Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yalnızca İslam Farklıdır
09 Haziran 2010 / 12:50
Zaman - 2 Aralık 1986

İslam dışında bütün öğretiler ahlaki de­ğerler alanında bocalar ve sonunda iflasını ilan etmekten başka çare bulamaz. "DerSpiegel"in (86/48) sayısında bunun yeni bir ib­ret verici örneğini görüyoruz. Fransız "çağ­daş" filozoflarından B.H. Levy bir zamanlar sözüm ona "öfkeli" bir ideolog iken ve ken­disini "devrimci" gösterirken şimdi birçok benzeri gibi serap peşinde koşmaktan yorul­muş ve bir zamanlar çöldeki puta tapanların yaptığı gibi aldandığını sezmenin tesellisini eski putlarını kırmada bulmuş. Putlarını kırmakta haklıdır, fakat gerçek hedefi bula­madıkça, "lâ..."da kalıp "illallah"a geleme­dikçe, bunun fazlaca bir yararı yoktur. Şim­dilik Marksizm-Leninizm'in ve Faşizm'in te­mellerinde gerçeğin değil, gerçek yerine pi­yasaya sürülen işlenmiş ve geliştirilmiş yala­nın bulunduğunu söylüyor. Çok doğru bir teşhis. Demokrasi hakkında söylediği de şu: "Demokraside durum şöyledir: Herkes ortada bir yalan döndüğünü, temelde yalan oldu­ğunu bilir, gelgelelim, herkes bu yalan bir gerçekmiş gibi davranır." Demekki Levy'nin görüşüne temel ve değişmez felsefî değerleri veya tek değeri olmayan demokra­si kuramları, Çin İmparatoruna hayali giysi biçen düzenbaz terzilerin konumundadır.

 

Bu hayali giysiyi ancak akıllarının görebile­ceği yolundaki batıl inanç bir kez yığınlara benimsetilince Demokrasi adı verilen bu ha­yali giysi, terzilerin nice hayallerini gerçekleştirecek ortamı sağlar, sonuçta soğukta dımdızlak ortada kalan imparator da onu seyre koşup giysisini öven yarı çıplak yığın­lar da bundan yarar sağlamaz, kazançlı olan sadece düzenbaz terziler olur. Şu halde "bü­tün terziler düzenbazdır, üryan Çin Hakanı'na giysiniz ne güzel..." demekten başka çaremiz yoktur. Hiç değilse elle gelen düğün bayram, kafamız rahat olur, nene gerek elin üç koyunu beş keçisi, hayali giysisi, hayali ihracatı? dememeli miyiz? Levy'in doğru gö­rünen teşhisleri bir tedavi çaresini de birlikte getirebiliyor mu? Getiriyorsa ne âlâ. Getir­miyorsa, bütün benzer reçeteler için söylediğimiz gibi bu yeni hekime de "nüsha maraz-ı nüfûz eylemedi hiç / Ey Şeyh-i Keramet-fürûş ez de suyun iç." demekte bir an dahi tereddüt etmeyelim, oyalanacak zamanımız yoktur.

 

Bu zat'ın bazı ilgi çekici teşhisleri oldu­ğunu ve binalardaki doğruluk payını kabul etmek gerek. Toplumsal alanda, bir yalanın yerini kan ve ateşle yerleştirilen diğer bir ya­lanın aldığını görüyoruz. (Bir mürüvvetsiz giderse bir mürüvvetsiz gelir / Mülki Hüsn-e gelmedi Sultan-ı Adil çare ne?) Levy'e göre Fransız Devrimi, özgürlük düşüncesini halk egemenliği ilkesine bağlamış ve böylece to­taliter sistemlerin kendi, resmi terörlerini meşru gösterebilmelerine "halk" adına ha­reket ettiklerini ileri sürmelerine yol açmış­tır.

 

Marksizmle-Leninizm'in terörizminde, bu terörizme bir de "ümit" eklenmektedir, mutluluk dönemine dialektik bir gelişme süreci sonunda varılacaktır. Filistinliler'in terörizmin ise ümitsizlikten ileri geldiğini, şimdilik sanki kazanabilecekleri bir şey var­mış gibi davrandıklarını, sonuçta da ümitle­rini yakınlardan öç almaya döneceklerini, kendi önderlerini -mesela Kaddafi- hedef alacaklarını söylerken bu yeni "filozof" aynı zamanda foyasını ortaya çıkarmış oluyor. Kurnaz olduğu için de derhal ekliyor: İsrailli­leri de temize çıkarmak istemiyorum, onlar da bu ümitsiz durumun meydana gelmesine çok katkıda bulunmuşlardır. Konuşmasının başında ise, 1972 Münih Olimpiyat Oyunla­rındaki terör eylemlerinden bütün Filistinli­leri sorumlu tutuyor ve kendi sözünce Filis­tinliler ile dayanışma durumuna giren Sartre'in -nazik ve örtülü biçimde- yaşlanma dolayısı ile bunakça davrandığını ima ediyor­du. Biraz sonra da Faşizm, Antisemitizm ve Terörizm arasında sıkı bağlantı olduğunu ileri sürerek ek yerini bütün bütüne belli edecektir: Demek ki bütün "kötü" dünya gö­rüşlerinde "antisemitizm" öğesi aranmalı­dır. Bunun "mefhum-i muhalifinden, kar­şıt anlamı çıkartılarak yapılacak yorumdan ise şu sonuca varmak artık okuyucunun fe­rasetine kalmıştır, koskoca çağdaş Fransız düşünürü ve edebiyatçısı artık herşeyi apa­çık söyleyecek değil ya. Varılması gereken sonuç da şudur: Yeryüzü'nde "antisemi­tizm" ile hiçbir ortak öğesi olmayan tek dü­şünce, ancak Yahudi Irkı'nın seçkin ve üs­tün ırk olduğu görüşüne dayanan Siyonizmdir. Hitler ve hempaları aynı şeyi Alman ırkı için söylerlerse yanlıştır, mavi boncuk sade­ce ve sadece Yahudi'dedir. Yeni Alman nes­linin, Hitler'in asıl suçlunun ne olduğunu an­lamaması çok esef vericidir. Hitler'in en büyük suçu, sadece Yahudiler'in hakkı olan "üstün ırk" tahtını bir süre içinde de olsa gasbetmeye cür'et etmesidir. Yine Levy'e göre Almanlar'a daha alfabeyi hecelemeye başla­dıkları andan itibaren kalın kafalarına dank deyinceye değin Hitler'in bu asıl günahı anlatılabilse idi, Kızıl-Ordu Fraksiyonu gibi belalar başına gelmezdi.

 

Şimdi ey gözü olanlar, ibret alın: Değiş­mez ahlaki değer göstermeyen Marksizm, "Hak ve Batıl hepsi palavra, Hak değirmen­de olur ve değirmeni de gücü olan döndürür" diyen Pragmatizm", bu söylenen doğru ol­masına doğrudur da, yalnızca iktisat alanın­da doğrudur, "biraz da bizim değirmenimiz dönsün" diyen kilise, "en büyük filan ırk. Başka büyük yok!" diyen görüşler, İslam karşısında ne varsa gözünüzde ve gönlünüz­de iflas bayrağını çekmiyor mu? Geriye bir Siyonizm kaldı. İslam'ın hiçbir ırka düşman­lığı olmadığı, sadece diğer batıl görüşler ya­nında Yahudi Irkçılığı temeline dayanan emperyalizme diğer bir deyişle Siyonizm'e kar­şı olduğu için, Levy gibilerin İslam'a yöneltecekleri "antisemitizm" suçlamaları kara­vanaya gider. Oysa Yeryüzü'nde ırkçı görüşlerin atası Siyonizm'in ta kendisidir. Bir ırk bir kez kendisinin "seçilmiş üstün" ırk olduğu ve bütün diğerlerinin davar hükmün­de olup kendisine et ve süt vermeye mah­kûm bulunduğunu sayıklarsa, derhal aynı cadde üzerinde hemen her ırkın rakip firma­ları da mandıralar ve kasap dükkanları açar­lar.

 

Görüyorsunuz ki, üzerinde çağdaş Fran­sız felsefesinin sosu dökülse de, Siyonizmin doğurduğu çağdaş gericilik akımlarını yuta­cak gözümüz de yoktur. Şu halde ey çağdaş gericilik, elinde başka ne kaldı ki?

 

Şuna da dikkat etmekte yarar var: Bu Levy gibi düşünenlerin bir çoğu gerçekte bir "gelişim" veya "dönüşüm" geçirmezler, on­ların düşünce gemilerinin bağlama limanı sadece ve sadece siyonizmdir. Bunun dışın­da her şey yalandır. Ne var ki çağdaş gericiliğin en kurnaz temsilcileri bu gibiler olduğun­dan, zaman zaman başka dünya görüşlerinin karasularına girer ve avlanırlarken o çağdaş gericilik akımının bayrağını çekerler. Bu zat da böyle midir? Her şeyin doğrusunu Allah bilir.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
3 / 11 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
7 / 8 °C
İzmir
6 / 15 °C