Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İktibas'ın Ankara Pikniği-Fotoğraflı
26 Temmuz 2010 / 18:14
Pazar günü Türkiye’nin her tarafından sağlanan katılım ile Ankara’nın Kazan ilçesinde güzel bir piknik organizasyonu gerçekleştirildi.

Program Fatih Okut’un Kur’an tilaveti ile başladı. Ardından Mehmed Durmuş hoş geldiniz diyerek kısa bir açış konuşması yaptı.

tilavet1.jpg

piknik2.jpg

Programın sunuculuğunu da üstlenen Mehmed Durmuş, İktibas Dergisi olarak müslümanları bir araya toplamaya çalıştıklarını anlattı. Durmuş, geçen yıl yapılan piknik programının oldukça verimli olduğunu, bu yıl da beklenenin üzerinde bir katılım gerçekleştiğini ve bundan mutluluk duyduklarını söyledi.

 

mehmeddurmus4.jpg

İktibas Dergisi’nin siyasi duruşundan ve tevhidi çizgisinden taviz vermediğini anlatan Durmuş, İktibas’ın değişim ve dönüşüm yaşamadığını, böyle düşünenler olmasına rağmen, bunun yanlış okumadan kaynaklandığını anlattı. Tıpkı Rahmetli Ercümend Bey’in yaptığı gibi kınayıcının kınamasından korkmadan çizgisini devam ettirmeye çalıştıklarını sözlerine ekledi.

mukaddesozkan3.jpg

Bundan sonra piknik tertip heyeti adına bir açış konuşması yapmak üzere Mukaddes Özkan hanım mikrofona geldi. Mukaddes hanım, piknik alanında, böyle güzide misafirlerle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu, gelenekselleşen pikniğin her sene yapılacağını sözlerine ekledi ve herkesin bu günü hayırla geçirmesi temennisinde bulundu.

Mukaddes Hanım’ın ardından, siyasî gelişmeleri değerlendirmek üzere mikrofona Abdullah Pamuk geldi. Pamuk, misafirleri hoş geldiniz diye selamladıktan sonra geleneksel toplantıların önemini kardeşlik hukuku çerçevesinde değerlendirdi.

abdullahpamuk5.jpg

İktibas Dergisi’nin bugüne dek yüklenmiş olduğu misyona değinen Pamuk, amaçlarının müslümanları düşündürtmek ve bütünsel bir din algısı kazanılmasını sağlamak olduğunu belirtti.

 

Kur’an’ın referans alınarak doğru Peygamber telakkisi ve nebevî yöntemle başarı kazanılabileceğine vurgu yapan Pamuk, bizim müslümanlar olarak bu kaynaktan doğan sabitlerimiz, değerlerimiz ve ilkelerimiz olduğunu kaydetti.

 

Pamuk, müslümanların göstermiş olduğu hatalı tavırların konjonktürel gelişmelerin hatalı okunmasından kaynaklandığını, ayrıca çeşitli dış etkenlerin de müslümanları etkilediğini söyledi. Ayrıca Laik-anti laik çatışmasının, statükonun Militarist Cumhuriyet anlayışından Demokratik Cumhuriyete doğru evrilmesinin, demokratik gelişmelerin niteliğinin ve Müslümanlara daha uygun mücadele alanı açıyor görünen gelişmelerin genellikle müslümanlar tarafından yanlış algılandığını vurguladı.

 

Değişen dünya ve bölge koşullarına da değinen Abdullah Pamuk, Müslümanlara yönelik stratejinin boyutlarına ilişkin açıklamalar yaptı. Demokratik açılım projesinin ve 12 Eylül Referandumu’nun sistem-içi mücadele olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Pamuk, sözlerini bitirirken Atasoy Müftüoğlu’nun programa katılmayı çok istediği halde, rahatsızlığı nedeniyle katılamadığını belirtti ve selamlarını iletti.

 

Konya’dan pikniğe katılmak için teşrif eden İbrahim Sarmış ile Mikail Bayram da kısa birer konuşma yaptılar.

ibrahimsarmis6.jpg

İbrahim Sarmış, İktibas çizgisinin başladığı gibi devam etmesi gerektiğini, buna ihtiyaç bulunduğunu söyleyerek, tribüne oynamak her zaman doğrudur anlamına gelmiyor dedi. Tevhidi çizgiyi bize Kur’an öğretir diyen Sarmış, Kur’an’a uyduğumuz sürece bu çizgiyi sürdürmemiz gerektiğini anlıyoruz dedi.

 

Topluma mal olmayan hiçbir hareketin başarılı olamayacağını anlatan Sarmış, sistem’in tepeden inme olduğundan, baskı ile benimsetilmeye çalışıldığından başarılı olamadığını söyledi. Sarmış, Allah’ın vahyi, peygamberin sünneti gibi bir çağrının toplumu kucaklamaması için bir sebep yok dedi. Bunun çalışmamıza bağlı olduğunun altını çizen Sarmış Hoca, Müslümanların Mekke’de bu çalışmayı başlattığını, baskıyı reddedip, dünyevî çıkarlarından vazgeçtiler dedi. Bu yüzden Mekke’nin onları tasfiye ettiğini anlatan Sarmış, mesaj topluma mal olunca, müslümanların kaçarak çıktıkları Mekke’ye hâkim olarak geri döndüklerini belirtti.

 

İbrahim Sarmış, Tevhidin çok iyi bilinmesi gerektiğini, bununla birlikte sosyal ve siyasi şartların da bilinmesi gerektiğini belirtti ve “Müslümanlar mazoşist değildir, aklını yitirmiş değildir ki kendisi için iyi olacak bir şeyi reddetsin” dedi. Bir takım kazanımlar uğruna dini değerlerden fedakarlık edilemeyeceğinin altını çizen Sarmış Hoca, ‘Hürriyetlerden istifade edilir ama bunların karşılığında değerlerimizi kesinlikle feda etmemeliyiz” dedi.

 

İbrahim Sarmış, Müslümanların hürriyet-adalet-eşitlik-kardeşlikten yana olması gerektiğini, bunu yapan insanlara destek olmamız gerektiği ama bu egemen güçlerin değerlerini savunmak anlamına gelmemeli, biz yegane satvetimizi satmamalıyız sözleriyle konuşmasını bitirdi.

mikailbayram7.jpg

Mikail Bayram Hoca da programa katılanları hürmetle selamladıktan sonra, İktibas cemaatinin belli bir özelliği var, bu özellikte eskiden olduğu gibi ısrar etmemiz lazım dedi. Resulullah’ın uyguladığı insan yetiştirme metodundan söz eden Bayram, İktibas’ın da insan inşa etme sürecinin bir parçası olduğunu söyledi.

 

Dünyanın en ilkel dinlerinin dahi belli bir hayat telakkisi vermeye çalıştığını belirten Mikail Hoca, İslam’ın adalet-hürriyet-kainat anlayışı vermeye çalıştığını, müntesiplerine bir düşünme metodu vermeye çalıştığını anlattı. Peygamberin ilk tebliğlerinde de bunun olduğunu vurgulayan Hoca, “belli bir dini anlayışa sahip olduktan sonra mü'min toplumun fertlerinin birbirleri ile münasebetlerini düzenleyen ayetler nazil olduğunu” özetledi.

 

Mikail Bayram, Medine’de bir devlet teşekkül ettikten sonra, sosyal problemler ile birlikte hukuki ayetlerin nazil olduğunu ve dolayısıyla hukuki formasyonu olan bir toplum oluştuğunu söyledi. Bu süreçlerin İslam’ın insan inşa etme metodu olduğunu belirtti; Müslümanlarının haşmetinin de bu özelliğine dayandığını, cehdimizin bu yönde olması gerektiğini söyledi.

 

Mevlana ile ilgili derin bilgi sahibi olan Bayram, -program sunucusunun talebi üzerine- bu konuda da bazı bilgiler verdi. İslam-dışı oluşumların bir örneği de o dönemde Mevlana Celaleddin-i Rumi ve hocalarının etrafında oluşan yapılanma idi diyen Mikail Bayram, bu yapılanmanın o dönemde Moğol emperyalizmi ile uyumlu olduğunu vurguladı. Bayram, Moğolların Mevlana’yı bir ‘Şamanist Pir’ olarak nitelendirdiklerini,  ‘Pir-i Rumi’ olarak, Anadolu’nun şamanı olarak tasvir ettiklerini belirtti. Mevlana’nın fonksiyonunun da bu Şamanlık için olduğunu sözlerine ekledi.

 

Mikail Bayram, Mevlana ile ilgili yaptıkları tenkidlerin hissî olarak alındığını, halbuki Mevlana’nın şiir gücünü çok iyi bildiğini, 18 yaşından beri şiirlerini okuduğunu anlattı. Ancak onun bu şiir gücü kullanılarak böyle bir yapılanma oluşturulduğunu, bunda Moğolların siyasi-ekonomik gücünün de etkili olduğunu belirtti.

Konuşmaların ardından beşer dakikalık sürelerle pek çok kişi süreçle ilgili fikirlerini, tebrik, takdir ve temennilerini iletti.

İktibas’ta, dergi dışından bazı Müslümanların da yazması gerektiği ve dergideki yazıların üslubu gibi konulardaki bir soruya cevap vermek üzere mikrofona gelen Hüseyin Bülbül, dergi dışından Müslümanların da yazdıklarını ve yazmaya devam edeceklerini açıklayan bir konuşma yaptı.

 

Mehmed Durmuş ise bundan sonra, nezaket çizgilerini aşan içerikte yazılara zaten meydan vermediklerini ve bundan sonra verilmeyeceğini belirtti.

ozdensonmez8.jpg

İlkder’in Başkanlığını sürdüren Özden Sönmez, İktibas dergisi ile geçmişte de birliktelikleri olduğunu, Ercümend ağabey ile çok yakından tanıştıklarını, istifade ettiklerini anlattı. Ercümend Bey’in ve İktibas’ın çok güzel bir yol açtığını kaydeden Sönmez, Kur’an’a hizmet edenlerin salihler olduğunu vurguladı.

 

Harun Köybaşı, İktibas ailesinin bir araya gelişinden duyduğu memnuniyeti dile getirdikten sonra, En-am suresi 51. ayete vurgu yaptı.

 

Hikmet Ertürk temennilerini ilettikten sonra internet sitesine dikkat çekti ve okunması, yorum yazılması gerektiğini, bunun okunmayı çoğalttığını belirtti. E-Mail yoluyla da olsa tanışıklıkları artırmak gerektiğini belirten Ertürk 30. yılını dolduran İktibas Dergisi’nin abone sayısını artırmak için hepimizin çalışması gerektiğini kaydetti.

alisalci9.jpg

 

 

Ali Şalcı, Ercümend Bey ile birlikte bu düşünceyi benimsediğini kaydetti ve 92 yılına kadarki birlikteliklerinden söz etti.

memduhkars10.jpg

Memduh Kars, referandum konusunun bizim konumuz olmadığını, oylanan şeyin demokratik anayasanın maddeleri olduğu için burada evet ya da hayır demenin kendimizle çelişkiye düşmek olacağının altını çizdi.

‘Anayasanın tamamını kabul etmeyen bir kişinin bazı maddeleri oylaması bir çelişki olur’ diyen Kars ‘bu yüzden referandum bizim açımızdan tasvip edilebilir, uygulanabilir bir durum değildir’ dedi.

yukselismailoglu11.jpg

Yüksel İsmailoğlu ise internet etkileşiminin artık yazılı ve sözlü basının önüne geçmeye başladığını vurgulayarak, yeni sitemizde de kendi bakış açımız doğrultusunda haberlere yer vererek bunların takip edilmesinin önem taşıdığını anlattı. Siteye gerek haber, gerekse yorum olarak herkesin destek verebileceğini, buranın herkese açık ve hepimize ait olduğunu söyledi.

 

Daha sonra söz alan Tarık Özkan da özgül ağırlığa sahip olmamız gerektiğini belirterek, iyi şeyler yapmaya çalıştıklarını, herkesin katkılarını beklediklerini söyledi.

sebahattinakgul12.jpg

Sebahattin Akgül, son zamanlarda bir atılım olduğunu, durumun tersine dönmeye başladığını belirterek, bu tür organizasyonların önem taşıdığını, kaynaşma sağladığını, özellikle İktibas ile yeni tanışanlarla bu tür faaliyetlerin yapılması gerektiğini vurguladı.

erhanaktas13.jpg

Erhan Aktaş, referandum konusu ile ilgili birkaç söz söyledi. Konuşmasına Bakara suresi 246-252 ayetleri anlatarak başlayan Aktaş, Calut’un ordusu ile savaşa giden ordunun imtihan edildiği nehir örneğini vererek, 28 Şubat’tan bu yana pek çok kişinin nehirlerden su içtiğini söyledi.

 

Müslümanların liberalleşmeye başladığını anlatan Aktaş, ‘tuzaklara düşmeden, oyunlara gelmeden, tevhid yolundan sapmadan devam etmeliyiz. Bizim için her şeyden önemli olan davamızdır’ dedi.

 

‘Bundan önceki oylamalarda da hiçbir şekilde taraf olmadık’ diyen Aktaş ‘biz kendi gündemimizi belirleyerek devam etmek zorundayız’ dedi. Aktaş, ‘herkes yaptığının hesabını Allah’a vereceğini iyi bilmelidir’ diye konuştu.

hamdikilcadir14.jpg

Son olarak, ‘Kürt sorunu’ üzerine dergide az yazı çıktığı eleştirisi üzerine Mehmed Durmuş, ‘Doğrudur, az yazı çıkmaktadır ancak bu bizim olaya farklı bakışımızdan kaynaklanmaktadır’ dedi. ‘Olay aslında topyekun İslam meselesidir’ diyen Durmuş ‘kesinlikle Kürt veya başka bir milletten kim olursa olsun, uğradıkları zulme duyarlıyız, elbette ki bu konuda da yayınlarımız olacaktır’ dedi.

ortam15.jpg

Konuşmaların ardından program öğle namazı, yemek ve serbest sohbet ile devam etti. Saat 17.00’de ikindi namazının cemaatle kılınmasıyla piknik son buldu ve bir sonraki bu tür güzel ortamlarda buluşulması temennisiyle katılımcılar vedalaştılar. 

Bu yazıya toplam (27) yorum eklenmiştir.
XECE;
11 Ağustos 2010 Çarşamba 20:30
keşke gelebilseydim
iktibas'ın 2.geleneksel pikniğinde bulunamadım,arkadaşların anlattıklarını dinledim ancak.İnşallah gelecek yıllarda bende orda olabilirim.

ismen bildiğim yaklaşık bir yıldırda abonesi olduğum dergiyi
açıkçası yakinen gözlemlemek isterdim.
Editör'den
01 Ağustos 2010 Pazar 22:46
Piknik, teşekkür, aksaklıklar
İktibas dergisi olarak bu piknikleri her yıl düzenlemek, aynı fikre sahip insanların yılda bir de olsa biraraya gelmelerini sağlayabilmek için ilkini geçen yıl yaptığımız pikniğin bu yıl ikincisini tertib ettik.
Uzak yollardan gelen, işini gücünü bırakıp pikniğimize katılan tüm misafirlerimize, dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Ayrıca pikniğin güzel olması için maddi ve manevi emek veren bütün kardeşlerimize de teşekkür ediyoruz.
Geçen yıla göre daha geniş katılımlı olmasına karşın, geçen yıl olmayan aksaklıklar yaşadık bu yıl. Özellikle yemek kuyruğu gerçekten kötü oldu. Bu bizim biraz acemiliğimizden kaynaklandı. Yemek türünü farklı seçseydik muhtemelen bu yaşanmayacaktı. Bir dahaki sefere bunun önlemini düşündük. İkinci olarak, ses sisteminin yeterli olacağını düşünüyorduk, bazı konuşmacılarda aksama oldu, inşallah bunu da gidereceğiz. Bunların dışında pek çok insanın hala piknikten haberi olmadığını öğrendik. İnşallah bunu da gelecek sene gidereceğiz. Ancak tüm dostlarımızın elbirliği etmesi gerekiyor. Birbirimize haber vermek, imkanlarımızı paylaşmak bu noktada önemli. Biz yine ilanı, Allah’ın izniyle, sitemizden yaparız, gören-duyan, başkalarına bildirir, ellerinde çeşitli imkanları olanlar bize haber verirse, hep beraber çok güzel organizasyonlara imza atarız. Nihayetinde bu hepimizin kazancı olacaktır.
Son olarak, burada yorum yazan, bize katkı veren, bize hatalarımızı hatırlatan bütün dostlarımıza tekrar teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.
Saygılarımızla
Yüksel İsmailoğlu
Ahmed
01 Ağustos 2010 Pazar 17:18
Küçük bir özeleştiri...
Selam ile... Bu yorumu yazıp yazmama konusunu çok kez düşündükten sonra hayra vesile olmak maksadıyla yazmaya karar verdim.Öncelikle memleketimde küfür, tağut ve şirk koşulan varlıkların dışında kendilerine Rabb'lerinin dediklerine adamak isteyen insanların da var olduğunu canlı canlı görmeyi bizlere nasip ettiği için Rahman'a şükürler olsun... Bunun yanı sıra, bazılarının tam tersine "şehrin bunaltıcı havasından" uzaklaşmak için değil, "Allah'sız bir hayatın keşmekeşliğinden" felah bulmak için uzaklaşan bir gruba piknikte ev sahipliği yapan İKTİBAS yayın kuruluna ve ailesine gönül dolusu teşekkürler. Bu tür organizasyonların çok sık olmasa da devamlı olması çok faydalı. Sık olmasına acizane fikrim gerek yoktur. Ancak yapılan organizasyonlarda bazı aksaklıklar insanların şevkini kırabilecek kritiklikte veya asıl amacı gölgeleyebilecek niteliktedir. Bu yüzden hassasiyetli yaklaşmakta fayda vardır diye düşünüyorum. Öncelikle dikkatimi çeken mevzu "yemek faslı"dır. Uzayan yemek ve ikram kuyrukları, bayanların çocuklarını getirmeden ikram alamamaları ve yer yer adaletsiz dağıtımların varlığı pikniğin asıl anlamına mani olabilmektedir. Bu tür organizasyonların daha hızlı ve ustaca çözülmesi güzellik katacaktır.Bu faaliyetlerin sayısındaki artışla birlikte inşallah ilerlemelerin olacağına canı gönülden inanmaktayım. İkinci olarak ses düzenindeki kısmi yetersizlik, konuşmalarına kulak misafiri olduğum bir kaç katılımcı tarafından dile getirilen bir konudur. Sesin daha net ve gür çıkması konuşulanların anlaşılmasına yani (maksadın hasıl olmasına) vesile olacağı kanaatindeyim. Bunları samimiyetle ve içtenlikle belirtmek istedim. Sürçü lisan ettikse affola...
Dua ile...
cengaver yiğit
01 Ağustos 2010 Pazar 16:47
ihvan
bu piknikleri geleneksel hale gelmesinde emegi geçenlere selam olsun.fedakar abim m.ali durmuşa hamdi abiye erhan abiye selam olsun .mersinli kardeşlerimede selam .
İbrahim Kılıç
30 Temmuz 2010 Cuma 20:41
Orda Olmak...
Bende piknikte Bulunmuştum gerçekten çok güzeldi...
Gidemeyenler çok şey kaçırmıştır...
Allah Nasip ederde 3.sünüde Görürüz inşallah
İsmail Karataş
30 Temmuz 2010 Cuma 13:50
yine gelemedim, sonrakine geleceğim inşallah
Geçen seneki piknikten de, şimdikinden de sonradan haberim oldu.Habherim olsaydı Kayseri'ye de Ankara'ya da gelecektim.Geçen seneye oranla katılımın artmış olmasına sevindim.Hepinizi içten kardeşlik duygularımla selamlıyorum.Allah'a emanet olun.
ademoğlu
29 Temmuz 2010 Perşembe 18:47
olabilirmi
Hikmet kardeş bizleri kurana hazırlanma yaşamaya adımları atmada büyük emeği olansınız bnim izlenimim tam değil 14 yıl önçe sosyalist
olan ben buradaki diller ve şekiller bana aynı manzaranın tekrarı gibi geldi
insanların samimiyeti ve çabalarına ise asla diyeyeçek yok.
fakat karşı olduğumuz TEK tip anlayışları yani bir kişiye bağlanma sezgisi benirahatsız etti bunun nasıl bir açıklaması var.
K.Güler
28 Temmuz 2010 Çarşamba 22:48
Piknik
Piknik hakkinda sitede yapilan güzel ve ayrintili yazi icin, emegi gecen kisiye, cok tesekkür ediyorum. O gün bedenimle degil, fakat gönlümle ordaydim. Tevhidi durus sergileyen insanlari bir araya getirerek tanistirma faaliyetlerini Rabbim bereketlendirsin. Emegi gecen herkesten Allah razi olsun.
bekir alpars
27 Temmuz 2010 Salı 21:54
rahman ve rahim ALLAHIN adıyla
Rabbimizin bize bahşettiği bir TEVHİD günüydü diye adlandırmaya hiç tereddüt etmiyorum. İnşaallah, o gün orada bir araya toplandığımız gibi RABBİM cennetinde bizleri yine bir araya toplasın inşaallah.
sebahattin akgül abimin yorumuna olduğu gibi katılıyorum. evet abilerimiz yazıyor biz okuyorduk artık istişare imkanımız yüzyüze olup herşey böylece daha da bir anlam kazanmaya başlamış oldu. meğer içimizde ne kadarda çok TEVHİDİ DURUŞA sahip kardeşlerimiz varmış deyip cesaret ve inayetimizde böylece arttı ve büyük bir fikir ikmali yaptık diye düşünüyorum. RABBİM organize edenlerden, icabet edenlerden ve bu davaya gönül verenlerden razı olsun inşaallah. slm ve dua ile...
mücahid
27 Temmuz 2010 Salı 21:12
vahdet
Selamun aleyküm. Kuran İslamı ile yeni tanışan biri olarak ,bu çerçevede ki mü’min kardeşlerimle tanışmayı hep arzuladım,arzulamaya da devam edeceğim inşallah. Pikniğe çok katılmak istememe rağmen katılamadım, geçen sene de katılamamıştım.inşaallah o da olur bir gün ve katılırım. Dünyada ki tüm şer odaklarının küreselleştiği bi konjoktür de mü’minlerinde kuran islamı çerçevesinde birlik,dirlik,beraberlik,en önemlisi vahdeti oluşturmaları elzemdir. İktibas ailesinin inananları tanıştırmak ,kaynaştırmak düşüncesi ile düzenledikleri bu organizasyon çok güzel, mutlaka desdeklenmeli. Allah razı olsun.
Fahri Ergün
27 Temmuz 2010 Salı 19:00
Piknik
Allaha çok şükür bu sene bende pikniğe katılma imkanı buldum.Piknik çok samimi bir ortamda geçti.Birçok kardeşimle tanışma imkanı buldum.Pikniği yapanlardan ve pikniğe katılanlardan Rabbimiz razı olsun.
maxpayna
27 Temmuz 2010 Salı 17:36
daha fazlası olmalı ;
organizasyon ve katılım çok güzeldi bu nedenle organize edenlerden ve uzak diyarlardan gelen konuklara çok teşekkür ederim. yalnız bu bir başlangıç olmalı diye düşünüyorum. ercüment özkanın yaktığı (iktibas ) meşalesini bizler devralmalı ve daha ilerilere; ileriki nesillere aktarmalıyız. bu nedenle tanışma ve muhabbetimizi artıracak olan piknikler düzenlediğimiz kadar bilgi ve fikir açısından da ortak eylemlerde bulunmalı kendimizi bilgi ve fikir olarak yetiştirmeliyiz. iktibasa nasıl katkıda bulunabiliriz diye düşünce üretmeli ve (özellikle internet sitesine ağırlık vererek) dergiyi canlandırmalıyız. unutmamalıyız ki iktibas/ercüment özkan birer araç/vesiledir; yegane amacımız allah rızasıdır. islamı nasıl anlar yaşar ve yaşatırım gayemizi hiç unutmamalıyız. bir daha ki organizasyonlarda görüşme duası ile rabbe emanet olunuz saygılarımla...
zawa
27 Temmuz 2010 Salı 14:32
:))
Abdullah Pamuk biraz kilomu almış
ilker karacan
27 Temmuz 2010 Salı 13:29
piknik
Öncelikle bu organizasyonda emeği geçen tüm kardeşlerimden Allah razı olsun. Gerçekten çok güzeldi. Gerek ordaki yazar abilerimizle tanışıp görüşmek, gerekse Türkiyenin dört bir yanından katılan kişilerle tanışmak görüşmek çok güzel ve ufuk açıcı oldu. Orda bizleri bir araya getiren sadece bir fikirdi. Ve bu fikre sahip olan kişilerin daha önce belki hiç görüşmemiş olmalarına rağmen, sanki kırk yıllık dostmuşcasına sıcak ve samimi olmaları, 'müminler ancak kardeştir' ayetinin somutlaşmış şekliydi. Organizasyonun hiç bir eksiği yoktu ve herşeyiyle mükemmeldi. Özkan ailesinin ve organizatörlerin candan davranışlarıda takdire değerdi. onların şahsında bu proğrama her türlü emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Gelecek seneki proğramı iple çekiyorum.
Aykut Akça
27 Temmuz 2010 Salı 13:12
iktibas ailesi
iktibas ailesi geleneksel (olmasını ümid ettiğimiz) tanışma/kaynaşma pikniklerinin ikincisini gerçekleştirdik hamdolsun.
kardeşliğimizi pekiştirmemize vesile olan bu etkinlikler inşallah her sene bir öncekinden daha verimli bir şekilde devam eder. emeği geçen herkesten Allah razı olsun
Y.Keçeli
27 Temmuz 2010 Salı 10:47
tanışmak
Geçen hafta ki piknik çok güzeldi .İsim olarak tanıdığım yazılarını beğenerek okuduğum ama şahsen görmediğim o değerli insanları görmek,eşleriyle tanışmak bütün yorgunluğa değerdi diye düşünüyorum şahsen kendi adıma özellikle rahmetli Ercümend ağbinin ailesine çok tşk etmek istiyorum gelen misafirlerle şahsen ilgilenmelerini takdir edilmeye değerdi. Allah razı olsun hepsinden .Bu yıl katılımın daha fazla olduğunu gördüm buda çok sevindirici tabiî ki .Bi tek şey eksikti sadece oda bayan arkadaşların sessiz duruşlarıydı en azından hangi şehirde ne gibi faaliyetler yapılıyor bunun gibi şeyler anlatabilirdi .Bu büyük suskuluğun içinde bizlerde vardık tabiî ki inş önümüzdeki seneye bu sessizliği aşmak ümidiyle hepinizden Rabbim razı olsun .
sebahattin akgül
27 Temmuz 2010 Salı 01:44
sevgi damlaları
İki yıl öncesine kadar iktibas yazıyor bizler okuyorduk.
Şükürler olsun iki yıldır bu durum tersine dönmeye başladı.
Yapılan piknik vs.proğramlar yazar-okur buluşmasında önemli
bir işlev görüyor.Özelliklede iktibasla yeni tanışmış kardeşlerimiz
açısından dahada önemli olduğunu düşünüyorum.Daha evvel değişik
yapılardan gelmiş oldukları ve bu yapılar içersinde önlerine ,kendilerine ulaşılamaz
konumda kişiler koymuş olduklarıda göz önünde bulundurulursa,
İktibasta herkesin kardeş olup kucaklaşabildiği bir aile ortamının farkına varması
noktasında bu piknik dahada önem arzetmektedir.Piknikte hâkim olan hava da
bu olduğu kanaatindeyim.Bunu şöyle tarif ediyorum.”Gönülden gönüle dökülen
sevgi damlacıkları”
Bu güzel organizasyonda emeği geçenleri tebrik ediyorum.Rabbim ecirlerini
versin.İnşaallah.
İ.AYDIN
27 Temmuz 2010 Salı 00:32
AKABE NEYDİ Kİ?
Allah elçisi her fırsatı değerlendirmenin gereği olarak hacca gelen Yesrip'lileri de ziyaret edip İslam’a davet etti. Onlarda bu davete Allah’ın inayeti ile karşılık vererek Müslüman oldular. Ertesi yıl biraz daha fazla bir katılım ile peygambere beyat ettiler. Bu beyatların da “Rasulluhlah’ı kendi nefislerinden aziz tutup her konuda emirlerine itaat edeceklerine, Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayacaklarına, Allah’a asla şirk koşmayacaklarına…” dair söz vermişlerdir.
Bunun bedeli olarak ise insanların siyahlarının, kırmızılarının ve dahi beyazlarının kin, öfke ve zulümlerini üzerlerine o zaman da imdi de çekmişlerdir. Müslüman bedel öder, sıkıntı çeker, gereğinde canını vererek şahitlik yapar. Bunun karşılığında ise Rasulü’nün dediği gibi Allah “cennet” verir.
Niye olmasın değil mi kardeşler, aynı gayret, fedarkarlık, dik duruş, yardımlaşma olduğu müddetçe nice Akabelerin Medine’si, Mekke’si… olacaktır.
Rab Allah’ın yardımı ve desteği ile umudumuz canlıdır. Selam ve duamızla…
cetin
26 Temmuz 2010 Pazartesi 23:37
samimi bir ortamdı
Bu piknikle sıcak ve samimi havayı kardeşlerimle yaşadım.Organize güzel idi.yazarlarla tanışmakta pikniğin en önemli tarafıydı.ALLAH RAZI OLSUN.
zawa
26 Temmuz 2010 Pazartesi 23:33
GÜZEL İNSANLARIN BULUŞMASI
tanıdık ve tanımadık bir çok kardeşi birarada tekrar görmenin vermişolduğu o güzelliği hala yaşıyorum doğruluklarından ve doğrularından ödün vermeyen kişilerin birarada olmasınının tek eksiği rahmetli özkandı.bazı eksikliliklere (organizasyondaki) rağmen o güzel insanların orada olması inanın bende büyük bir sevinç bıraktı inşallah ileriki yıllarda daha da güzel dahada verimli bir şekilde geçer emeği geçenlerden allah razı olsun
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 10 °C
Hakkari
-4 / 11 °C
İstanbul
12 / 16 °C
İzmir
9 / 18 °C