Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
'ABD, İslam’la çatışmamalı'
05 Temmuz 2010 / 17:39
Cumhuriyet – 6 Şubat 1990

Rand Corporation, ABD yönetimi için "Türkiye'de İslam" üzerine rapor hazırladı. Amerika'da bir özel istihbarat servisi gibi çalışan Rand Corporation'un, ABD yönetimi için hazırladığı raporda, ABD'nin Türkiye'deki olumlu İslamcılarla gayri resmi temas kurması öneriliyor.

 

WashIngton - ABD'de, bir tür özel istihbarat servisi gibi çalışan Rand Corporation, "Türki­ye'de İslam" konusunda hazırladığı raporda, ABD yönetimine, İslami ha­reketin "ılımlı üyeleri ile ihtiyatlı ve gayri resmi temaslar yapma­sını" önerdi. Raporda, yönetimin, "Türkiye'de laik modeli destek­lerken, diğer yandan da İslami güçlerle açık bir çatışmadan" ka­çınacak bir politika formüle etmesi de tavsiye edildi.

 

Rapor, Rand Corporation'un "kuzey kuşağı ülkelerindeki İslami hareketler" dizisi çerçevesin­de hazırlandı. Bu dizinin eşgüdümünü Türkiye'de CIA görevlisi olarak çalış­tıktan sonra CIA'da önemli görevlere yükselen ve daha sonra Rand Çorporation'a katılan Graham Fuller yü­rütüyor.

 

Rand şirketi, ABD yönetiminden siparişler alan, gizli dokümanlara eri­şimi olan ve ciddi çalışmalar yapmak­la tanınan bir özel şirket. Söz konusu dizi, Sovyetler'i güneyinden çevrele­yen Müslüman ülkeler kuşağındaki İslami hareketleri inceliyor.

 

Cumhuriyet'in edindiği bilgiye gö­re Fuller'a bu çerçevede bir araştırma fonu sağlandı. O da bu kuşaktaki ül­keleri, uzmanlara bölüştürdü. Bu dizi çerçevesindeki Türkiye raporunu ise halen Rand Corporation bünyesinde görev yapan, eski Boğaziçi Üniversi­tesi öğretim üyelerinden Sabri Sa­yarı hazırladı. Rapor, henüz incele­me aşamasında. ABD yönetimi, CIA ve üniversite çevrelerindeki tanınmış Türkiye uzmanlarından gelen eleştiri­ler ışığında kesin tavrını alacak.

 

79 sayfadan oluşan Türkiye rapo­ru, Amerikan yönetiminin Türkiye'de İslami kanadın ılımlıları ile temas et­mesinin yararlı olacağını, belki de ka­muoyu önünde ilk kez dile getirmesi bakımından önem taşıyor.

 

Raporun giriş bölümünde, Ata­türk'ün radikal devrimlerinin elit Türklerle kitlelerin arasındaki mesa­feyi daha da açtığına değinerek halkın çoğunluğu için İslam’ın, "bireysel ve toplumsal sosyal kimliğin tek kaynağı" olmaya devam ettiği vurgulanıyor.

 

Zaman içinde Türkiye'de tek parti sisteminden çoğulcu parlamenter reji­me geçilmesinin halkı bir "güç" hali­ne getirmesiyle birlikte, "halkın di­ninin" de doğal olarak gücünü daha hissettirir hale geldiği anlatılıyor.

 

Bu çerçevede İslami hareketin ye­ni entellektüeller ortaya çıkarmaya başladığı, bunlardan İsmet Özel, Ali Bulaç, Rasim Özdenören ve Abdurrahman Dilipak gibi isimlerin "felsefeden, Doğu-Batı ilişkileri­ne kadar" her alanda ürün vermeye başladığına dikkat çekiliyor.

 

Bu yükselmenin siyaset ve bürok­rasi bakımından da geçerli olduğuna atıfla. Bugün Türkiye'nin yönetim kademelerinde, Dışişleri Bakan­lığı hariç, İslami bir ağ oluştu" deniyor. "Saflarında İslam aktivistlerini barındıran bir siyasi partinin" Türk siyasi yaşamında ilk kez altı yıldan uzun bir süre Türki­ye'yi yönettiği vurgulanarak, "Türk ekonomisinde de Sabancı, Koç gibi oligopol aile şirketlerine meydan okuyan dinamik bir İs­lam sektörü sivriliği" ileri sürülü­yor.

 

"Ekonomide İslam sektörü­nün" siyasi ve ekonomik gücünün artmasının İslam’ın Türkiye üzerinde­ki etkisini genişlettiği belirtilerek Nakşibendi olduğu vurgulanan "İslamcı işadamlarının önde gelen­lerinden Korkut Özal, İslam ha­yır kurumlarına ve öğrencilerine finans desteği veren vakıfların kuruluşuna önayak oldu" deniyor.

 

Batının ekonomide çok arzu­ladığı liberalizasyonun, devletin İslami kurumları kontrolünde doğal bir gevşeme getirdiği vurgulanarak gelecekte, "devlet ve din arasında yeni bir ilişki döne­mine girileceği" ileri sürülüyor.

 

Raporda, İslam entelektüellerinin özellikle dış politika konularında sol ile flörtüne dikkat çekildikten sonra, "Ama etnik Kürtler, İslami hare­ketin geleceğinde aşırı sol veya aşırı sağdan daha önemli bir un­sur oluşturabilir" deniyor. Radikal Kürt örgütlerinin bugüne kadar bölge halkından geniş destek toplayamama­sının bir nedenini, halkın muhafaza­kâr dini inançlarını gözden kaçırma­larına bağlayan rapor, "Ancak deği­şen şartlar azınlık topluluklar ile İslam ilişkilerinin dinamiğini et­kileyebilir. Eğer militan Kürt grupları Marksizm yerine İslam’ı ideolojik bayrak yaparlarsa Kürtleri devlete karşı mobilize etme şansları yükselir" deniyor.

 

Raporun son bölümünde, şu öne­riler ortaya atılıyor: "Bu bakımdan, Türkiye'de İslam’ın yükselmesi olgusuna dik­katli ve seçici bir şekilde yaklaşılmalıdır. Ancak, ihtiyatlı ve al­çak perdede kalarak Amerikan çıkarlarına en iyi hizmet müm­kündür. İslam’ın rolünü etkileme konusunda en ufak bir açık Amerikan girişimi, ABD'nin çı­karlarına hizmet etmez. Yönetim konuya dönük politikalarını for­müle ederken hem Türkiye'de la­ik modeli destekleyen, hem de İslami güçlerle açık bir çatışma­dan kaçınan nazik bir denge ya­kalamak durumundadır. Öte yandan, Türkiye'deki irticanın başlıca dış politika amacı, Türki­ye'nin Batı ile ilişkilerinin gerginleşmesidir. O halde ABD bu olasılığı en azına indirmeye çalışmalıdır. Türkiye'ye NATO çer­çevesinde daha fazla yükümlü­lükler verilmeli, NATO strateji­leri konusunda Türk resmi ma­kamlarına daha fazla danışılma­lıdır. İkincisi, ABD laik devlet şeklini desteklerken Türkiye'de­ki Amerikan menfaatlerine daha iyi hizmet edecek politikalar ge­liştirme olanağı güçtür. Buna ek olarak İslami hareketin ılımlı üyeleri ile ihtiyatlı ve gayri res­mi temaslar kurulması öğrenme süreci için yararlı olabilir."

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
4 / 13 °C
Hakkari
-7 / 10 °C
İstanbul
13 / 18 °C
İzmir
13 / 18 °C