Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İsrail’le ilişkimiz neyin panzehiriydi
12 Haziran 2010 / 18:31
AK Parti’nin dış politikasını eleştirenler bir noktada haklılar.

İbrahim KİRAS - STAR

Evet, Türk dış politikası doğuya yönelmiş bulunuyor. Gerçi özellikle batılıların “doğuya yönelme” dedikleri hadiseye “bir ülkenin coğrafi ve tarihi çevresinin farkına varması” demek daha doğru olur. Ama kendi doğumuzun bu dönemde kendi görüş alanımıza girmeye başladığı yanlış değil.

Türkiye’deki toplumsal değişme bu anlayış değişikliğinin hazırlayıcısı aslında. Geçmişte valilerini, kaymakamlarını, tapu müdürlerini vs. İstanbul’dan gönderdiğimiz yerleri şimdi sanki yokmuş gibi göremeyeceğimizi anladık. Sınırlarımızın dışına gözlerimizi kapayarak milli menfaatlerimizi koruyamayacağımızı kavradık.

Bu anlamda da kendi bölgemizde ekonomik büyüklüğümüze, nüfusumuza ve tarihten devraldığımız ilişkiler sistemine uygun bir rol üstlenmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bugünkü siyasi iktidar da dış politika alanında bu somut toplumsal arzuya cevap vermeye çalışıyor.

Buna “doğuya yönelme” diyorsanız, öyle olsun.

***

Bir de Türk dış politikasındaki bu yeni tutumu AK Parti’nin “İslami köklerine” bağlıyorlar. O da doğru. Evet, Türk dış politikasının doğuya yönelmesi AK Parti’nin İslami kökleriyle ilgili. Çünkü daha önceki dış politika anlayışımızı şekillendiren de “negatif” bir İslami kimlik hassasiyetiydi.

“Bizim kimliğimiz batılı kimliktir, Müslüman kimliği değil” diyen dış politika anlayışı kendi bölgesinde olup biten her şeye kayıtsız kalmak pahasına “aman, Araplarla beraber görünmeyelim” duygusuyla hareket etti. Bunu da “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesiyle kamufle ettiğini zannetti. Sonuç bölgenin en büyük gücünün bölgesinde olup bitenlere ilgisiz kaldığı tuhaf bir tablo oldu.

Batıyla ilişkilerimizi ise milli menfaatlerimiz doğrultusunda değil, unutmak istediğimiz kimlik köklerimizden uzaklaşabilme ümidiyle yapılandırdık.

İsrail’le ilişkiler de aynı duyarlıktan beslenegeldi. Ben söylemiyorum batılı seçkinlerin dergisi The Economist söylüyor: “Seküler Türk eliti için Yahudi devletiyle dostluk kurmak, İslami radikalizmin panzehiriydi.” Buradaki İslami radikalizm sözünü istediğiniz gibi tercüme etmeniz mümkün.

Onun için, siz haklısınız: AK Parti’nin “İslami kökleri” olmasaydı, daha doğrusu bu partiye oy veren insanların kendi ülkelerinin tarihteki köklerine ilişkin bir dış politika tasavvurları olmasaydı yurtta sulh cihanda sulh yaşayıp gidecektik.

Ama ne yazık ki buna imkân yok. Çünkü Türkiye’nin bugün gelmiş olduğu yer itibarıyla bölgesindeki gelişmelere kayıtsız kalma lüksü yok.

Türkiye’nin gelmiş olduğu yerin “İslami kökleriyle” ilgisi var mı, onu da siz düşünün.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
4 / 11 °C
Hakkari
-4 / 8 °C
İstanbul
7 / 11 °C
İzmir
7 / 15 °C