Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
"Türkiye'nin Avrupalılaşma çabalarına şeriat tehdidi"
11 Haziran 2010 / 12:56
Yeni Asır - 29 Ocak 1987

FINANCIAL TIMES, irtica hareketinin orta sınıfın özgürlüğünü tehdit ettiğini yazdı..

 

 

 

 

 

 

 

Cumhurbaşkanı Evren'in irticayı Türkiye için ilk kez komünizm kadar büyük bir tehli­ke olarak suçladığı belirtilen yazıda, Başba­kan Özal'ın, ailesinin dini bağlantıları nede­niyle eleştirildiği kaydedildi.. Haberde, generallerin 1982 anayasasını hazırlarken din eğitimini, Marksizm'e karşı bir önlem olarak düşündükleri, bugün ise laikli­ğin koruyucusu olan ordunun bile kendini tehdit altında hissettiği belirtildi..

 

Financial Times gazetesi, İslam dünya­sının en laik ve sanayileşmiş ülkesi olan Türkiye'nin, şeriatla ilgili şiddetli bir tartışma ortamı içinde olduğunu yazdı. David Barchard imzası ile yayınlanan yazıda, Suri­ye'nin, Türkiye'de irticaya ve teröre yönelik eylemleri örneklendi, yarım yüzyıldan beri orta sınıf içinde unutulmuş olan şeriat tehdidinin son günlerdeki tartışmalarla yeniden gündeme geldiği anlatıldı.

 

ÖZAL'IN DİNİ BAĞLANTILARI

 

Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in irticayı Türkiye için ilk kez komünizm kadar büyük bir tehlike olarak suçladığı belirtilen yazıda, Başbakan Turgut Özal'ın, ailesinin dini bağlantıları nedeniyle uzun süredir eleştirildiği kaydedildi.

 

Türkiye'deki irtica hareketinin en önemli işaretinin İslami giysi giyen kadın ve erkek sayısındaki artış olduğu belirtilen yazıda, "Türkiye'de her zaman çok sayıda çarşaf gi­yen ve yüzünü örten kadın olmuştur. Bu­nunla birlikte, son 5 yılda kentlerde, Türki­ye'de türban olarak adlandırılan ve yeraltı tarikat üyelerinin sembolü olan ipek başör­tüsü takanların sayısında büyük bir artış ol­du" denildi.

 

İki hafta önce, Evren'in isteğiyle türba­nın üniversitelerde yasaklandığı kaydedilen haberde, bunun bazılarınca kişinin giyim öz­gürlüğüne bir müdahale olarak yorumlandı­ğı belirtildi.

 

TÜRBAN POLİTİK SEMBOL

 

Türbanın, Türklerin çoğunluğu tarafın­dan politik bir sembol olarak kabul edildiği belirtilen haberde daha sonra şöyle denildi:

 

"Tarikatlar, Atatürk'ün 1920'lerde ger­çekleştirdiği reformları iptal etmek, Türki­ye'nin batılı laik kuruluşlarını ortadan kal­dırmak ve bir şeriat devleti kurmak istiyor­lar.

 

Benim rastladığım bir Nakşibendi tarika­tı üyesi Atatürk'ü "din düşmanı" olarak tanımladı. Süleymancı tarikatına üye bir kızın ailesi de, bu hareketin bir din devleti kurma peşinde olduğunu doğruladı.

 

Türkiye'de yarım düzine büyük ve çok sayıda küçük tarikat var. Üyeleri genellikle küçük kasabalardan ve kırsal kesimden oluşmakla birlikte, ülkede bugüne kadar görev yapmış birden fazla başbakanın tarikat üyesi olduğuna inanılıyor."

 

Barcharda, dinci hareketin son yıllardaki hızlı gelişiminin ardındaki anahtar faktör olarak, 1965 yılından beri iş başında bulu­nan sağ iktidarların dini eğitimi yaygınlaştır­masını gösterdi.

 

LAİKLİĞİ ORDU KORUYOR

 

Haberde, generallerin 1982 anayasasını hazırlarken din eğitimini, Marksizm'in yayılmasına karşı bir önlem olarak düşündük­leri, bugünse, geleneksel koruyucusu olan ordunun bile kendini tehdit altında hissettiği belirtilerek, şöyle deniliyor:

 

"Laik Türklerin çoğunluğu için ordu, şe­riat düzenin gelmesine karşı en önemli koruyucu durumunda, Cumhurbaşkanı Evren, son günlerde irtica yanlılarının harp okulla­rına sızmaya çalıştıklarını açıkladı. DPT'de bir görevli, Cuma günleri camiye gitmek için büyük bir telaş olduğunu belirterek, herke­sin camiye gitmek suretiyle üstlerini mem­nun etme çabası içinde olduğunu söylüyor.

 

Ankara'nın orta kesim semtlerinde bazı dükkan sahipleri, Cuma günleri namaza gitmek için artık dükkanlarını kapatıyorlar. Müezzinlerin duaları gece yarısı bile sokak­larda duyuluyor. Oysa son zamanlara kadar gündüzleri duyulması bile alışılmış bir şey değildi.

 

Türk toplumunun batılı unsurları, büyük ölçüde, orta sınıf ve bu kesim aydınlar, dev­let memurları ve yeni iş ve endüstri grupla­rından oluşuyor. Bu grupların hepsi Ata­türk'ün 1920'lerde kurduğu yasal kurumlar ve Batılı eğitim sistemi içinde yetiştiler.

 

Türkiye'nin hukuk sistemi tamamiyle Batılı esaslar üzerine kurulu. Aynı şekilde ülkenin ekonomik yaşamı da.. İrtica yanlıla­rı Başbakan Özal'ı yüksek faiz hadlerine izin vermesi nedeniyle sık sık eleştiriyorlar. İs­lam Bankacılığı son üç yıldır özel bir yasanın izniyle ve "özel finans evleri" adı altında faa­liyet gösteriyorlar.

 

İrtica yanlılarının kırsal kesimdeki hızlı büyümesinden korkan iş dünyası, Türki­ye'nin Ortak Pazar'a hızla entegrasyonunu destekliyor.

 

Hiç kimse bu aşırı dinci hareketin ne za­man sona ereceğini bilemiyor. Demirel ve Doğru Yol Partisi'ne göre gelişim son derece sağlıklı. Fakat, sayın Demirel bir yandan da din eğitiminin restorasyonunda öncülük edi­yor ve hükümete karşı bir seçim koalisyon kurulmasını destekliyor.

 

HAREKET BÜYÜYOR

 

Başbakan Özal ise Anavatan Partisinin dinci ve liberal kanadı arasında sıkışmış görünüyor.

 

Aşırı dinciler, bu ay İstanbul ve Konya'da yürüyüşler düzenleyip, irtica çağrısı yapa­rak kamuoyunu şaşırttılar. Bu yürüyüşleri geniş bir arama, tutuklama ve bazı liderlerin yargılanması izledi. Bu tip önlemlerin gide­rek büyüyen bir sosyal hareketi durdurması ise pek mümkün görünmüyor.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
8 / 12 °C
Hakkari
-2 / 8 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
9 / 17 °C