Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yalanın siyaseti ve post truth
03 Kasım 2017 / 06:33
"Artık liderler 'doğruluğu kontrol edilmiş gerçekleri' dile getirerek değil, toplumun duygularına damardan girerek sandıktan çıkıyorlar"
Bu ifadeler Güneri Cıvaoğlu'nun Milliyet'teki yazısından. Cıvaoğlu Yalanın Siyaseti başlığını taşıyan yazısında ABD'de yükselen ancak küresel siyasete yön veren yeni bir akımın varlığından söz ediyor.
 
Bu yeni akımın sahip çıktığı şeyin ise 'hakikat' olmadığını, bunun yerine toplumun algısının yönetilmesi ve böylece aslında "hakikatin değersizleştirilmesi" olduğunu vurguluyor.
 
Cıvaoğlu'nun yazısının ilgili bölümü şöyle:
 
Başkan Trump’ın başı gene belada.
Seçilmesinde “Rusya’nın katkısı ve adamlarının Rusya’yla derin ilişkileri iplik iplik pazara çıkarılmakta.”
Trump’ın bu kaçıncı “vartası!”
Gene atlatacak mı?
Mümkün.
Ancak...
Konu sadece Trump ve ABD ile sınırlı değil.
 
Hakikat değil toplumun algısı
 
Küresel siyasete yön veren “hakikatin değersizleştirilme” dalgası Trump’la birlikte tsunami gibi yükseldi.
Yeni akım “hakikat” değil “toplumun algısı...”
Dünyanın pek çok ülkesinde artık liderler “doğruluğu kontrol edilmiş gerçekleri” dile getirerek değil, toplumun duygularına damardan girerek sandıktan çıkıyorlar.
İşte...
Tehlike de bu.
 
Post truth akımı
 
Bu yeni akıma “post truth” deniyor.
Kelime anlamı “gerçeğin ötesi...”
Ama anlatılmak istenen şey, “hakikatin değersizleştirilmesi.”
Popülist söylemlerle gerçeklerin önüne geçilmesi. 
..........
Bu yazıya toplam (1) yorum eklenmiştir.
hüseyin alan
03 Kasım 2017 Cuma 14:07
sosyoloji farkı
Yazıda önemi tespitler var fakat bunlar neden değil sonuçturlar.

Sosyoloji ile uğraşanlar bilir, Avrupa sosyologlarıyla Amerika sosyologları arasında kimi temel farklar varmış. Toplumları yönetmek, yönlendirmek için geçmişte ortaya çıkan sosyolojik kurallar (Avrupa tarafı) yerine, anlık, haftalık, aylık vs toplumsal eğilimlerin ve taleplerin istatsitiklerle belirlenip buna göre politika tayin etmek (Amerika tarafı) daha geçerliymiş.

Burada hakikat önemli değildir. Siyaset ya da iktidar, hakikatle değil popülizm ve pragmatizmle yürütlen bir meslek olduğuna, demokrasilerde iktidar olmak için fazla oya ihtiyaç duyulduğuna göre, "haklı" çıkan taraf Amerikan sosyolojisi olacaktır.

Türkiye'de Özal ile başlayan Amerikan tarzı sosyolojik temelli politikaların, toplumsal transformasyonla çok yol aldığını görebilirsek, Özal'ın açtığı yolla iktidar olmanın ve kalmanın garantili yolunu rakiplerine göre erken keşfeden Erdoğan ile o politikanın çok daha verimli kullanılır olduğu bilinir. Trump bu konuda geç kaldıysa evvelki uğraşı alanı olan ticari dünyadaki iktisatçı danışmana alışık olmasındandır. Ama artık siyasi alana geçtiğine göre o da benzer yola girecektir.
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
-1 / 5 °C
Hakkari
-4 / 6 °C
İstanbul
10 / 13 °C
İzmir
2 / 14 °C