Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt sorunu iyice çıkmaza giriyor
17 Temmuz 2010 / 11:06
Hükümet sözcüleri her fırsatta “Demokratik Açılım”ın devam ettiğini söyleye dursunlar, bütün gelişmeler durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Maalesef, hükümet bu meselede halâ “güvenlikçi” bakış açısını terk etmemekte ısrarlı.

Mustafa ERDOĞAN-STAR

Cumhurbaşkanı bile, meseleyi “devletin PKK’dan daha güçlü olduğunu gösterme” yaklaşımı içinde algıladığının işaretini veriyor. Öbür tarafta BDP ve PKK da barışçı çözüme katkı yapmaya istekli görünmüyor.

Başbakanın muhalefet partileriyle görüşme gündemine BDP’yi dahil etmemesi, Kürt meselesini Kürt siyasi hareketini dışlayarak “çözme” arayışının bir göstergesidir. Bizim gazetede Perşembe günü çıkan “PKK içten çözülecek” başlıklı haber de hükümetin meseleyi hala esas olarak “terörist örgüte diz çöktürme” anlayışı içinde ele aldığının tipik bir işareti.

Habere göre, hükümet “terörle savaşacak sınır koruma ve sızmaya karşı eğitilmiş yeni Profesyonel Sınır Birlikleri ve ‘PKK’yı içten bitirecek’ yeni istihbarat yapılanması” hazırlığı içindeymiş. Yeni oluşturulan Güvenlik Müsteşarlığının “teröre yönelik yeni askeri ve polisiye konsept”i oluşturacağından söz edildiğine göre, AKP hükümeti devletin Kürt sorununa ilişkin geleneksel güvenlikçi bakışına geri dönmekten başka bir yol bulamamış görünüyor.

Sadece devlet seçkinlerinin değil, toplumsal meselelere daha duyarlı olmaları beklenen siyasi seçkinlerin bile yaşanmış bunca acı tecrübeden sahici bir ders çıkaramamış olmaları ve halâ Kürt sorununun çözümünü PKK’nın “bitirilmesi”yle özdeşleştirmeye devam etmeleri ne acı. Esasen, ana derdi “PKK’yı bitirmek” olan bir anlayışın “Kürt sorunu”nun varlığını bile kabul edebileceği çok şüpheli. Bu basiretsizliğin pratik sonucu, maalesef, daha fazla kan ve gözyaşı olacak ve dahası Kürtlerle Türkler arasındaki ayrışma hızlanıp derinleşecektir. Devletin öldürdüğü PKK’lıları Kürtlerin “şehitlerimiz” diyerek bağırlarına basmaya başlaması bile ne yazık ki devlet ve siyaset erbabını intibaha getirmiyor.

BDP ve PKK tarafının hükümetin “Kürt Açılımı” niyetine baştan beri destek vermekten kaçınması, AKP ile bir rekabet psikolojisi içinde hareket etmesi ve Kürtlerin davasını Öcalan’ın kişisel kaygılarıyla özdeşleştirmesi elbette meselenin çözülmesini zorlaştıran önemli bir etkendir. Ama şu da var ki, hükümet de bu Açılım meselesinde baştan beri net olmamış, anayasa değişikliği yaparken Kürt sorununu aklına bile getirmemiş, PKK’lıların “dağdan indirilmesi” girişiminden kısa sürede caymış, BDP’yi muhatap kabul etmeye yanaşmadığı gibi Kürtlerin seçilmiş yerel temsilcilerine karşı güvenlik operasyonlarına girişmiş ve Açılımı gerçek muhtevaya kavuşturacak hukuki-siyasi adımları atmaktan kaçınmıştır.

Şimdi, Kürt meselesini gerçekten çözmek istiyorlarsa, gerek Devletin gerekse hükümetin kabul etmek zorunda oldukları yalın bir gerçek var: BDP ve PKK’yı -özellikle de bu ikincisini- devre dışı bırakan hiçbir strateji Kürt meselesinin barışçı bir çözümünü sağlayamaz. PKK’nın Kürt davasını terörist yöntemlerle yürütegelmiş, “eli kanlı” bir örgüt olduğu elbette doğrudur, ama bugünkü durum itibariyle PKK’nın bundan ibaret olmadığı da çok açıktır. İstesek de istemesek de, Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları bölgede PKK’nın hatırı sayılır bir temsil kabiliyetine sahip olduğu bir gerçektir. Onun için, “devlet terör örgütüyle pazarlık yapmaz” türünden klişe sözleri ikide bir tekrarlamanın artık hiçbir rasyonalitesi yoktur.

Kimse kendini kandırmasın: Bu mesele ikide bir içte ve dışta askeri operasyonlar yaparak veya “terörün üstesinden gelecek” profesyonel birlikleri devreye sokarak çözülemez. Kürt sorunu ancak Kürtlerle, daha özel olarak da BDP ve PKK’yla birlikte çözülebilir. Aksi halde bu sorun insani maliyeti gitgide artarak devam edecek ve Türkiye’yi belki de bir felâketin eşiğine getirecektir.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
4 / 13 °C
Hakkari
-7 / 10 °C
İstanbul
13 / 18 °C
İzmir
13 / 18 °C