Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
'Yetmez ama evet'çiler nerede?
02 Aralık 2010 / 19:08
Altan Tan Referandum sonrası yapılacağı söylenenler sözleri soruyor Özgün Duruş’ta.

Türkiye için olduğu kadar, Türkiye müslümanlari için de tarihi bir kırılma noktasını oluşturan Referandum, pek çoklarının istediği şekilde sonuçlanmış olmasına karşın, verilen sözler yerine gelmediği gibi, her yeri ölüm sessizliği sarmış durumda… Altan Tan da ‘Allah hepimizi ıslah etsin’ diyor…

 

13 Eylülcüler nerede?

 

Altan Tan-Özgün Duruş

 

13 Eylülcüler de kim demeyin.

 

Öyle diyorsanız hiçbir şeyden haberiniz yok demektir.

 

Hiçbir şeyden ‘haberi olmayanlar’ için ben yine de biraz malumat vereyim.

 

12 Eylül 2010 tarihinde 26 maddeden oluşan kısmi anayasa değişikliği için halk oylaması yapıldı. En çekişmeli seçimleri aratmayacak şekilde  şiddetli bir referandum kampanyası yaşadık. Öyle bir referandum süreci yaşadık ki  sadece siyasi partiler değil, toplumun hemen hemen her kesimi; tarikatlar, cemaatler,sendikalar,örgütler velhasılı kelam aklınıza gelen kim varsa bu sürece katıldı.

 

Referandum laik/laikçi-Ulusalcılar tarafından da, dindar- muhafazakarlar ve liberal demokratlar tarafından da bir ölüm kalım meselesi haline getirildi.

 

Özellikle kısmi değişiklikten yana olanlar ‘Yahu ne yapıyorsunuz, bize restorasyon değil, toplu bir değişiklik lazım, hani Başbakan Erdoğan 15 Aralık 2007’de yeni anayasa değişikliği meclise gelecek ve en geç Şubat sonu Mart başı meclisten geçecek demişti, yeni anayasadan niye vaz geçtiniz,  diye soranları topa tuttu.

 

Bu soruyu soranların ne siyaset bilmediği kaldı;

 

Ne Ergenekon’un tahriklerine kapılan ve hatta onlara alet olan kişiler oldukları kaldı.

 

Aklı evvellerce aklın bini bir paraya satıldı.

 

Bu süreçte en insaflı olanlar ise ‘Yetmez, ama evet’ diyenlerdi.

 

Bu çevreler, Hükümete yapılan her türlü eleştiriyi kabul etmekle beraber ‘Ne yapalım, doğru olan yeni bir anayasa yapılmasıydı ama madem işler bu noktaya geldi; bu kısmi değişikliğin yeterli olmadığını, yetmediğini söyleyelim ama evet diyelim.Referandumun hemen ertesi günü, 13 Eylül günü de hükümetin kapısına dikilerek güçlü bir kamu oyu baskısı oluşturalım ve yeni bir anayasa isteyelim’ diyorlardı.

 

‘Evet’ ve ‘Hayırcıların’ yanında bir de ‘Boykotçular’ vardı.

 

Boykotçular, hükümetin kökten bir yeni anayasa yapmak yerine kısmi bir değişiklikle halkı oyaladığını ve pakette özellikle Kürt meselesinin çözümü ile ilgili hiçbir maddenin bulunmadığını söylüyorlardı.

 

Yine bu itirazda bulunanların önemli bir kısmı 12 Eylül’den sonra Hükümetin seçimlere kadar yeni bir adım atmayacağını, seçimlerden sonra ise Cumhurbaşkanı olmak isteyen Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar ‘tehlikeli’ konulardan uzak durmaya çalışacağını ileri sürüyorlardı.

 

Bir diğer önemli tartışma konusu da AK Parti’nin önümüzdeki seçimlerde anayasa değişikliğinin alt sınırı olan 330 milletvekilinin üzerinde bir oy alıp alamayacağıydı.

 

AKP’nin 330 milletvekilliği kazanamaması halinde iş zaten kendiliğinden çözülüyordu!

 

Başbakan ‘Ben yeni bir anayasa yapmak istiyorum, ama ne yapayım? Bana 330 milletvekilliği vermediniz, yeterli oyum yok. Verseydiniz sorun yoktu, CHP’yi ve MHP’yi ikna etmek lazım,gidin siz önce MHP’yi ve CHP’yi ikna edin, yeni bir anayasa yapalım’ derse kim ne cevap verecek ve hangi babayiğit CHP ve özellikle de MHP’yi ikna edebilecekti?

 

Boykotçular buna benzer bir yığın soru daha soruyorlardı.

 

Bir soru da ben sorayım:

 

Eğer böyle bir tehlikeli durum, yani 330 milletvekilinin altında kalma  ihtimal dahilinde ise Hükümet iktidarının ilk döneminde elinde bulunan 368(363+5), ikinci döneminde 341 milletvekiline rağmen niye gerekli değişiklikleri yapmadı?

 

Çok mantıklı ve çok, çok tutarlı, ikna edici cevaplarınızı duyar gibiyim!

 

‘Bunları bir yana bırakalım,

 

Bunlar karanlık senaryolar, üstelik niyet okumaya da gerek yok, içinizi ferah tutun, inşallah her şey yolunda gider’ diyenleriniz de olabilir.

 

Her dediğime karşı çıkan ve varlığını iktidarın varlığına armağan eden muhteremlerle tartışmaya niyetim yok.

 

Allah hepimizi ıslah etsin. Bekleyip, görelim.

 

Benim sözüm ‘Yetmez, ama evet’ diyen 13 Eylülcülere,

 

13 Eylül günü Hükümetin kapısındayız diyenlere.

 

Bu gün 26 Kasım

 

Neredesiniz?

 

Ne hükümetin kapısında, ne de meydanlarda gözükmüyorsunuz?

 

Diyarbakırlıların dediği gibi ‘ses kesen mi sesinizi kesti?’

 

Yoksa bir yerlerdesiniz de biz mi sizi görmüyoruz?

 

12 Eylül 1980 darbesini yapanlardan hesap sorulacak, Kenan Evren yargılanacaktı, ne oldu?

 

Ha! Bir de unutmadan söyleyeyim.

 

Ana dille eğitim hakkını inkâr etmek veya yasaklamak helal midir, haram mıdır? Diye sorduğum üç şeyhten  henüz bir cevap gelmedi, haberiniz olsun.

 

Bekliyorum.

a.tan@ozgundurus.com

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
1 / 12 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
13 / 18 °C