Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
"Diyanet mü'minlerin değil devletin din işleriyle ilgilenir"
13 Kasım 2010 / 16:11
Marmara Üniversitesi'nden Prof. Dr. İsmail Kara: “Diyanet her zaman devlet kurumuydu. Müminlerin değil devletin din işlerine bakar.”

Türkiye’de Diyanet İşleri kurumuyla ilgili en yetkin bilgiye sahip akademisyenlerden Marmara İlahiyat Fakültesi’nden Prof. İsmail Kara, Radikal gazetesinden Ezgi Başaran’ın sorularını yanıtladı. Türkiye’de Diyanet’in gördüğü işlevi anlatan Kara, Ankara’nın da bu işlevden memnun olduğunu söylüyor. İsmail Kara’nın önemli tesbitleri şöyleydi:

Temelden başlayalım… Laik sistemde niye Diyanet teşkilatı var?

Hangi laik sistem? Din-devlet ilişkileri açısından dünyada bir tane laik sistem yok ki. Türk laiklik tecrübesinden bahsedeceksek o zaman aykırılık yok diyebiliriz. Cumhuriyeti kuran dar kadro dini alanı daraltarak baskı ve kontrol altına almayı hedeflemiş gözükmekle beraber din-devlet ayrılığını hiçbir zaman öngörmemiş, düşünmemiştir.

Niçin acaba?

Her şey siyaset ve hukuktan ibaret değil çünkü. Bizim kültürümüzde din ile devlet birbirinin, eski tabirle mütemmim cüzüdür, yani biri diğerini tamamlar. Türk insanının kafasında dinden ayrı bir devlet veya devletten ayrı bir din fikri yoktur. Bu ancak modern eğitim süreçlerinden geçmiş olanların parçalanmış kafasında nispeten yer bulabilir. Ankara bunu bildiği için en katı laiklik uygulamaları devirlerinde bile “Türk devletinin dini yoktur” cümlesini telaffuz etmemiştir. Ettiği anda kendisini açıklayamaz ve meşru kılamaz.

Türk modernleşmesinde bir kurum olarak Diyanet İşleri’nin anlamı nedir?

Diyanet’in çoğunlukla birbirini kesen iki-üç tane mühim vazifesi var: Biri dini bilgiyi ve din anlayışını dönüştürecek, modernleştirecek, bu çerçevede halk dindarlığı ile mücadele edecek. Bu arada halk dindarlığıyla sıkı münasebeti olan cemaat ve tarikatlara karşı da tavır alacak. İkincisi ‘bir tür’ dindarlığı ve Müslümanlığı bir şekilde ayakta tutacak, ‘bir tür’ dindarlaşmayı sağlayacak. Üçüncüsü kritik dönemeçlerde tercihler söz konusu olduğunda kurumun yüzü Müslümanlara değil devlete dönük olacak. Onun için ben diyorum ki Diyanet esas itibariyle müminlerin değil devletin din işlerine bakar. Bunu yumuşatabilirim: Devletin istediği kadar ve istediği şekilde müminlerin din işleriyle ilgilenir.

Peki Diyanet bu görevlerin hakkını verebildi mi sizce?

Nereden baktığınıza bağlı. Ankara’nın Diyanet’ten memnun olduğu bence açık. Kocatepe Camii ile Anıtkabir’i yan yana getirdi, daha ne yapsın!

…………

 

Cemaatlerle Diyanet arasındaki ilişkilere ne diyorsunuz?

Cemaat ve tarikatlarla Diyanet ve devlet arasındaki son büyük düzenleme 12 Eylül sonrasında yapıldı, Diyanet’in tarikatları yarı-resmi olarak tanıması 90’lı yıllarda oldu. Yakın zamanlara kadar Diyanet’le cemaat ve tarikatların din anlayışları arasındaki mesafe daha fazlaydı. Alevilik meselesinin ortaya çıkışı devletin ve Diyanet’in Sünni cemaatlere bakışını, yaklaşımını değiştirmiştir.

Cemaatler nasıl tepki verdi peki?

Bir taraftan Diyanet içinde yer almak ve onun şemsiyesi altında faaliyetlerini sürdürmek isterler, diğer taraftan Diyanet’in empoze ettiği din ve dindarlık anlayışından kendilerini korumayı önemserler.

Türkiye’deki İslam âlimlerinin ‘altyapı bakımından yetersiz’ bulduğu başkanlar oldu mu?

Elbette olmuştur. Meselâ Mehmet Nuri Yılmaz. Eğitimi yeterli değildi.

Görevi bırakan Ali Bardakoğlu’na not vermenizi istesem?

Diyanet’i basına güzel takdim etti. Bunun dışında bir başarısını görmedim. Benim notum biraz kıttır.

 

Bu yazıya toplam (3) yorum eklenmiştir.
ademoğlu
14 Kasım 2010 Pazar 16:50
gel
imran bunun aksini ispat edeçek gerçek olmadığını kanıtlayaç hiç kimse yok varsabuyrun yanlız Allahın kitabı olan kuranı deli alalım ve resulünüde sarf edilen sözler bazılarını karalamak için asla değil gerçeklerdir.biz kimseyi tekfir etme karalama olarak alğılayanlar kuranı anlama ve yaşamadan uzak olsalar gerek.
İmran Ali
14 Kasım 2010 Pazar 13:23
Ademoğlu!
Sözlerin çok iddiali olmuş... İftira atmanın hükmüne, kul hakkını ihlal etmenin hükmüne de değinsek yerinde olur...
ADEMOĞLU
13 Kasım 2010 Cumartesi 18:56
ASLA
Laik kemalist düzenin resmi kurumu olan ve bu mevcut düzenin koruyucusu olan kurum tabiiki müslümanların kurumu değil zaten bu kurumu islam olarak görmek şirktir.
mevcut tarikatlarla ilişkisine bakarsak onlarda onların düzenini okşadığı ve ayakta kalması için mürütler yetiştiren ayrı bir kurumlar veya yardımcılardır. Onlara muberek olsun islamın öz degerlerine sabip çıkmasınlar yeter zaten sahiplendikleri şeylerde asla kurani değerler değil.
orada yetiştirilen lerde zaten meydanda inanın baralı imamlar daha LEİLEHEİLLALLAH ın manasını dahi bilmiyorlar zaten bilselerde onlar için tehlikeli olur yaşamaya kalkarlar o zamanda işlerinden olurlar.
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 12 °C
Hakkari
-8 / 6 °C
İstanbul
11 / 15 °C
İzmir
10 / 17 °C