Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
‘Teşekkürler Mekke’ Elsevier/Hollanda
02 Temmuz 2010 / 18:30
Gün geçmiyor ki Hollanda basınında İslam hakkında bir haber olmasın. Genellikle İslam dinini eleştirel bir açıdan değerlendiren medya kuruluşları, bazen de olumlu yazılar yayınlıyorlar. Buna örnek oluşturan farklı bir yazıyı sizlere sunuyoruz.

İktibas - Hollanda

Seçtiğimiz yazı, Hollanda’da haftalık yayın yapan, genellikle müslümanlar hakkında iftiralara yer veren ‘Elsevier’ dergisinden. Her sayısında İslam’a saldırmakla ün yapmış olan dergi, geçenlerde çıkan sayısında herkesi şaşırtan bir araştırma yazısı yayınladı. Derginin konumu açısından koyduğu başlık da ilginç: ‘Teşekkürler Mekke’.

Yazıda özetle "Bugünkü müslümanlar pozitif ilimlerde bir varlık gösteremiyor, fakat bizim aydınlanma çağımız müslümanların bir zamanlar yaptıkları buluşlara dayanmakta" olduğu anlatılıyor.

Bu yazıdan bazı bölümleri aşağıda ilginize sunuyoruz.

 

Teşekkürler Mekke

Elsevier Dergisi

"Günümüz İslam dünyasında bilim fazla birşey ifade etmiyor. Fizik dallarında müslüman ülkelerden sadece iki kişi Nobel ödülü almıştır: Pakistan asıllı fizikçi Abdus Salam (1979) ve Mısır asıllı kimyacı Ahmed Zewail (1999). Bu sayı Hıristiyan ülkelerinden çıkan Nobel ödülü sahiplerindeki sayıyla kıyaslandığında zıddını teşkil ediyor ve Yahudilerle kıyaslandığında bir hiç sayılır. Müslümanların geri kalma nedenlerinin en önemlisi, İslam dünyasında çok az kitap ve gazete okunuyor olması. 57 İslam ülkesi farklı bilim derecelerinde (kişi başına düşen bilim adamı, saygın dergilerde yayınlanan ilmi yazılar, üniversitelere ayrılan bütçe) en fakir Afrika ülkeleriyle aynı seviyeyi paylaşmakta. Bazı İslam ülkeleri petrol yoluyla dünyanın en zengin ülkeleri arasında, ama ilim ve teknolojide bir varlık gösteremiyorlar. Fakat bir zamanlar İslam dünyası bilimde öncü olmuştur. Avrupa sekizinci ve onbeşinci asır aralarında karanlık ortaçağını yaşıyor iken, müslüman dünyası nur gibi aydınlanmıştı. O zamanlar Nobel ödülleri olmuş olsaydı, bu her yıl bir müslümana verilirdi. Bağdat, Semerkant, Şam, Kahire, Merrakeş ve –evet– İspanya’nın şehri Cordoba gibi müslüman şehirlerde bilim ve ilim filizleri yeşermekteydi."

Ve yazıda bir kaç örnek vererek konuya açıklık getirilerek şöyle devam ediliyor

"Biz orta okulda aydınlanmanın, rasyonalite ve bilimdeki yeni çağın, 15 ve 16’ıncı asırlarda İtalya’da eski Yunan ve Latince yazıların keşfedilmesiyle başladığını, öğrenmiştik. Bunlar Avrupa’da unutulmuşlardı, ama Araplar bu tarihi eserleri tercüme edip korumuşlar. Aydınlanma çağının düşünürlerine ise, korunan eserleri kendi dillerine çevirmek kalıyordu".

Derginin iddiasına göre, Darwin’den önce evrim teorisini ilk ortaya atanlar da müslümanlardı

"Günümüzde müslüman öğrenciler Amsterdam Açık Üniversitesi’nde Darwin’in evrim teorisini algılamakta büyük zorluk çekmekteler, ama Al-Cahız adında bir şahıs (belki de dünyanın ilk bilim yazarı) taa sekizinci asırda bir kitabında şöyle söz etmiş: ‘Çevre ve iklim şartları canlı varlıkları etkileyerek kendilerinde yaşamalarını sağlayan yeni özellikler geliştirmekteler ve böylece yeni varlıklar oluşmakta. Kendilerinden sonra nesillerini sağlayabilecek hayvanlar, bu başarılı özelliklerini nesillerine aktarabilmekteler.’ Bu da İslami evrim teorisi diyebiliriz. Şaşırtıcı olan sadece bunun Darwin’den bin yıl önce yazılmş olması değildir. O dönemde müslümanlarda hakim düşünce Allah’ın bütün canlıları değişmez yarattığı düşüncesiydi. Al-Cahız’ın iddiası buna ters düşmesine rağmen, idam edilmemiştir. Müslümanların oluşturduğu ortamlarda, kütüphanelerde ve ilim yuvalarında (bir nevi proto-üniversiteler) nerdeyse her konu tartışılmaktaydı."

Kimya dalında da müslümanların birçok buluşları bulunuyordu

"Kimya ilminde bazı müslüman bilim adamları yeni şeyler keşfetmişlerdi. İbn-Hayyan ‘Element’ görüşünü ilk ortaya atanlardandır, damıtmayı ve süblimleşmeyi buldu, kral suyunu (hidroklorik asit ile nitrik asidin karışımıyla oluşur) icat etti ve eriyik ile asitli suların nötralize edilebildiğini bulmuştu. Bilimsel adı eriyik (alkali) kimyadaki Arap köklerini hatırlatmakta, bu alkohol (tabii ki Araplar içmiyordu – Kur’an bunu yasaklıyor – fakat parfüm, mürekkep ve başka şeyler yapmak için kullanılıyordu), alambik (ilk damıtma aleti) ve kimyanın öncüsü sayılan alchemi için de geçerli."

Arab sayı sistemi

"Roma sayı sistemi fazla elverişli değildi. Mesela bugün iki rakamla yazabildiğimiz 38 sayısı için yedi işaret gerekiyordu: XXXVIII. Özbek asıllı matematikçi Al-Khawarizmi (algebra ve algoritma kelimeleri de bundan gelmekte) ta sekizinci asırda bunun, 300 yıl önce Hindistan’da ortaya çıkan sistem ile, çok daha kolay olabileceğini yazmıştı. Sıfırdan dokuza kadar 10 sayı ve sayının rakam içindeki yeriyle değerinin belirlendiği bir sistem. 38 rakamında 3 sayısı 30 değerinde, son sayı ise kendi değerinde. Al-Khawarizmi güzelce Hint sayılarından bahsetmekteydi, biz ise ondan almış bulunuyoruz ve bunları Arap sayıları olarak nitelendiriyoruz. Bu söylediğimiz doğru değil, fakat uygun gelmekte."

Yazıda vurgu yapılan konulardan bir tanesi de batı dünyasının bu konuya nasıl baktığıyla ilgili

"Nature dergisi ve BBC’ye çalışan bir İngiliz bilim yazarı kitabında diyor ki: ‘Batıda İslam bilimi bilinçli bir şekilde küçük gösterilmekte’. İlk olarak dünya güneşin etrafında döndüğünü tesbit eden ve böylelikle Avrupa aydınlanmasının yıldızlarından biri haline gelen Polonyalı bilim adamı Copernicus bile, kendi söylediğinden daha fazla müslüman astronomlardan etkilenmişti. Kendisi sadece Al-Battani ve Al-Bitruji’den bir kaç alıntı kullandığını yazmış. Ama son asırdaki bilim tarihçilerine göre, bunun daha fazla olduğu tesbit edilmiş. Copernicus bazı resimlerini, içindeki arap harflerindeki hatalarla birlikte, müslüman astronomlardan (örneğin Al-Shatir ve Al-Tusi) almış."

Bugün bildiğimiz birçok şey müslümanlar tarafından bulunmuş. Mesela kalpten ciğerlere giden kan dolaşımı. Leonardo da Vinci’den altı asır önce Endülüslü mühendis İbn-Firnas uçmak için deney yapmıştı. Piston, makara mili ve dirsek mili (bugün araba motorlarında vazgeçilmezdir) yine müslümanlar tarafından bulunmuştu. Kahve ve içindeki şeker de İslam dünyasından gelmekte. Takvim, satranç oyunu, pişirme camı, do-re-mi müzik notaları ve bugün bahçelerimizde bulunan çiçekler –lale, gül, karanfil– hepsi müslümanların buluşu.

Yazının son cümlesi ise dergiden alışmadığımız bir tarzda ‘itiraf’ içeren bir ifade

"Sonuç olarak, müslümanların bugün ilimde geride kaldığı nasıl bir gerçek ise, Batının da (ilimde) ilerlemesinde aynı müslümanlara borçlu olduğu da o kadar gerçektir."

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 12 °C
Hakkari
-6 / 10 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
12 / 18 °C