Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kadın Haklar Bildirgesi tam metni
05 Aralık 2017 / 14:40
De Gouges'un' "Kadınların Haklar Bildirgesi"nde de yer alan en çarpıcı tezlerinden birisi, "kadınların giyotine gitme hakları varsa, kürsüye çıkma hakları da olmalıdır!" teziydi.
Türkiye'de 5 Aralık 1934 tarihinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması nedeniyle her yıl 5 Aralık tarihi Dünya Kadın Hakları günü olarak kabul edilmektedir.
 
Dünya Kadın Hakları ile ilgili bildirgenin sahibi Fransız yazar Olympe de Gouges'tir. Sadece erkekleri esas alan İnsan Hakları Bildirgesine tepki olarak hazırladığı Kadın Hakları bildirgesinde adalet çağrısında bulunarak kadın ve erkeklerin eşitliğine vurgu yaptı. Bildirgesinin ve mücadelesinin bedelini giyotine giderek hayatıyla ödeyen Gouges'in mücadele ettiği kişi ise Fransız Devriminin önderlerinden Maximillien François Marie Isidore de Robespierre idi. Robespierre kendisine karşı çıkan Gouges'i giyotine gönderirken kendisi de 28 Temmuz 1794'te henüz 36 yaşında iken giyotine gönderilecekti.
 
Olympe de Gouges tarafından kaleme alınan o bildirgenin tam metni şöyle:
 
KADININ VE KADIN YURTTAŞIN
HAKLAR BİLDİRGESİ*
 
OLYMPE DE GOUGES
(7 Eylül 1791)
 
KADININ HAKLARI
Adam, sen, adil olabilir misin? Sana bu soruyu bir kadın soruyor. En azından bu hakkı ondan alamazsın. Söyle bana, benim cinsimi baskı altına alan, kendinden menkul iktidarı kim verdi sana? Gücün mü? Yeteneklerin mi? Yaratıcıyı hikmetinde tanı. Yakınlaşmayı ister göründüğün doğanın ihtişamı içinde şöyle bir yürü ve eğer cesaret edebilirsen, senin baskıcı egemenliğine kaynak oluşturabilecek bir örnek bul. Hayvanlara git, elementleri araştır, bitkileri incele, evet, doğanın işleyişine bak ve eğer sana bunun için gerekli araçları gösterirsem, kanıtlarımı kabul et. Eğer yapabilirsen, doğanın düzeni içinde cinsleri ara, araştır ve karar ver. Onları her yerde, herhangi bir ayrım olmadan birlikte görebilirsin; onlar her yerde uyumlu bir topluluk olarak bu ölümsüz şaheseri yaratmak için çalışıyor.
 
Yalnızca erkek, istisnayı kendisine kural edindi. O, alışılmadık biçimde, kör, bilim cephesinden de destek alarak ve dejenere olmuş bir biçimde, aydınlanma ve aklın yüzyılında^ görülmedik bir bilgisizlik ve despotizmle, bütün entelektüel yeteneklere sahip bir cinsi boyunduruk altına almak istiyor. O, devrimin getirdiklerinden yararlandığını iddia ediyor; daha fazlasını söylememek için, eşitlik hakkını öne sürüyor.
 
Kadının ve Kadın Yurttaşın Haklar Bildirgesi
 
Ulusal Meclis'in şimdiki yasama döneminin sonunda ya da gelecek yasama döneminde kabul edilmek üzere sunulmuştur.
 
Başlangıç
Biz, anneler, kız çocukları, kızkardeşler, ulusun temsilcileri, Ulusal Meclis'e alınmayı talep ediyoruz. Toplumun sefaletinin ve siyasal iktidarların ahlâki bozulmuşluğunun başlıca nedenlerinin, kadınların haklarının tanınmaması, unutulması ya da gözardı edilmesi olduğunu gözönüne alarak, kadınların doğal, devredilemez ve kutsal haklannı bir bildirgeyle ilân etmeye karar verdik.
Böylelikle istiyoruz ki, bu bildirge toplumun bütün üyelerinin gözü önünde dursun, herkese hak ve yükümlülüklerini hatırlatsın; kadınların ve aynı şekilde erkeklerin iktidarı kullanmaları siyasal
kurumlar açısından karşılaştırılabilsin ve buna daha çok saygı gösterilsin; kadın yurttaşlann basit ve dokunulmaz esaslara dayanan şikayetleri daima, anayasanın ve iyi geleneklerin korunması ve herkesin esenliği için etkili olabilsin. Güzelliği ile olduğu kadar anneliği üstlenme cesaretiyle birlikte düşünülen kadın cinsi olarak bugün, Tannnın da yardımıyla, kadının ve kadın yurttaşlann haklannı bu bildirgeyle tanıyor ve ilan ediyoruz:
 
Madde 1- Kadın özgür doğar ve erkeklerle eşit haklara sahip olarak yaşar. Toplumsal farklılıklar yalnızca genel yarar nedeniyle kabul edilebilir.
 
Madde 2- Her siyasal topluluğun hedefi ve amacı, hem kadının hem de erkeğin doğal ve devredilemez haklarını korumaktır. Bu haklar: Özgürlük, güvenlik, mülkiyet ve özellikle baskıya karşı direnme hakkıdır. '
 
Madde 3- Egemenlik ilkesi, kadın ve erkeklerin birliğinden başka bir şey olmayan ulustan kaynaklanır. Hiçbir organ ve kişi, bundan kaynaklanmayan bir gücü kullanamaz.
 
Madde 4- Özgürlük ve adalet kişilere, hakları olanı geri vermektir. Kadınlar doğal haklannı kullanırken, yalnızca erkeklerin karşılarına çıkardıkları sürekli uranlıkla engellenmektedir. Bu kısıtlamalar doğa ve aklın yasalanyla ortadan kaldınlmalıdır.
 
Madde 5- Doğanın ve aklın yasalan, topluma zarar verecek tüm edimleri bertaraf eder. Bu yasaların izin verdiği ve tannsal yasaların yasaklamadığı hiçbir şey engellenemez ve hiç kimse bu
yasalann açıkça emretmediği bir şeyi yapmaya zorlanamaz. 
 
Madde 6- Yasa, genel iradenin ifadesi olmalıdır. Bütün kadın ve erkek yurttaşlar bizzat ya da temsilcileri aracılığıyla yasaların yapımı sürecine katılmalıdır. Yasalar herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Yasa önünde eşit olan bütün kadın ve erkek yurttaşlar, yetenek ve erdemlerinden başka bir ayrım gözetilmeksizin, kamu hayatındaki bütün makam, memuriyet ve
mevkilere eşit olarak kabul edilmelidir.
 
Madde 7- Kadınlar ayrıcalıklı haklara sahip değildir; kadınlar, yasalarda belirtilen koşullarda itham edilir, gözaltına alınır ve tutuklanır. Kadınlar, erkeklerin tâbi olduğu ceza yasalarına tâbidir.
 
Madde 8- Yasa yalnızca açıkça zorunlu olan cezalar koyar ve hiç kimse suç oluşturan eylemden önce hukuka uygun olarak yürürlüğe konmuş ve kadınlara meşru biçimde uygulanan yasalar
olmaksızın cezalandınlamaz.
 
Madde 9- Yasalara göre suçlu bulunmuş her kadına, yasanın öngördüğü yaptırımlar sonuna kadar uygulanmalıdır.
 
Madde 10- Hiç kimse, esaslı derecede farklı olsa bile, düşüncelerinden dolayı koğuşturulamaz. Kadın idam sehpasına çıkma hakkına sahiptir. Bu nedenle eylem ve ifadeleri yasalarla korunan kamu düzenini bozmamak koşuluyla, konuşma kürsüsüne de çıkma hakkına sahip olmalıdır.
 
Madde 11- Düşünce ve görüşlerin özgürce ifade edilmesi, kadınların en önemli haklarından biridir, çünkü bu özgürlük, babaların çocuklarıyla olan babalık bağlarını güvence altına almaktadır. Her kadın yurttaş, barbar bir önyargı tarafından gerçeği gizlemeye zorlanmadan özgürce şunu söyleyebilir: "Ben, senin bana verdiğin çocuğun annesiyim." Bu hak, bu özgürlüğün kötüye
kullanılmasından dolayı yasalardan kaynaklanan sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
 
Madde 12- Kadınların ve kadın yurttaşların haklarının güvence altına alınması, daha büyük bir yaran zorunlu kılar. Bu güvence, bu hakların tanındığı kişilerin ayrıcalığı olmamalı, herkesin yararına hizmet etmelidir.
 
Madde 13- Güvenlik güçlerinin giderleri ve idari harcamalar için erkeklerden ve kadınlardan eşit ölçüde katkı talep edilir. Kadınlar bu yükümlülük ve ödevleri yerine getirdiklerinden dolayı, mevki ve işlerin, alt ya da üst derece memurlukların ve diğer mesleklerin paylaşılmasına da katılmalıdır.
 
Madde 14- Kadın ve erkek yurttaşlar, bizzat ya da temsilcileri aracılığıyla, vergilerin zorunlu olup olmadığına karar verme hakkına sahiptir. Kadın yurttaşlar, varlıklarından, erkeklerle eşit oranda vergi verme ilkesini ancak, kamu yönetimine ve vergilerin toplanması, bunların kullanılması ve süresinin belirlenmesi sürecine katılabildikleri takdirde kabul ederler.
 
Madde 15- Kamu harcamalarına erkeklerle eşit olarak katkıda bulunan kadınlar, her kamu makamından mali işlerle ilgili olarak bilgi alma hakkına sahiptir.
 
Madde 16- Hakların güvence altına alınmadığı ve güçler ayrılığının benimsenmediği bir toplumun anayasası yoktur. Eğer ulusu oluşturan bireylerin çoğunluğu, yapımına katılmamışsa, o anayasa yoktur ve geçersizdir.
 
Madde 17- Ortak olarak ya da tek tek, mülkiyet her iki cinsin de hakkıdır. Herkes dokunulmaz ve kutsal olan bu hakka sahiptir. Yasalarca belirlenmiş kamusal bir zorunluluk bunu açıkça gerektirmedikçe, ayrıca adil ve önceden belirlenmiş bir tazminat ödenmedikçe, kimse ulusun asli miras payından yoksun bırakılamaz.
 
Olympe de Gouges
(7 Mayıs 1748-3 Kasım 1793) 
 
1789 Fransız Devrimi'nin "eşitlik, kardeşlik, özgürlük" ilkeleri, devrim sürecinde pek çok kadın ve erkeği sokaklardaki eylemlerde ve barikatlarda biraraya getirmişti. Bastille yürüyüşünden grevlere kadar her alanda cinsler, mutlaki rejime karşı güçlü bir pakt oluşturmuştu. Ancak bu evrensel olduğu iddia edilen ve "üçüncü sınıfın", yani burjuvazinin, eşitlik ve iktidarda ortaklık taleplerinin temelini oluşturan ilkelerin, yalnızca mülk sahibi, belli bir miktarda vergi veren erkekleri kapsadığı kısa bir zaman içinde anlaşıldı. Eşitliğin zengin ya da yoksul, kadın ya da erkek, herkes için geçerli olması için dünya üzerinde pek çok işçi eyleminin gerçekleşmesi ve kadınların tutuklanmayı, öldürülmeyi, sürgüne gönderilmeyi göze alarak mücadele etmesi gerekiyordu.
 
Kadınların erkeklere karşı yürüttükleri eşitlik mücadelesinin günümüzde de henüz sona ermediği düşünülürse, bundan iki yüzyıl önce kadınların dile getirdikleri taleplerin ne kadarının gerçekleştirilebildiği sorusu daha da önem kazanmaktadır. Olympe de Gouges'un önemi de, evrensel olduğu iddia edilen hakların belli bir cinsle sınırlanmış olduğunu gözler önüne sermesi ve bu sınırlamanın haklı sebepleri olup olmadığını sorgulayıp mevcut durumu olduğu gibi kabul etmemesindedir.
 
1789 Fransız Devrimi'nin kahramanlarından biri olan de Gouges, Ansiklopedistlerden ve Girondist devrimcilerden olan Condorcet'nin evinde toplananların tanınmış simalarından biriydi. Condorcet'nin eşi Sophia de Condorcet'nin çevresinde onun yanısıra Madame Verney, Mademe de Stael, Madame Roland gibi aktif kadınlar da biraraya geliyordu. De Gouges kadınlarla erkeklerin yasa önünde eşit olmalarının mücadelesini veren bir kadın olarak bu amaçla, çeşitli kadın örgütlerini birleştirerek, erkek ve kadınlardan oluşan ve cinslerin siyasal eşitlik taleplerini dile getiren "Cercle social" adıyla bir birlik kurdu.
 
De Gouges'un' "Kadınların Haklar Bildirgesi"nde de yer alan en çarpıcı tezlerinden birisi, "kadınların giyotine gitme hakları varsa, kürsüye çıkma hakları da olmalıdır!" teziydi. Bu 'hakkını',
1793'deki Jakobenist darbe sonrasında kullandı; polemikleriyle mücadele ettiği Robespierre onu celladına itinayla teslim etti. Böylelikle 1793'ün Kasım'ında de Gouges'un 45 yıllık mücadeleci
yaşamı, giyotin sehpasında son bulmuş oldu.
 
(Olympe de Gouges ile ilgili kaynak: Grosse Frauen der Weltgeschichte, Klagenfurt, Neuer Kaiser Verlag, 1987, s.195)
 
(Bildirge metninin alındığı kaynak: Ute Gerhard, Gleicheü ohne Angleichung, MUnchen, Verlag
CM. Beck, 1990, s.263-269.)
 
kapak-1-001.png
 
Ankara Üniversitesi Dergisi, Çeviren Arş.Gör. Ece Göztepe
Bu yazıya toplam (2) yorum eklenmiştir.
hüseyin alan
08 Aralık 2017 Cuma 14:47
Müslüman kadın hakkı savunucular
Önemli ve ciddi bir konu... Direnen kazanır... Bir şeyin bedelini ödeyen alır. Mesele neyi almak istediğinizde saklı.

Zavallı Batı kadınları, cinsel obje olmaktan öte geçmek için neler çekmişler. Ataları Yunanlı, onları vatandaş dahi saymıyor, Arenaya sokmuyordu. Romalı dedeleri de senatör yapmıyor, senatoya almıyordu. Aydınlanmacılar bir şeyler çıtlattı ama burjuva sadece "işçi" yaptı onları. Şimdiyse kadın olma niteliğini yitirdi, tüketici bir köle olmaktan öte geçemedi.

Müslüman kadınlar bunları örnek aldıklarında "sınıfsal" olarak "kamunun malı" kadın cinsinden başka bir hedef göremez oldular. Oysa aynı gelenekten ve tarihi geçmişten gelmiyorlardı.

Keşke okusaydılar, Daha M.616'da ataları İbrahim'in hanif tevhid inancına sarılan, Mekke oligarşisine karşı isyan edip ayaklanan, sırf bu sebeple Habeşistan'a hicret eden, kocası dinini değiştirdiği zaman ondan boşanan, Medine'ye hicret ederken kafir eşinin, babasını ve oğlunu terk edip giden Müslüman kadını öğrenseydiler.

Keşke bilseydiler, halife Ömer'e "sen de kim oluyorsun" diye haykıran mümine bir hatunu.

Keşke öğrenseydiler, Firavunun sarayında "bir kimse Rabbim Allah dediği" için öldürlemez diye Musa'ya arka çıkan cesur mücahideyi.

Rehberleri Batılı olunca kendisini tanrı olarak lanse eden devlete, otorite bildiği kocasına, istikbalim diye sarıldığı oğluna, asgari ücretle kendisini 'orta malı' yapan patronuna "kul" olmaktan kurtulamayacak.

Kula kulluğun çeşitleri çok. Kadın hakları diye yola çıktığında tanrılardan tanrı beğenecek, birinden kurtulduğunu sanırken diğerine kulluğa kapılacaksın.

Diyeceğimiz o ki, kadını erkeği ayırt etmeyen, cinsiyet ayırımı gütmeyen, sınıf farkı yaratmayan, inanmadıktan sonra hiç bir erkeğe itaat etmemeyi öğreten, itaat varsa herkesin sadece Allah'a itaat etmesi dolayısıyla haddini bildiği bir dayanışmayı öğreten İslam inancına sarılmadıkça, kurtuluşu olmayacak, ne erkeğe ne kadına. Bunu olsun anlayabilseydin "ey kadın hakları savunucusu cahil dindar kadın!"
mbozac
08 Aralık 2017 Cuma 10:29
özel gün
bay(may)anlar bugünü iyi değerlendiriniz; zira 364 gün arayacaksınız!
eşitlik ve özgürlük söylemi sizi de bizi de yedi bitirdi!
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
4 / 13 °C
Hakkari
-7 / 10 °C
İstanbul
13 / 18 °C
İzmir
13 / 18 °C