Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başörtüsü İslam’ın emri mi, özgürlük konusu mu?
29 Ekim 2010 / 15:42
Başörtüsünün özgürlük kapsamında mı ele alınması yoksa dini bir gereklilik olarak mı incelenmesi gerektiği önemli bir ayrışma konusu. Bugün Türkiye’de ısrarla özgürlük kapsamına sokulmaya uğraşılan başörtüsü Allah’ın bir emri olarak dini bir gerekliliktir

Dini bir gereklilik olarak ele alındığı takdirde din ve vicdan özgürlüğü kapsamına giremeyeceğini bugünkü yazısında Milliyet yazarlarından Rıza Türmen de onaylıyor. Türmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını yorumladığı yazsında “Dinsel saikle yapılan her davranış din ve vicdan özgürlüğüne girmez ve Sözleşme tarafından korunmaz” olduğunu söylüyor. Buna açıklama olarak “Dinsel saikle yapılan her davranış inanç özgürlüğüne girerse, dinsel kurallar hukuk kurallarının önüne geçer” savunmasını getiriyor.

 

İslam kendi bütünlüğü içerisinde dini bir gereklilik olarak Müslümanlara bu şartı getirirken, demokrasi kültürü ise bunu kendi içerisinde ancak folklorik bir öğe olarak görmekte ve ancak diğerlerine tanınan özgürlük kadar bir çerçeve çizmekte. İslam’ın geniş ölçülerine izin vermeyerek, sınırları kendisi belirlemek istiyor. Bunun için de kendince gerekçeler üretmeye çalışıyor. Örneğin Türmen’in yazısında belirttiği gibi AİHM başörtüsünün kadın erkek eşitliği ile bağdaşmadığını söylüyor.

 

Açıklamalar, müslümanların kendi örtülerine ancak kendi inançları doğrultusunda sahip çıkmaları gerektiğini gösteriyor. Aksi halde bu ve bunun gibi konularda belirleyici olma yetkisi başkalarının ellerine bırakılmış oluyor.

 

Türmen türban diye tanımladığı başörtüsüne uygulanan yasağı savunmasına karşın söyledikleri ‘temel’ itiraz noktasındaki farklılıkları göstermesi açısından önemli görünüyor.

 

Dinsel simgeler ve AİHM

 

Rıza TÜRMEN-MİLLİYET

 

Son günlerdeki türban tartışması bu konudaki AİHM kararlarını gündeme getirdi.    

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin 9. maddesi iki türlü özgürlükten söz eder. Birincisi, içe dönük inanma ya da inanmama özgürlüğü. Bireyin iç dünyasına ilişkin bu özgürlüğe devlet karışamaz.

 

İkincisi, inancın dışa vurulması özgürlüğü. Bu özgürlük kamu düzeni, ahlak ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi nedenlerle sınırlanabilir. Ancak bu sınırlamaların yasal dayanağının bulunması ve demokratik bir topluma uygun olması gerekir.

 

9. maddede yazılı olmayan, içtihatla oluşan bir sınırlama daha var. Dinsel saikle yapılan her davranış din ve vicdan özgürlüğüne girmez ve Sözleşme tarafından korunmaz. Bunun nedeni açık. Dinsel saikle yapılan her davranış inanç özgürlüğüne girerse, dinsel kurallar hukuk kurallarının önüne geçer. Herkes kendi hukukunu uygulamaya baslar. Hukuk devleti ortadan kalkar.

 

AİHM, İstanbul Üniversitesi’nin Anayasa Mahkemesi kararına dayanarak aldığı, türban yasağına ilişkin (gerçekte yasak, hangi dinden olursa olsun, tüm dinsel simgeleri kapsıyor), Leyla Şahin davasını da bu çerçevede inceledi. AİHM açısından sorun kılık kıyafet özgürlüğü değil. Dinsel simgelerin yükseköğrenim kurumlarında gösterilmesi sorunu.

 

Türbanın güçlü bir dinsel simge olduğunu AİHM daha önce Dahlab/İsviçre (2001) kararında belirtmişti. Ayni kararda AİHM, türbanın kadın erkek eşitliği ile bağdaşmadığını söyledi. Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, Karaduman/Türkiye (1993) kararında, türbanın başı açık öğrenciler üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti. Dolayısıyla, AİHM Leyla Şahin (2005) davasını incelemeye başladığında bu konuda yerleşmiş bir içtihat vardı.  Bundan sonra da AİHM aynı yönde başka kararlar verdi. Örneğin, Lautsi/İtalya(2009) kararında aynı ilkelerden hareketle, sınıflarda duvara haç asılmasının din ve vicdan özgürlüğünü ve eğitim hakkını ihlal ettiği sonucuna vardı.

 

Leyla Şahin kararında AiHM, önce yasağın yasal bir dayanağı olup olmadığına baktı. “Yasaya uygunluk” kavramını biçimsel değil, geniş yorumladı. Bu kavramın sadece yasama organınca kabul edilen yasaları değil, aynı zamanda, bağımsız kuruluşların yayınladıkları genelgeleri de kapsadığını, yasanın ne olduğunun yargı organlarının yorumuyla belirlendiğini, türban konusunda Anayasa Mahkemesi’nin ve Danıştay’ın bağlayıcı nitelikte kararları bulunduğunu, bunların yeterli bir yasal dayanak oluşturduğunu belirtti.

 

Sorunun esası ile ilgili olarak AİHM, kararında, içtihadındaki ilkelere değiniyor. Din ve vicdan özgürlüğünün kamu düzeni ve başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla sınırlanabileceği, türbanın kadın -erkek eşitliği ile bağdaşmadığı, birden çok inancın bir arada bulunduğu toplumlarda, bu inançların birlikte var olabilmeleri için din ve vicdan özgürlüğüne sınırlama getirilebileceği, devletin dinler karşısında tarafsız olması gerektiği üzerinde duruyor. Din-devlet ilişkilerinin düzenlenmesinde devletin belirli bir takdir yetkisi olduğunu söylüyor.

 

AİHM, kararında, laikliğin Türkiye açısından taşıdığı önemin altını çiziyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden biri olan laikliğin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan ilkelerle uyum içinde olduğunu, Türkiye’de demokrasiyi korumak bakımından önem taşıdığını, laikliğe aykırı davranışların din özgürlüğüne girmeyeceğini ve Sözleşme tarafında korunmayacağını belirtiyor.

 

Üniversitelerde yöneticilerin kurumun laik niteliğini korumak istemelerinin anlaşılır bir şey olduğunu ileri sürüyor ve türban yasağının Sözleşme’nin 9. maddesini ihlal etmediği sonucuna varıyor.

 

Bundan sonra AİHM, başvurucunun eğitim hakkıyla ilgili şikâyetini inceliyor. Yukarıdaki görüşlerin eğitim hakkı için de geçerli olduğundan hareketle bu şikâyeti de reddediyor.

 

Leyla Şahin kararının konusu üniversitedeki yasağın Sözleşme’ye uygun olup olmadığı. Yasak kalkarsa, bu kez başı açık bir öğrenci din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürerek AİHM’de dava açabilir. Ancak bunun için, iç yargı yollarının tüketilmesi ve davacının türbanın serbest bırakılması sonucu mağdur olduğunu gösterebilmesi gerekir. Bu yolda bir dava açılırsa, AİHM yukarıdaki ilkelerin bu olayda ne denli geçerli olduğuna bakarak bir karar verir.

Bu yazıya toplam (1) yorum eklenmiştir.
baryam kalkan
30 Ekim 2010 Cumartesi 04:24
başörtüsü Kur'anda var mı?
Maalesef ümmet arasında en cahil olduğumuz meselelerden biri de kisve ve giyim meselesidir ki bu sebeple ahzab suresi 59 ve nur suresi 31.ayet hep taklitçilik çerçevesinde yorumlanmış,sanki türban,Allah'ın bir emriymiş gibi sunulmaya çalışılmıştır.Oysaki Mustafa Sağ'ın İslam'da baş örtmek Var mıdır?adlı kitabını okumuş olsaydınız olaya çok farklı pencereden bakabilirdiniz.Nur suresi 31i tahlil ettiğimiz zaman gerçek açığa çıkacak,hak gelince batıl gidecektir.1-Ayette geçen humur örtüler anlamına geliyor.tekili hmr’dır. 2-Ayette geçen cüyub kelimesi cepler anlamına geliyor.çoğul bir kelimedir.Tekili cyb’dir. 3-Allah eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi “hımarürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece “re’s” kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan “himar” ile beraber basörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı.Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette (maide suresi 6.ayette) başın sıvazlanması söyenirken,baş kelimesinin Arapça karşılığı ‘re’s’ ile vurgulanır.Ama başörtüsüne delilmiş gibi gösterilen ayette bu kelime yani re’s kelimesi yoktur.O halde başörtüsü kelimesindeki baş kelimesi ayete yapılmış bir yamadır veya ilavedir ki,bu dinen hem caiz değildir hem de Kur’anı Kerime karşı saygısızlıktır. 4-Kadınların avret yerleri vajinasıdır (cinsel uzvudur) ziynet yerleri ise göğüsleridir. 5-Cepler (cüyub) kelimesi göğüs bölgesinde olduğuna göre burada kastedilen şey göğüs bölgesidir.Yani göğüs bölgesinin örtülmesidir.Yoksa başın örtülmesi değildir. 6-Bu ayette başörtüsü kelimesini takviye edecek baş(re’s)kelimesi bile zikredilmemişken göğüs örtüsünü takviye edecek üç kelime zikredilmiştir.Bunlardan birincisi ziynettir diğeri cepler(cüyub) kelimesinin bölgesi olan göğüs bölgesidir.üçüncüsü de ayakların yere vurulmasıyla
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 12 °C
Hakkari
-6 / 10 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
12 / 18 °C