Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
‘Kürt Sorunu’ Forumu sona erdi
27 Temmuz 2010 / 16:59
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi tarafından gerçekleştirilen ve iki gün süren Kürt Sorunu Forumu, Pazar günü gerçekleştirilen son oturum ve sonrasında açıklanan sonuç bildirgesiyle sona erdi.

Haksöz Haber

Başta bölge illerinden olmak üzere yurtiçi ve yurtdışından birçok yazar, akademisyen, gazeteci ve kurum temsilcisinin söz aldığı forumda, son gelişmelerle paralel olarak birçok konu masaya yatırıldı. İki gün süren forum boyunca 30 küsur konuşmacı ve gözlemci sıfatıyla forumda bulunan yaklaşık 100 misafirle forum dışında da yakından ilgilenildi. Forum dışında da konuşmacılar ve gözlemciler karşılıklı fikir teatisinde bulunma, birbirlerini tanıma ya da tanışıklıklarını derinleştirme imkanı buldular. Her akşam topluca yenilen yemeğe müteakip misafirler Özgür-Der yetkili ve gönüllüleri tarafından gruplar halinde evlerde ağırlandılar.

Verilen aranın ardından öğleden sonra saat 15:00'de geçilen forumun dördüncü ve son oturumunda şu konuşmacılar tebliğler sundular:

Haksöz Dergisi yazarı Hamza Türkmen, Özgür-Der Tatvan Şubesi Yön. Kur. Üyesi Ersin Sönmezler, Özgün İrade Dergisi yazarı Ramazan Kayan, Özgür-Der Batman Şubesi Yön. Kur. Başkanı Ramazan Çelikel, İLKAV Başkanı yazar Mehmet Pamak, Yazar-mütercim Yakup Aslan, Özgür-Der Diyarbakır Şubesi Yön. Kur. Üyesi Abdulhakim Beyazyüz, gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak.

"Kürt Sorununa İslami Çözüm" başlığı altında yapılan ve Tuncay Yerlikaya'nın başkanlık yaptığı son oturumda konuşmacılar Kürt sorununa dair kısa, orta ve uzun vadeli çözüm önerilerinde bulundular.

***

"Kürt Sorunu İnsani ve İslami Bir Sorundur"

Dördüncü oturumun ilk konuşmacısı olarak söz alan Hamza Türkmen, çektiği acılara dikkat çekerek, gelinen noktada Kürt sorunun insani ve İslami bir sorun olduğunu ifade etti.

Konuşmasında genel olarak AKP'nin başlattığı "açılımı" değerlendiren Türkmen, açılımın başarıya ulaşması için atılması gereken somut adımları, "AKP, Kürt Açılımı'nın önünü tıkayan içindeki Ergenekoncu kadroları tasfiye etmelidir. Kemalizm ve Türkçülüğün aşılması konusunda ortak bir dil geliştirilmelidir. Türkiye'deki askeri vesayet geriletilmelidir. 'Kuvvetler Ayrılığı' diye yutturulan Kemalist vesayet geriletilmelidir. Faşist şartlandırmalar ve tabular kırılmalıdır. Ergenekon soruşturması Kürt illerine kaydırılmalı; faili meçhullerin ve yargısız infazların hesabı sorulmalıdır. Statükocu kanatlarla Siyonist lobiler ve ABD'deki neo-concu muhafazakârların ilişkileri deşifre edilmelidir." Şeklinde özetledi.

***

Vatan Değil Oğlunuz Sağ olsun

İkinci konuşmacı olarak söz alan Ersin Sönmezler ise, Kürtçe olarak yaptığı konuşmada, "Modern ordu" tartışmalarına değinerek, bu türden girişimlerin sorunun çözümüne katkıdan ziyade zarar vereceğini ve çatışmaları yoğunlaştıracağı uyarısında bulundu.

Asker ailelerine söyletilen "Vatan sağ olsun" söylemini eleştiren Sönmezler, asker ailelerine seslenerek, neden "vatan sağ olsun ki, sizin oğlunuz sağ olsun" dedi.

Akan kandan iktidarın sorumlu olduğunun altını çizen Sönmezler, insan kanının bütün topraklardan daha üstün olduğunu ve akan kanın durması için tarafların derhal çatışmaları durdurmaları gerektiğini söyledi.

***

Islah ve İnşa İçin Birbirimize Saygılı Olmalıyız

Sönmezler'in ardından üçüncü konuşmacı olarak söz alan Ramazan Kayan, yapılan konuşmaların ardından bu konuyu daha çok konuşmamız gerektiğini anladığını, birbirimizi anlamamıza ihtiyaçlarının olduğunu ve konuşurken de kullanılacak dilin önemli olduğunu vurguladı.

Çözüm üretmek yerine daha çok Müslümanlar olarak birbirimizle uğraştığımızı belirten konuşmacı, bu tutumdan bir önce vazgeçilmesi gerektiğini çünkü bunun çözümden uzaklaştırdığını söyledi.

Çözümde uzanan yolda Müslümanlar olarak, içe ve dışa dönük yapılması gerekenler üzerinde duran Kayan, bu bağlamda şu tespitlerde bulundu; "Birbirimizi sorgularken, eleştirirken, yapıcı olmalıyız, çözüme katkı sağlamalıyız. Buna yönelik fikirler öretmeliyiz. Islah ve inşa etmek için birbirimize tahammül etmeli; tecrübelerimiz paylaşmalı, tavsiyelerde bulunmalı ve dışlayıcı bir dil kullanmaktan çekinmeliyiz"

Kayan, konuşmasını çözüme yönelik, tespit ve önerilerle tamamladı.

***

Farklılıklarımız Allah'ın Ayetlerindendir

Dördüncü konuşmacı olarak Ramazan Çelikal söz aldı. Konuşmasında çözümün nasıllığı özerinde durarak kardeşlik kavramını irdeleyen Çelikal, özetle şu tespitlerde bulundu:

"Zulme karşı sorumluluk alınmalı, insani trajedilere karşı vicdan sahibi olmak neyi gerektiriyorsa gereği o yapılmalı. Kürt sorunu diğer birçokları gibi vicdanını yitirmemiş her insanın ve de Müslümanların sorunudur. Müslümanlar bunun gereğini yapmalı, çözüme yönelik katkıda bulunmalıdır. Farklılıklarımız Allah'ın ayetlerindendir. Doğal farklılıklar kardeşliğin önünde engel diye algılanamazlar. Allahın ayetleri olan doğal farklılıkları korumalıyız. Müslümanlar hem biyolojik hem de ideolojik kardeştirler. Kürtlerin dilleri ve örfleri asimile edilirken, insanlara zulümler yapılırken yanlarında olunmadıkça kardeşlikten bahsedilemez. "

***

İslami Kimliğe Olan Düşmanlık Bitmeden Kürt Sorunu Çözülmez

Mehmet Pamak ise beşinci konuşmacı olarak söz alarak, Müslüman olduktan sonra adil olmaktan başka bir seçeneklerinin bulunmadığının altını çizen Pamak, adil olmanın gereği olarak, Kürt kavmine yıllardır reva görülen zulümlere karşı olunmasını gerektiğini kaydetti.

PKK gerillalarını kast ederek hiç kimsenin keyfi olarak dağa çıkmadığına dikkat çeken Pamak, dağdan inmenin şartlarını oluşturmadan ve Kemalist sistemden kaynaklı zulüm bataklığı kurutulmadan dağdan inmeye çağırmanın doğru ve gerçekçi olmadığını söyledi.

Sorunun çözümü noktasında atılması gerek adımlar üzerinde de duran konuşmacı, İslami kimliğe olan düşmanlığın bitmemesi durumunda Kürt sorunun çözülemeyeceğinin altını çizerek somut olarak şu adımların atılmasını istedi:

·                     Yerleşim yerlerinin Kürtçe isimleri iade edilmeli

·                     Dağlardaki ırkçı yazılar silinmeli

·                     Her gün çocuklara dayatılan "andımız" kaldırılmalı

·                     MGK dersleri kaldırmalı

·                     Kürt coğrafyasında camilerde hutbeler Kürtçe olarak okutulmalı.

·                     Dağdan inişin şartları oluşturulduktan sonra iniş çağrısı yapılmalı

***

Mavi Marmara'ya Gösterilen Hassasiyet Kürt Sorununa da Gösterilmeli

Altıncı konuşmacı olarak söz alan Yakup Aslan, Türkiye, İran ve Suriye tarafından bugüne kadar Kürtlere sürekli olarak zulüm yapıldığına vurgu yaparak, yapılan zulümlere Müslümanların seyirci kalınmasından yakındı.

Mavi Marmara'ya gösterilen duyarlılığı Kürt sorununa da gösterilmesi çağrısında bulunan Aslan, "Gazze ambargosunu delmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisine gösterilen hassasiyetin benzeri Kürt sorununa da gösterilmeli.  Müslümanlar bunu yapmaya çalışırken de sistemin oyuncağı olmamaya dikkat etmeli" dedi

İslami söylemle ortaya çıkanların, eylemlerinin de İslami olması gerektiğini dile getiren konuşmacı, İslam'ın bir din bir yol haritası olduğunu, bir eylemin İslami olabilmesinin o eylemin başına ille de İslam ibaresinin yazılı olmasıyla olmayacağını, bir eylemin İslami olabilmesinin koşulunun içeriğinin de İslami olmasında yattığını söyledi.

***

Ümmetçilik Kürtlerin Mazlumiyetini Örtme Aracı Değildir

Forumda yedinci konuşmacı olarak söz alan Abdulhakim Beyazyüz, Müslümanlar olarak bizim için kutsal sınırlar, kutsal ırklar ve kutsal topraklar olmadığının altını çizerek, bu bağlamda kutsal olanın adalet olması gerektiğini söyledi.

Ümmetçiliğin mazlum Kürt halkının mazlumiyetini örtmek için bir araç olarak kullanılamayacağını kaydeden Beyazyüz, "Ümmetçilik mazlum kürt halkının özerini örten bir örtü değildir. Ümmetçilik; insani ve ahlaki değerler etrafında bir araya gelmektir. Aynı şekilde kardeşlik de; bu değerler etrafında bir araya gelerek insanca yaşanılacak bir dünya için mücadele vermektir. Bizler, evrensel İslami değerler etrafında insanların birleşmesiyle tüm insanların kurtulacağına inanıyoruz."şeklinde konuştu.

Türk halkının sahip olduğu sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel ve bir bütün olarak bütün haklara Kürt halkının sahip olmaya adaletin gereği olarak hakkı olduğunu dile getiren konuşmacı, Kürtlerin de bu haklara ulaşana kadar mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

***

Kendiniz İçin İstediğinizi Kardeşiniz İçin de İsteyiniz

Sekizinci ve son konuşmacı olarak söz alan Abdurrahman Dilipak da, genel olarak türk ve kürt halkının kardeşliği üzerinde durarak, kendisi için istediğini kardeşi için de istemenin sorunların çözümü noktasındaki önemi üzerinde durdu.

Mevcut sistemin sadece Kürtlere zulüm yapmadığına işaret eden Dilipak, bu ülkede Kürt sorunu olduğu gibi, başörtüsü ve alevi sorunu gibi sorunların da olduğunu bir bütün olarak bu sorunlara da karşı çıkılması gerektiğini söyledi.

***

Kürt Sorunun Muhatabı Kürt Halkıdır

Dilipak'ın ardından iki gün süren "Kürt Sorunu Forumu"nun sonuç bildirgesi okundu. 

Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz tarafından okunan "Kürt Sorunu Forumu Sonuç Bildirgesi"nde 8 maddelik tespit yapılırken, 14 maddelik öneriler yer aldı.

Bildirgede, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) operasyonları, PKK'ye de eylemleri durdurması için çağrı yapıldı. Ayrıca, Kürt halkına yapılan haksızlıklardan ötürü, devletin özür dilemesi istendi.

Tespitler bölümünde, PKK'nin, Kürt sorununun bir parçası olmakla birlikte doğurduğu bir sonuç olduğu savunulurken, "Kürt sorununun çözümü noktasında muhatap bütün kesimleriyle Kürt halkıdır" denildi.

 

Bildirgenin tam metni:

KÜRT SORUNU FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

 

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi'nin 24–25 Temmuz 2010 tarihlerinde Diyarbakır'da gerçekleştirdiği Kürt Sorunu Forumu sonuç bildirgesi şu şekildedir:

 

TESPİTLER

1. Kürt Sorunu, Kemalist kadrolar tarafından tepeden inmeci, jakoben bir anlayışla dayatılan, inkâr ve uluslaştırma politikalarının bir sonucudur.

2. Milliyetçi-Militarist bir paradigma üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden bu yana, homojen laik bir ulus toplum hedefiyle, farklı gördüğü ve dönüştüremediği tüm unsurlara yönelik asimilasyon ve imha amaçlı şiddet politikalarına başvurmuştur.

3. Devletin Kürt sorununa güvenlik merkezli yaklaşması, sorunu; sosyo-ekonomik geri kalmışlık, bölücülük, eğitim eksikliği gibi dar bir perspektifle değerlendirmesi, sorunun en temelde bir kimlik sorunu olduğu gerçeğinin üstünü örtmek için başvurulan söylemlerdir.

4. Kürt sorunu bağlamında yürütülen inkâr ve imha amaçlı tüm faaliyetlerin, akıtılan kanların, yaşanan göçlerin, faili meçhullerin ve dayatılan her türlü acının birincil sorumlusu devlettir.

5. PKK, Kürt sorununun bir parçası olmakla birlikte, esasında Kürt sorununun doğurduğu bir sonuçtur. PKK, şiddetin çözümü noktasında muhataptır; Kürt sorununun çözümü noktasında ise muhatap bütün kesimleriyle Kürt halkıdır.

6. Hükümetin çözüm çabası olarak deklare ettiği "açılım" süreci olumluluklar arz etmesiyle birlikte; AK Parti zihniyetinin resmi ideolojiyi aşamaması ve sistemi sorgulayamaması gibi handikaplar nedeniyle oldukça cılız ve zaaflı kalmıştır. Yükselen milliyetçi söylem karşısında oy kaybetme, tabanını yitirme gibi endişelerle, güvenlik merkezli söyleme geri dönülmüştür.

7. Son dönemde yoğunlaşan çatışmalar ve derinleşen şiddet sarmalı, sorunu salt güvenlik zafiyeti olarak gören ve akan kandan nemalanan milliyetçi-militarist odakların söylemini güçlendirmektedir. Çatışmaların tırmandırılması, sorunun çözümüne yönelik geliştirilen sivil çabaları ve özgürlükçü yaklaşımları boğmaktadır.

8. Birinci Dünya Savaşı sırasında tüm Ortadoğu emperyalist güçler tarafından işgal edilmiş, savaş sonrasında bu bölge sömürgeci devletler eliyle yeniden dizayn edilmiştir. Emperyalist güçler çekildiklerinde, geriye işbirlikçi iktidarlar ve ulus devletler bırakmışlardı. Bölgedeki Kürt sorunu, sınırları sömürgeci güçler tarafından tayin edilen İran, Türkiye, Suriye ve Irak devletlerinin, Kürt halkını yok saymaları ve inkâr etmeleri üzerine şekillendirdikleri politikaların bir sonucudur.

 

ÖNERİLER

Bizler Müslümanlar olarak Kürt sorununa yol açan zihinlerin, adaletsizliklerin öncelikle İslami kimlik İslami hukuk ve ümmet bilincinin reddedilmesinin, tehdit ve düşman ilan edilip dışlanması sonucunda Türk ulus kimliğinin ve laik sistemin dayatılması olduğuna ve mevcut laik Kemalist sistemle topyekûn hesaplaşmadan hiçbir sorunun kalıcı manada çözülebilmesinin mümkün olmadığına inanıyoruz.

Bununla birlikte mevcut sistem içinde dahi görece daha özgürlükçü bir vasatın tesis edilebilmesi ve Kürt halkına yönelik zulmü azaltmak üzere aşağıdaki önerilerde bulunuyoruz.

1. TSK, yürüttüğü operasyonları durdurmalıdır. PKK, eylemsizlik kararı almalıdır. Bununla birlikte PKK'nin silahı bırakması için gerekli şartlar sağlanmalı, ayrım gözetilmeden tüm siyasi tutuklular serbest bırakılmalıdır.

2. Cumhuriyet dönemi boyunca Kürtlere yapılan tüm zulüm ve haksızlıklar için resmi düzeyde özür dilenmelidir.

3. Şüphesiz ki tüm diller, Allah'ın ayetlerindendirler. Bu nedenle Kürtçe üzerinde devam etmekte olan resmi, gayrı resmi tüm yasaklar, sınırlandırmalar kaldırılmalıdır. Anadilde eğitim başta olmak üzere Kürtçe, her alanda koşulsuz biçimde serbest bırakılmalıdır.

4. İlköğretim öğrencilerine okutulan "Andımız" kaldırılmalıdır. Muhtelif yerlerde yazılan "Ne Mutlu Türküm Diyene" gibi yazılar silinmelidir.

5. Başta vatandaşlık tanımı olmak üzere, anayasa ve sistemin bütün resmi literatürüne hâkim olan Türklük esaslı dışlayıcı ve ayrımcı söylem terk edilmelidir.

6. İsimleri değiştirilen yerleşim yerlerinin eski adları tümden iade edilmelidir.

7. Bölgede çok yönlü sorunlara yol açan koruculuk sistemi derhal lağvedilmelidir.

8.Binlerce kayıp ve faili meçhulün akıbeti açıklanmalı, soruşturmalar ciddiyetle yürütülmeli ve sorumlular bulunup cezalandırılmalıdır. Köy yakma v.b olayların hesabı sorulmalıdır. Ergenekon yapılanmasının bölgede yaptığı hukuksuzluklar derinlemesine soruşturulmalıdır.

9.Yapılan operasyonlarda, seçilmiş Kürt siyasetçilerinin soyut suçlamalarla tutuklanmaları, halkın siyasi tercihine ipotek koymak anlamına gelmektedir. Kürt siyasetçilerin maruz kaldığı bu hukuksuzluğa son verilmeli ve tutuklular bir an önce serbest bırakılmalıdır.

10. Tüm siyasi mahkûmların cezaevi şartları iyileştirilmeli, bu bağlamda Öcalan'ın cezaevi şartları da düzeltilmeli ve normal bir cezaevine nakli sağlanmalıdır. PKK de, Öcalan'ın yaşam koşullarını şiddete başvurmak için bahane kılmaktan vazgeçmelidir.

11. AK Parti Hükümeti BDP'yi görmezden gelen tavrından vazgeçmeli, BDP ile diyaloga geçmelidir. BDP ise çözüme yönelik çaba sarf eden sivil siyasetin elini güçlendirici adımlar atmalıdır.

12. Bir bütünlük arz etmesi nedeniyle; Irak, İran, Suriye ve Türkiye'deki tüm Kürtlerin sorunlarının çözümü için çaba gösterilmelidir.

13. Başta Şeyh Said olmak üzere Kürdistan'da kıyam hareketlerine katılan önderlerin ve Saidi Nursi'nin mezarları tespit edilmeli, Şeyh Said kıyamının Diyarbakır ve Elazığ arşivlerinin açılması gerekir.

14. JİTEM'i hatırlatan "özel ordu" fikrinden kesinlikle vazgeçilmelidir.

Bu yazıya toplam (1) yorum eklenmiştir.
mehmet karagöz
29 Temmuz 2010 Perşembe 12:17
akıl
Türkiyeyi yönetenler geçmişte yaşanan olaylar hakkında doğru bilgiler vererek halkı aydınlatmalıdır.şeyh sait ingilizleri oyuncağı olmuş,isyan çıkarmıştı.Saidi nursi ayaklanmaya katılma tekliflerine olumsuz cevap vermişti. ikisini bir tutmak doğru değil.akıl kullanılmalı.
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 12 °C
Hakkari
-8 / 6 °C
İstanbul
11 / 15 °C
İzmir
10 / 17 °C