Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sultanlara ve patriklere dâir
18 Temmuz 2010 / 08:53
Sultan Abdülhamîd-i Sânî Hân’ın torunlarından Osman Nâmi Osmanoğlu, yâhut protokoler ismiyle Şehzâde Osman Nâmi Efendi zamânın dışına kaydı. Kendisine Tanrı’dan rahmet dilerim.

Yağmur ATSIZ-STAR

Ben kendisini tanıma fırsatı bulamamışdım ama garibdir ki Annesi Ayşe Sultan (1887-1960) ile tanışdım. Daha da garibi ben onun Annesi, yâni Sultan Hamîd’in Zevcesi Müşfika Kadınefendi (1867-1961) ile tanışmak mazhariyetine bile nâil oldum. 1952’de Demokrat Parti erkek olmayan Hânedân-ı Osmânî üyelerinin tekrar yurda dönmelerine izin verdikden sonra Serencebey Yokuşu 55 numaradaki (Plevne Müdâfîi) Gâzî Osman Paşa Konağı’na yerleşmişlerdi. Biz onları ziyârete giderdik. Onlar da arada bizim Maltepe’deki harabhâneyi teşrîf ederlerdi.

“Kadınefendi” Hâkan Halîfelerin, yâni Pâdişahların (Türk İmparatorlarının) ilk dört zevcelerine verilen ünvandır. Ondan sonraki dört zevceye “iqbâl” ve müteâkıben de gelen olursa onlara “gözde” ünvânı verilirdi.

Müşfika Kadınefendi Abdülhamîd Hân’ın en sevgili eşiydi. Hal’inden (tahtdan indirilmesinden) sonra onunla bir tek o Selânik’e gitmişdir. Tam adı Ayşe Dest-i Zer Müşfika’dır. Abaza Asilzâdelerinden ve 1877’de Ruslara karşı vuruşurken er meydanında kalan Ağır Mahmud Bey’in kızıdır.

Bilinen 2.300 yıllık TürkTârihinin tartışmasız en önemli âilesi olan Osmanoğulları, apar topar yurddışına sürülürken yanlarına birşey almaya tenezzül etmedikleri için çoğu fecî bir fakr ü zarûret içinde kalmışdır. Rahmetli Osman Nâmi Efendi’nin Annesi Ayşe Sultan da aynı durumdaydı. Fakat Babası Sultan Hamîd otomatikman “Osmanlı Müşîri” (Mareşali) rütbesini de hâiz bulunduğundan Demokrat Parti kendisine “mareşal yetîmi” maaşı bağlatmışdır. Bunların bilinmesinde yarar var.

Hazır açılmışken:

İttihadcıların mümeyyiz vasıflarından biri azılı birer Sultan Hamîd düşmanı olmalarıydı. Fakat on yılda beşbuçuk milyon kilometrekarelik imparatorluğu darmadağın ederken Sultan Hamîd’in değerini anlayanlar ve başlarını taşdan taşa vuranlar da vardı aralarında. Meselâ Ünlü Besteci Ahmed Râsim Bey, derin ve samîmî bir teessürle cenâze törenine de katıldığı Sultan Hamîd’in arkasından şu beyti yazmışdır:

“Sen değil nâ’şın hükümdâr olsa elyakdır bize!

Dönsün etsin Taht-ı Osmânî’ye tâbûtun cülûs!”

Yazmışdır ama son pişmanlık fayda vermemiş ve odun kafalı câhiller çil yavrusu gibi dağılırken Müttefik savaş gemileri de Dolmabahçe önüne funda demir etmişdir! Defolup giderken muhtemelen onların dudaklarında da şu mısrâ vardı:

“Gâh olur gurbet vatan gâhî vatan gurbetlenir.”

***

Türk Hâriciyesi elhamdülillah çok önemli, bir sorunumuzu daha halletdi:

Bundan böyle Fener Patriği’ne “Patrik Hazretleri” denilmeyecek “Sayın Patrik” denilecekmiş!

Ben “Patrik Cenabları” diye bilirdim ama aklınızla bin yaşayın! Bence “Sayın Bay Patrik” deseniz daha da münâsib olur. Onyedi senedir “ökümenik” mi değil mi tartışmasıyla millete illallah dedirtiyorsunuz. Bir sekiz sene de “sayın” küçük mü büyük mü yazılsın münâkaşasıyla ömür tüketin!

Mastürbasyondan kim ölmüş ki?

Şehzâde Osman Nâmi’nin mezartaşına da “Bay Şehzâde” yazdırın!

Gidinin sayınları...

 

Fotoğraf: haberturk.com

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
9 / 17 °C