Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye’nin Kazanımı, İran’ın Kaybı
20 Haziran 2010 / 11:22
İsrail’in Mavi Marmara gemisine saldırısı ile global çapta oluşan anti-İsrail dalgadan İran’ın kazançlı çıkması beklenirken sürpriz olarak modern, demokratik Türkiye’nin kazançlı çıktığı iddia edildi.

New York Times’ta yer alan ELLIOT HEN-TOV and BERNARD HAYKEL tarafından kaleme alınan, “Türkiye’nin Kazanımı, İran’ın Kaybıdır” başlıklı yazıda son dönemin değişen dengeleri konu edildi. Yazıda, bir çok Amerikalının uzun dönem müttefiki Ankara’nın kendilerine ihanet ettiğini düşünmesine rağmen, aslında Washington’un bu durumdan memnun olduğu, Türkiye’nin Sünni Arap dünyasında liderliğine doğru ilerlediği, bunun Körfez’deki beceriksiz ve iradesiz Arap rejimlerinden, otoriter ve Şii İran’dan çok daha fazla hevesle istendiği belirtildi.

 

Yazıda İslamcı olduğu iddia edilen Türk hükümetinin, filo krizinden siyasi olarak hem yerel hem de uluslararası fayda elde ettiği vurgulandı. Yazıda şu ifadeler yer aldı: “Eğer Gazze ablukası kaldırılırsa bu Türkiye’nin sözlerinin kolayca Filistinliler lehine zaferi olarak tanımlanacak. Recep Tayyip Erdoğan’ın ateşli konuşmaları, sadece kendi seçmenlerini değil İslam dünyasını etkilemeyi hedefliyor. Bu aynı zamanda Arap ve Müslüman dünyasında tarihsel olarak Türkiye’nin dış politikasında İsrail lehine olan dengesizliğin de giderilmesi için bir çaba. Sözleri ile fiiliyat arasında ki uyumsuzluğa rağmen, Erdoğan Filistin davasının baş destekçisi olarak güven topladı.”

 

“Batı’da çoğu kişi bu dinamizmi gözden kaçırmış görünürken, Tahran kaçırmadı. Başkan Mahmut Ahmedinejad İstanbul’da katıldığı bölgesel bir toplantıda yaptığı İsrail karşıtı kışkırtıcı bir konuşma ile fark edilmeden fiilen İsrail’in saldırısını kınayan uluslararası koronun arasına karıştı. 12 Haziran’da İran kendi yardım filosunu Gazze yasak bölgesine gönderdi ve ablukayı kırmak için gidecek gemilere de Devrim Muhafızlarının eskortluğunu teklif etti.

 

Hamas resmi olarak İran’ın eskortluk teklifini reddetti. Filistin Politika ve Araştırmalar Merkezi tarafından yapılan bir ankete göre Filistinliler yüzde 43 oy ile Türkiye’yi 1 numaralı destekçileri gösterirken, bu oran İran için yüzde 6 olarak çıktı.”

 

Yazıda bu ifadelerin ardından Türkiye’nin Araplar için bir umut olduğu iddiaları yer alıyor. “Türkiye’nin burada eli güçlü. Bir çok önder arap entelektüeli İran’ın devrimci Şii’izmi ve Suudi Arabistan’ın haşin ama siyasi etkisi olmayan Vahhabizmi tarafından yakalanmış ve yıpranmıştı. Şimdi daha liberal ve aydınlanmış Türk Sünni İslami –geçmişteki Osmanlı’nın şanını hatırlatan- Arap dünyasını kendi batağından kurtarabilir.

 

Arap ülkelerinde hükümetlere ait gazetelerde Ankara aleyhinde son çıkan bir yığın yazı okunduğunda Arap kitleler arasında Türkiye’nin liderliğinin ne kadar çekici olduğu anlaşılıyor. Yerel olarak zayıf olduğundan Filistin konusunu kullandığı iddiası ile Erdoğan’ın yaklaşımını yalanlayan bu yorumlar, bu “Arap konusu”nda  Türkiye’ye liderlik getiren becerisini reddediyorlar.

 

Aynı zamanda Türkiye, Brezilya ile birlikte İran’ın nükleer programı ile ilgili yaptıkları başarısız anlaşma ile de kazançlı. Müslüman dünya Türkiye’nin Amerika’ya rağmen duruşunu ve sonucun İran’ın sıkılaştırılmış Birleşmiş Milletler yaptırımları ile bitmesini, takdir etti.”

 

Yazıda İran’ın geçen yaz seçimlerin hileli olduğu iddiasıyla, ve Batılı medya organlarının kışkırtmasıyla gerçekleşen ayaklanmanın yıldönümü olduğu için sessiz kalan sokakları Türkiye ile kıyaslanıyor.

 

“Filistin kartını alması ile Başbakan Erdoğan Türkiye’nin potansiyel olarak İslam/Arap dünyası ve İsrail ve Batı karşısında merkezi muhatap konumuna yerleştirdi ve Ankara ve İstanbul’da yapılan gürültülü gösteriler ile ödüllendirildi. Aynı sıralarda Tahran caddeleri özellikle sessizdi, Ahmedinejad’ın rejimi, geçen yaz yapılan hileli seçimin birinci yıldönümünde çıkacak huzursuzluktan endişeliydi.”

 

Erdoğan’ın Arap kitlelerin güvenini kazanmak için bir çok niteliğe sahip olduğu da iddia edilen yazıda, demokratik yollarla seçilmiş olması, dindar Sünni olması, dinamik-modern aynı zamanda G-20 ve Nato üyesi olması Erdoğan’ın artıları olarak gösteriliyor. Ülkesinin de ayrıca Araplar için önemli bir turistik yöre ve yatırım merkezi olduğu, Ortadoğu’ya uzun zamandır tarımsal ürünlerden Tv programlarına kadar Türk mallarının sel gibi dolduğu belirtiliyor.

 

“Türkiye’nin Arapların kalplerini, akıllarını ve cüzdanlarını yakalaması ile İran dünyayı ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak için işinin zorlaştığını görecek. Amerikalılar için uzun dönem bir müttefiki ile oluşan çatlağı görmek zor olabilir.” denilen yazının sonunda çok çarpıcı bir iddia yer alıyor. “Türkiye’nin ilgisi bizimki ile tam uyum içinde daha fazla sürmese bile, Batılılaşmış, başarılı ve demokratik bir milletin İslam dünyasının bayraktarı olması ile daha fazlası kazanılabilir.”

 

Müslüman halkların kendilerinden kopuk baskıcı yönetimlere karşılık, kurtarıcı olarak demokratik yönetimlerin önerildiği bilinen bir gerçek. Ancak gayrı-İslami olan bu yönetim tarzının Müslümanlar tarafından kabul görmemesi üzerine demokrasi, Türkiye’nin şahsında reklamı yapılarak, ne kadar başarılı sonuçlar getirdiği, Arapların ses çıkarmaktan bile aciz kaldığı Filistin konusunda güzel sonuç verdiği iddiası ile yeniden örnek gösteriliyor.

 

Müslümanların en hassas olduğu Filistin konusundaki duygularını sömüren bu yaklaşım ile İslam Arapların şahsında devre dışı bırakılarak, yerine -Türkiye’nin şahsında- demokrasi bir çözüm olarak sunularak, süreçten Batı’nın kazançlı çıkması sağlanmaya çalışılıyor.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
3 / 11 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
7 / 8 °C
İzmir
6 / 15 °C