Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Diyelim ki demokrasi gavur icadı!
30 Ekim 2017 / 07:27
Karar gazetesi yazarlarından Mehmet Ocaktan bugünkü yazısında demokrasiden uzak duranlara sesleniyor!
Hem demokrasiye "gavur icadıdır" diyenlere hem de "demokrasinin savundukları zaten İslam'da vardır" diyenlere yönelterek şu soruyu soruyor Ocaktan: Neden hiçbir İslam ülkesi bir yönetim modeli oluşturamamıştır..
 
Demokrasinin geliştirici özelliği olduğunu savunan Ocaktan, "Demokrasinin kime ne kazandırdığını görmek için Türkiye örneğine bakmak yeterli olacaktır" ve Türkiye "bu haliyle bile, diğer İslam ülkelerine göre ekonomik ve teknolojik anlamda çok önemli avantajlara sahiptir." diyor.
 
Demokrasi kapitalizm ilişkilerine değinmeyen ve sadece ilerleme/gerileme bağlamında İslam ülkelerinin ekonomik ve teknolojik durumunu değerlendirmeye çalışan Mehmet Ocaktan'ın yazısının tamamı şöyle: 
 
Diyelim ki demokrasi gavur icadıdır...
 
Epey bir süredir demokrasi-İslam bağlamında yaptığım değerlendirmeler üzerine gelen tepkiler gösteriyor ki, bazı dindar çevreler demokrasiye karşı büyük bir öfke içindeler. En dikkat çeken temel itiraz noktaları; demokrasinin Batı düşüncesinin bir ürünü olduğu, İslam’ın kendine has bir yönetim modelinin bulunduğu yönünde.
 
Diyelim ki demokrasi gavur icadıdır, kapitalizme peçetecilik yapmaktadır, dahası Müslümanlar hukuku, özgürlüğü ve insan haklarını Batı’da aramaya başladıkları günden bu yana zillet içindedirler...
 
Madem demokrasi denen bu Batı icadı yönetim modeli pespaye bir sistemdir ve kamil manada gerçek demokrasi İslam’da vardır. O zaman şöyle bir soru sormak gerekiyor. Neden günümüzde hiçbir İslam ülkesi, İslam’ın temel esaslarını oluşturan adaleti esas alan, insanların hakkını, hukukunu koruyan, hürriyetlerini teminat altına alan bir yönetim modeli oluşturamamışlardır?
 
Talihsizliğe bakın ki, bugün İslam ülkesi olarak tanımlanan ülkelerdeki insanlar denizlerde ölmek pahasına evlerini, barklarını terk ederek akın akın demokratik dünyaya gidiyorlar. Bu işte bir terslik yok mu, bu insanların akıllarından zorları mı var ki ülkelerinden kaçıyorlar?
 
Elbette hayır, çünkü İslam ülkelerinde adalet yok, hukuk yok, özgürlük yok ve ekmek yok... Oysa demokratik dünya kuralları belirlemiş, hakları ve özgürlükleri hukukun üstünlüğü ilkesiyle teminat altına almış. Bireysel teşebbüs hürriyetinin önünü açarak refah toplumu olmanın kriterlerini belirlemiş.
 
***
 
Maalesef, “aslında bütün bunlar İslam’da zaten var” diyerek kendi beceriksizliğimize mazeret üretmek kimsenin karnını doyurmadığı gibi, İslam toplumlarındaki adaletsizliklere ve zulümlere de çare olmuyor.
 
Kimse çıkıp, “Zaten bu Haçlı zihniyeti başından beri İslam’a düşman, Osmanlı’yı da bunlar yok etti, şimdi de birleşip Türkiye’yi yok etmek istiyorlar” gibi bir masalın arkasına saklanmaya çalışmasın.
 
Biliyoruz ki Osmanlı 16. Yüzyıla kadar hukukta, pozitif ve dini ilimlerde ve çağının teknolojik imkanlarında Batı’dan kat kat üstündü. Çünkü o günün bilim merkezi olan medreseler dünya çapında matematikçiler, gökbilimciler, filozoflar ve önemli din alimleri yetiştiriyordu. Ancak 16. Yüzyıldan sonra medreselerin müfredatından pozitif bilimler çıkarıldı. Sanayi devrimini gerçekleştiren Avrupa bilimde, teknolojide hızlı adımlar atarken biz de hızla gerilemeye devam ettik. Medreselerden pozitif bilimleri kaldırmamız için Avrupa başımıza silah mı dayadı?
 
Elbette hayır, bizzat biz bilerek ve isteyerek ilmi ve teknolojik gelişmeyi değil, yobazlığı seçtik. Tarihimizin dramatik seyri göstermiştir ki, ne zaman adaleti, hukuku bir tarafa bırakarak, ilme ve tefekküre değil hurafelere inanmaya başladıysak hep kaybettik, kaybettikçe de suçu ‘dış düşmanlara’ yükleyip sadece hamaset ürettik.
 
İslam toplumları istedikleri kadar demokrasi düşmanlığı yapabilirler, ama unutmayalım ki bu kafayla gittiğimiz sürece dünyanın sonuna kadar hukukun, adaletin olmadığı, despotik yönetimlerde zillet içinde yaşamaya devam ederiz.
 
***
 
Demokrasinin kime ne kazandırdığını görmek için Türkiye örneğine bakmak sanırım yeterli olacaktır. Evet Türkiye demokrasisi sayısız yol kazalarına uğramıştır. Ancak ağır aksak da olsa yürüyen bir demokrasi vardır ve bu haliyle bile, diğer İslam ülkelerine göre ekonomik ve teknolojik anlamda çok önemli avantajlara sahiptir. Özellikle AK Parti iktidarının ilk yıllarındaki demokratik hamleler ve ekonomik atılımlar, Türkiye’yi hem İslam ülkeleri nezdinde hem de bütün dünyada parmakla gösterilen bir ülke haline getirmiştir. Her ne kadar son yıllarda demokratik değerler erozyona uğrasa da, her şeye rağmen Türkiye’nin demokrasi trenini hala yakalama şansı vardır.
Bu yazıya toplam (3) yorum eklenmiştir.
mbozac
01 Kasım 2017 Çarşamba 18:45
demagoglar
kişinin durduğu yer yanlış olunca gördüğü de yanlış oluyor. platonun bu konuda sôylediklerine baksa yeter kendi referans skakası açısından. bizim başka da birşey dememize gerek yok
hüseyin alan
31 Ekim 2017 Salı 20:20
şark kurnazlığı
\"Neden bir İslam ülkesi yönetim modeli üretememiştir\", \"Demokrasinin kime ne kazandırdığını görmek için Türkiye örneğine bakmak yeterlidir\" ve bunu görmek için \"ekonomik ve teknolojik avantajlara\" bakmak yeterlidir.

Tipik bir Batı taklitçiliği, ibretlik bir doğulu aşağılık kompleksi. İki bakımdan da numuneyi timsal!

Beyefendinin zihin kodları, düşünüş biçimi, referansı ve bakış açısı \"efendi beyazın emrindeki siyahları yönetirken şaklattığı siyahi kırbaç\" misali!

İnsanlığın en eski yönetim modeli krallık rejimidir. Bu günde dünyanın büyük kısmı krallıkla idare edilmektedir. Demokrat krallardan söz etmiyorum, sülaleden gelen krallıktan bahsediyorum.

Adı ne olursa olsun bir yönetim:

Bir örgütlenme biçimiyse, örgütlenmede bir hiyerarşi söz konusuysa, örgütlenmenin gerekçesi toplumsal hayatı düzenlemek ise,

Toplumsal hayat sosyo politik, ekonomik, mesleki, estetik, aile, insan vs münasebetleriyse,

Bu münasebetleri bir hukuka dayalı olarak yürütmeyi sağlamak ise,

Bu işleri ister krallıkla, ister aristokratik seçkinlerle, ister atamalı veya seçimli meclislerle yapmak ise, bunun adı \"yönetim modeliyse\",

Yazar efendiye sormak lazım, İslam ülkeleri bir yönetim modeli üretemedi demek ne demek? Müslümanlar mağara kovuklarında, kaya yarıklarında mı yaşadılar da toplum olmayı, toplumsal işleri yürütmek üzere bir yönetim modeli üretemeyi beceremediler?

Sıkça eleştirilen çağdaş Suud Krallığını örnekleyip kıyaslayalım: Orada \"Kanunlar, kanun hakimiyeti var mı, var. İnsanların can, mal ve namus güvenliği sağlanıyor mu, sağlanıyor. Mahremiyet korunuyor mu korunuyor. Ticari serbesti, seyahat özgürlüğü var mı, var. İhtilafları çözen mahkemeler, şikayetler için müracaat edilecek merciler var mı, var. Yoksullar gözetiliyor mu, gözetiliyor...

Adaleti bi yol geçelim çünkü yazar adaletin ne olduğunu hiç kavramamış cahil biri, benzerleri gibi. Çünkü her ideolojinin bir adalet anlayışı var ve uygulaması da kendince doğrudur.

O halde Suud örnekliğinde buyrun bir yönetim modeline. Hoşunuza gitsin gitmesin orada bir yönetim var kendince modelleşmiş. Dünyada mevcut cumhuriyet yada demokratik modellerle kıyaslandığında mukayeseli üstünlüklere dahi sahip bir krallık modeli. Evet, hem teorik hem pratik olarak bir yönetim modeli.

Beyefendinin aklı tipik Batılı. Ama monarşik krallıklarla idare edilen Batılıları görmeyecek kadar tipik şark kurnazı.

Demokratik yönetim modellerini savunurken neyi savunduğunu bilenlerden. Şayet insaflı biri oryantalist kadar olsaydı, demokrasi denen modelin niteliğine, meşruiyetine, uygulanmasında ortaya çıkan gerçekliklere baksaydı,

sermayenin hükümranlığına, ekonominin köleleştirmesine, teknolojinin tekelleşme ve soygun düzeninin teminatı olduğuna, sömürünü kurallaştığına,

Yarattığı insan tipinin azgın, hedonist, nihilist, deist olduğuna vs değinebilirdi.

Suud krallığı beyefendinin pek beğendiği demokratik modellerden görece çok daha insaflı, adaletlidir. Nereden baktığıyla ilgili olarak çok daha iyi yönetim modelidir.
Tarık Özkan
30 Ekim 2017 Pazartesi 08:39
Sorunun cevabı yazının içinde
Mehmet Ocaktan, kendisini Müslüman olarak kimliklendiren/tanımlayan toplumların geri kalmışlığını izah etmeye çalışırken aslında bunun nedeninin ne olduğunu da kısmen yazısında söylüyor. "Elbette hayır, bizzat biz bilerek ve isteyerek ilmi ve teknolojik gelişmeyi değil, yobazlığı seçtik. Tarihimizin dramatik seyri göstermiştir ki, ne zaman adaleti, hukuku bir tarafa bırakarak, ilme ve tefekküre değil hurafelere inanmaya başladıysak hep kaybettik, kaybettikçe de suçu ‘dış düşmanlara’ yükleyip sadece hamaset ürettik."
Aslında mesele İslam'da bir yönetim modeli olup olmaması değil kendine Müslüman diyenlerin adlarından başka neredeyse hiçbirşeylerinin İslam olmamasından kaynaklanıyor.
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
-1 / 5 °C
Hakkari
-5 / 6 °C
İstanbul
9 / 12 °C
İzmir
2 / 14 °C