Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Grenada’nın Öğrettiği
14 Mayıs 2010 / 15:56
Cumhuriyet – 3 Kasım 1983

İlhan SELÇUK

 

İngiltere ve Amerika tarihsel ve ekonomik bağ­larla birbirlerine sıkı sıkıya dolanmışlardır. Dil bir­liği bu iki ülkeyi yaklaştırır; Amerikan yönetiminde Anglosakson kökenliler ağır basar; İngiliz emperya­lizminin dünya haritasında boşalttığı yerleri Ameri­ka doldurur; Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında bu iki devletin yazgı birliği yapmaları raslantı değildir. Siyasal mizahçılar sık sık şu özdeyişi yinelerler:

- İngiltere, Avrupa'ya yanaşmış bir Amerikan uçak gemisine benzer.

 

İşte bu İngiltere'nin tutucu Başbakanı Bayan Thatcher ABD'nin Grenada'yı işgal etmesi karşısın­da tepkilerini dile getirmek zorunda kaldı:

-         «Hiçbir ülke» dedi, «Bir başka ülkede komü­nist yönetim olduğunu ileri sürerek, asker çıkarma hakkına sahip değildir.»

 

Oysa ABD, Falkland savaşında bile İngiltere'yi yalnız bırakmamış; Arjantin ve tüm Güney Ameri­ka'da oluşacak tepkileri göze alarak, Londra'nın yanında yerini almıştı.

*

Küçük Grenada, son olaya değin adını çoğu kişi­nin duymadığı devlettir; ama Amerika'nın eylemi öyle bir tepki gördü ki, herkes artık dünyanın eski dünya olmadığını anladı. Batı Avrupalı Amerikacılar da kaygılara düştüler:

- Washington kimseye danışmadan korkutucu işler yapıyor; yarın bizim de başımızı belaya soka­cak bir davranışa girişebilir; hepimizi ateşe atabilir.

Oysa, Grenada olayı en çok bizi ilgilendirmekte­dir. Karayipler'deki bu küçük ülkenin başına gelen­ler, Türkiye'nin geleceği açısından hepimizi derin de­rin düşündürmelidir. Çünkü, benzeri bir senaryoyu Basra Körfezi'nde yürürlüğe koymak için ABD hazır­lık yapmaktadır.

*

Washington, Grenada'yı işgal ederken, yanına al­tı küçük Karayip ülkesini de almıştır; bunlar figüran devletlerdir; en kabadayıları Dominik Cumhuriyeti'dir.

 

Dominik'teki yönetimin kökeninde 1965 yılında gerçekleşen Amerikan askeri müdahalesi vardır. De­mek ki, Washington 1965'te Dominik'i işgal ediyor; sonra yanına alarak Grenada'ya çıkıyor; bir destek gücünün görüntüsünü yaratıyor; süper devlet de ol­sa, yalnızlıktan korkuyor.

 

Basra'da durum daha çarpıcıdır.

 

Diyelim ki, Basra Körfezi'nin Batı kıyısındaki monarşilerden birisinde radikal bir siyasal yönetim işbaşına geçti. Amerika'ya karşıt İslâmcı siyasal gö­rüş Birleşik Arap Emirlikleri'nde ya da komşuların­da iktidara geçer geçmez; Washington, Türkiye'yi kullanarak «Çevik Güç»ü devinime geçirmek ve Grenada'da yaptığını Müslüman dünyasında yinelemek isteyecektir; bu stratejisini (askeri planda ayrıntıla­rını hazırlayarak) gündeme getirmiştir.

 

Karayipler'de bile figüran devletleri yanına al­mak gereğini duyan Washington, Ortadoğu'da yal­nızlıktan büsbütün korkar, İslâm okyanusu ortasın­da İsrail adası, Amerika'nın yalnızlığını giderecek moral ve siyasal ağırlık taşımaz. Türkiye, hem aske­ri strateji açısından, hem siyasal ağırlık bakımından Amerikan askeri müdahalesi için en büyük destek niteliği taşır.

 

Acaba Ankara böyle bir rolü Müslüman dünyası­na, insanlık tarihine, Türkiye'nin onuruna ve ulusal çıkarlarına karşın, Ortadoğu'da üstlenebilir mi?

*

Hiç duraksamadan yanıt vermek gerekir:

-         Hayır.

 

İster Türk - Amerikan ikili ilişkileri kapsamında olsun, ister NATO şemsiyesi altında olsun, Ankara'nın Basra serüveni için Washington'a kolaylık sağ­laması tarihimizin en büyük yanılgısı ve suçu olur. Türkiye'yi İslâm dünyasına karşı Truva atı gibi kul­lanmak isteyen Amerika'nın elleri boş kalacaktır.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 12 °C
Hakkari
-6 / 10 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
12 / 18 °C