Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kimse "Dahi" doğmaz!
18 Haziran 2010 / 19:18
Günaydın - 24 Kasım 1989

Birçoğumuz, icatlar yapmış, dünyada "Ses getiren" işler başarmış olan kişiler için "Doğuştan yetenekli" sözünü kullanırız. Oysa bu yanlıştır...

 

Hemen her insanoğlunda özel yetenekler vardır. Ama hiç kimse dünyaya gelir gelmez, insana parmağını ısırtacak işler yapmaya muktedir değildir. Dört yaşındaki bir çocuğun, piyanonun başına geçip, en zor eserleri çaldığını veya besteler yaptığını düşünebilir misiniz? Ünlü bilgin Einstein'in okul yıllarında başarısız bir çocuk olduğunu biliyor muydunuz? İşte, insandaki özel yetenekler, bulunup işlenmezse, ortaya "Deha" diye bir kimse çıkmaz.

 

ZUHAL YEKE- Albert problemli çocuktu. İki yaşına geldiği halde daha konuşamıyordu. Okulda durmadan hayallere dalıyor ve okul arkadaşla­rıyla bu yüzden yakınlık kuramıyordu. Spordan nefret ediyordu. Ve ya­bancı dil dersinden hep kırık not alıy­ordu. Ailesi, öğretmenleri, doktorlar onda "özel yetenekler" göremiyorlardı ve hepsi de ilerde hiçbir şey ola­mayacağını düşünerek üzülüyorlardı.

 

Ama Albert sonunda başardı, so­yadı Einstein olan Albert, fizik dalın­da Nobel Ödülü'nü kazandı ve 20. Yüzyılın en ünlü bilim adamı oldu. Albert Einstein'in matematik yetene­ği, ancak daha sonra yüksek okulda keşfedildi ve teşvik edildi.

 

Gerçi bu her zaman rastlanan bir örnek değil ama, yukarıda verdiğimiz örnek, kimsenin olağanüstü yetenekli, mucize bir çocuk olarak dünyaya gelmediğini gösteriyor, kanıtlıyor.

 

Şöyle olsaydı, böyle olsaydı

 

Bazılarımız kaçırmış olduğumuz fırsatları düşünerek, kederlerir, üzü­lürüz: "Ailem beni üniversiteye gön­dermiş olsaydı, ne olabilirdim, han­gi mesleği edinirdim? Baleye gitseydim, piyano çalmayı öğrenseydim." Eğer, eğer, eğer. Ne var ki, bu eğerleri düşünmenin artık bir yararı yoktur.

 

Psikologlar bugün yetenekten söz ettikleri zaman, "Bunun doğuştan doğal yetenekle ilgisi yok. Yetenek, kaderin bir armağanı olmaktan çok, birçok çeşitli faktörlerin başa­rılı bir şekilde birlikte işlemesidir" diyorlar.

 

Bilimsel olarak yetenek kavramı­na, her şeyden önce özel bir durum girer. Bu bir insanın, ortalamanın üstünde, bazen de belirli bir sahada ola­ğanüstü başarı göstermesidir. Yani: Bir insanın müziğe yeteneği varsa, altı yaşında piyanonun önüne oturup, en zor eserleri çalarak sürpriz yapması demek değildir. Daha çok kulakla, yaratıcılıkla o çocuk kendini büyük bir müzisyen olmaya hazırlar.

 

Harika çocuklar da mesleklerinin ehli olarak doğmazlar

 

Bilim adamlarına göre yetenek, genetiktir, kalıtımla geçer. Yetenek, zeka ve akıl, belirli bir "Gen" de mey­dana çıkamaz. Kalıtımla geçen yete­nekler, mükemmel bir şekilde dal bu­dak salmışlardır. Yeteneği bilmek ve buna bir ad koyabilmek için, bu yete­neğin yapılan işte ortaya çıkması ge­rekir. Ve bu da ancak, çevrenin etki­siyle olur. Önce aile, dost veya öğret­men, iş arkadaşları ve eş, bir yeteneği teşvik edebilir, bir şeyi denemesi için zorlayabilir. Örneğin oyunlarla, ko­nuşmalarla, dersle, özel ödevlerle. Ve spora, müziğe, tekniğe ve daha başka şeylere karşı bir insanın ilgisi uyandırılabilir, uyandırılmalıdır.

 

Ne var ki, çoğu zaman bunun aksi olur ve yetenekler hiçbir zaman teşvik edilmez. Bu nedenle de, körletilmiş olur veya baskı altına aldırılır.

 

Psikologların fikri

 

Yeteneklerin gelişmesiyle ilgili ça­lışmalar yapan psikologlar, bir sahada gerçekten doruk noktaya gelmek iste­yen insanın en az 10 bin saat konuyla ilgilenmesi gerektiğini belirtiyorlar. 10 bin saat ise, günde aşağı yukarı dört saat demektir. Bu da, yedi yılın üzerinde bir zaman ister. Çalışkanlık, sabır, hırs, güven ve ortalama bir zeka, yetenekten başarılı bir sonuç ala­bilmek için gerekli olan özelliklerin sadece birkaçı.

 

Yeteneklerin araştırmasını yapan­lara göre, rastlantıların da rolü kü­çümsenmemelidir. Bazı sahalarda sivrilmiş kişilerin biyografilerine bir göz gezdirecek olursanız, önceden tasar­lanmamış, akla gelmemiş olayların başarıyı çoğu zaman hızlandırdığına tanık olursunuz. Einstein, politeknik okuluna giriş sınavını kaybettiği hal­de, bu enstitünün müdürünün dikka­tini çekmiş ve müdür, Einstein mate­matik bilgisinden etkilenmişti.

 

Einstein'in okul arkadaşlarının arasında, belki de geleceğin Nobel ödülüne aday olacaklar bulunabilirdi.

 

Yetenek dendiği zaman

 

Yetenek dendiğinde hemen bir kı­sım insanın aklına iyi notlar, sporda başarılı olma gelir. Bir kısmı yeteneği, bilimsel alanda keşifler olarak alır. Bazıları ünlü bir şarkıcıyı veya yazarı büyük yetenek olarak gösterir. Ama öte yandan sosyal alandaki çalışmala­rıyla, duyarlılığı sayesinde başarılı ol­muş birini veya bozulan mikserini onaran bir ev kadınını yetenekli ola­rak kabul etmez.

 

Bunun açıklamasını psikologlar şöyle yapıyor: "Toplumumuzda, in­sanın yeteneğini nereden gösterebi­leceğine dair katı düşünceler, fikirler vardır. Ve zeka testi, yeteneğin tek ölçüsü olarak görülür. Oysa ye­teneğin tek ölçüsü değildir zeka testi."       

 

Her insanın bir şeye yeteneği vardır

 

Psikologlara göre her insan, bir yetenek potansiyeline sahip. Ve bu yetenek de, herkeste farklı olarak kuvvetli bir şekilde ortaya çıkıyor. Örneğin; bazıları yabancı dili çok ko­lay ve güzel öğrenirken, bazıları mü­zikte, ya da matematik dalında yete­neklidir. Bir kısmı insanın kendini iyi tanıma, kendi duygu ve düşüncelerini bilme yeteneği vardır. Bazı insan her­kesle iyi geçinir. Bu da bir yetenektir.

 

Görüldüğü gibi, yeteneğin çok çe­şitli türleri vardır. Her insanın 20, 30 veya 50 yaşında geliştirebileceği be­lirli bir gücü vardır.

 

Başarıya çabuk ulaşmanın sırrı

 

Bazı insan bir şeyi en çabuk en kolay 20, 30 yaşlarında öğrenir. Bazı­ları ise, daha geç yaşlarda bir şeyle il­gilenmeye, kendilerini bir şeye ver­meye zaman bulur. İş hayatı, aile, ar­kadaşlar, normal olarak ilgi alanına girer ve sonuç olarak insanın gizli kal­mış yeteneklerini rekora döndürmeye ne zamanı, ne de enerjisi vardır.

 

Fakat sadece bu da değil. Hangi yaşta olursa olsun, insanın kendi yete­neklerini bulup ortaya çıkarması ko­nusunda başka tartışmalar da var. Bir insan en iyi neyi yapabileceğini bilip ortaya çıkarırsa, bu kendi kişiliği için bir sermaye olur. Kendini daha iyi ta­nımayı öğrenir, her günkü sorunları daha bilinçli olarak karşılar.

 

Bunun dışında, bir insanın yeni bir sahada çalışarak elde ettiği başarı, ruhu için de bir merhem olur. Kendi­ne güvenin, yeteneğin ve başarının birbirleriyle sıkı sıkıya bağlı olduğu ve birbirlerini karşılıklı olarak güçlen­dirdiklerini aklınızdan çıkarmayın.

 

Psikologların 'açıklamasına göre, bir insan kendine yeteri kadar güveni­yorsa, daha çok çaba harcar ve daha zor şeylere yönelir.

 

Gizli yetenek nasıl ortaya çıkar

 

Şimdi de gizli yeteneğin nasıl orta­ya çıkacağı sorusu kalıyor. Psikolog­ların önerisi şu: "Her şeyden önce in­san sevdiği, zevk aldığı bir şeyi de­nemelidir ve bunun ne olduğunu bilmelidir."

 

Belirli bir sahada karar kılındığı zaman, bu yeni şeyi denemesi için gü­zel, hoş şartlar yaratmalıdır. Ve insan bir şeyi gerçekleştirirken, zaman bas­kısı altında olmamalıdır.

 

Daha da önemlisi, yapılan işten zevk almaktır. Bu birinde bir şeyler olup olmadığının ölçeğidir. Bir insan herhangi bir şeyi, başkasından her za­man sadece daha iyi yaptığı için yete­nekli değildir. Çünkü o başkasının duyarlılığı olmadığı bir şeyi yapabili­yordur.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
2 / 13 °C
Hakkari
-6 / 9 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
7 / 18 °C