Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kan donduran ‘Dağlıca’ iddiaları
14 Kasım 2010 / 16:20
Dağlıca Karakolu'na düzenlenen PKK baskını hakkında www.terorihaneti.com adlı internet sitesinde olayın anlatılandan çok farklı olduğu, bilinmeyen yönler olduğu iddia edilerek komutanlar arasında yapılan bir konuşma kaydına yer veriliyor.

13 askerin öldüğü, 8’inin ise kaçırıldığı olayla ilgili sitede yayınlanan 'Dağlıca Gerçeği' başlığı altındaki iddialar:

 

Dağlıca baskını terör örgütünün gerçekleştirdiği karakol baskınlardan çok farklıdır.

 

Çünkü terörle mücadelenin ve bu mücadelede TSK’nın etkinliğinin kamuoyunca sorgulanmaya başlandığı, terör örgütü ile onun siyasi uzantısının somut bir şekilde iş birliği yaptığı, uzunca bir aradan sonra 10’dan fazla şehit ve yaralının verildiği ve günlerce 8 Mehmetçiğin rehin tutulduğu realitenin adıdır Dağlıca.

 

“21 Ekim 2007 günü saat 00.20 sıralarında Irak’ın kuzeyinden topraklarımıza sızan PKK terör örgütü mensupları tarafından, Hakkâri/Dağlıca’da konuşlu Piyade taburunun emniyet unsuru olan bir bölüğümüze kalabalık bir grupla üç ayrı bölgeden silahlı saldırıda bulunulmuştur.

 

Çıkan çatışmada 12 şehit, 16 yaralı verilmiştir.

 

Saldırıya anında misliyle karşılık verilmiş; silahlı helikopterler tarafından görerek, mevcut ateş destek vasıtaları ile görmeyerek ateş altına alınmıştır. Şu ana kadar 23 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Ayrıca, olay bölgesinin güneyinde teröristlerle yeniden temas sağlanmış olup, çatışmalar devam etmektedir.

 

Teröristlerin kaçış istikametleri manevra birlikleriyle takip edilmektedir. Birliklerin harekâtı ile koordineli olarak, 63 adet muhtemel hedef ağır silahlarla ateş altına alınmıştır.

 

Kamuoyu gelişmelerden ayrıca bilgilendirilecektir. Saygı ile duyurulur.’’

 

Olayın hemen sonrasında Genelkurmayın resmi açıklamaları bu yönde olmuştu. Maalesef Genelkurmay çoğu müessif olaylarda yaptığını bu olayda da yapmıştı. Milletimizin gönlünde çok özel bir yeri bulunan Genelkurmay,  gerçekleri çarpıtmış, eksik vermiş ya da kelime oyunları ile bildiklerini milletimizden saklamış, insanlarımızla adeta dalga geçmişti. 

 

Sırasıyla anlatacağız bildiklerimizi.

 

Neydi saklananlar, kritik önemi haiz Dağlıca’nın boşaltılması mı? Günler öncesinden saldırıya maruz kalacağı ikaz edilen Dağlıca’nın ikaz edilmemesi mi? Daha da önemlisi sözde vatan, millet edebiyatı yapılarak yıldız savaşları uğruna feda olan Anadolu yiğitleri mi? Baskın esnasında komutanlarına bilgi vereceğine müteahhitleri arayan komutanlar mı ya da açıklarını kapatmak için bile bile yakılan karakollar mı? Zaten aşağıda belgelerini de göreceğiniz konu o dönem Yb. Olan   Manisa İl J.K. J.Alb.Vural EROL ile K.Maraş İl J.K. J.Alb. İsmail CÖMERT arasında geçen konuşmalarda en ince detayına kadar anlatılmaktadır.

 

İşte gerçekler……

 

Yüksekova’nın güneybatısında yıllardır konuşlu Dağlıca Taburu, Irak kuzeyi ve Hakkâri arasındaki geçiş koridorlarının üzerinde stratejik öneme sahip bir birlikti. Bu birlik aynı zamanda, Yeşiltaş Bölüğü’nün varlığını devam ettirebilmesi için tek güvencesiydi. Çünkü Yeşiltaş Bölüğü, konumu itibarıyla kuzey ve güneyi yüksek dağlarla çevrili, dere yatağı içerisinde mahkûm bir arazide konuşluydu. Mevcut yapısıyla terör örgütünün baskınları için kolay bir hedefti.

 

Uzun yıllar Dağlıca’da görev yapan tabur, dönemin Asayiş Kolordusu Komutanı Korg. Selahattin UĞURLU emriyle anlaşılmadık bir şekilde alt kademeden ve birlik komutanlarından herhangi bir talep gelmemesine rağmen kapatılmıştı.  Dağlıca Taburunun kapatılmasının tarihi bir hata olacağı toplantılarda defalarca kendisine bildirilmişti. Bütün bunlara rağmen Selahattin Uğurlu Paşa, o kadar zor şartlar altında görev yapan ve Dağlıca Taburundaki rütbelilerin dahi kapatılmasını istemediği taburu o dönemde kapatmıştı.

 

Bunun sonucunda zaten kontrolü zor olan bölgede PKK, Dağlıca Köyü korucularını Dağlıca Taburu rütbeli gazinosunda toplayarak, “Artık T.C. ordusu bizden korkuyor, gördüğünüz gibi birliklerini geri çekmek zorunda kaldılar, bundan sonra Yeşiltaş’ı boşalttıracağız, gün gelecek bunları Yüksekova’nın içine hapsedeceğiz” diye propagandasını yapmıştı.

 

Dağlıca gibi önceden tutulan ve tutulması hala ihtiyaç olan bu çok kritik yer boş bırakılmış ve yakınında bulunan Yeşiltaş Bölüğü PKK’ya sunulma pahasına ortada bırakılmıştı.  Böylesine önemli stratejik bir konunun hesap edilememesi sadece tuhaf kalmamış ve personelin kafasında soru işaretleri de oluşmuştu.

 

Dağlıca Taburunun kaldırılmadan önce tutmuş olduğu yere bir bölük seviyesinde yeniden üs bölgesi açılmış ve 2007 bahar ayında faaliyete geçirilmişti. Bu seferde bir taburun tutmakta zorlandığı yer, Dağlıca Taburunun bir bölüğüne zimmetlenmişti.

 

Dağlıca Taburu’nun kapatılıp açılmasında bir tutarlılık ve sistem takip edilmediği gibi, bu olay kolordu ve ordu komutanı seviyesinde yapılmıştı. Silahlı Kuvvetlerde korgeneral ve orgeneral rütbesine gelmiş son derece önemli ve hassas görevler üstlenmiş iki komutan Korgeneral Selahattin Uğurlu ve Orgeneral Hasan Iğsız’ın sahip olduğu deneyim, bu tür acemice hatalara izin vermeyeceğine göre bunun başka bir amacı vardı. O da: Dağlıca gibi bir felakete zemin hazırlamaktı.

 

Diğer saklanan gerçek…

 

Saldırıdan bir hafta önce yani 14 Ekim 2007 tarihinde Genelkurmay İstihbarat başkanlığınca yayımlanan günlük istihbarat raporunda Dağlıca’da güvenlik kuvvetlerine eylem yapılacağı bildirilmesine rağmen gerekli tedbirler alınmamıştı.

 

Böylesi kritik bir bölgede önceden ikaz edilmesine rağmen hiçbir şey yapılmaması hainlerin nerelere sızdığını gözler önüne çıkarmaktaydı. Eylem sonrasında ise komutanların neden istihbaratçılar hakkında işlem yapamadıklarını da açıklamaktaydı. Bu rapor Dağlıca Taburu dahil başta Ordu ve Kolordu Komutanı olmak üzere Tugay Komutanı Tuğgeneral Süleyman YÜKSEL, Hakkari İl Jandarma Komutanı Albay Zuhuri Atila Ataalp ve Tabur Komutanı Yarbay Onur DİRİK’e 12 gün önce en ince detaylarına kadar anlatılmıştı. Maalesef sorumlu komutanlar tedbir almak şöyle dursun kimse kılını bile kımıldatmadı.

 

İşte böyle, bu hainler ikaz edilmelerine rağmen tedbir almazlar, foyaları meydana çıktığında Han Tepede yaptıkları gibi görürler ama çoban zannederler veya 96 tane atarlar vuramazlar. Suçlarını da erlerine atarak kapatmaya çalışırlar. PKK tarafından kaçırılan erlerin açıklarını aramak için harcadıkları enerjiyi olayın gerçeklerini açıklamada kullansalardı Dağlıca olayından sonra başka Dağlıcalar, Han Tepeler yaşanmayacaktı.

 

Aslında bir gün önce örgüt Dağlıca’ya gelen köprüleri havaya uçurarak baskın emarelerini vermişti. Ancak geldiğinden beri korucuları aşağılayan hatta nizamiyeden içeri sokmayan, bölge halkını koyun zanneden Tabur Komutanı Yarbay Onur DİRİK, birliğindeki askerlerinin sonunu hazırlamıştı. Gerçekte örgütün niyeti sadece karakolu basmak değildi, köy minibüsleri ile birlikte terhise gidecek askerleri kaçırmaktı. Nitekim o sabah yol kesilmişti ama minibüste askerler yerine köylüler vardı. Ama Tabur Komutanı Yb. Onur DİRİK bu emareleri anlamayacak kadar sarhoştu.

 

Çatışma gece saat 00.15’te başlamıştı ama üst birlikler neyin ne olduğunu ancak saat 04.00 sıralarında anlayabilmişti. Çünkü ne o birliğimize yardıma gidebilecek korkusuz bir komutan vardı ne de daha üst birlikleri olaydan haberdar edebilecek biri. Neden olsun ki olay sonrasında bunca onursuz hareketine rağmen Tugay Komutanı Tabur Komutanı Yarbay Onur DİRİK’e hitaben  "bir insan ancak bu kadar bahtsız olabilir, bunlar senin şevkini kırmasın.." demiş ve torpilli paşa torunumuza sahip çıkmıştı. Çünkü şehit olan veya kaçırılan Mehmetçikler arasında kendi öz evladı yoktu.

 

Dağlıca’nın meşhur komutanı Yarbay Onur DİRİK’in aslında başka kabahatleri de vardı. Dağlıca taburunun komutan yardımcısı P.Bnb. Murat Özyalçın 13 Haziran 2007 günü ve emrindeki Yeşiltaş Bölük Komutanı  J.Ütğm Çağlar Canbaz, 07 Ağustos 2007 günü şehit olmasına rağmen Yarbay Onur DİRİK görevinde kalmıştı. Bu konuyu başka bir zamana bırakalım ve konumuza kaldığımız yerden devam edelim.

 

Yarbay Onur korkmuştu; tamam da ya çatışma esnasında Mehmetçiklerini kurtaracağına Karadenizli müteahhit arkadaşını arayarak “gitti benim Alay Komutanlığı” diyen Albay Metin YERLİKAYA’nın durumu. Ne kötü ki, böyle insanlara yüzlerce Mehmetçiğin canı emanet ediliyor.

 

Olay sonrasında Genelkurmay, bunların hesabını soracağına ne yaptı. Ne Onur Yarbay’a hesap sordu, ne Atila Albaya, ne Metin Albaya, ne Süleyman Yüksel Paşaya, Selahattin Uğurlu Paşaya, ne de Hasan Iğsız Paşaya hesap sordu. Avukatların silahların incelenmesini istediği sıralarda, çünkü askerlerin silahlarının çalışmadığı iddiaları vardı, Dağlıca karakolunun deposu yakıldı.

 

Aslında biz yakma sebebini de iyi biliyoruz. Olay hiç de Genelkurmayın açıkladığı gibi değildi, sıcak takip de yoktu. Olaydan ancak 5-6 saat sonra ancak bir özel harekât timi atılabilmiş, şehitlerimiz zorlukla alınabilmişti. Tabur Komutanı Yarbay Onur’un ne yaptığını ise bilen yok. Hatta teröristler o kadar rahattı ki ele geçirdikleri tepedeki askerlerimizden gitmek istememekte direnenleri kafalarının arkasından bir el ateş etmek suretiyle şehit etmişlerdi. Üs bölgesindeki malzemelerin tamamını rahatlıkla beraberlerinde götürmüşlerdi. Olay sonrasında, Genelkurmay olayda ne kadar malzemeye ne olduğunu teker teker çıkarmıştı. İnsan şaşırmadan edemiyor bu kadar silaha, malzemeye ne olduğunu… Ama depoyu yakarsan ne araştırabilen meraklılar kalırdı ne de sıkıntılı malzemeler kalırdı.

 

Zaten Aktütünler, Dağlıcalar yeterince incelenmeyip sorumlulardan hesap sorulamadığı için Gediktepe, Hantepe olayları meydan geldi.

 

Bütün bunlar ihmal mi, ihanet mi? Takdir milletimizindir….

Bu yazıya toplam (1) yorum eklenmiştir.
ASÖZ
14 Kasım 2010 Pazar 18:17
...
Vatan için askerlik yapan kardeşlerim.bilinki kimin için ve niye savaşarak askerlik yaptığınızı düşünün komutanların umrunda değil 3-5 ve 10 askerin ölmesi! sehit demiyorum zaten şehitlik öyle bir savaşta öüp gidene denmiyor zaten,Allah yolunda ve Allah'ı razı etmek için canından vaz geçen ve bundada bilinçli olandır şehit,islam için savaşan Allah'ın hükümlerini hayata hakim kılmak için savaşırken,müslümanlara zulmedenlere haddini bildirirken ölenlere ancak şehidtir.yoksa bu sisteme hizmet ederek ,bu sistemin devamı için bu yolda ölenler şehit olamazlar tabi en doğrusunu Allah bilir.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
9 / 17 °C