Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başörtüsü hakkına karşılık isteyen istediği gibi giyinebilir mi?
13 Kasım 2010 / 19:30
Ali Bulaç Başörtüsüne uygulanan yasağın ilkokulda sürmesi gerektiğini öne sürenleri eleştirdiği yazısının girişinde önce 'özgürlük’e kapı açarak yapıyor bunu.

Herkes inancının gereğine göre ‘özgürce’ giyinsin, diyor Bulaç. Tabi bu noktada ‘benim inancım çıplaklığa izin veriyor’ diyen birisinin ‘özgürce’ giyimine hangi çerçevede yanıt verilebileceği ise Bulaç tarafından belirtilmiyor.

 

İslami gerekler Liberal çerçevede çözümlenmeye çalışıldığında bu tip açmazların ortaya çıkması doğal görünüyor. ‘Dini bir gereklilik’ anlayışı da Batılı felsefenin izin verdiği sınırları belirttiğinden, başörtüsünün sadece İslami bir gereklilik olarak anlatılması ve savunulması tek çıkar yol olduğu anlaşılıyor.

 

Ali Bulaç, ilkokul öğrencilerinin başlarını örtmesi konusunda yerinde değerlendirmeler yaparken kısaca değindiği ‘Zafer Üskül doktrini’ önemli bir gerçeğe işaret ediyor: Müslümanlara uygulanan ‘Sopa’ yöntemi sadece vesayetçilerin değil, müslümanların kendilerini yakın(!) hissettikleri Liberaller tarafından da bir yöntem olarak görülüyor.

 

 

Başörtüsünde çerçeve

 

Ali Bulaç-Zaman

 

Türkiye'de kadınların yüzde 75'i başını örter. Kimi dinî bir vecibe diye, kimi geleneksel olarak. Prensip olarak devletin, yasama meclislerinin, mahkemelerin, uluslararası kuruluşların insanların tercihlerine karışmaması gerekir. Ancak maalesef hem kamu otoriteleri hem AİHM gibi kuruluşlar bu işe karışmaktadır.

Doğru olanı şu olmalı: Kim hangi dine ve inanca mensupsa, inancı ve dini ondan nasıl giyinmesini ve yaşamasını istiyorsa, -başkalarının inancına ve yaşama biçimine müdahale etmemesi kaydıyla- inancının ve dininin gereklerini yerine getirsin; hizmet alan-veren ayrımı olmaksızın özgürce yaşasın.

Bir rahibeyi geleneksel dinî kıyafetinden veya inanmış bir kadını başörtüsünden mahrum bıraktığınızda ona en büyük zulmü etmiş olursunuz. Müslüman kadınlar için başörtüsü kesin, amir dinî bir vecibedir. Defalarca yazıldı çizildi, Kur'an-ı Kerim (24/Nur, 31; 33/Ahzab, 59) hanımların başlarını örtmeyi emreder. Kur'an'ın hükümlerini anlamaya çalışırken Hz. Peygamber'in tatbikatına, sünnetine bakılır: Ebu Davud'un yer verdiği bir hadise göre, Nur, 31. ayetinde açıkta kalabileceği belirtilenler, yani "kendiliğinden görünenler" yüz ve ellerdir.

Söz konusu yükümlülük ergenlik yaşıyla başlar. Bir gün Esma, üzerinde ince -muhtemelen içini gösteren şeffaf- bir elbise ile çıkagelir. Hz. Peygamber (sas), baldızını bu vaziyette görünce yüzünü çevirir ve "Esma, kadın erginlik çağına erişip ay hali olmaya başladı mı, onun şu kısmı hariç görülmesi uygun olmaz." buyurur ve "yüz ve elleri"ni işaret eder. (Ebu Davud, Libas, 31.) Bir başka rivayette Hz. Aişe şöyle der: "Allah'ın Elçisi (sas), bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek 'Allah'a ve ahiret gününe inanan bir kadına ergenlik çağına girince, yüzü ve şuraya kadar elleri dışında herhangi bir yerini açması helal değildir' buyurur." (Buhari, Kader, 8; Müslim, Kader, 5; Ebu Davud, Nikah, 4.) Yine Hz. Aişe, Ensar kadınlarının erdemlerini anlatırken bu hükmü açıklar: "Nur Suresi'ndeki 'kadınlar başlarını örtsünler' ayeti inince erkekler bu ayeti eşlerine, kız çocuklarına ve yakınlarına okudular. Ensar kadınları Allah'ın Kitabı'nı doğrulamak ve ona iman etmek üzere her biri geniş eteklerinden kumaşlar (kesip) başörtüsü hazırladılar. Ertesi sabah Hz. Peygamber (sas)'in arkasında başörtüleriyle namaza durdular." (Buhari, Nur Suresi Tefsiri, 12.)

İlköğretim çağındaki çocuklara gelince: Türkiye'de kızlar 13-14 yaşlarında ergenlik çağına girer. Ergenliğe kadar başın açık olmasında sakınca yoktur. Ama aile (anne-baba) çocuğunu küçük yaştan namaza, örtüye, ibadetlere, dinî hayata alıştırma, teşvik etme hak ve yetkisine sahiptir. Aileler, istiyorlarsa çocuklarının başlarını örterek ilköğretime de gönderebilmeliler. Bu temel bir haktır.

1) Siz çocuğu ilköğretim ve lise hayatı boyunca dinî bilgi ve pratiklerden yoksun bırakın, üniversitede başını istersen kapat deyin, mezuniyetten sonra bir işe girecekse yine başını açtırın. Böyle şey olmaz.

2) Çocuğun velayeti ebeveynine aittir. 18 yaşına kadar çocuk hakkında ailesi karar verir, devlet karışamaz. 18'inden sonra başını açarsa, açsın, buna da aile karışmasın. Devlet, anne-baba çocuğu istismar ederse, ona zalimane davranırsa, gayri meşru işlerde çalıştırırsa devlet müdahale eder. Ama başını örtüp okula göndereceğim diye talepte bulunan bir anne-babayı "Ya kızının başını aç ya da devlet elinden alır (Zafer Üskül doktrini)" diye tehdit etmek ne hukuka, ne insafa sığar. Kim kimin çocuğuna ve ne adına el koyuyor? Komünist Rusya'da böyle tatbikat görülmedi.

3) İnsanları rahat bırakın. Toplumu cahiller sürüsü yerine koyup "eğitmeye" kalkışmayın.

4) Artık devlet sopasıyla insanları modernleştirme alışkanlığını bir kenara bırakın.

5) Kimseye ne din, ne mezhep, ne ideoloji telkin etmeyin. Herkes inancını özgürce yaşasın, birbirinin hak ve hukukuna riayet etsin.

Yeni bir anayasa yapmaya giderken herkes başkasının hassasiyetlerini göz önüne alsın, hep beraber, müzakereye dayalı, katılımcı ve herkesi tatmin edecek bir metin çıksın.

Bu yazıya toplam (2) yorum eklenmiştir.
rıdvan dinçer
14 Kasım 2010 Pazar 14:21
hak olanı ilan.
hakımızı hak olan Allah c.c. dan başkasının tayine hakkı yoktur. içinde bulunduğumuz toplum göz önüne alınarak yapılan hakkı ilan için Ali beye teşekkür ediyorum.hiç bir kınayıcının kınamasından korkmayan fikir ve davranış(salih amel )larda hakkı söyleyecek insanların, kananat önderlerinin artmasını rabbimden niyaz ediyorum
Abdulkadir Coşkun
13 Kasım 2010 Cumartesi 19:35
Ali Hocam Ağzına Sağlık
Hocam yüreğine sağlık ALLAH cc. İlmini onun istediği şekilde kabire kadar yaşayanlardan eylesin sizi sağolun var olun...
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
2 / 13 °C
Hakkari
-6 / 9 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
7 / 18 °C