Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Katolik ve Protestan farklılıkları
02 Kasım 2017 / 09:35
Bütün dünyanın bildiği bir husumet Katolik ve Protestanlar arasında yüzlerce yıldır sürmektedir.
Bugün Deutsche Welle'de yayınlanan bir yazıda bu husumete temel teşkil edebilecek noktalara işaret edildi.
 
Reform hareketlerinin üzerinden 500 yıl geçmiş olmasına karşın farklılıkların devam ettiği vurgulanan yazıda İncil anlayışından Kilise anlayışına, Papalık'tan dini törenlere, evliliğe kadar belli başlı noktalara temas ediyor yazar Klaus Krämer.
 
İşte dikkatlice okunması gereken o yazı:
 
 
Katolikler ve Protestanlar arasındaki farklılıklar
 
Martin Luther'in öncüsü olduğu Reform hareketinin 500'üncü yıldönümünde Protestan ve Katolikler arasında hâlâ büyük farklılıklar var. Peki iki mezhep, hangi noktalarda birbirinden ayrılıyor?
 
Reform hareketinin beşiği Almanya'da, Katolik ve Protestan Hristiyanlar arasındaki derin husumetin temelinde yüzyıllar boyu süren dini çatışmalar ve savaşlar yatıyor.
 
Her şey bundan 500 yıl önce, Martin Luther'in (1483-1546) Katolik Kilisesi'ni dönüştürmeye çalıştığı Reform hareketiyle başladı. Ve Luther'in bu girişimi Kilise içinde bölünmeye yol açtı.
 
Kilise'nin bazı uygulamalarının insanların inancını istismar ettiğini düşünen Luther, 31 Ekim 1517'de "95 Maddelik Tez" (95 Thesen) isimli eleştirilerini Wittenberg kasabasındaki kilisenin kapısına çiviledi. Bu, Katolik Kilisesi'ndeki bölünmeyle sonuçlanan ve Protestanlığın doğuşuna sebep olan olay olarak kabul ediliyor.
 
Kahramanlara tapınma yerine uzlaşı
 
Protestan kiliseleri daha önce Reform'un yıldönümlerini bir kahraman olarak gördükleri Martin Luther'e adıyorlar ve ona ibadet ediyorlardı. Ancak geçen yıldan beri bu durum farklılık gösteriyor.
 
Almanya'daki Evanjelik Kilisesi "Reform'un 500'üncü Yılı" dolayısıyla yapılacak kutlamaları Katolik Kilisesi ile birlikte Hristiyanların ortak bir kutlamasına dönüştürmek istiyor.
 
Matin Luther'e adanacak çeşitli etkinliklerle iki taraf da ayrılıkları aşma konusundaki ortak isteklerinin altını çizecek.
 
"Uzlaşılmış farklılık"
 
Bu etkinliklerle mezhepler arası anlayışın geliştirilmesi ve aradaki ortaklık temelinin kurulması hedefleniyor. Ancak birleşmiş kilise fikri hâlâ uzak bir ihtimal ve bir gün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği şüpheli.
 
Birbirleriyle olan ilişkilerini ifade etmek için iki taraf da aynı şekilde "uzlaşılmış farklılık" kavramını kullanıyor. Martin Luther'in reformlarının birçoğu, iki grup arasında sürmeye devam eden ayrılıkların temelini oluşturuyor.
 
İşte o ayrılıklardan bazıları:
 
1. İncil anlayışı
 
Katolikler ve Protestanlar İncil'in anlamı ve otoritesi üzerinde birbirinden farklı görüşlere sahipler. Luther, Protestan Hristiyanlar açısından İncil'in "Tanrı'nın insanlara gönderdiği vahiyleri içeren ve onun vasıtasıyla insanlarla iletişim kurduğu tek kitap" olduğunu açıkça belirtti.
 
Buna karşın Katolikler, inançlarını sadece İncil'e dayandırmıyor. İncil'in dışında Roma Katolik Kilisesi'nin geleneklerine de bağlılar.
 
2. Kilise anlayışı
 
Katolik ve Protestanların Kilise'nin doğasına ilişkin de farklı görüşleri var. Katolik kelime anlamıyla "her şeyi kucaklayan" anlamına geliyor ve Katolik Kilisesi de kendini Papa'nın önderliğinde tek doğru kilise olarak görüyor.
 
Bunun aksine Reform hareketi sonucu oluşan ve aynı zamanda Evanjelik olarak da adlandırılan Protestan Kilisesi "Tanrı'nın müjdesine uygun" anlamına geliyor ve tek kilise iddiası taşımıyor. Bünyesinde binlerce farklı tarikat bulunuyor. Resmi olarak her tarikatın kilisesi birbirine eş sayılıyor.
 
3. Papa
 
Protestanlar Papa'nın üstünlüğünü kabul etmiyor. Evanjelik inanışına göre ona ilişkin yaratılan dogma İncil'deki ifadelerle çelişiyor.
 
Katolikler ise Papa'yı İsa'nın 12 havarisinden biri olan Petrus'un halefi olarak görüyorlar. Papalık makamı ilk yüzyıldan günümüze kadar uzanan bir takdis zinciri varsayımı üzerinden meşrulaştırılıyor.
 
4. Makamlar
 
Bu takdis zinciri Katolik Kilisesi içindeki diğer makamlar açısından da oldukça önemli bir anlama sahip. Papazların takdis merasiminde, piskoposlar, rahipler ve papaz yardımcıları ömür boyu sahip olmak üzere, kendilerine Katolik tebaasının üzerinde kutsal bir otorite tahsis eden Tanrı mührünü alıyorlar. Bu mühür sadece erkeklere veriliyor.
 
Protestanlıkta ise kadın erkek ayırt edilmeksizin inançlı herkesin papaz olabileceğine inanılıyor.
 
5.  Efkaristiya mı yoksa Son Akşam Yemeği mi?
 
Katoliklerin kutsal makamlara ilişkin inançları aynı zamanda İsa'nın çarmıha gerilişinden önceki son akşam yemeğine dayanan Efkaristiya ya da Kutsal Komünyon geleneğine de yansıyor. İsa adına kutsanmış bir papaz eşliğinde gerçekleştirilen ayinde ekmek İsa'nın vücuduna, şarap da kanına dönüşüyor. Katolik olmayanların komünyona katılmasına müsaade edilmiyor.
 
Protestan Kilisesi'de vaftiz edilen herkes bu ayine katılmaya ya da ayini yönetmeye davet edilebilir. Bu yaklaşım ise Katolikler tarafından kabul görmüyor.
 
Bunun haricinde, Son Akşam Yemeği'nin Katolikler ve Protestanlar açısından farklı anlamları vardır. Katolikler için kutsal ekmek İsa'nın bedenini simgeliyor bu sebeple de ekmek adına dua ediliyor. Protestan inancında ise ayin sadece İsa'nın ölümü ve yeniden dirilişini anmak için gerçekleştiriliyor.
 
6. Dini törenler
 
Roma Katolik Kilisesi'nde kutsal sayılan bir çok ayin bulunur. Vaftiz, kiliseye kabul ayini, Efkaristiya (Son Akşam Yemeği), evlilik töreni, günah çıkarma, takdis merasimi, ölmekte olan kimse için düzenlenen ayin gibi. Kilise bu kutsal ayinlerin İsa tarafından da yapıldığını ve Tanrı'nın merhametini onurlandırmak için düzenlendiğini kabul ediyor.
 
Protestan kiliseleri ise vaftiz ve Efkaristiya olmak üzere sadece iki kutsal ayin düzenliyor. Önemli olanın inanç olduğunu vurgularken bunları Tanrı'nın müjdesinin iletildiği sembolik ayinler olarak kabul ediliyor.
 
7. Meryem Ana Dogmaları ve Azizlere tapınma
 
Roma Katolik inancı İsa'nın annesi Meryem'e ilişkin dogmaları (İsa'ya bakireyken gebe kalması, cennete alınışı) destekleyecek çok az sayıda İncil referansı olmasına rağmen ona "Cennetin Kraliçesi" olarak büyük saygı duyar. Bu dogmatik inanış Protestanlar tarafından kabul görmüyor.
 
Katolik Kilisesi aynı zamanda azizlere saygı göstermek için de ayinler düzenliyor. Kilise tarafından aziz olarak kabul edilmiş ölü kişilere Tanrı'ya inancı sürdürme konusunda yardımcı olmaları için dua edilebiliyor. Katolik Kilisesi'nde olan 4 binin üzerindeki azizin eşyaları da kutsal  kabul ediliyor.
 
Eşyalara ilişkin bu kutsallık inancı Protestanlara göre İncil dışıdır. Reform düşüncesi her insanın Tanrı'ya doğrudan dua edebileceğine ve etmesi gerektiğine inanıyor.
 
8. Dini sebeplerle evlenmeme
 
Mezheplerin evlilik ve cinsel ilişkiden uzak durmaya ilişkin kuralları da birbirinden farklılık arz eder. Katolik kilisesinde rahipler evlenemez veya cinsel ilişkiye giremez. Bunun İsa'dan beri böyle olduğuna inanılır.
 
Protestan Kilisesi ise rahiplere getirilen bu yasağı reddeder. Martin Luther 1520 yılında bu yasağın kaldırılması için mücadele etmiştir. 1525 yılında da bir rahip olarak, Katharina von Bora adını taşıyan bir rahibe ile evlenmiştir. Evlenip evlenemeyeceği konusunda içten içe kararsızlık yaşa da sonunda "Evliliğim Tanrı'yı memnun edecektir, Papa'yı öfkendirecektir, meleklerin gülmesine, şeytanların ağlamasına sebep olacaktır" demiştir.
 
Deutsche Welle Türkçe
Bu yazıya toplam (1) yorum eklenmiştir.
Hüseyin alan
02 Kasım 2017 Perşembe 12:42
ciddi mesele
Alıntı, çağdaş Müslümanları da yakından ilgilendiren, bazı şeyleri konuşmak için vesile olacak bir yazı ama, konunun aslı özenle ortadan kaybedilip detaylara boğulmuş bir içeriğe sahip.

Katolik Protestan ayrışması, en az Katolik Ortodoks ayrışması kadar önemli bir mesele. Çünkü tarihsel olarak bu ayrışmaların hem geçmişte hem de günümüzde Müslümanlar üzerinde izdüşümleri hatta son çağda enteresan çapta etkileri oldu.

Kilisenin yahut onu temsilen papalığın veya ruhbanlığın iyi yada kötü olmasından çok daha önce temsil ettiği bir dini telakki var ki, bu önemli. Buna karşılık Protestanlığın karşı çıkışında öne çıkarttığı "tek kaynak" "İncil" anlayışı var ki bu da önemli.

Bu ikisi arasındaki tarihsel çatışmanın asıl karşılaşma noktasını, çatışmanın siyasi boyutunu, yeni gelişen endüstriyel toplum modelini ve sanayicilikle şaha kalkmış ekonomik gelişmeleri anlayamazsak,

Bu gelişmelerin, klasik (geleneksel) devlet ve toplum yapısı ile modern devlet ve toplum yapısı arasındaki uzun süren çatışma şartlarını, sonuçlarını, bu sürecin doğal bir parçası ve tarafı olan Katolik kilisesi ile Protestan papazların karşı karşıya gelişini doğru yerine oturtamayız. Yahut Katolikliğin eski düzeni, Protestanlığın yeni düzeni temsil ettiğini, taraflarını bu cephelerde seçtiğini, bu seçimleri sonucu teolojilerinde farklılık olduğunu kavrayamayız.

Bunun yerine iki dini telakkinin çatıştığı gibi bi büyük yanılgıya düşer, işin gerçeğinden uzak kalırız. Uzak kaldığımız şey aslında Müslümanların bu günkü düştüğü halin, dünkü geçmişidir, bu günü belirleyen kodlardır. Elbette galip gelen tarafın yani modernliğin dininin niye Protestanlık olması gerektiğini de atlarız.

Bu atlama basit bir atlama değildir. Görünüşte Kiliseyi eleştiri hedefine oturtan Protestan telakki aslında ve gerçekte, dünyanın her tarafında geleneksel inançları, yaşayıları, kültürleri, toplumsal biçimleri silip süpürmüştür. Çünkü bütün insanlık tarihini kendi tarihi gibi yutturmayı becermiştir.

Burada kısaca izah edilmeye tmeye çalışılan gelişmeleri ve sonuçları bilmezsek, biz iki mezhep veya din arasında, geleneksel din ile modern dini anlayış arasında bir çatışma olduğu tezgahına düşeriz. Dolayısıyla bu tezgahın bir ürünü olarak bize sunulan dinin hep iç savaşlara sebep olduğu, laik devletin işlerine ve örgütlenmesine dini karıştırmaması gerektiği, devletle dinin, cemaatlerle devletin muhakkak ayrışması gerektiği gibi bir sürü mahsulü afiyetle tüketiriz!

Fark etmeden tükettiğimiz şu şeylere de bakınız: Katoliklik geleneği, katılığı, stabiliteyi, dinde otorite olmayı temsil eder o sebeple kötüdür. Protestanlık, herkesin okuyup anlayacağı bir kitabı, serbest içtihadı, dini otoritenin ve geleneklerin reddini temsil eder o sebeple iyidir...

Gerçekteyse Protetanlık, kapitalist ekonomik sistemin, demokratik ve laik siyasi bir düzenin, seküler bir hukuk doktrininin, kendisi tanrı omuş otoriter bir devletin ortaya çıkmasında, kurumlaşıp yerleşmesinde, en önemli dayanak, en ciddi referans olmuştur. Hobbes'in Leviathan'ı ne sanıyorsunuz! Bunlar işte! Yoksa o eski dindarlara bu düzeni kabul ettirmek kolay değildi.

Dahası var, Özal sonrası Türkiye'yi, o meşhur toplumsal transformasyonu, o sürecin ürünü AKP'yi, ne hale döndüklerini kendilerinin dahi anlayamadıkları İslamcıları, tek kaynak Kur'an'cıların hangi sosyo politik ve ideolojik zeminde olduklarını bilmeden ne konuştuklarını vs anlamanın en doğru yolu,

evet, Katolik Protestan çatışmasının tarihsel sebeplerini, şartlarını ve doğurduğu sonuçlarını doğru anlamaktan geçer. Konunun bizimle yakın alakası bu bağlamdadır.

Katolik Ortodoks ayrışması yada farklılığıysa, bir cümleyle, Anadoluda sunni islam telakkisinin devletle ilişkisinin ne olduğunu anlatır. Ya da siyaset ile dinin nerede buluştuğunu gösterir.
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
-1 / 5 °C
Hakkari
-5 / 6 °C
İstanbul
9 / 12 °C
İzmir
2 / 14 °C