanın harcı değildir.

 

Bazı Müslümanlar da "bu mahalli seçimdir, hüküm koyma yetkisi verilmemektedir" gibi gerekçelerle kendilerini aldatmış­lardır. Hak'kı esas alan, sadece Hak'ka davet eden bir parti olsaydı veya Hak'kı esas alan bir bağımsız aday sözkonusu olsaydı belki bu görüş dikkate alınabilirdi. Ama RP parlamento da "red", "evet" ve "çekimser" oyları ile Allah'ın naslarını hiçe sayan çizgide kanun yapmaya iştirak etmekte ve bu gayri-İslamî usulle kanun yapmaya meşruiyet kazandırmaktadır. Ayrıca da "Hak" ile "Batıl'ı barıştıran bir çizgiyi "Hak"mış gibi takdim etmektedir. Böyle bir Partinin yerel yönetim adayına oy vermek tüm bu çizgisine de des­tek vermek, meşruiyet ka­zandırmak anlamına gelmiyor mu?

 

Görülüyor ki, hangi sebeple olursa olsun parti karşıtlarının partiye destek verir hale gelmeleri ilkeli bir davranış olmaktan çok uzaktır. Daha çok duyguların güdümünde gerçekleşen bir mey­letme sözkonusudur.

 

Anlaşılıyor ki, bu Müs­lümanlar partiye karşı oldukları zaman da ilkeli bir karşı çıkıştan ziyade, duygusal bir karşı oluşu temsil ediyorlarmış.

 

Duygusal bir boyutta par­tiye karşı olanların duygularını bu sefer de laiklerin RP'ye saldırıları tahrik edince, yine duy­gusal bir kararla, bir inat uğruna RP'ye destek verir hale geliver­mişlerdir.

 

Halbuki ilkeli bir biçimde partiye karşı olanların partiye karşı oluş kararlılıklarını hiçbir duygusal tahrik veya heyecan değiştiremez.

 

RP'NİN MAZLUMİYETİ, YOLUNUN DOĞRULUĞUNUN DELİLİ SAYILAMAZ

 

RP zulme uğradığında onun mazlumiyetine sahip çıkarak, za­limlere tavır koymak veya RP vesile edilerek İslam'a saldırıldığında saldırganlara karşı İslam'ın şiarlarını savunmak ayrı şey, ilke bazında, yanlış ve gayri-İslamî olan, Hak ile Batılı karıştıran parti yoluna karşı olmayı sürdürmek ayrı şeydir.

 

Birilerinin bir partiye saldırması belki onun mazlum­luğunun sebebi olabilir, ama yo­lunun doğru ve İslamî olduğunun delili sayılamaz. Bu sebepten de zalime karşı mazlumu koruyabi­liriz, ama mazlumun, Hak-Batıl karışımından oluşan yoluna, par­tisine itibar eder hale gelemeyiz, gelmemeliyiz.

 

Her seçimde değişik saiklerle rüzgara göre yön ve yol değiştiren Müslümanları, kendile­rini sorgulamaya davet ediyorum. Sürekli RP'li olan ve oraya des­tek verenlerin, yani mertçe bu çizgiyi savunanların tavrının, her seçimde zikzak çizen, seçime kadar parti karşıtlığı yapıp veya öyle görünüp, seçim arefesinde partiye meyledenlere göre, yanlış da olsa, daha şahsiyetli olduğu şüphesizdir.

 

Ayrıca, partiye karşı olduk­ları halde oy verenler, Bakara 44. ayetteki "insanlara iyilği tavsiye ederken kendinizi unutuyor musu­nuz? Hem de kitabı okuduğunuz halde..." ikazına muhatap tutarsız Müslümanlar haline dö­nüştüklerini farketmelidirler. Seçimlerde oy verdiği partiyi İslamî bir metod kabul etmeme çelişkisi ile kendilerine saygıyı da yitirerek, kişilik zaafına düşme tehlikesine muhataptırlar. Böyle yapanlara Rabbimiz de yardım etmez. Ve bunların insanlara yönelik davet çalışmaları da tesir­siz, değersiz ve itibarsız bir hale dönüşüyor.

 

İSTİKRARSIZ MÜSLÜMANLAR İSLAMÎ HAREKETE ZARAR VERİYORLAR

 

Tevhidî-inkılabî kesimde, yazı yazan, konferans veren, İslamcı aydın olarak nitelenen ve bu sebepten hakederek veya haketmeden öncü konumuna gelmiş bazı Müslümanların gösterdikleri bu istikrarsız ve dengesiz tavırlar ülke çapındaki tevhîdî Müslümanların moralini bozmak­ta, umutsuzluğa ve bunalıma sürüklemekte, güveni sarsmak­tadır. Artık kendilerine Hak'kı ve Rabbanî metodu anlatan ve buna çağıran herkese bir şüphe ve korku ile bakar hale gelmektedir­ler. "Acaba bugün böyle güzel konuşan ve yazan bu Müslüman da bir süre sonra aynı zikzakların ve dengesizliklerin zilletine mi yuvarlanacak?" kuşkusuyla bak­maktadırlar. Bu istikrarsızlık, güvensizlik ve umutsuzluk da İslamî Hareketin oluşup, gelişmesini baltalamakta ve bu bakımdan en büyük engeli teşkil etmektedir. İslamî Harekete bu zararı verenlerin vebali hiç şüphesiz çok büyüktür.

 

Müslümanlar, eğer istiyor ve tercih ediyorlarsa baştan itiba­ren partili olmalı. Önce tevhidi haykırıp inkılabî tavra insanları çağırıp, sonra tüm bu umutları bombardıman etmek niye? İnsanlarla ve İslamî Hareketle oyun mu oynanıyor?

 

ÇİZGİ VE GÖRÜŞ DEĞİŞTİRMENİN DE BİR ADABI VARDIR

 

Çizgi değiştirmenin de bir adabı vardır. Ahlakî olan yanı vardır. Eğer tahkik ve incelemeler sonucunda, bugüne kadar öğ­rendikleri ve savunduklarının yanlış olduğunu, yanıldığını keşfedenler varsa yapılacak şey bellidir. Eski düşünce ve inanç­larınızın yanlışlığını yeni bulduğunuz delillere göre ortaya koyup, reddettiğinizi açıklarsınız. Yeııi tercihinizin doğruluğunu da aynı şekilde delilleri ile ortaya koyup ilan edersiniz.

 

Tüm bunları yapmadan maslahat, menfaat ve duygu­larımıza göre bir o yana bir bu yana eğilir, dengesiz ve istik­rarsız görüntü içinde bu dav­ranışlarımızın sebebini de sağlıklı bir delile dayandırmazsak ilkeli ve ahlakî olmayan çarpık bir konuma sürükleniriz. Böylece de hem kendimize hem de İslamî Hareketin oluşum ve gelişimine büyük zararlar vermiş oluruz.

 

RP İLE DİYALOĞA EVET

 

RP'nin yolunun ve zahiren de olsa Hak ile Batıl'ı karıştıran çizgisinin yanlışlığını ifade etmek ve desteklememekle bera­ber, tabanın önemli bir kısmının inancında samimi insanlar olduğunu da dikkate alarak bu ke­simle diyalog ve yardımlaşma içinde bulunmamız gerekir. Ama bu diyalog daha ziyade "Emr-i Bil Maruf ve Nehy-i Anil Münker" yaparak doğruları anlatmak için olmalı, yoksa partilerine oy ver­meye yol açmamalıdır. Buna rağmen onlar partide ısrarlıysalar, kendi bilecekleri birşeydir. Her halükarda diyalog devam etmeli, düşmanlığa da fırsat verilmemeli­dir.

 

Her an bizi yakalayabilecek bir ölümün takibinde yaşadığımız şu dünyada doğum-ölüm arasındaki hayatımıza sadece Allah'ın hükmünü ve ölçülerini hakim kılmamız gerektiği inancıyla hareket etmemiz gere­kir. Dünya maslahatı ve duygu­larımız, "hak" ölçülerin önüne geçirilmemelidir. Çeşitli İslamî kesimler arasındaki diyalog ve yardımlaşma "Hak" istikametten sapma temayülü gösteren kardeşlerimizi merhamet duygu­larımızla uyarmak ve "kulluk" hedefimize zarar verebilecek, ölüm gelip çattığında "keşke yapmasaydım" diyeceğimiz yanlışlar­dan birbirimizi alıkoymak amacına matuf olmalıdır. Bir takım duygular, bazı maslahatlara itibar ederek, hatır veya inat uğruna birbirimizin yanlışlarına destek vermekten veya bu yanlış davranışlarımız karşısında suskun kalmaktan Allah'a sığınmalıyız.

 

Selam 4-10 Nisan 1994

Bu yazıya toplam (2) yorum eklenmiştir.
Z.Celik
03 Ağustos 2010 Salı 14:33
ilkelerimiz
Degerli agbey agzina saglik . Bizlere ümmetin samimi inanan müminlere cok güzel fikirler ve görüsler sunuyorsun Allah c.c yardimcin olsun...
EYVAH
30 Temmuz 2010 Cuma 16:10
İŞİMİZ ZOR...
yani...
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
4 / 13 °C
Hakkari
-7 / 10 °C
İstanbul
13 / 18 °C
İzmir
13 / 18 °C