Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Akif Emre’nin ‘Asıl Mesele’ Yorumu
22 Haziran 2010 / 18:07
Bugün Yeni Şafak gazetesinde Akif Emre eksen kayması tartışmalarına farklı bir boyuttan yaklaşıyor. Emre yazısında sistem içi eksen kaymasını Cumhuriyet rejiminin temel sorunlarının çözümüne bağlıyor.

Yazıda Cumhuriyet rejiminin büyük sorun olarak gördüğü müslümanların ehlileştirilmesi ve Kürt sorununun ne ulusdevlet yaklaşımı ile ne de özgürlük, çoğulculuk gibi tarihsel toplumsal bağlamından kopuk, içeriği belirsiz kavramlarla çözülemediği vurgulanıyor.

 

Kürt sorunun da etnik bir sorun olarak görülmesine karşın başlangıçta bu sorunun da Müslümanlıkla irtibatlı olduğunu belirtilen yazıda etnik Kürtçülüğün yükselişi ile Müslümanlık ve Kürtlüğün birbirinden ayrıldığı belirtiliyor.

 

Müslümanlıkla ilgili sorunun bir şekilde çözüldüğü ve AKP eliyle büyük bir kesimin sisteme entegrasyonunun başarıldığı belirtilen yazıda, Müslümanların sisteme entegrasyonu ile çözülen birinci problemin ardından ikinci problem olan Kürt sorununun çözümü halinde bir sistem içi eksen kaymasından söz edilebileceği ve bunun gerçekleşme ihtimali ile dengelerin oynamaya başladığı vurgulanıyor.

 

Yazıda sistem içi eksen kayması hakkında yapılan şu tespit de önemli görünüyor: Bu eksen kayması ideolojik olmasa da cumhuriyet rejiminin yenilenerek topluma inmesi anlamına geliyor.

 

 

Asıl mesele: Sistem içi eksen kayması

Memleketin siyasi atmosferini bir anda tepetaklak eden, kaos tedirginliği yaşatan son gelişmelere cebinde hazır reçete sahiplerinden bol konuşan yok. Bunlardan ilki her durumda kullanılabilecek militarist ve ulusçu bir içeriğe sahip. Kısaca 20. yüzyılının ilk yarısından kalma ulusdevlet ideolojisini tekil kimlikler üzerinden model olarak sürdürmek, gerekirse bunun için daha çok kan dökmekten yana. İkinci kesim her derde deva cinsinden ne idüğü müphem içeriğiyle özgürlük, çoğulculuk gibi kulağa hoş gelen tarihsel toplumsal bağlamlarından kopuk liberal çözümler öneriliyor.

Cumhuriyet rejimi sürekli iki büyük sorunla baş edememenin sıkıntısını yaşadı: Biri Müslümanların nasıl ehlileştirileceği diğeri de Kürtlerin nasıl "adam" edileceği meselesidir. Kürtlerle olan mesele her ne kadar etnik bir sorun gibi görünse de başlangıcı itibariyle Müslümanlıkla sıkıca irtibatlı bir sorundu. Bu ikisini birbirinden ayıran etnik Kürtçülüğün yükselmesi bir bakıma müesses nizamın sahipleri açısından sevindirici bulundu.

Müslümanların ehlileştirilmesi işi uzun soluklu ve tek hamlede halledilecek bir sorun değildi. Siyasete, toplumsal hayata karışamamak/belirlememek kaydıyla kültürel varlığına ses çıkarılmasa da zaman zaman siyasal çıkışları ya manipüle edildi ya da bastırılarak hizaya sokulmak istendi. Ne var ki özellikle 12 Eylül rejimi sonrası sistemin dizaynında muhafazakar sağ partiler eliyle ehlilleştirilerek sistem içine çekildi. Çevre törpülenmiş olarak görece merkezde yer almaya başladı. Bu çerçevede cumhuriyetin en önemli "boyun ağrıları"ndan biri devletin yedeğine alınarak, iç/edilerek çözümlenmesi planlandı.

Postmodern darbe düzenlemelerinin yürütülemez bir siyasi intihara dönüşmeden yeni bir sağ-muhafazakar iktidarla sistem hem ekonomik hem de siyasal düzenlemeye gitti. Bu dönemin belirleyici vasıflarından biri sistemin sadece iç dizaynı değil dünya sistemiyle de ilişkileri yeniden formüle edilerek buna uygun iç düzenlemelere gidilmesidir.

Belki de sistemin en uç muhaliflerinin bu kadar geniş katılımlı sürece dahil edilmesi gerçekleştirildi. 1950 sonrası kadar önemliydi Müslümanların kurulu düzene entegre edilmeleri.

Gittikçe daha da etnik ve ideolojik boyut kazanan Kürt meselesinin çözümü, de bu iktidarın önünde duruyor/du. Bunu bir şekilde çözmesi halinde seçkinlerin hiç hazzetmediği muhafazakarların (sisteme entegre edilmiş olsalar da) iktidar alanlarının iyice genişletip kökleşme ihtimali var. Sosyal ve kültürel tabanları itibariyle kurucu elitlerin hazzetmediği; muhafazakarların dönüşerek de olsa pastadan pay almaları, yeni varlıklı tabakalaşmayla güç sahibi olmalarıydı. Fakat Kürt meselesinin de muhafazakar bir siyaset eliyle çözülecek olması ihtimali sınıfsal anlamda asimetrik bir dengenin oluşmasından korkanlar, 'Türkiye'nin kaos katsayı'sıyla oynamayı kafaya koymuş görünüyor.

Türkiye'nin kaos katsayısıyla oynamak her zaman için çok kolay ancak bunu harekete geçirenlerin her an kontrolünden çıkabilir. Mesele Kürt meselesi denilen temel açmazın hangi siyasal iradenin eliyle ne yönde çözüleceği meselesidir.

Şimdi tam bu noktada 'sistem içi eksen kayması' ihtimali, kendini cumhuriyet seçkini gören önemli bir kesimi, asker-sivil bürokrasiden, yargıdan, akademi ve iş dünyasından egemenleri son derece rahatsız etmektedir. İki dönem üst üstte Müslümanlık'la ilgili sorunu bir şekilde çözerek geniş bir muhalif kesimi entegre eden AKP bu sorunu da çözerse sistem içi eksem kaymasının gerçekleşmesinden korkuluyor. Kaos katsayısının alt üst oluşunun adını doğru koymak gerekirse bu bir 'sistem içi eksen kayması korkusu'dur.

Muhafazakar bir iktidar sistemin en büyük boyun ağrılarından birini hallederse kazanacağı prestiji güce dönüştürerek sistem içi eksen kaymasına neden olacağından endişe edilmektedir. Bu eksen kayması ideolojik olmasa da cumhuriyet rejiminin yenilenerek topluma inmesi anlamına gelse de seçkinler zümresinin devre dışı kalması, ekonomik ve siyasal iktidarın eldeğiştirme ihtimaline karşı kaos katsayısıyla oynanarak, dengeler alt üst edilebilmektedir.

Başta da belirttiğimiz gibi 2002'den itibaren gerçekleşen dönüşüm aynı zamanda dünya sistemiyle girilen bir ittifakla olmuş, daha doğrusu yeni küresel dengelere uygun iç politik düzenleme yapılmıştır.

Mavi Marmara'ya İsrail saldırısına kadar olan süreçte iktidar Türkiye'nin küresel sistemle uyumlu duruşunu içerde fazlaca abartarak gücünün üstünde bir uluslararası rol kapmaya çalıştı.

Dış politikaya izafeten dillendirilen "Eksen kayması" retoriği aslında iç dengelerle yakından ilgili. Dış politika bir kez daha iç politikayı dizayn etmeye çalışıyor. Eksen kayması gibi çözücü bir olgu üzerinden iç ve dış koalisyon içerdeki konumunu yeniden tahkim etmeye çalışıyor. Kürt sorununu çözen taraf olmak eksen kaymasını kazanan taraf olmak demektir.

Yeni Şafak

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
1 / 12 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
13 / 18 °C