Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt meselesi hallolunmaktadır
20 Haziran 2010 / 09:54
Açılım döndü dolaştı, “nasıl ederiz de daha fazla Kürt gencini eline silah alıp dağa çıkmaya teşvik ederiz?” çeşitlemelerinden biri haline geldi.

Ümit KIVANÇ - TARAF

Günlerdir resmî televizyonlar, iddianameye dayanarak, KCK’nın ne feci bir terör örgütü olduğunu anlata anlata bitiremiyorlar. Seçilmiş belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu, herhangi bir terör suçu işlememiş insanları kelepçeleyip sıraya dizmenin Kürtler üzerindeki kışkırtıcı etkisini, yarattığı hayal kırıklığı ve infial duygularını herhalde bu yolla giderecekler. Biz aptallar düşününce şunu diyebiliyoruz ancak: Bu sistemli yayının tek sonucu, KCK hakkında Türklerde icap eden düşünce ve duyguları yaratmak olabilir. Dolayısıyla, Kürtlerin “ovada” siyaset yapmasının neden ısrarla engellendiğine dair Türklerin içi rahatlatılacaktır.

Şu içerideki çocukların dışarı çıkarılması, en azından tutuksuz yargılanması ne zormuş! Onların içeride tutulduğu her gün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı birkaç Kürt’ün daha içinde bir şeyler kopuyor. Fakat hepimizin sahici sanıp sevinçle karşıladığı ucube açılımı ortaya atan hükümet, herhalde bu konuda da geniş ve derin düşünmüş, sonunda bu çocuklar dışarı çıktığında Kürtlerin “ha, tamam o zaman, şahanesiniz” diyeceğini ve minnet duygularıyla AKP ilçe örgütlerine koşup üye olacağını, bölücü örgütün nihayet yirmi beş senedir beklenen darbeyi yiyeceğini hesaplamıştır. Yani... herhalde...

PKK’nin, tamamen kendini merkeze alan ve Kürtlerin selametiyle ilişkisi çoğu zaman örgütün niyeti bakımından da epeyce şüpheli hale gelen şiddet atılımından önce ülke çapında geniş operasyon hazırlıklarına girişip şiddet önceliğini kapmaya çalışmak da biz sıradan insanların aklının ereceği bir karar değil. Biz faniler, düşünmeye çabalayınca, eğer insanın yaygın çatışmalar, artan ölüler, artarda şehit cenazeleri falan istemiyorsa bu yola girmeyeceği sonucuna varıyoruz ama tabiî bu bizim kıt akıllılığımızdandır, bizi yönetenler mutlaka bu yolun sonunu öngörüyorlardır. Bize görünen şu: İyi ihtimalle çocuklarının cesedini teslim alabilen Kürtler manen bütünlükten koptukça kopacak, Türkler, Kürtlere haklarının verilmesi yönünde en ufak adımı atmaya kalkanın önüne daha da fazla şehit tabutu yığacaklardır. Fakat şüphesiz bizi yönetenler, böyle bir içsavaşımsı vaziyet bir yirmi beş yıl daha sürse memleketin bundan ne kadar kazançlı çıkacağını, yani bizim göremediğimizi görüyorlardır.

Meşhur “Habur’dan geliş” olayının “failleri” hakkında davalar başladı,  bir kısmı tutuklandı, birçoğunun da tutuklanması, yakalanması isteniyor. Bu da muhtemelen, “silahı bırakın, gelin, sizi hapse atalım” diye özetleyebileceğimiz, biz enayilerin anlayamadığı yeni bir açılım tarzıdır. Gerçi yirmi beş senedir dağa doğru seslenildiğinde söylenen iki şeyden birinin –öteki: ezeceğiz, yok edeceğiz, vs.- bu olduğu ortada, ama herhalde “bir başka güzel olur içerisi / açılım zamanında” türküsünü yeni saymalıyız.

Velhâsıl Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler, onlarca yıllık emektar bir otobüsle Formula 1 pistine dalmış, ağır aksak da olsa turu tamamlamayı başarmış, böylece başa dönmüşlerdir. Fakat akşam çökmüş, seyirci gitmiş, elektrikler kesilmiş, sağanak yağmur başlamış, otobüsün bir tur daha atacak hali kalmamıştır. Artık hiçbir televizyon bu yarışı yayınlamayacaktır. Rating yerlerde sürünmekte, arasına reklam alınması imkânsızdır. Çünkü daha önce yirmi beş sezon gösterilmiş, hep aynı şekilde cereyan etmiş ve sonuçlanmıştır.

Hiçbir yetkisi olmadığı halde, memlekette insanca yaşansın diye elinden bir şey gelecekmişçesine kendini paralayan bizim gibi şapşallar, “Kürt meselesi”nin siyasî miyasî değil, her şeyden çok duygusal bir mesele olduğunu uzun zamandır hissediyor. Ve devletçe izlenen politikanın tam da bu alanda kırıcı, ezici, koparıcı, bölücü bir rol oynadığını tesbit ediyoruz.

Sanırım Türkiye’yi yönetenler, Kürtlerin bunca eza cefaya rağmen hâlâ Türkiye Cumhuriyeti tasarımı içinde bir gelecek aramalarına, özel olarak hükümetse, hâlâ AKP’ye oy veren Kürtlerin sayısının yüksek oluşuna güveniyor. 12 Eylül ve JİTEM döneminin öncesini yaşamış kuşaklar artık günlük hiçbir tavrı, gelişmeyi etkileyemeyecek yaşlılar haline geldiğinde bunların önemi kalacak mı sanıyorlar? Bizim yaşlarda olup Kürt haklarını militanca savunan Türk ve Kürtler her şeyden önce sosyalist bir siyaset-kültür ortamından geliyorlar. Milliyetçiliğin hiç matah bir şey olmadığı ortamlardan. Daha önemlisi, duygusal olarak, Türklerle Kürtlerin düşmanca karşı karşıya geleceğine ihtimal vermeyen, buna asla inanmak istemeyen, başta bunu istemediği için düşmanlığa yolaçan zemini ortadan kaldırmaya çabalayan insanlarız. Derin veya keskin siyasî laflar edebiliriz, ama içten içe, “manen bölünme”ye razı gelmeyiz. Kürt olanımız da, Türk olanımız da.

Oysa şimdi, birkaç  kuşaktır bu memlekette sadece karşılıklı savaşmayı bilen insanlar yetiştiriliyor. Ailesinde “düşmanın” öldürdüğü en az bir insan sayabilen Kürt ve Türk ne kadar çoğaldı. Gözünü bu ortama açanlar çoluk çocuğa karışmaya başlıyor. İki toplumun manevî bağları hiç bu kadar zayıflamamış, düşmanlık hiç bu kadar hissedilir hale gelmemişti.

Ey Türkiye’yi yönetenler, bu memlekete öyle feci bir gelecek hazırlıyorsunuz ki, hesabını hiçbir tarafta veremeyeceksiniz. Şimdiye kadar hiç yapmadığınız ve bu kafa ve kalpsizlikle asla yapmayacağınız şeyi, belki bir kursa, doktora falan gidip, öğrenip, yapsanız, bir şans doğacak. Bir an, karşınızda öncelikle duygusal bir mesele olduğunu düşünmeyi denesenize. Becerebilir misiniz?

İnanın imkânsız değil. Bakın, biz, zırhlı makam otomobillerinde, yanlarında korumalarla gezmeyenler, devletin kendi siyasî teşkilâtı niyetine ya da silahlı sokak gücü niyetine kurdurup kullandığı partilerini devam ettirebilmek için faşizmin şırıngalarıyla memleket gençliğini zehirlemeyenler becerebiliyoruz. Biz hıyarız, siz akıllısınız, yani yetkilisiniz de o bakımdan şey ediyorum.

 

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
9 / 17 °C