Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Liberalizm vs, vs...
11 Nisan 2010 / 23:41

Atilla Özdür - VAKİT

Diyanet İşleri Başkanı demişler ki, ‘İslâm dinini bir siyasi rejim, iktisadi paket olarak algılamak, demokrasiyle, krallıkla, sosyalizm ya da kapitalizmle kıyaslamak fevkalade yanlıştır’.
İslâm dini, bir siyasi rejim olmayınca, eksiği fazlası yönünden siyasi rejimlerle fark araştırmasına kalkışılamaz ise, ‘İslâm nedir’ diye sorup öğrenmek kaçınılmaz olur...
Bu da İslâm’ı, İslâm’ın yine kendisine götürür... İyi de, bu ‘kendisi’ nedir...
Mustafa Akyol, bunu cevaplamaya başlarken, kurgusu kendine ait ‘Bu devrin Müslümanları için hangi siyasi sistem ve ideoloji daha hayırlıdır’ sualini öne atıyor... Ve ‘Tabii ki İslâm’ın kendisi’ demenin yanlış olacağını vurguluyor... Çünkü,
Eski kaynaklarda İslâm için ne bir ideoloji, ne de bir sistem tarifinin var olmasıymış...
Liberalizm, Star’da yazan Mustafa Akyol’a daha hoş, daha latif ve uygun görünüyor... Liberalizmde kişi hak ve özgürlükleri tren yolları gibi all the way uzayıp gidiyor.... Din özgürlüğü de bu rayların arasında onların birbirlerinden ayrılarak paralelliklerinin bozulmasını önleyen travers desteklerinden bir destek...

Mustafa Akyol’un, üzerinde konuşulmasında fayda mülahaza ettiği deliğe bir çubuk da biz daldıralım..
Ilık bir meltem esintisinde yelkeni açık, liberalizmin aguşuna yaslanmış bir teknenin içindekiler için Hıristiyan olmak, Müslüman olarak yaşayıp gitmekten daha iktisadi, değil midir...
Namaz için israf edeceğiniz zamanı daha fazla kazanç sağlayacak ticari çalışmalarınıza hasredebilirsiniz... Hem sonra çalışmak da bir ibadet değil mi...
Bu tıpkı tamburalı makinelerin verim ve kârlılıkta çamaşır teknesine olan üstünlüğüne benzer... Çamaşırlarını makineye atmak, içerisine biraz da kireç sökücü ile beyazlatıcı kokular katmak, kadınlara dostlarıyla kahve içip daha uzun süre çene çalma imkan, fırsat ve zamanını sağlamıyor mu...
‘Yookkk, Hıristiyanlık istemem, anam babamdan ve atalarımdan Müslümanlık gördüm’ diyorsanız, tabii ki tercih sizin... Liberal devlet, yaratıcı tanrı ile kalbinizin arasındaki deruni ilişkileri düşünme hak ve hürriyetinizi, din hürriyeti bağlamında her türlü tacize karşı garantilemektedir, unutmayın...
Mesela Türkiye’mizde, Kemalist rejim imanına kadar liberaldir... Temel hak ve hüriyetlerimiz, din ve inanç hürriyeti de dahil olmak üzere anayasanın teminatı altına alınmış... Nice liberal Avrupa devletlerinden bile önce kadınlara seçme ve seçilme hakkını vermişiz... ‘Haydi kızlar okula’, Türkiye’den başka hangi liberal memlekette kutsanık slogan...
Amma bakıyorsunuz, İslâm’ın kendisi yok... İslâm var, amma kendisi olmasına izin ve ruhsat tanınmamış...
O zaman kendisi nedir, nicedir....

Yorucu, bıktırıcı ve belirli kademelere gelindiğinde de havlu attırıcı çok zor bir oyundur İslâm’ın ‘kendisine’ ulaşmak, onunla hemhal olmak...
Memlekette üretilen değerlerin, biz diyelim kulların sizce isterseniz, bunlar vatandaş olsunlar, dağıtımında adaletin gözetildiği bütün zamanlarla bütün mekanlar, İslâm’ın tâ kendisidir...
İman temelli adalet nerede, İslâm hem o, hem de orada...
Kemalist Türkiye’nin liberal partileri, birbirlerini nasıl da İslâmsızlıkla suçluyorlar, hiç dikkatinizi çekti mi...
Hemen her partinin irili ufaklı, büyüklü küçüklü belediyelerde iktidarı ele geçirmişlikleri bulunuyor...
İstanbul iktidarının itfaiye şablonu pek çok belediye tarafından norm şablon olarak kabul görmüş... Kamu hizmetleri iktidarlar tarafından taşeronlara şipariş edilebiliyor... Aklı olan ve kendini liberal Kemalist veya liberal muhafazakar sayan tüm akıllı belediyeler hizmetlerini sipariş ediyorlar...
Siparişi alan taşeronlar da, Kemalist liberal, muhafazakar demokrat liberal olup olmadıklarına bakmaksızın, hepsi ittifak ederek itfaiye şablonunu kullanıyor...
Liberalizmde herkesin kendi çıkarına öncelik vermesi, insan fıtratının bir kaçınılmazı. Modern kanunların boşluklarını ve hilelerini arkasına alan taşeronlar, kendi işçileri arasındaki girdi çıktı sirkülasyonuna ne kadar hız verirse, çöpçüler, itfaiyeci, aşçı ve bulaşıkçılarla bekçibaşılık yapan cümle sivil güvenlikçiler de o nisbette, o hacimde hapı yutmuş oluyorlar...
Her iktidarın kendi zenginini yaratması gibi, her iktidar aynı zamanda kendi basını tarafından da destekleniyor... Liberal muhafazakar basın, Kemalist liberal iktidarın çöpçülerin boğazına sarılmasını manşete çekerken, Kemalist muhafazarkarların yazar çizerleri de, liberal muhafazakarların yedikleri aynı naneyi kalemlerine doluyorlar...
İslâm’ın kendi şablonunda merkezden muhite doğru olması emredilen değerlerin akışı, şablon değişince, o da yön değiştiriyor ve akışın yönü, muhitten merkeze çevriliyor...
Numan Kurtulmuş ifadesiyle ‘72 milyon insan 72 bin aileye kölelik ediyor, Türkiye’de, evet Türkiye’de’...
Müslümanlar için bu liberalizm tavsiye edilebilir mi...
Amma, Müslümanlar için en uygun sistemin düzenin ya da rejimin liberalizm olduğuna kanaat getiren Mustafa Akyol’un bol şadırvanlı liberal Türkiye’sinde, adım başında bir cami var imiş...
Ne gammm...

Hani derler ya, ‘gönül sohbet ister, kahve bahane’...
İslâm’ın kendisi de adalettir ve adalet ister. Cumhuriyet, krallık, demokrasi ve ilahiri hepsi hikaye...
Faks: 0212 632 83 06

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
4 / 13 °C
Hakkari
-7 / 10 °C
İstanbul
13 / 18 °C
İzmir
13 / 18 °C