Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İktibas'ta bu ay neler var?
12 Kasım 2010 / 09:00
İktibas Dergisi Kasım sayısında da yine dopdolu. İslam’ı ve müslümanları ilgilendiren konuları gündemine alan dergideki yazılardan birer bölümü dikkatlerinize sunuyoruz:

Sistem-içi güç mücadelesi bağlamında bedelli askerlik

 

YORUM

 

Cumhuriyetin kurucu kadroları için ordu ile "millet" arasındaki tabii bağ her türlü bağlantıdan daha güçlüdür. Bu zihniyete göre, vatan ve "millet" bilincine sahip olan ordu, eğitimsiz milletin fikir ve duygularının gelişmesini sağlayacaktır...

Ordu eksenli militarist Cumhuriyet'in kendi insanına bakışını ifade eden yukarıdaki satırlardan bugün Türkiye'nin geldiği çizginin farklı olduğu çok açık. Ancak
yanlış anlaşılmasın, bu farklılık ne kuruluş felsefesinde, ne de temel ilkeleri ve değerlerindedir.

……………

 

Vesîle

 

KAVRAM

 

Vesîle, sözcük olarak “bir şeye arzu ile ulaşmaya çalışmak” anlamına gelmektedir.  Vâsil ise “Allah’a rağbet eden, O’nu arzu eden ” demektir.

Kavram olarak vesile, “iman ve salih amel”i aracı yaparak Allah’a kul olmayı gerçekleştirmeye çalışmak, yani kulluğu Allah’a has kılacak şeyleri yapmak anlamına gelmektedir. Diğer bir deyimle “kendisi ile maksada ulaşılan şeydir.” Vesîle sözcüğü Kur’an’da iki ayette yer almaktadır.

……………

 

Manevi Diktatörlükler

 

Atasoy Müftüoğlu

 

Sömürgeci müdahaleler, etkiler, yaklaşımlar ve modeller sebebiyle Müslüman zihinler, kimlikler, kültürler ve kişilikler çok ağır hasar gördü, çok ağır yaralar aldı. Bu et­kiler bugün de Müslüman zihinler üzerinde tahribatını sürdürü­yor. Oryantalist yaklaşımlar İslamî kavram ve kurumları değersizleştiriyor. Temel İslamî kavram ve kurumlardan, temel İslamî anlam ve amaçlardan bağımsız, neoliberal dünya görüşü ve hayat tarzıyla uzlaşan yeni bir İslam anlayışı oluşturuluyor. Neoli­beral dünya görüşüyle uzlaşmanın, seküler ve materyalist bir dünya görüşüyle uzlaşmak anlamına geldiği unutuluyor.

……………

 

Batı dışı modernleşmek mümkün müdür?

 

Bünyamin Zeran

 

Bir önünde sıfır olmak ya da sıfırın önünde bir olmak, hangisi daha değerli dersiniz? Matematikle arası iyi olanlar birin önünde sıfır olmayı tercih edeceklerdir. Batı medeniyetine tabi olmak sıfırın önünde bir olmak iken, İslam’a teslim olmak birin önünde sıfır olmaktır. Yani birey kendini yaratıcının tekliği karşısında kendi benliğinden vazgeçtiği oranda değer kazanıp artılara geçerken, batı medeniyetine kendini teslim eden de, bir sıfırın karşısında kendi benlik egosunu yücelterek hiçlik girdabında değer kaybedecektir.

……………

 

Eski muhalifler statükonun yeni muhafızları

 

Erdal Bayraktar

 

1923`te kurulan Cumhuriyet, İslam Medeniyetine aidiyet duyan Osmanlı imparatorluğu bakiyesi üzerine kuruldu. Bu vakıayı görmezden gelerek akıl almaz bir redd-i mirasla kendine Batı Medeniyet havzasını  örnek aldı. Yeni rejim laik, seküler değerler öncülüğünde Ulus-Devlet olarak kurulduğunda kendine gayr-i Müslimleri, Kürtleri, Solcuları, Müslümanları / İslamcıları  muhalif olarak kabul etti. Bu siyasal duruş bu toplumun sosyal, kültürel, siyasal sorunlarının temellerini oluşturmaktadır. Bu tecrübe Müslüman kavimler ve Ümmet için büyük bir kırılmadır.

……………

 

Ve insan ne oluyor diye bağırdığında…

 

Hikmet Ertürk

 

1 YER, o [son] müthiş sarsıntı ile sarsıldığında,

2 ve yeryüzü ağırlıklarını attı[ğında],

3 ve insan: “Ona ne oluyor?” diye bağırdı[ğında],

4 o Gün yer, bütün haberlerini ortaya dökecek, 5 Rabbinin vahyettiği şekilde.

6 O Gün bütün insanlar, [geçmiş] fiillerini görmek üzere biri öbüründen ayrılmış olarak ortaya çıkacaklar.

7 Ve kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onu(n karşılığını) görecek,

8 kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu(n karşılığını) görecektir. (Zilzal Suresi)

Surede, hiç de hafife alınmayacak dehşetli bir günün haberi verilmekte. Üstelik henüz bu dünyadayız ve bu sonla yüz yüze gelmekten kurtulabiliriz.

……………

 

İbrahimi eylem kurban ve biz

 

Hüseyin Aykan

 

Bu yazımızda İbrahimi eylemin bir değerlendirmesini yapmak istiyoruz. Gelenek ile vahiy arasındaki Kurban gerçeğini algılama farkı çok büyüktür. Bu yüzden ilahi vahyin özgünlüğünde anlaşılmayan kurban gerçekliğinin, salt gelenekçi bir bakış açısıyla anlaşılmasının mümkün olmadağı gerçeğini öncelikle ve özellikle vurgulamak istiyoruz.

……………

 

Faizin görünmeyen yönü

 

Cüneyt Taşoğlu

 

“Ey Şuayb senin namazın mı sana, babalarımızın taptığı şeylerden yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu akıllı bir adamdın.” der ayet. (Hud, 87)

Demek ki Şuayb (as)ın dedikleri bu kavme sert ve yeni bir söylem gibi geliyor ki, Şuayb (as)a, “yumuşak huyluydun” deme gereksinimi duysunlar. İslam’ın varlığını ve nihai hedefini iyi kavrarsak bu ayetin ne demek istediğini hatta hayatın nasıl düzene sokulacağını kestirmek kolay olur kanımca.

……………

 

Müslümanın Güvencesi Gerçekten Laiklik mi...

 

Mukaddes Özkan

 

Anayasal laiklik ilkesinin “dinsizlik” anlamı­na gelmediğini belirten Başbakan, “laiklik, inan­cından ötürü başını örten için bir güvencedir” dedi.

Başbakan’ın bu sözleri medyada yankılanıp duruyor bugünlerde. Tam da burada sormak ge­rekmiyor mu, müslümanın Allah rızası uğruna verdiği çabanın, Allah tarafından kabul görme­yecek bir güvenceye teslim edilmesinin anlamı­nı? Müslüman hanımların inançları gereği baş­larını örtmeleri siyasilerin pazarlıklarına konu olamayacak kadar yüce bir amacın gereği olmalı değil mi!..

……………

Tesettür

 

Mustafa Bozacıoğlu

 

Yöresel umdeler taşısa da tesettür, sınırlarından zorunluluğuna Rabbimizce yazılmış bir vecibedir. Şekli, biçimi, rengi esneklik taşıyabilir. Özelde ‘başörtüsüne’ indirgenmiş olan tesettür algısı günümüz modern zaman ve algılar çerçevesinde iki taraflı ve hayli sûistimal edilmektedir.

Genel olarak erkeklerin de muaf kılınmadıkları bu olgu kılık kıyafetten sosyal ilişkiler/hayat tarzı bütününe, sesin-gözlerin edinimleri ile davranış biçimine de şamil bir durumdur. Bir adım daha ileri giderek ‘dostlarla beraber veya ayrı yeme içmeye’, ‘evlere girerken izin istemeye ve selam vermeye’, ‘tecessüs’, ‘alay etme’, ‘lakap takma’ gibi yanlışlardan uzak durmayı da içermektedir

……………

 

Başörtüsünden önce…

 

Abdi Keçeli

 

Tilki’ye: “-seni tavukların başına bekçi koyacağız” dediklerin de tilki: “güldürmeyin beni” demiş.

Gelmiş geçmiş bütün TC. Hükümetleri, İslam’ın ya kendisiyle ya da bir takım kurallarıyla/emirleriyle mücadele etmişler ve her bir hükümet laik ve demokrat sistemi İslam’a rağmen daha çok koruma, kollama, aksayan yönlerini inşa etme, sevme ve sevdirme politikalarını, daima birinci ve asli görevleri olarak görev bilmişlerdir.

……………

 

‘Türban sorunu’ ya da ‘siyasetsiz İslam’ fitnesi

 

Mehmed Durmuş

 

‘Türban’ tartışmaları bağlamında yaşananlara, İslam'ı ehlileştirme anlamında yeni bir oyun demeyeceğim; süregelen şeytani desisenin yeni bir perdesi diyeceğim. Dünyaya sözünü geçiren büyük şeytan (dünya sistem) Türkiye şahsında İslam'ı ehlîleştirme hedefini ‘türban sorunu’ üzerinden yürütüyor. ‘Türban’ lafıyla meseleye işaret ettikten sonra biz buna tesettür meselesi diyeceğiz.

……………

 

Mektuplara cevaplar

 

Tevhidi çerçevede şu durumda (yaşadığımız ülke ve dünya koşullarında) topluma karşı bir Müslüman’ın üzerine düşen sorumluluk nedir? Ayrıca tevhidi çerçevede hareket metodu nasıl olacak? Düzen içerisinde düzenin belli kademelerinde güç sahibi olup bir şey yapmak yöntemi tevhidi metot değil ise. İzlenecek metot ve yol haritası nasıl olmalı? Adım adım basamaklar ne olmalı, hangi aşamalardan geçmeliyiz? Biz ölünce bizden sonrakiler kalınan yerden devam etmesi için onların izlemesi gereken yol ne olmalı?

……………

 

İktibas Dergisi’ne abone olmak için -0312.435 37 60- nolu telefondan lütfen bilgi alınız.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
1 / 12 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
13 / 18 °C