Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Keşke yanılıyor olsaydık...
21 Temmuz 2010 / 06:03
Türkiye günlerdir gazetemizin gündeme getirdiği Heron Skandalı'nı konuşuyor.

Adem Yavuz ARSLAN-BUGÜN

Daha doğrusu halk konuşuyor, aydınlar konuşuyor, medyanın bir kesimi konuşuyor.

Fakat asıl konuşması gerekenler günlerdir suskun.

Genelkurmay, konuya taraf değilmiş gibi davranıyor.

Siyasilerin büyük bir kısmı ise üç maymunu oynamakta kararlı. Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve TBMM Başkanı M. Ali Şahin durumun vahameti üzerine açıklamalar yaptı. Hatta iyi gazetecilik yaptığımızı da söylediler.

Fakat MHP ve CHP böyle bir olay yaşanmamış gibi davranıyor.

Dün Meclis'te MHP lideri Devlet Bahçeli'ye Heron skandalını sordum. Yorum yapmak istemedi. Parti yöneticileri de suskun. CHP liderinden de bir yorum almak mümkün olmadı.

AK Parti cephesi ise 'İddialar yeterince ciddi. Daha ne denebilir ki!' havasında.

Bu süreçte en ilginç açıklamalar Kandil'den geldi. Adı Ergenekon'la anılan örgüt yöneticisi Mustafa Karasu haberi yalanladı. Mealen 'Orduda PKK'lı olmaz' dedi. Dün de BDP yöneticileri Meclis kürsüsünden 'olmaz öyle şey' anlamında laflar etti.

BDP'nin ve PKK'nın haberi yalanlamak için gösterdiği çabayı not etmek gerekli.

Genelkurmay beşinci günün sonunda Hürriyet'e konuştu. Üç cümlelik açıklamaya göre 'olaydan haberleri var, soruşturma emrini bizzat İlker Başbuğ vermiş ve kurumlararası yetki karmaşası sebebiyle soruşturma henüz bitirilememiş."

Açıkçası Genelkurmay'dan daha tatmin edici bir açıklama beklemek hakkımız. Haberi teyit etmenin ötesinde yeni bir şey söylemediler.

Herkes böyle bir iddianın üç yıl boyunca nasıl sümen altı edildiğini, ordu içinde PKK uzantısı grupların olup olmadığını merak ediyor.

Ayrıca 13 şehit verdiğimiz Dağlıca baskını öncesinde bu konuşmanın ne anlama geldiği de önemli bir soru.

İlk günden bu yana söylüyoruz. Her kurumda yanlış yapanlar olabilir. Cumhurbaşkanı Gül'ün Kenya yolunda söylediği gibi "Her kurum yanlış yapanı alacak, kenara koyacak. O kadar!"

Nitekim daha önce örnekleri oldu. 1999 yılının Nisan ayında İzmir polisi PKK'ya yönelik bir operasyon yaptı.

Operasyonda Öcalan'ın avukatlarından Hatice Korkut'un kız kardeşi -ki örgüt yöneticilerindendi- Emine Korkut yurtdışına çıkmak üzere iken yakalandı.

Olayın ilginç tarafı şuydu: Öcalan'ın avukatının ve örgüt yöneticilerinden birinin ağabeyi Deniz Yüzbaşısı A.H.K. idi. Yurtdışına çıkması için lazım olan 6 bin 500 markı da o yollamıştı. Soruşturma derinleştirildi, A.H.K. yardım ve yataklıktan gözaltına alındı, ardından da ordudan ihraç edildi.

Devasa bir orduda yanlış yapan tabi ki çıkabilir. Aslonan bu örnekte olduğu gibi gereğinin yapılmasıdır. Heron Skandalı'ndaki gibi yıllarca üzerinin örtülmesi değil...

Bu olayda asıl düşündürücü taraf ise şu: Daha önce de yazdığımız gibi, savcıların temel iddialarından birisi Ergenekon'un naylon terör örgütü kurup yönettiğiydi.

Yaşanan birçok olay ve ortaya çıkan tonlarca bilgi, belge bu iddianın da çok uçuk olmadığını ortaya koydu.

Son skandalda da 'acaba birtakım kirli ilişkiler mi var sorusu kafaları kurcalıyor.

Normal şartlarda böyle bir hadisede ilk akla gelen şey şu olur: 'Bu adamlar böyle bir şeyi telefonla konuştuklarına göre ya fazlaca saflar ya da 'bize bir şey olmaz' diyecek kadar kendilerine güveniyorlar.

Bu seviyeye gelmiş, üstelik kurmay olan subayların dinlenmeyeceğini düşünmeleri fazlaca saflık olur.

Uzmanlar bu tür görüşmenin daha önce de yapıldığını düşünüyor. Fakat bugüne kadar hiçbir işlem yapılmadığı için de fazlaca rahatlar. Taraflar muhtemelen 'bize bir şey olmaz' düşüncesindeler.

Heron Skandalı'nın asıl ürkütücü tarafı da maalesef bu.

Bu arada Ankara kulisleri, dün yaşanan Çukurca saldırısıyla ilgili oldukça hareketli. 6 şehit verdiğimiz olayla ilgili bir 'zafiyet haberi' çıkarsa şaşırmayın...

OYAK'ın imtiyaz mücadelesi

Gündemdeki diğer sıcak konular sebebiyle gözden kaçtı ama bugün Meclis'te önemli bir kanun görüşülüyor. Eğer düzenleme geçerse OYAK, yarım yüzyıllık ayrıcalıklı konumunu sürdürecek.

Konu özetle şöyle; 27 Mayıs sonrası kurulan OYAK, 205 sayılı kuruluş kanunundan kaynaklanan birtakım imtiyazlara sahipti. Bu da çimentodan gıdaya sektörde ciddi bir haksız rekabete neden oldu.

Kamu İhale Kurumu, OYAK iştiraklerinin kamu ihale kanunu ve kamu mevzuatlarına uyması gerektiğine karar verince kıyamet koptu. OYAK soluğu mahkemede aldı. Fakat mahkeme talebi reddetti. OYAK çareyi Meclis'e sondaj yapmakta buldu. Başbuğ'un da bilgisi dahilinde girişimler yapıldı. Partilerin grup başkan vekilleriyle görüşüldü.

Konu teknik ve karmaşık. Meali şu: Eğer bugün Meclis'ten gerekli düzenlemeler çıkarsa 'OYAK ve iştiraklerinin KİK kararlarını yok sayarak devam etmesi' sağlanmış olacak. Bunun ne anlama geldiğini de en iyi iş dünyası biliyor.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 10 °C
Hakkari
-3 / 11 °C
İstanbul
12 / 16 °C
İzmir
9 / 18 °C