Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kayseri'de Fevzi Zülaloğlu Semineri
06 Nisan 2010 / 01:28
İktibas Dergisi Kayseri Bürosunda Kur'an-Sünnet İlişkisi Konuşuldu

İktibas dergisi Kayseri Şubesinin bu haftaki konuğu araştırmacı yazar Fevzi Zülaoğlu, konusu ise KUR'AN’IN DOĞRU ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN ROLÜ idi.  Soru cevap bölümüyle birlikte iki saati aşkın süren sohbete katılım oldukça iyi idi.

 

Fevzi Zülaloğlu, Bakara suresinin 143. ayetini eksen alarak yaptığı konuşmasını genel olarak üç bölüm halinde sürdürdü. Öncelikle Peygamberi aşırı yücelten, ifrat derecesindeki yaklaşımları ele aldı ve bu yaklaşımın ölçüsüz, gayrı adil ve istenmeyen bir bakış olduğunu ortaya koydu. İkinci olarak, Peygamberi küçümseyen, onu bir postacı konumuna indirgeyen tefrit derecesindeki yaklaşımları değerlendirdi ve bunun da tamamen ölçüsüz olduğunu örnekleriyle anlattı. Mealcilik zihniyetinden örnekler verdi; kendisine vahiy geldiğini, resul olduğunu ilan eden bazı sapkın kişilere atıf yaptı. Bundan sonra ise, Bakara suresinin 143. ayetinde vurgulanan vasat ümmet kavramı çerçevesinde, Peygamberi nasıl anlamak gerektiği üzerinde durdu. Peygamber nasıl anlaşılırsa vasat ümmet olunacağını açıkladı.

 

Zülaloğlu özetle, resulsüz Kur'an olamayacağı gibi, Kur'an’sız Resul de olamayacağını, Kur'an’la sünnetin (Resulün) etle tırnak gibi olduğunu, birbirinden asla ayrılamayacağını belirtti.

 

Zülaloğlu konuşmasında şunları söyledi: Sünnet’in bizim için değerini ve önemini iyi tespit etmek gerekir: Ne fazla ne de az. Rasulullah Muhammed(s)’i Hıristiyanların İsa peygamberi yücelterek ilahlaştırdıkları gibi telakki etmek de biz orta ümmete yakışmaz. Yahudi ve Hıristiyanların peygamberlerine uyguladığı yüceltme ve aşağılama tavırlarının benzerleri müslümanlar arasında da maalesef görülmektedir.

 

Yanlış Resul tasavvurlarını tahlil edip ortaya koymadan Sünnet’in konumunu, değerini Kur’an karşısındaki yerini doğru bir şekilde oturtmak mümkün değildir. Çünkü Sünnet deyince Allah’ın Resulü Muhammed (s) akla gelmektedir. Onun bizim için bir kul-beşer ve Resul-seçilmiş insan olarak konumunu dengeli bir şekilde tayin edip belirlemeden Sünnet’in gerçek mahiyetini kavramaktan yoksun kalacağımızı bilmeliyiz.

 

Allah’ın kitabı ile Resûlü arasındaki ilişki etle kemik gibidir. İkisi birbirinden koparıldığı zaman anlamsızlaşır. Bu sebeple Kur’an’la kritik edilmeyen Sünnet de, Kur’an’dan koparılmış bir Resul de yetim ve öksüzdür. Kur’an’ı “Sözde Evrenselci Okuma Tarzı” bu konuda tefrit derecesinde hatalar yapmıştır. Kur’an’ın Rasulullah’la bağını kopardıktan sonra, artık ilahi vahye dilenen yorumu takdir etme hakkı doğmaktadır. Bu da Kur’an’ın tüm ahkamının altını üstüne getirmektedir.

 

Sözde Evrenselci Tarih Üstücülük, Nüzul Ortamı ve Rasulullah ile Kur’an arasındaki bağı kopararak Peygamberimize postacılık payesini layık görmüştür. Tarihselcilik ise bir başka aşağılanan Muhammed ve aşağılanan ilahi mesaj örneği sergilemiştir. O da hem Kur’an’ın hem de Sünnet’in ‘etkisiz eleman’ durumuna düşürülmesidir.

 

Kur’an’dan Ka’be’yi tavafın şekillerini, Safa ile Merve arasındaki şavtların sayısını, Büyük Hacc Günü’nün hangi kameri ayın hangi günü olduğunu, namaz’ın rekatlarını ve kılınma biçimlerini “şekillerle ve sınırsız teferruatı ile” anlatmasını beklemek doğru değildir. Çünkü bunların birçoğu Kur’an’ın muhatapları tarafından teferruatıyla bilinmektedir.

 

“De ki (Ey peygamber): Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin; zira Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.” (Ali imran, 3/31).

 

Rasulullah’ı izleme -ona tabi olma-  görevimiz vardır. Hem de bu vazife Allah’ı sevmenin bir ön koşulu olarak betimlenmektedir. İzleme peşinden gitmek, tabi olmak demektir. Hiçbir şeyin kendisine denk olmadığı Yüce Allah’ın izinden gitmek söz konusu olamaz. İzinden gidilen, bizim gibi aynı türden olan, aynı zaaflara ve üstünlüklere sahip olan biri olmalıdır. Bu nedenle İlahi vahyin apaçık tanıklığını kendi şahsında ve ulaşabildiği her yerde başarı ile ve Rabbani gözetim altında yapan “insan” Rasulullah’a tabiiyetten bahsedilebilir.

 

Alt tasnifleri bir tarafa bırakırsak Rasulullah’ın risaletle ilgili yaptıklarına itaat etmek Kıyamet’e kadar yaşayacak bütün ümmet için “farz” mesabesinde bir değer ifade eder. Onun uygulamalı öğretimi olan Sünnet’in koparıldığı Kur’an yetim ve öksüz kalacak asla doğru bir şekilde anlaşılamayacaktır. Bu nedenle Peygamberimizin sahih olarak bize ulaşmış uygulamalarından bağımsız olarak Kur’an anlaşılamaz. Rasululah’ın fiziki varlığı ortadan kalkmıştır; ama Onun bize bıraktığı model uygulamaları barındıran Sünnet, Rabbimizin denetimi altında oluşmuş ve bir emanet olarak nesilden nesile mütevatir olarak aktarılmıştır. Özcesi; Sünnet mubin kitabımızın doğru anlaşılmasında göz ardı edilemez bir kaynaktır.

 

Fevzi Zülaloğlu sohbetini, dua ile noktaladı. Arapça ifadelerden (ayetlerden parçalar) sonra Türkçe anlamlarını da vererek yaptığı dua, dinleyenlerin oldukça beğenisini kazandı.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
8 / 12 °C
Hakkari
-2 / 8 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
9 / 17 °C