Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Amerika-Avrupa neden anlaşamıyor?
20 Temmuz 2010 / 06:13
Önce ABD Başkanı Barack Obama, sonra da Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso söyledi: Avrupa ile ABD arasındaki anlaşmazlık tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Peki bu gerginliğin nedeni ne?

Foreign Policy-HÜRRİYET

ABD Başkanı Barack Obama geçtiğimiz yıl Nisan ayında Strasbourg’da yaptığı konuşmada, ABD ile Avrupa arasında büyümekte olan açık düşmanlığı dile getirmişti. Avrupalıların “sinsi” bir Amerikan karşıtlığından muzdarip olduğunu belirten Başkan, Amerikalıların da zaman zaman “burnu büyük davrandığını hatta Avrupa’yı yeren açıklamalar yaptığını” ifade etti.

 

Avrupalılar için, Başkan Obama’nın analizi tamamen mantıklı, hatta sıra dışı bir açıklamaydı. Geçen Perşembe Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Barroso da İngiliz Times gazetesine verdiği röportajda, “Atlas Okyanusu’nun iki yakasının arasında ilişkiler yürümüyor” diyerek bu sorunu bir kez daha gündeme getirdi.

 

Ancak ABD’de Obama’nın konuşması, görülmemiş bir ihanet, hatta yabancı bir ülkenin toprağında yapıldığı için neredeyse vatan hainliği olarak görüldü. Muhafazakar köşe yazarı Charles Krauthammer, Fox News’e yaptığı açıklamada, “Obama ABD’de insanların Avrupa’nın lider rolünü göremediğini söylüyor. Belki de bunun sebebi Avrupa’nın, eşiği Balkanlarda bir iç savaş ve soykırım yaşanırken ya da Kuveyt’in işgali sırasında ABD harekete geçene kadar kılını kıpırdatmamasıdır. Ya da belki, ABD dünyayı korumak için her yıl yarım trilyon doların üzerinde harcama yaparken, Avrupa’nın bir kuruş harcamamasıdır. Bir bünyeyi 60 yıl besledikten sonra dünyadaki lider konumunu fark etmek biraz zor oluyor” dedi.

 

BİR AVRUPALI'NIN GÖZÜNDEN

Bu öfkeli çıkış çok destek aldı ancak, Krauthammer, Obama’nın dile getirdiği sorundan muzdarip olduğunu istemese de kabul etmek zorunda kaldı. Ne de olsa bir Başkan’ı eleştirmek bir şey, isteseniz de istemeseniz de tarihi müttefikiniz olan bütün bir kıtayı hor görmek başka bir şey. Dolayısıyla Avrupalılar nasıl tepki göstereceklerinden emin değiller. Soyadı bile kulağa Avrupalı gelen Krauthammer’i ciddiye almak gerekir mi?

 

Avrupa’dan bakıldığında Amerikalıların Avrupa karşıtlığının birçok sebebi var. Bir uçta Avrupa’nın dünyanın yükünü kaldırma konusunda payına düşeni yapmadığı yönündeki şikayetler diğer uçta ise Amerikalıların Avrupa konusundaki cahilliği bulunuyor. Ancak tarihsel açıdan Avrupa karşıtlığının yeni bir olgu olduğunu söylemek güç. Sorunun kökleri 1823 tarihli Monroe Doktrini’ne kadar dayanıyor. Korku, kıskançlık, kolonileşme karşıtlığı, emperyalizm karşıtlığı, kültürel aşağılık-üstünlük kompleksleri, ticaret, siyasi ve askeri rekabetler ve ABD’nin kimlik arayışı bu karşıtlığın önemli sebepleri arasında.

 

Hatta Avrupa Üniversitesi Enstitüsü’nden Patrick Chamorel, yaptığı bir araştırmada “Avrupa karşıtı duyguları dile getirmenin, bireyin Amerikan kimliğini ve vatanseverliğini ortaya koymak için bir yol olabileceği” sonucuna vardı. Eğer bu Avrupa karşıtlığı sadece çok küçük bir kitle için geçerli olsaydı Avrupa’da çok fazla önemsenmeyebilirdi. Ancak Avrupa Birliği’nin 1990’ların ortalarında Balkanlar’da yaşadığı büyük başarısızlıkla birlikte, önemli Amerikalı düşünürler, politika yapıcılar ve yorumcuların çalışmalarıyla, Avrupa karşıtlığı saygı duyulan bir teoriye dönüştü.

 

"MARS VE VENÜS"

Amerikalı yazar Robert Kagan, 2002 tarihli “Mars ve Venüs” isimli makalesinde konuyla ilgili karşıt görüşleri başarıyla birleştirdi. “Avrupalılar ve Amerikalılar ortak bir dünya görüşü paylaşıyormuş, hatta aynı dünyada yaşıyormuş gibi davranmaktan vazgeçmenin zamanı geldi” dedi. Yazara göre bir taraf yasaların hayal dünyasında yaşarken, diğeri orman kanunlarıyla yönetiliyordu.

 

Ancak Kagan’ın bu özeti ciddi bir tartışma için fazla neşeli. Kagan, iki tarafın geçtiğimiz 100 yıl boyunca rolleri değişmeyi nasıl başardığını açıklayabilir mi? 19’uncu yüzyılda Avrupa’nın devleri emperyalizmi dünyaya yaymak için kaba kuvvet kullandığı sırada ABD arkasına yaslanıp ellerini kirletmedi. Bugün de ABD elindeki çekici her an birilerinin kafasına indirmeye hazır beklerken, Avrupalılar Washington’ın sunduğu güvenlik şemsiyesinin avantajlarından faydalanıyor.

 

Dahası Kagan, her iki tarafın da argümanlarının zayıf taraflarını göremedi. Hem Avrupalıların “yumuşak güç” modeli, hem de ABD’nin “sert güç” modeli, son dönemde yaşanan gelişmelerden büyük zarar gördü. Ancak dış politikada farklı tercihler yapılması, Atlantik’in iki yakasında bugün yaşanan kültürel çatışmanın asıl sebebi değil.

 

ASIL TARTIŞMA AHLAKİ BOYUTLARDA

Amerikalılar en çok Avrupa’nın ahlaki çöküntüsünden rahatsız oluyor. ABD’de yaşayanlar için Avrupalılar “ahlaki pusula”larını, kaybetmiş Tanrı tanımaz zıpırlardan başka bir şey değil. Sosyal eğilimler de bu anlayışı destekliyor. Avrupa’da yükselen laiklik ve aşırı liberal sosyal yaklaşımlar, ABD’de yükselen Püritenizm’le çatışıyor.

 

Obama’nın dediği gibi, iki ülkenin anlaşamıyor olması çok kötü. Küresel dünyada uluslararası işbirliğine yapılan vurgu ve ABD’nin tek başına dünya lideri konumu zayıflarken Avrupa ve ABD’nin birbirine duyduğu ihtiyaç günden güne büyüyor. Ama benim gibi mızmız bir Avrupalıyı kim dinler ki? Geçtiğimiz günlerde New York’tan aldığım bir okur mektubunda dendiği gibi: “Dostum sizi bugüne kadar iki kere kimin kurtardığını unutmayın. Eğer ABD olmasaydı, bugün Almanca konuşuyor olurdunuz.”

 

*Makale The Guardian'ın dış politika editörü Simon Tisdall tarafından Foreign Policy için kaleme alınmıştır.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 12 °C
Hakkari
-6 / 10 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
12 / 18 °C