Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Turgut Özal’ın ölümü şüpheli
26 Haziran 2010 / 15:18
Abant’ta konuşan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümünün şüpheli olduğunu söyledi: İlk kez bir sivilin bu makama seçilmesi derin güçleri rahatsız etti.

Markar ESAYAN - TARAF

 

Abant Platformu’nun 22. toplantısı geniş bir katılımla platforma adını veren Abant’ta gerçekleşiyor. Ülkede son günlerdeki menfi ve üzücü hadiselere eşlik edercesine sisle kaplı bölgede, tüm katılımcıların yüzünde de gizlenmeyen bir endişe bulutu hâkim. 13. yılını dolduran Abant Platformu’nun bu seneki teması “Vesayet ve Demokrasi”. Toplantının ilk gününe Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in yaptığı konuşma damgasını vurdu. Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde yaşanan yargı krizinin devam ettiğini, vesayet konusu kökten çözülmedikçe ülkenin hiçbir sorununun çözülemeyeceğini söyleyen Ergin’in konuşması Türkiye’deki vesayet rejiminin yakın tarihinin özeti gibiydi. İşte o konuşmadan bazı bölümler:

 

Derin güçlerin hoşuna gitmedi

 

1960, 1970 ve 1980’de yaşananlar günümüz koşullarında bile açıklanamıyor. Özellikle ilk sivil Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal’ın bu makama seçilmesi derin güçleri rahatsız etti. 1993 yılı 90’lı yılların en karanlık yılı olmuştur. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın şüpheli ölümü, Eşref Bitlis’in şüpheli bir kazada hayatını kaybetmesi ve Uğur Mumcu’nun katledilmesi aynı yıla rastlar. Yine Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Hiram Abas, Memduh Ünlütürk, Kemal Kayacan, Hulusi Sayın ve diğerleri bu dönemde suikasta uğradılar. Tırmandırılan PKK terörü, faili meçhul cinayetler, suikastlar 90’lı yılları yine kaos ortamına sürükledi. Ve arkasından tahmin edeceğiniz gibi 28 Şubat ...

 

Darbeye tepki göstermediler

 

İstifaya zorlanan bir hükümet, cumhurbaşkanın eşsiz katkılarıyla parçalanan partiler ve demokrasinin bir kez daha askıya alınması. 27 Mayıs’tan itibaren yaşanan bu süreçte, vesayet rejiminin tüm ortakları yani bir kısım asker ve sivil bürokrat, vesayet rejiminin özellikle yüksek yargıdaki temsilcileri, cumhurbaşkanları, MGK, HSYK, YÖK gibi kurumlar, bazı siyasi partiler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları vesayet rejiminin devamına önemli katkılarda bulunmuşlardır. 27 Mayıs sürecinde hiçbir hâkim-savcı darbeye tepki göstermedi. Dahası Yassıada Mahkemelerinde görülen davada emir-komuta altında çok sayıda hukuksuzluğa imza attılar.

 

Erdal Eren’i idam ettiler

 

12 Eylül’ün ardından Yüksek Hâkimler ve Yüksek Savcılar Kurulu üyeleri Kenan Evren’i ziyaret ederek bağlılıklarını ilettiler. Ve aralarında 17 yaşındaki Erdal Eren’in de bulunduğu çok sayıda gencin idamına karar verildi. 28 Şubat’ta da durum farklı değildi. Otobüslerle Genelkurmay’a taşınan hâkim ve savcılar, verilen brifingin ardından darbecileri ayakta en uzun süre alkışlayan kişilerdi.

 

Pakistan’daki gibi davranamadılar

 

Darbe ve muhtıralar karşısında hiçbir hakim ve savcı Pakistan’daki gibi davranmadı, istifa etmedi. Tepki göstermek bir yana, yüksek yargımızın başkanları, başkanlar kurulu hükümete karşı siyasi açıklamalar yaparak, bildiriler yayınlayarak siyasete müdahale etmişlerdir. Anayasa’da yerindelik denetimi yapılamayacağı açıkça belirtilmesine rağmen, Anayasa’nın ve kanunların çok açık hükümlerini hiçe sayıp, yetki gaspında bulunarak yasamaya ve yürütmeye hukuk dışı müdahalelerde bulunmuşlardır.

 

Umarım bize nasip olur

 

Anayasa değişikliğinin en önemli amacı biraz önce tarihi sürecini özetlediğim vesayet rejimini sona erdirmek, demokrasimize vurulan zincirleri kırmak, cunta zihniyetini tarihin karanlık sayfalarına gömmek ve tam demokrasiyi tesis etmektir. Biz bu vesayeti kırmak için bu Anayasa paketini tüm iyi niyetimizle hazırladık. Umarım Anayasa’yı tümden değiştirmek de bize nasip olur, biz de o günleri görürüz.”

 

Endonezya’dan geride

 

Toplantının açılış konuşmasını yapan Abant Platformu Dönem Başkanı Prof. Dr. Levent Köker ise vesayet rejiminin rejimin ana damarı olan Kemalizm’den başka bir şey olmadığını söyledi. “Vesayet eşittir Kemalizm” demeyi tercih ettiğini söyleyen Köker demokratikleşme için “Kemalizmin tasfiye edilmesi gerektiğini” ifade etti. Prof. Dr. Ergun Özbudun da konuşmasında Türkiye’nin Freedom House’un raporuna göre “kısmen demokratik” olduğunu, bu konuda Endonezya’dan geride kaldığını söyledi. Önceki raporlarda Türkiye’nin Pakistan ile aynı kategoride yer aldığını, bunun ise “Türkiye’nin Müslüman dünyanın en demokratik ülkesi” olduğuna yönelik genel kanaati desteklemediğini anlattı. Günah çıkarma modasına kendisinin de iştirak edeceğini söyleyen Özbudun “Ben de 90’lı yıllarda CHP’nin nihai amacı demokrasi olan bir vesayetçi parti olduğunu düşünüyor ve bunu savunan yazılar yazıyordum” dedi. Toplantıya katılan Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, tüm eksiklerine rağmen, ileri bir adım olduğu için anayasa paketine “evet” diyeceklerini yineledi..

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
9 / 17 °C