Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Genelkurmay’a göre çözüm
02 Temmuz 2010 / 18:24
Etyen Mahçupyan bugünkü yazısında Genelkurmay’ın kürt sorununun çözümü için getirdiği önerileri değerlendiriyor. Bununla birlikte MHP lideri Bahçeli’nin konuyla ilgili tavrını da yorumluyor.

İtiraf

Etyen MAHÇUPYAN - TARAF

Çözüm olarak önerilen adımların gerçekten de çözüm olmaları, sorunun nedenlerini ortadan kaldırma kapasiteleri ile doğru orantılıdır. Sorunun nedenlerini etkilemeyen, hatta o nedenleri daha da pekiştiren ‘çözüm’ önerilerine ise kuşkuyla bakmak gerekir. Çünkü –eğer doğrudan bir akılsızlığın işareti değillerse- bunlar çoğu zaman bir manipülasyonun habercisidir. Ancak bazen de bu tür ‘çözüm’ önerileri bir çaresizliğin işaretidir ve öneriyi yapan kişinin ideolojik tıkanmasının itirafı olarak okunması gerekir.

Bu hafta bu tür iki itirafla karşılaştık... PKK’lıları çoban sanarak bir karakol baskınına meydan veren ve hemen akabinde kekik toplamaya çıkmış yaşlı başlı köylülere ateş açıp ikisini öldüren ordu mensuplarının davranışına gerekçe arayan Genelkurmay şöyle bir mesaj yayınlamış: “Terör eylemleri tırmanabilir. Gerekli tedbirleri aldık, almaya devam ediyoruz. Ancak, yol kontrollerinin azaltılması ve yaylaların açılması sıkıntılara yol açıyor.” Böylesine bir istihbarat ve yönetim skandalının ardından ‘gerekli tedbirleri aldık’ diyebilmenin ürkütücü bir tarafı var. Çünkü yaşanılanlar ‘tedbir’ alındıktan sonra oluyor... Eğer Genelkurmay yeterli tedbir alınmadığını söyleseydi hiç olmazsa bundan sonra bu tür olayların yaşanmayacağını umut edebilirdik. Ama anlaşılan o ki, askerin elinden gelen bu kadar ve güvenlik açısından alt düzeyde bir kaliteye mahkûmuz.

Peki, Genelkurmay’a göre ‘çözüm’ ne? Söz konusu kaliteyi yükseltmek değil. Yol kontrollerinin arttırılması ve yaylaya çıkışın yasaklanması. Yani insanların özgürlüklerinin kısıtlanması, hatta belirli alanların insansızlaştırılması. Kısacası Genelkurmay, ‘eğer insanlar olmasaydı güvenliği sağlardık’ demiş oluyor. Ne var ki sağlanması gereken güvenlik tam da o insanların güvenliği, boşaltılmış topraklarınki değil... Boş toprakların güvenliğini sağlamaktan daha kolay ne olabilir? Bir sınır çizer, karşıdan yaklaşanı da ‘düşman’ bellersiniz, işiniz çözülür. Böylece ortada ‘insan’ kalmaz, çünkü siz boş topraklarınızla baş başa yaşarken, size yaklaşan her canlı gayrı insani bir varlık olarak algılanmaya başlanır.

Genelkurmay basit bir gerçeği itiraf ediyor... Askeriye kurumu insana nasıl davranacağını bilmiyor. Zaten geçmiş yıllarda Kürt meselesi bağlamındaki uygulamalar, Diyarbakır Cezaevi’nden köy boşaltma operasyonlarına uzanan bir yelpazede bu durumu ortaya koymuştu. Faili meçhuller ise, insanın ancak düşmanlaştırılarak algılanabildiğine ilişkin epeyce açık bir belirtiydi. Şimdi bu ‘insanı yadırgama’ ve ‘bizatihi insanla’ başa çıkamama halini bir kez daha Genelkurmay’ın ağzından bir aczin ifadesi olarak duymuş olduk.

***

Haftanın ikinci itirafını ise Bahçeli yaptı... Grup toplantısında yaptığı konuşmada şöyle dedi: “Başbakan her şeye rağmen sık sık dile getirdiği gibi samimi bir pişmanlık duyuyor da bu cani hakkında verilmiş infaz kararını uygulamak istiyorsa, MHP destek vermeye hazırdır. Hodri meydan!” Her şeyden önce Erdoğan’ın Öcalan’ın yaşamasından pişmanlık duyduğuna ilişkin kamuoyuna yansımış bir bilgi yok. Bahçeli “sık sık dile getirdiği gibi” dediğine göre, bu durum bizlerin vâkıf olmadığı ortamlara gönderme yapıyor. O zaman Bahçeli’nin bu ortamların hangileri olduğunu ve söz konusu bilgiye nasıl ulaştığını da topluma açıklamasında büyük yarar var.

Öte yandan Bahçeli’nin bu çıkışının kendi seçmenine yönelik olduğu ve AKP’yi sıkıştırarak milliyetçilik üzerinden partisi lehine bir hamle yapmaya çalıştığı da bir gerçek. Ancak bu gerçek, MHP başkanının zihniyetini deşifre etmekten geri kalmıyor. Bahçeli de aynen Genelkurmay gibi kendi ‘iş alanının’ insansızlaştırılmasından yana. Eğer kişilerin siyasi bir ağırlığı yoksa, ya da bunlar otoriteye biat eden kişilerse, ‘insan’ sorun yaratmıyor. Ama eğer otoriteyi karşısına alan ve aktörleşen kişilerden söz ediyorsak, ‘insan’ sorunun ta kendisine dönüşüyor. Bu durumda Bahçeli de bizlere ‘çözümü’ gösteriyor: İnsanların ortadan kaldırılması.

Bu önerinin iki meşruiyet kaynağı olabilir. Biri elinizde insan öldürmeyi normal ve doğal kılan bir ideolojinin bulunmasıdır. Milliyetçilik belirli koşullar altında buna cevaz verir ve o belirli koşulların ne olacağını da yine ideolojik olarak belirler. Böylece milliyetçilerin önünde insan öldürmeye yönelik geniş bir özgürlük alanı açılmış olur. Bahçeli o nedenle böylesine rahat konuşabiliyor ve söylediğinin ne anlama geldiğini düşünmüyor. İkinci meşruiyet kaynağı ise çoğunluk olmaktır. Milliyetçiler genellikle nasıl çoğunluk haline geldiklerini hatırlamak istemezler ve aslında çoğunluk olmaya devam etmek üzere siyaset yaparlar. Bu da azınlıktakilerin bastırılmasını ve yok edilmesini işlevsel hale getirir.

Tabii ki Bahçeli söz konusu teklifi yaparken bunları aklına bile getirmiyordu. Ancak zaten mesele bunların akla gelmeyecek kadar o zihniyete uzak olmasıdır. Bahçeli AKP’yi sıkıştırmaya çalışırken, aslında kendi çaresizliğini itiraf etmiş, çünkü çözüm olarak önerdiği adım bu meselenin nedenlerini ortadan kaldıracak değil, onları daha da derinleştirecek bir adım. Ama aynı zamanda milliyetçi ideolojinin tıkanıklığını da istemeden sergilemek durumunda kalmış. ‘Çözüm’ olarak devlet eliyle cinayeti önermek, siyasetten ne denli uzak olunduğunun, siyasetin ve dolayısıyla insanların bu ideolojinin ‘genlerine’ ne denli ters düştüğünün de itirafı çünkü...

emahcupyan@gmail.com

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
9 / 17 °C