Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Şehit Seyyid Kutub'un, Uysal ve Ayinlere Dayalı Bir İslâm'ın ABD ve Dostları Tarafından Himaye Edildiğine Dair Tesbiti
02 Haziran 2010 / 14:25
Crescent International 16-31 Ocak 1986

Amerikalı'lar ve müttefikleri bu gün­lerde İslâm’la çokça ilgileniyorlar. Dokuz yüz yıldan fazla bir süredir savaşmış olduk­ları İslâm’a, şimdi, Ortadoğu'da kendileri adına komünizm'e karşı savaşsın diye ih­tiyaç duydular. Geçen dünya savaşında yı­kıma uğrattıkları Almanlara, Japonlara ve İtalyanlara nasıl ihtiyaç duyuyorlarsa İslâm’a da aynı şekilde ihtiyaç duyuyor­lar. Aynı halkı şimdi bütün vasıtalarıyla destekliyorlar ki, komünizm canavarlarıyla karşı karşıya gelmekte kendilerine yar­dımcı olsunlar. Amerikalılar bu halkları gelecekte bir kez daha yıkıma uğratabilirler.

 

Amerika ve müttefiklerinin Ortado­ğu'da istedikleri İslâm, emperyalizme kar­şı direnen ya da zulme karşı savaşan tür­den bir İslâm değildir. Onların istedikle­ri İslâm sadece komünizme karşı direnen türden bir İslâm’dır. İslâm’ın hakim duru­ma gelmesini istemezler. İslâm’ın hükmet­mesi gerektiğini kabul etmezler, çünkü İs­lâm halka yeni bir hayat bağışlayacaktır. İslâm onlara güç ve kuvvet hazırlamanın bir zorunluluk olduğunu; emperyalistleri defetmenin bir zorunluluk olduğunu; ko­münizmin ancak emperyalizm gibi bir hastalık olduğunu; her ikisinin de düşman olduğunu; her ikisinin de mütecaviz olduğunu öğretecektir.

 

Evet; Amerikalı'lar ve müttefikleri Or­tadoğu'da bir 'Amerikan İslâm' istiyor­lar. Her tarafta bir İslâm dalgalanması ol­duğu bu yüzdendir. Mısır basını İslâm'­dan söz ediyor. İslâm'dan haberi olma­yan ve hoşlanmayan gazetelerin sayfala­rı dini tartışmalarla doluyor.

 

Amerikalı'lara ait olanlar da dahil ol­mak üzere basımevleri, İslâm'ın aylık ki­tap serilerine konu olması gerektiğini bir­den bire keşfettiler. Müttefikler'i desteklemeleriyle tanınan yazarlar İslâm hakkın­da yazmaya başladılar. Savaş esnasında İslâm'a ilgileri vardı, ancak müttefiklerin zaferinden sonra İslâm hakkında bütün bildiklerini unutmuşlardı. Profesyonel din adamları güç, prestij ve önem kazandı. İs­lâm ve komünizm konularında büyük ödüllü makale yarışmaları düzenlendi.

 

Ancak bu kadar insandan hiç biri, ko­münizmle savaştığı gibi emperyalizmle de savaşan bir İslâm'dan söz etmiyor. Hiç kimse, hükmeden ve hayatı düzenleyen bir İslâm'dan söz etmiyor.

 

Aile planlaması, kadınların parlamen­toda temsili, abdesti bozan şeyler gibi ko­nularda İslâm'ın görüşü alınabilir. Ancak sosyal ve ekonomik şartlarla, ekonomik sistemle ilgili konularda kesinlikle fetva aranamaz. Siyasal ve ulusal şartlarımız hakkında ya da emperyalizmle ilişkileri­miz hakkında onun görüşüne başvuramayız.

 

Bir kitap ya da makale, İslâm'da de­mokrasi, hayırseverlik, adalet gibi konu­lara değinebilir. Ancak hiç bir kalem, hiç bir konuşma ya da toplantının, İslâm'ın yö­netmesi, yaşaması konusuna, ya da ger­çek İslâm'ı destekleme konusuna temas etmesine izin verilmez.

 

Şimdi de bu Amerikan İslâm'ı da, Ortadoğu halkı tarafından yeni­den benimsendiği takdirde komünizme kar­şı direnmekte işe yarayacak 'zekat' diye bir şeyin varlığını keşfettiğini görüyoruz. Geçen yıl Mısır'da toplanan sosyal araş­tırmalar grubunun 'zekat'a, ya da bir baş­ka deyişle 'İslâm'da toplumsal sorumluluğa ilgi duymasının nedeni de budur.

 

Fikrin sahibi (!) olan sosyal işler ba­kanı Abdulhamid Abdulhak'a karşı inad etmiş olmalarına rağmen, Mısır'daki ilgili zevat, Amerika sosyal araştırmalar gru­bunun arkasındadır diye düşünceye kar­şı çıkmadılar. Sözkonusu kimseler Allah emrettiğinde zekata karış çıkanlar, ancak Amerikalı'ların buyruğu söz konusu ol­duğunda teslimiyetten başka bir şey düşünülemez.

 

İşte bu yüzdendir ki Mısır'da, üniver­site profesörlerini, Ezher ulemasından ba­zılarını ve bir kaç paşayı içine alan bir ko­mite teşkil edildi. Bu komitenin görevi 'İslam'da sosyal sorumluluk' ve özellikle de zekat üzerine araştırma yapmaktı. Bu, Al­lah için ya da vatan için yapılmış bir şey değildi. Ancak Amerikalı'lar ve sosyal araştırmalar grubu için yapılmıştı.

 

Burası tehlikelidir, zira Amerikalı'lar İslam'daki toplumsal sorumluluk hakika­tini kavrarlarsa bunu Ortadoğu'da empo­ze etmeye çalışacaklardır. Çünkü komünizme karşı direnecek daha güçlü bir vasıta bulamayacaklardır, İslam'daki sos­yal sorumluluk maddi kazançları vergilen­dirir, başkalarının, zenginlerin malları üzerindeki haklarına işaret eder, fakir mil­yonlara hayat hakkı verir. Bu yüzden, me­seleyi Amerikalı'lardan gizlemek, metin­lerle oynamak, İslam'ın maddi servete yüklediği sorumluluğu hafifletmek gerekiyordu. İşte bu yüzdendir ki komite ze­kât haberini ağzından kaçırdı; maddi ser­vete ancak kadife eldivenle dokunulabilirdi.

 

Sadece Allah'ın ve Din'in emri olsay­dı kolaydı iş, ancak şimdi durum farklıy­dı çünkü Amerikalı'lar emrediyordu, İs­lâm Şeriatı neyi emrederse etsin önemli değildi, önemli olan sosyal araştırmalar grubunun getireceği çözümdü. Ancak, sosyal araştırmalar grubu İslâm'ın sırla­rını öğrenmemeliydi, zira, bunları Müs­lüman halka empoze edebilirdi. Ancak, bir sorun vardı ki, komitedeki bazı üye­ler, metinlerin nasıl gizleneceğini, Kur'an'ın bir kısmına nasıl inanılıp, diğer kı­sımlarının nasıl inkar edileceğini, ve de Allah'ın ayetlerinin küçük meblağlar kar­şılığında nasıl satılacağını bilmiyorlardı. Bu katılık yüzünden diğer üyeler zorluk­larla karşılaşıyorlar. Bu konunun nasıl ge­lişeceğini sadece Allah biliyor.

 

Bu bir komedi, hatta bir trajedidir. Ancak, İslâm'ın, aynı zamanda hem ko­münizme hem de emperyalizme karşı sa­vaşan, yalnız İslâm için çalışan dostları­nın hâlâ var olması bir teselli vesilesidir. İslâm'ın bu dostları biliyorlar ki İslâm an­cak yönettiği zaman tam anlamıyla yararlı, semereli olur. İslâm'ın bu dostları, Haçlı'ların, dokuz yüz yıl İslâm'a karış savaş­malarından sonraki yalancı dostluklarına kanmazlar.

 

İslam'ın bu dostları İslam namına merhamet ve yardım dilenmezler. Onlar, kapsamlı bir sosyal adalet istemektedir­ler. Onlar İslam'ı, emperyalizme ve zul­me hizmet için vasıta yapmazlar. Onlar İslam ile adaleti, kuvveti ve onuru getir­mek istemektedirler. İslam, propaganda için bir örtü, bir maske değil, ancak ha­kikat için savaşmaya, Allah kelimesini yü­celtmeye bir kalkandır. Ortadoğu'da İslâm’ın adıyla ticaret yapanlar, hayatları­nı İslam’la oynayarak kazananlar büyücü­ler gibidirler. Vakti geldiğinde bunların hepsi selin önünde sürüklenip gidecekler­dir. Vakit, yakında gelecektir, çok şeyden daha erken... Onlar çok uzakta olduğu­nu sanıyorlar, ancak biz onu çok yakın­da görüyoruz. Ve Allah buyuruyor: "Al­lah, içinizden iman edip salih amel işle­yenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağı­na, onlar için razı olduğu dini temelli yer­leştireceğine, korkularını güvene çevirece­ğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar ba­na kulluk eder ve hiç bir şeyi bana ortak koşmazlar. Bundan sonra kim inkâr eder­se, onlar fasıkların ta kendileridir." (Nur 55)

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
9 / 17 °C