Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İslam’ı İslam’a Karşı Kullanmak!..
19 Mayıs 2010 / 19:40
İktibas – Yorum – 15 Aralık 1984

«...Bangladeş'te, Somali'de, Nijerya'da da olup bitenler aynı oyunların değişik sahne­lerde oynanma teşebbüslerinden başka birşey midir? Takib edebildiğimiz kadarı ile evet'ten başka bir cevabı yoktur bu sorunun...»

Geçmiş günlerde Pakistan'da bir referandum ya­pıldı. İslami uygulamaya geçilmesi için Pakistanlı Müslümanların şu anda yöneticisi olan Ziya'ül Hakk kendisinin de beş yıl daha Pakistan'ın başında kalma­sını aynı istekle birlikte Pakistanlı Müslümanların oylarına sundu. Bu öylesine bir sunuştu ki bir yan­dan Ziva'sız İslam'a geçme alternatifini vok ediyor, diğer yandan zaten yedi yıldan fazla bir zamandan beri Pakistanlıların başında bulunmasına rağmen İs­lam'a nasıl geçileceğine dair birşey gösterememiş ol­masının ayıbını da halka örttürmek istiyordu Ziya'ül Hakk.

Pakistan halkının İslami duyurusu bütün dünya­da meşhurdur. Hindistan'dan ayrılıp bir ayrı devlet oluşturulmasında da halkın duygusundan yararlanıl­mıştır. 1947'lerden bu yana anayasasında da İslam Devleti olduğu yazılı bulunan Pakistan hala İslam’a geçebilmenin yollarında dolaştırılmaktadır. Yolunu kaybettirmek istercesine Pakistan halkı ile oyun oynanıyor, referandum oyunları… Pakistanlı Müslü­manlar bu referandumu ta 1917'lerde yapmamış mı idi? İslam'ın uygulanmasına EVET demesinin ürü­nü değil mi idi Pakistan'ın kurulması? Halka da bü­tün dünyaya da duyurulan bu değil mi idi? Bu yeni referandum da neyin nesi oluyor dîye soranlar so­rularına başka cevaplar bulabiliyorlar günümüzde..

Yeryüzünde yeniden İslam’a dönüşün hızlandığı, halkları aldatıcı ve İslam'dan uzaklaştırıcı İslamî (!) hareketlerin çoğaldığını görüyoruz günümüzde. Hem de pek çok örneği ile.. Bir yandan Sudan bu oyunların sergilendiği bir halkı Müslüman ülke olarak karşı­mızda dururken, diğer yandan Bangladeş'te aynı tür­den oyunlar sergileniyor. Mısır'dan, Fas'a kadar aynı cinsten oyunlar oynanıyor. Kral Hasan kendisine HA­LİFE denilmesini irade buyuruyorlar. Mümkündür Halife olması da neyin, ya da kimin halifesi olduğu konusunda kuşku duyulmayacak kadar Batı'lı güçle­rin Fas'taki halifesi olduğunu da görmemek, bilme­mek mümkün değildir. Bu türden halifeliği ile de Faslı Müslümanlara çektirmediği kalmamakta, ger­çekten İslam'ın uygulanması için çalışmaları Humeynî yanlısı diye suçlayarak idam ettirmektedir.

Kral Hasan'ın halifeliğinin batılıların halifeliği olduğu bir gerçektir. Zira Amerika'nın hoşlanacağı bir İslam'ın halifeliğini yapmaktadır Fas'ta. Resulıullah (s.a.)'ın Allah katından getirdiği İslam'ın hilafeti ile Kral Hasan'ın hilafeti arasında uzaktan yakından bir bağ bulunmamaktadır. Bilhassa son on yılda meyda­na gelen değişme ve gelişmelerin Müslümanları bilinç­lendirmesi Fas'ta da etkisini göstermekte ve bu geliş­meler Kral Hasan tarafından şiddetle bastırılmaya çalışılmaktadır. Eninde sonunda Kral Hasan'ı yiye­cek olan bu gelişmeler Fas'ın Müslüman halkı ile bü­tünleşmekte, bilhassa üniversiteli gençler arasında yayılmaktadır. Kızkardeşi Prenses Ayşe ile birlik olup babalarını öldürdükleri yıllar çok gerilerde kalmış­tır. O yılların şartları artık değişmiş, uyanıklıklar halka inmeye başlamıştır. Kendisini Fas'a kral, kızkardeşini de Londra'ya sefire yapan bu cinayeti de kimse unutmamıştır.

Cezayir ve Tunus'taki gelişmeler, İslam’a dönüş isteklerinin yaygınlığı yönünde artıp gelirken artık bütün kokuşmuşluğunu gösteren Burgiba'nın rejimi­nin de kendisinin de foyaları meydana çıkış özendik­lerinin eskidiği dünyada kendisi gibilere hiç yer kal­madığı görülmüştür. Tunus'un bünyesine yabancı bir unsur olarak Osmanlı aydınını etkileyen düşüncelerin bir küçük kopyasını da Burgiba ve yardımcıları Fran­sa'dan almışlardı. Artık eskidi o düşünceler ve sa­hiplerinin pabuçları çoktan dama atıldı. Tunus için için kaynıyor ve Burgiba gibileri tasfiyeye hazırlanıyor.

Sıtdan'da Numeyri'nin yaptıklarını da yakından izliyor Müslüman kamuoyu... Fas'taki kardeşinin yaptıklarının benzeri yapmaya çalışan Numeyri de Amerika'yı memnun etmeye çalışıyor. Batı'dan, Doğu'dan bağımsız ve yalnız İslam’a bağlı gelişmeleri tavsatmak, geciktirip yaptırmak amacına yönelik şe­riat uygulamalarını artık Müslümanlar yutmuyorlar. Daha birkaç gün önce yıllardır Sudan'da İslam'ın uygulaması için çalışan 76 yaşındaki Mahmud Muhammed Taha ve arkadaşlarını idam ettiren ve ge­rekçe olarak da İSLAM ŞERİATININ UYGULANMA­SINA KARŞI ÇIKMASI'nı sebeb gösteren Numeyri acaba kaç kişiye kendini inandırmıştır dersiniz? Ge­rekçe doğrudur Taha için.. Lakin Numeyri'nin Ame­rikan patentli şeriatının uygulamasına karşı çıktığını bilmeyen olacak mıdır?

Günümüzde İslam, İslam'ın gelişmesinde en geçer­li engel olarak kullanılıyor. İslam gücünü öylesine yenilemiş bir yeniden doğuş sürecine girmiştir ki artık bir başka ideoloji kullanılarak veya onun kar­şısına çıkarılarak onunla başetmek mümkün olma­maktadır. Yerine ikame edilmek istenilen ideolojile­rin tümü bu çabada yenik düşmüşler ve geniş halk kitleleri ve bilhassa genç nesiller alanında sahayı terketmişlerdir. Artık bir ihtimal kalmıştır kullanıla­bilecek. O da İslam’ı, İslam’a karşı kullanmak.. Bunun doğal bir sonucu olarak da Müslümanı Müslümana karşı kullanmak.. İşte şimdi bu deneniyor İslam basıncının arttığı halkı Müslüman ülkelerde.

Arabistan yarımadasında değişmemek üzere ku­rulan düzenler Müslüman halktan gelen basınç sonu­cu, kendine bir şekil vermek, biçim değiştirmek ge­reği duyuyorlar. Krallıkları, yapılacak seçimlerle te­şekkül etmiş meclislerle takviye etme yöntemi halkı İslam'dan uzak tutmakta ne kadar işe yarayacak sanıyorlar? Artık bu tarz oyunların daha oyun kuru­lup işlemeye başlamadan geniş halk kitlelerince he­men anlaşılıverdiğini bilmezlikten gelmek, oyun ku­ranlara ne getirecektir yakın gelecek bunları hepimi­ze gösterecektir. Fakir ülkelerin onbinlerce askerini dolarla kiralamak ne krallıkları koruyabilmiştir, ne de umulanları elde etmeyi sağlayabilmiştir. İnanıyo­ruz ki kira ile tutulan askerler de krallığa (batıya bağımlılığa) karşı kraldan yana değil, İslam için mü­cadele verecek Müslüman halktan yana olacaklardır. Bu askerleri oraya gönderenlerin ve bunları krallık­larını korumak için kiralayanların emelleri kursak­larında kalacaktır. Şah'ın akibeti ufukları açmış, göz­ler önündeki perdeleri aralamış ve görüş mesafesini artırmıştır. Şahlı, Krallı, Emirli, Cumhuriyetli batıya bağımlı yönetimlerin bir daha kullanılamayacak ka­dar eskidiği görülmekte, halklarına ters düştüğü bi­linmektedir artık.

Bangladeş'te, Somali'de, Nijerya'da da olup biten­ler aynı oyunların değişik sahnelerde oynanma teşeb­büslerinden başka birşey midir? Takib edebildiğimiz kadarı ile evet'ten başka bir cevabı yoktur bu soru­nun.

Araplar İslam dinini yüceltti temel düşüncesi ile bir hıristiyan tarafından kurulan ırkçı Baas'ın yöne­timindeki Irak'ta bile Saddam, ömründe yapmadığı işleri yapıyor ve televizyonda halk için namaz kılıyor, bizler bile buralarda seyredebiliyoruz bu gösteriyi. La­kin Allah için değil, insanlar ve tabii onları aldatmak için kılınan bir namaz olduğu, onu seyreden herkesin tebessüm etmesine sebeb oluyordu. Baas da İslam'a sarılmış görünmek gereğini duyduğuna göre başka­larının bu gereği duymaması için artık hiçbir gerek­çe kalmamıştır. Bu görüntü bilhassa Orta Doğu’da uygulanagelen rejimlerin pabuçlarının dama atıldığı­nın, hem de rejimleri uygulayanlarca gösterilen ke­sin belirtileri değil mi?

Aldatmanın, aldatabilmenin elbette bir sonu ola­caktı. Şimdi bu son gelip çatmış görünüyor. Hemen bütün Müslümanların yaşadığı ülkelerde yönetimler sevimlileşmek için İslam'a yatkın görünmek gereği duyuyorlar. Az veya çok dozda, ülkesine göre toplumların İslamî iştahları yine İslam'la doyurulmak isteniyor. Gerçek o ki bu yol geçersizdir, tutarsızdır. İslam'a du­yulan ihtiyaç eğer onun bütünü farkedilerek duyulursa bu takdirde cüzüleri ile bu ihtiyacı duyanları tatmin edemezsiniz. Ancak bütün, bir doyum sağlar. Bu bü­tün; yalnızca İslam olmak, İslam'dan başka bir şeye bağımlı olmamak anlamındadır. Bu anlayış; dipten gelen sürgünle, ortalığa hakim görünen görüntüyü değiştirici gelişmeler göstermekte, onun yerini alma­ya alternatifsiz aday görünmektedir. Bütün dünyada yaygın bir biçimde bu nitelikteki gelişmeler zaptı, kontrolü, önüne geçilmesi mümkün görünmeyen tarz­da ilerlemekte, insanları etkisi altına almaktadır. Üzerinde oyun oynanıp duranlarda da etkinliğini gös­termeye başlamış, onları oyunlara karşı müteyakkız hale sokmaktadır.

İslam eğer Allah'ın dini ise elbette yeryüzüne hakim olacaktır. Bunun belirtileri gittikçe artmakta, yakın tarihte görülmeyen şekilde yaygınlaşmaktadır. Karşı konulamayacak bir gelişmenin önüne dikilmek ise ancak akılsızlık olur. Eşyanın tabiatı, insanın fıt­ratı ve İslam'ın bütünü onun önüne gerilmeyi değil, onunla birlikte olmayı gerektirmektedir. Nasıl deniz­lerin kabarmasının önüne geçmek mümkün değil ise, İslamî gelişmelerin önüne geçmek de kabil değildir. Denizlerin kabarmasından yararlanmak nasıl insan­ların müşterek bir adeti olmuşsa, İslam’ı gelişmeler­le birlikte bulunmak, onunla kendisi ve toplumunu biçimlendirmek de aynı akıllılığın gereğidir.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
4 / 13 °C
Hakkari
-7 / 10 °C
İstanbul
13 / 18 °C
İzmir
13 / 18 °C