Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Müslümana İzzetli Tavır Yakışır!
07 Haziran 2010 / 09:29
Fethullah Gülen'in “Yardım malzemesi taşıyan gemiler için İsrail’den izin alınması gerekirdi; otoriteye meydan okumak yanlıştır” sözleri üzerine Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Hamza Türkmen bir basın açıklaması yaptı.

MÜSLÜMANA İZZETLİ TAVIR YAKIŞIR!

Fethullah Gülen'in, Gazze Yardım Filosu için sarfettiği ve yalanlanmayan, üstelik Zaman Gazetesi'nde Abdülhamit Bilici'nin yazısı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın beyanıyla da desteklenen "Yardım malzemesi taşıyan gemiler için İsrail'den izin alınması gerekirdi; otoriteye meydan okumak yanlıştır" sözleri bir faciadır.

Bu sözlerin nasıl bir siyasi konjonktürde sarfedildiğine baktığımızda ise tablo daha da karanlık bir mahiyet arzetmektedir. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD'nin veto yetkisinin de aşılarak BM Güvenlik Konseyi'nde oy birliği ile "haydutluk ve korsanlık" yaptığını belirttiği Siyonist İsrail Devleti hakkında bir kınama kararı çıkarttırmıştır. Davutoğlu, bu kararın alınmasından önce yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştır: "Bu durum en basit ifadelerle, haydutlukla ve korsanlıkla eşdeğerdir. Bir devlet tarafından işlenen cinayettir. Bunun hiçbir mazereti ve haklı gerekçesi yoktur. Böyle bir yola yönelmiş bir ulus-devlet uluslar arası camianın saygın üyesi olarak meşruiyetini kaybetmiştir."

TC Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun bu konuşmasına göre İsrail uluslar arası hukuka göre devlet olma özelliğini yitirmiştir. Zaten 5 Haziran 2010 günü Türkiye'nin ABD Büyük Elçisi Namık Tan da, İsrail'le tüm ilişkilerin kesilebileceğini ilan etmiştir. Zaten Mavi Marmara gemisine Siyonist askerlerin gerçekleştirdiği korsan saldırıdan ve verilen şehitlerden sonra Amerika kıtasındaki Nikaragua Devleti bile, halkı Müslüman olan ülke devletlerini utandırırcasına bir günlük yas ilan etmiş ve Siyonist İsrail ile olan bütün diplomatik ve ticari ilişkilerini kesmiştir.

Fethullah Gülen'in Gazze Yardım Filosu ile ilgili eleştirisi; ayrıca Siyonist rejimin otoritesini önemseyen ve gerçekleştirdiği haydutluğu Siyonist medya ve işbirlikçisi kalemler ve eski dışişleri monşörler gibi perdelemeye çalışan beyanı, büyük bir basiretsizlik veya sığınmacılık örneğidir. Bu sözler, insanlık onuru ve dindarlar adına bir faciadır. Gülen'in bu sözleri adaletten ve erdemden yana olan tüm insanları, kalbi adalet ve özgürlükten yana vahye tanıklık doğrultusunda atan tüm Müslümanları bir kere daha rencide etmiştir, yaralamıştır ve üzmüştür. Fethullah Gülen bu sözlerinden dolayı Rabbimizden bağışlanma dilemeli ve derhal tüm Müslümanlardan, Filistin dostlarından ve insanlığın haktan ve adaletten yana olan ortak vicdanından özür dilemelidir.

Fethullah Gülen, Siyonist işbirlikçiliğine kapı açan ve Kur'an akaidiyle taban tabana çelişen bu sözlerini, AK Parti Hükümeti'nin olumluluk içeren bazı politikalarını içte ve dışta riskli görüp de bu riskten kaçınmaya çalıştığı için mi; yoksa 19. yüzyildaki İslam modernistlerinin "Loyalizm" (İngiliz İmparatorluğuna sığınma, Kralcılık) söylemi gibi neo-gelenekçi bir tutumla karşıtına sığınmayı tercih ettiği için mi sarfettiğini bilmiyoruz. Ama Fethullah Gülen ve cemaati hakkında bildiğimiz gerçek şudur. Bu insanlar dar anlamda dini ve ibadi formları yaşatabilmek ve İslam dışı uygulamaların kirlerinden kaçabilmek için gönülsüz de olsa İslam dışı otoritelerle işbirliği yaparak kendi geleneksel din anlayışlarını muhafaza etmeye çalışıyorlar.

"Ilımlı İslam" denilen bu forma 28 Şubat sürecinde bile "aşırı" denilerek tahammül edilememişti. Ama Gülen'in İsrail'i kollayan bu demecinden sonra Batı Çalışma Grubu'ndan birifing almış kalemler ve Siyonist propagandanın Türkiye'deki uzantısını oluşturan kartel medyası ve monşörler, Siyonist İsrail'e karşı tepki veren AK Parti Hükümeti'ne karşı hemen bu uzlaşmacı söylemle saf tutmaya adım atmışlar, bugünkü manşet ve söylemlerini bu pragmatizm içinde siyonizmle işbirliği kaygısıyla şekillendirmişlerdir. 

Öte yandan 31 Mayıs 2010'da Türkiye'de Başbakanvekili olan ve sabahın en erken saatlerinden itibaren canlı yayınla bütün dünyanın izlediği Gazze İnsani Yardım Filosu ile ilgili krizi iyi yönetemeyen Bülent Arınç'ın tutumunun da hayrete verici olduğunun altını çiziyoruz. Basiretli olmak için iyi niyetli olmak yetmemektedir. Arınç, 31 Mayıs Pazartesi sabahı İsrail korsanlarına karşı uluslararası sularda Türkiye toprağı sayılan Mavi Marmara gemisi ve diğerlerini korumak için, hem devlet kurumlarının temsilcileriyle acil toplantı  yapmakta gecikmiştir, hem de Siyonist saldırı ve katliam gerçekleştikten tam yedi buçuk saat sonra yaptığı ilk konuşmasında "Türkiye'nin savaşa girmesinin söz konusu olmayacağı"nı belirten çok talihsiz bir açıklama yapmıştır.  Devlet yetkililerinin Pazartesi sabahı acil karar toplantısı, Akdeniz'de TSK Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı olarak Akdeniz'in uluslararası sularında devriye görevi yapan "Çağrı Grubu" muhriplerini aynı gün saat 00.01'den itibaren olay yerine yönlendirememiş ve Somali'de korsanları önlemek için Kızıldeniz'e harp gemisi yollanmasına rağmen kendi vatandaşlarını Akdeniz'in uluslararası sularda korumak için ne Deniz Kuvvetleri ne Hava Kuvvetleri harekete geçirilebilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti neden Mavi Marmara gemisini koruyamamıştır? Ya TSK harekete geçirilememiştir, ya TSK'ya uluslar arası hukuktan doğan haklara da dayanılarak yardım-kurtarma emri verilmemiştir; ya da bu emir verilmiş ama TSK emre uymamış veya oyalanarak Mavi Marmara katliamına göz yumulmuştur. Mavi Marmara gemisine 31 Mayıs günü sabah namazı sırasında müdahale eden Siyonist komanda birliklerinin haydutluğunu engellemek için Bülent Arınç ne yapıldığını, ne gibi emirler verildiğini halen açıklamamış, üstelik en kritik zamanda en azından susacağına, hangi akla uyduysa bir de savaş hali olamayacağı açıklamasında bulunmuştur ki bu son derece aciz ve Türkiye halkını rencide eden büyük bir yanlışlık olmuştur. Ancak Arınç bu gafından ve ataletinden dolayı kamuoyundan, Türkiye halkından ve insanlık onurundan özür dileyeceği yerde, bir de kalkmış statükoculuğu ilke edinmiş Fethullah Gülen'in bir facia olarak nitelendirdiğimiz demecini "Hocaefendi her zaman olduğu gibi doğru söylüyor" ifadesiyle bir müridin şeyhine itaati gibi savunabilme bahtsızlığında bulunabilmiştir.

Bülent Arınç, Gazze Filosu krizinde son derece pasif ve inisiyatifsiz bir yönetim göstermiştir. Üstelik bu beceriksizlik ve zaaf halini adeta örtmek için Fethullah Gülen'in Siyonist propaganda ile paralelleşen demecine sığınmaya kalkışmıştır ki bütün bu olumsuzluklar kamuoyu vicdanını yaralamıştır. Arınç Gazze İnsani Yardım Filosu krizinde gerek karar mekanizmalarında, gerek demeçlerinde, gerek Gülen'in ilkesiz söylemiyle paralelleştiği için büyük bir hata ve zaaf hali içinde olmuştur.

Mavi Marmara gemisine yönelik gerçekleştirilen haydutluk ve katliam olayı nedeniyle Türkiye halkının ezici bir çoğunluğu ayağa kalkmıştır. Milyonlarca insan büyük bir üzüntü ve öfke içinde Siyonist saldırıya karşı tepkilerini sergilemiştir. Türkiye bu üzüntü atmosferini yaşarken, Kartel Medyası ile Fethullah Gülen bağlılarının düzenlediği eğlence programları kesintisiz devam edebilmiştir. Adana'da yapılan 17. Altın Koza Film Yarışması, "Millet yasta iken eğlence olmaz" denilerek tehir edilirken, ılımlı İslam anlayışının taşıyıcısı dindarların düzenlediği Türkçe Olimpiyatlar şarkı ve dans yarışmasının iptal edilmemesi Fethullah Gülen'in talihsiz demecinin pek de dil sürçmesinden kaynaklanmadığını düşündürtmektedir.

Son olarak bir kez daha vurgulayalım. İslami değerlerimiz adına, yok eğer bu değerlere saygı gösterilmiyorsa adaleti arayan insanlığın ortak vicdanı adına Fethullah Gülen'i yardım Filosu ve İsrail'i otorite kabul eden sözleri nedeniyle Rabbimizden tövbe etmeye, Müslümanlardan, Filistin dostlarından ve insanlıktan özür dilemeye bir kez daha davet ediyoruz. Bülent Arınç'ı ise bu kriz sürecinde yönetim açısından dirayet gösteremediği için kamuoyuna açık biçimde özeleştiriye davet ediyoruz.

Hamza Türkmen
Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi

Bu yazıya toplam (11) yorum eklenmiştir.
RecepALTINKAYNAK
20 Haziran 2010 Pazar 00:41
Otoriteyi anlamak...3
Son olarak.. Yazdılarımın kaynağını aşağıdaki ayeti kerimeler ve hadisi şeriflerden

"Allah katında en yüce din islam dır" (Ali İmran 19)
"Müslümanlar kardeştir" (Hucurat 10)
"Ey inananlar, Yahudilerle hristiyanları dost edinmeyin. Onlar, birbirlerinin dostudur ve sizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki o da, onlardandır" (Maide 51)
"Siz onların dinine girmdikçe yahudi ve hristiyanlar sizden asla razı olmazlar"(Bakara 120)
"Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse, O'ndan başka size yardım edecek kimdir? İnananlar yalnız Allah'a güvensinler(Ali imran 160)
Allah, düşmanlarınızı çok iyi bilir. Allah size dost olarak da yeter, yardımcı olarak da yeter(Nisa 45)
“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” Riyazu’s Salihin (Buhari, Edeb 27; Müslim, Birr 66)

Lütfen papaya yazılan mektubdaki ifadeleri, küfür tek millettir hadisi gereği müslümana karşı hep tek yürek olanlarla yapmaya çalışılan diyaloğu ve fg nin en son mavi marmara destanı için söylediği talihsiz sözleri lütfen Allah rızası için yukarıdaki ayeti kerimeler ışığında sadece 5 dakika analiz edin ve düşünün...

Başka söze gerek yok

Selamunaleyküm...
RecepALTINKAYNAK
20 Haziran 2010 Pazar 00:40
Otoriteyi anlamak...2
FG nin 9 şubat 1998 tarihli bizzat kendi gazetesinde yayınlalnan papaya mektubunu okursanız ve bunu iyi irdelerseniz bahsettiğiniz birgünü daha iyi anlarsanız. Parantez içindekiler söylediği aymazlıkların sadece bazıları ("Vatikanda ölmeyi düşledim.. Hizmetlerinizin bir parçası olmak isterdim... "Yeni fikirlerimiz varmis iddiasinda bulunmuyoruz. Yine musamahaniza siginarak, bu misyonun hedeflerine yakindan hizmet etmek icin ustlenmek istedigimiz birkac teklifte bulunmayi arzu ediyoruz. Hiristiyanligin ucuncu bin yilina girisi munasebetiyle yapilacak kutlamalar vesilesiyle Ortadogu'daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudus gibi bazi kutsal yerlere musterek ziyaretleri iceren bircok etkinlik onermek istiyoruz. Bunu Sayin Cumhurbaskanimiz Demirel'in, cenaplarinin ulkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanlari gostermeye davetini tekrarlamak icin bir firsat addediyoruz. Anadolu halki size misafirperverligini gostermeyi ve sevkle selamlamayi hararetle beklemektedir") KAYNAK:ZAMAN GAZETESİ

Ayrıca linkini aşağıda verdiğim üstad Kadir mısıroğlu nu sadece 4 dk dinleyin Allah rızası için..
Http://www.islahhaber.com/showvid.php?GeriDonNo=1&VideoNo=71

SAhi türkçe şovların haricinde o okullardaki içeriği niçin %100 şeffaf olarak açıklamıyorsunuz.

Kardeşlerim biz burada FG yi eleştiriyoruz ama boşuna.. bazı sitelere baktım 1001 tane hikmet buluyor insanlar onun söylediği her kötü söz için.Allah kalplerimizi mühürlemesin fersatimizi ve dirayetimiz kaybettirmesin
RecepALTINKAYNAK
20 Haziran 2010 Pazar 00:38
Otoriteyi anlamak...
Sn Ali Kartal,

Kimsenin hocaefendiye durup dururken birşey dediği yok. Fakat bütün müslümanların hatta olmayanların bile aşırı hassasiyete büründüğü anda sayın yazarın ifade ettiği gibi herzaman olduğu gibi batı ve israil yanlısı yorumlarda bulunmasın. Bu bir değil iki değil artık sabrımız taştı. Efendimizin buyurduğu gibi ya hayır söylesin yada sussun.. Efendimizin yaptığı gibi zalime başkaldırsın mazluma ulaşmak mazulumu kurtarmak adına.. Eğer siz israilden izin alınmalıydı derseniz ejdadımızın ve en önemlisi efendimizin yaptıklarınada hatalı demiş olursunuz HAŞA.. Aynı şekilde hz. Musa da Firavun dan izin alması gerekiyordu HAŞA.. Ki dediğinizde haklı bile olsanız orada israil otorite değildir o toprakların sahibi Filistin dir burada israil o güzel o gerçek müslümanların evine girmiş bir teröristtir.. O yüzden bir müslümanın zulum altında inleyen anlatmaya çalıştığım konumdaki kardeşlerine ulaşmak için bu terör devletinden izin alınmalıydı dememesi gerekir dersede imanını kontrol etmesi gerekir.

"Müslümanlar vücudun azaları gibidir.. hadisi şerifi dururken bu yorumu yapmanız...

Kardeşim Ahya beyin ayazdıklarını iyi okuyun ve bir müslüman olarak üzerinde uzun süre düşünmenizi tavsiye ederim. Ben cemaat evlerindede kaldım vede Ahya beyide tanımam ilk defa görüyorum kim olduğu hiç önemli değil yazdıları çok güzel Allah kendisinden razı olsun duygularımıza tercüman olduğu için..

Ayrıca yazınızda bahsettiğiniz BİRGÜN "Mavi Marmara" ile geldi zaten bir turunusol olan bu destan herşeyi ortyaa çıkardı merak etmeyin..
antrasit
13 Haziran 2010 Pazar 01:22
ali imran 156
Ey iman edenler, inkâr edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: 'Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi' diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görendir.
Furkan
09 Haziran 2010 Çarşamba 13:30
Bak sen...
Müslümanların FG'den özür dileyecekleri hiçbir şeyleri yok ama FG'in müslümanlardan dileyeceği çok özür var ve Allah'a yapması gereken çok tevbe var. Onun tevbesi öyle bildik, sıradan bir tevbe de değil, bilesininz.
ALİ KARTAL
09 Haziran 2010 Çarşamba 11:44
M.FETHULLAH GÜLENİ ANLAYAMAYANLAR
ZAMAN GELECEK M.FETHULLAH GÜLENİN SÖZLERİNİ ANLAYACAK VE ONA HAK VERECEKSİNİZ VE BİRGÜN SİZ ONDAN ÖZÜR DİLEYECEKSİNİZ
FLORASAN LAMBA
08 Haziran 2010 Salı 19:34
SEN KENDİNE DÜŞENİ YAPTIN MI ?
Bizi temsilen Gazzeye yardım giden herkesten Allah azı olsun.yalnız Orada yaşananlara seyirci kalan muz cumhuriyeti türkiyeyi yönetenler laf söylerken mangalda kül bırakmazlar ama kardeşlerimiz şehid edilirken ;Bülent Arınç ın ifadelri sayın fethullah gülenin demeçleri bizi o saldıradan daha çok yıkıma uğratmıştır.sanki bunlar israilin adamaları ,bu kadar korkmayın kaybedeck bir canınız var onu da Allah er geç alacak ,bu yaptıklarınızın hesabında verceksiniz yanınıza kar kalmayacak .
Ziyaretçi
08 Haziran 2010 Salı 16:43
EN SONUNDA
Filistin halkı yardım bekler durur,
Etrafındaki herkes uyur,
Birileri yardım götürelim deyince,
Şimdi onlar şuçlu mudur?

Bir şekilde orada olanlara dikkat çekilmek istendi ve başarıldı.
İsrailin masum insanlar üstünde denediği silahlar TÜRK kanıda döktü en sonunda, oradaki zihniyetten kendi halkı da rahatsız bence ama bunlarda bitecek ALLAHın izniyle
Mehmed Durmuş
08 Haziran 2010 Salı 08:06
Doğru!
Evet, doğrudur, Müslüman'a izzetli olmak yakışır. İzzet, elbette müslümanın işidir... Yani müslümanın...
safrani
07 Haziran 2010 Pazartesi 23:55
resmin tamamini görebilmek
derdiniz ablukayi kirmaksa, oraya yardim götürmekse: ilk önce ayni dini paydada bulusulan misirdan baslasaniza ya... belki farkinda degilsinizdir diye söylemek istedim, misir kac senedir sinir kapisini kapali tutarak israille ortak bir amborga uyguluyor. hatta duymayanlariniz icin bir sey daha aktarayim. bir zamanlar haberlerde zaruri ihtiyaclarin acilan tünellerden karsilandigi bilgisi gecmisti. belki onlarca tünel var. isin garip tarafi, misir tarafinin bu tüneller kullanilmasn diye bu tünellere zehirli gaz enjekte etmeleri... simdi en az israil kadar onlar da bu isin icinde degiller mi? dindaslariniza sözünüz gecmeze elin yahudisine mi sözünüz gececek. acirim sizin akliniza...

bazi radikallik sevdalilari savas ciksin derdinde. eminim öyle birsey olsa ilk önce kendileri kivirtir. israil dünyanin gözüne baka baka vatandaslarimizi katletti, sonucunda yaptirim olarak fatura ödetebilecek miyiz? ben söyleyeyim: hayir. uluslar arasi hukuktan bahsediliyor, hukuku takmayan birine karsi istediginiz kadar yirtinin birsey degismez. ülkeler dengesinde mesele burada arkadaslarin ileri geri konusmalarindan farkli dönüyor. 5 ülkeden biri bile veto hakki kullansa hicbir yaptirim söz konusu kullanilamayacak. simdi sorarim size abd cezalandirilsin mi diyecek, ambargoyu kaldirsin mi diyecek? simdi sonucsuz kalacagi bastan belli olan böyle bir girisimden kim karli cikti? türkiye halki zafer kazanmis edasina bosuna bürünmesin, en zararli cikan türkiye oldu. vatandaslari katledildi ve bunun hesabini soramayarak uluslararasi dengede itibarini yitirecek.
bir soru daha: yardimlar yerine ulastirilabildi mi? -hayir. peki ambargo delindi mi?-hayir. peki bu sekilde bir asagilanmaya sebep olarak kim hesap verecek? cevap: hic kimse. coktan buna sebep olanlar kahraman edasina büründüler.
harun can
07 Haziran 2010 Pazartesi 21:57
şaşırmadım
Ben hiç şaşırmadım .Ayağa kalkmak için ;düşmüş olduğunun farkına varmak lazım
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
8 / 12 °C
Hakkari
-2 / 8 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
9 / 17 °C