Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çeçenistan: Bilgi Kirliliği Mi Dezenformasyon Mu?
28 Mayıs 2010 / 17:02
Türkiye, Çeçenistan direnişini kuşatan dezenformasyonu konuşuyor.

Murat HAZİNE – İSRA HABER


- Birinci savaşta direnen Çeçenistan ile İkinci savaşın başından beri on bir yıldır direnen Çeçenistan arasındaki farklar neler?

- Birinci savaş süresince Dudayev'i destekleyenlere ne oldu da ikinci savaşın başından beri suskunlar?

- İşgal mi bitti yoksa işgalci mi yok edildi?


- Çeçenistan ile ilgili gerçekten bir 'dezenformasyon' olduğuna inanıyor musunuz?

- Çeçenistan davasında dezenformasyonu ellerinde kıt haber kaynakları olan Çeçen mücahidler mi yapıyor, yoksa ellerinde sınırsız para ve medya gücü olanlar mı?


Bu sorular, araştırmacı yazar Murat Hazine'nin "Çeçenistan: Bilgi kirliliği mi dezenformasyon mu?" başlıklı analizinde yanıt buluyor.

İşte o analiz:

1994 yılında başlayan ve 1996 yılında Rusya işgal ordusunun zelil bir şekilde çekilmesine kadar devam eden I.Çeçen-Rus savaşı döneminde-ki o dönemlerde henüz çocuk sayılacak yaşlardayım- Türkiye'deki gazetecilerin, yazarların ve aydınların Çeçenistan'a yönelik ilgisi doruk noktasındaydı. Savaşın kazanılmasından sonra azalan hassasiyet, II.Çeçen-Rus Savaşı ile birlikte büsbütün yok oldu. Hatta bazı hassasiyet sahipleri, birinci savaş süresince Rusya'ya karşı iken ikinci savaşın başlamasıyla birlikte birinci savaşı kazanan mücahidlerin karşısında saf tuttular. Bütün bunların sebebi ne idi? Kısa bir yakın tarih okuması ile bu soruya aklı başında ve aydınlatıcı bir cevap bulmamız mümkün olsa gerek.

Seyfullah Türksoy'un öncülüğünde Çeçenistan'a giden ve değişen Çeçenistan'ı Türkiye'ye anlatma misyonunu üstlenen İslamcı(!) aydın, yazar ve entelektüellerle ilgili haberleri pek çok medya organından takip etme fırsatını bulmuştuk. Sonrasında Türksoy aracılığı ile Çeçenistan'a düzenlenen seferler daha sıklaştı. Bu seferlere katılan son isim ise, Vakit gazetesi yazarlarından Mehmet Koçak'tı. Mehmet Koçak döndü ve ayağının tozuyla dünden bugüne Çeçenistan'ı, Vakit gazetesi aracılığı ile Türkiye'deki İslami camiaya anlatmaya başladı. Esasen söyledikleri arasında, Seyfullah Türksoy'un, Resul Tosun'un ve Mustafa Özcan'ın anlattıklarından farklı birşey yok. Mehmet Koçak, Kadirov öncülüğünde değişen ve gelişen Çeçenistan'ı anlatıyor.

Birinci savaş sürerken Şehid Dudayev ve Aslan Mashadov ile görüştüğünü ifade eden ve o dönem verilen mücadele için, 'şanlı direniş' ifadesini kullanan Koçak açısından değişen ne?

İşte burada durmalı ve sormalıyız:

-Birinci savaşta direnen Çeçenistan ile İkinci savaşın başından beri on bir yıldır direnen Çeçenistan arasındaki farklar neler? Birinci savaş süresince Dudayev'i destekleyenlere ne oldu da ikinci savaşın başından beri suskunlar? İşgal mi bitti yoksa işgalci mi yok edildi?

Bu ciddi bir düşünsel ve pratik açmazdır. Bir ülkenin bağımsızlığı ve bir halkın özgürlüğü, şahıslara ve siyasi konjonktüre göre mi desteklenir? Yoksa bağımsızlık hakkının meşruluğuna ve özgürlüğünü isteyen halkın ödediği bedele göre mi desteklenir? Bu bir samimiyet sınavıdır dostlar. Eğer birinci savaşta Ruslara karşı savaşan rahmetli Dudayev'i destekliyor ve fakat işgal ve işgalci olanca şiddetiyle bölgede terör estirirken, Ruslara ve işbirlikçilerine methiyeler düzüyorsanız, ortada ciddi bir aymazlık var demektir. Bugün Dudayev sağ olsaydı ve Kadirov iktidarını reddederek direniş sancağını tekrar yükseltseydi aynı şartlar altından kimin tarafını tutacaktınız? Lütfen bu noktaya açıklık getiriniz. Zira bu, kurbanı olduğunuz 'dezenformasyona' kendinizle beraber kurban etmeye çalıştığınız Türkiye halkının zihin sağlığını temin etme noktasında oldukça kritik bir cevap olacak bu.

Neden?

Kafkasya Müslümanlarının genel durumunu nereden okursak okuyalım, nereden analiz edersek edelim, Çeçenistan'da işgal; birinci savaştakinden daha şiddetli şekilde devam ediyor. Üstelik bu kez tek sorun Rusların varlığı değil. Ruslar bu kez ciddi bir psikolojik savaş yürütüyorlar ve bu psikolojik savaşı, bir Çeçen psikopata verdikleri olağanüstü yetkilerle icra etmekteler. Bir psikopatın emrine tahsis edilmiş ‘devlet’ gücü ve milyonlarca dolarlık örtülü ödenek kullanılarak, her geçen gayri hukuki bir savaş, bir adım daha ileri götürülüyor Kafkasya’da.

Yaklaşık üç sene evvel, Çeçenistan meselesi ile yakından ilgilenen dostlarımızla konuşurken, Kadirov'un, Çeçenistan'daki direnişe en ciddi desteği veren ülkenin Türkiye olmasından ciddi şekilde rahatsız olduğunu işitmiştik bölgeyi oldukça iyi bilen bir Kafkasyalı dostumuzdan. Rusya'nın Türkiye'deki 'Çeçen' sempatisini, 'Kadirov' lehine dönüştürmek için ciddi projeler başlattığından, hatta Çeçenistan'da iş yapan bazı holdinglerin, Çeçenistan'a Türkiye'deki camilerin kopyalarını yaptıran Kadirov'a maddi destek sağladıklarından bahsetmişti.

Dolayısıyla bugün yaşadıklarımızın hiçbirisi sürpriz değildi. Ancak bu kadar 'içeriden' ve bu kadar 'fanatik' bir 'Kadirov' destekçiliği olacağını hiçbirimiz tahmin edememiştik. Mustafa Özcan, Necati Ceylan, Resul Tosun ve şimdi de Mehmet Koçak.

Onlara gösterilenler ve yeni Çeçenistan ile ilgili anlatılanlar arasında; ikinci Çeçen savaşına giden sürecin Putin liderliğindeki Rus derin devleti tarafından planlandığı, Çeçenistan'da adam kaçırma dâhil bütün uygulamasının da Kadirov ailesi ve teybi tarafından organize edildiği gerçekleri var mıydı mesela?

Avusturya'da, Azerbaycan'da ve Türkiye'de takip edilerek, Kadirov'un ölüm timleri tarafından katledilen kendisinin 'şanlı direniş' olarak tavsif ettiği birinci savaş gazilerinin, nasıl soğukkanlı şekilde vuruldukları anlatıldı mı?

Sahi, 'dindar' Kadirov, evinin altındaki hususi işkencehaneden ve şehid eşlerine uyguladığı tacizlerden söz etti mi Size?

Geçtiğimiz günlerde, direnişçilerin akrabalarına ait evlerin nasıl yakıldığını, direnişçilerin yakınlarının nasıl devlet binalarına getirilip tehdit edildiğini, videolarıyla birlikte görmediniz mi? Sizlere bütün bunları nasıl yaptıklarını anlattılar mı beyler?

Biraz akıl ve izan, biraz da sağduyulu bakışlarınıza hitap etmek niyetiyle soruyorum, barış görüşmesi için, bir başına ve silahsız bir şekilde görüşme bölgesine giden Aslan Mashadov'un, Kadirov'un paralı askerleri tarafından nasıl vurulduğunu, ellerindeki içki kadehlerini tokuştururken, keyifli bir şekilde anlattılar mı Size?

Abdulhalim Sadullayev'in yine barış görüşmesi için gittiği evde nasıl kurşunlanışına, cesedinin araçların arkasına bağlanarak Kadirov'un konutuna nasıl götürülüşüne ve Ramzan Kadirov tarafından cesedinin tekmelenişine dair görüntülü bir brifing verdiler mi?

Eminim, Size camileri, yeni yapılan yolları gösterdiler ve Çeçenistan halkının halinden memnun olduğunu anlattılar, Sizden öncekilere anlattıkları gibi.

Eğer gerçeklerin bu olduğuna inanıyorsanız, Sizin için ancak üzülebilirim. Çeçenistan'a giden ve ikna olarak dönen bütün koca koca adamlar için üzüldüğüm gibi. Ancak eğer gerçeğin ne olduğunu çok iyi bilerek, sırf Sizi oraya götüren güce sadakatinizi göstermek için dönüp bu yazıları yazıyorsanız, Türkiye'deki bütün Müslümanların yaptığı gibi, Size ancak acıyabilirim.

Son sorum ise şu olabilir ancak: Çeçenistan ile ilgili gerçekten bir 'dezenformasyon' olduğuna inanıyor musunuz? Eğer bir 'dezenformasyon' projesi varsa, bunu ellerinde kıt haber kaynakları olan Çeçen mücahidler mi yapıyor, yoksa ellerinde sınırsız para ve medya gücü olan, hatta Türkiye'deki sözüm ona İslamcı yazarlara bile, psikopat bir kişiliğe sahip olan Ramazan Kadirov'u övdürebilen işgalciler ve işbirlikçileri mi yapıyor?

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
8 / 12 °C
Hakkari
-2 / 8 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
9 / 17 °C