Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Erdoğan’ın ‘başörtüsü manevrası’nın anlamı
28 Ekim 2010 / 19:36
Başörtüsü konusunda özellikle Referandum’dan sonra çok hızlı bir süreç yaşanırken bu süreci yönetenlerin de ellerindeki siyasi enstrümanları ‘iyi’ kullandıkları görülüyor. Siyasi menfaatler doğrultusunda belirlenen hedeflere adım adım yaklaşılıyor.

Cüneyt Ülsever de Erdoğan’ın ‘başörtüsü manevrasını’ anlattığı yazısında Erdoğan’ın asıl hedefinin yeni anayasa ve başkanlık düzeni olduğunu öne sürüyor.

 

Siyasi merkezler, kendi stratejileri doğrultusunda politikalar üretip uygularken, süreçte payanda olarak kullanılan ise müslümanlar oluyor. Referandum sürecinde ‘görece özgürlükler’ için istenen/verilen desteğin ardından, şimdi ‘tam özgürlük’ için destek istenecek gibi görünüyor. Sistemden hem başörtüsü için hem de başka İslami taleplerde bulunanlardan, önce yeni Anayasa için, ardından Erdoğan’ın başkanlığı için yeniden destek bekleneceği anlaşılıyor.

 

Muhteşem bir stratejist olarak Recep Tayyip Erdoğan

Cüneyt ÜLSEVER-HÜRRİYET

BİR kez daha gördük ki, ne Kemal Kılıçdaroğlu, ne de Devlet Bahçeli stratejist olarak Recep Tayyip Erdoğan ile aşık atamazlar.

Lideri sayesinde AKP, CHP’nin, daha doğrusu Kılıçdaroğlu’nun “türban manevrası”ndan çok rahat sıyrıldı.
Anlaşılan odur ki, Kemal Kılıçdaroğlu partisinin içindeki dengeleri gözetmeden referandum öncesi türban kozunu eline almaya çalıştı.Topa mecburen AKP de girdi, “Hodri meydan” dedi.
Erdoğan CHP’nin iç dengelerini Kılıçdaroğlu’ndan daha iyi hesap ettiği için referandum sonrası türban konusunda CHP’nin üzerine üzerine gitti.
Böylece, “Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” demiş oldu.
YÖK’ü ortaya sürdü.
Ancak, seçimden önce “türban meselesi”ni çözmek, hele hele bunu CHP ile paylaşmak AKP’nin işine hiç gelmezdi.
Türbana mırıldanarak evet diyen ama türbanlı Köşk’e gidemeyen CHP, türban konusunu yavaş yavaş sulandırmaya başladı.
Türbanın yanına, tam anlaşılmadı ama seçim barajını, YÖK’ü, vb.’yi de koydu. Kamuda, ilköğretimde türbanı tartışmaya açtı. AKP’ye nafile çağrılar yaptı.
MHP bir ara 2008’de türban konusunda AKP ile ulaştığı mutabakattan dem vurdu ama bunu duymak AKP’nin işine gelmedi. AKP daha çok CHP’ye sataşmayı tercih etti.
* * *
CHP ne dediğini bir türlü netleştirmeyince Recep Tayyip Erdoğan son çıkışını salı günü grup toplantısında yaptı.
“Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP’nin türban konusunda samimi olmadığının ortaya çıktığını belirterek, türban sorununun çözümünün 2011’deki seçimler sonrasına kaldığını vurguladı. Erdoğan, ‘2011 seçimleri ve ardından başlatacağımız yeni Anayasa çalışmaları işte bu özgürlüklerin temel alınacağı bir süreç olacaktır. Bundan sonra hakem millettir’ dedi.” (Hürriyet-27 Ekim 2010)
* * *
Böylece türban meselesi hem çözülmüş (YÖK), hem çözülmemiş (TBMM) oldu
CHP bir kez daha sallandı, yine çözüm üret(e)meyen parti durumuna düştü.
Şimdi Recep Tayyip Erdoğan:
1) Seçimlere yine mağdurların babası olarak gidecek.
2) Seçim öncesi “özgürlükçü Anayasa” şiarını bol bol işleyecek.
3) CHP’yi bir kez daha statükocu olarak paftalayacak.
4) Seçimleri kazandıktan sonra yeni Anayasa hazırlayacak.
5) Yeni Anayasa’da özgürlük sosu olacak ama ana hedef Türkiye’yi 2012-2014’te yapılacak “Cumhurbaşkanlığı seçimi” çevresinde yeniden dizayn etmek olacak.
6) Hali ile seçilmiş Cumhurbaşkanı ile parlamenter demokrasi çelişeceği için Anayasa “Başkanlık/Yarı Başkanlık Sistemi”ne göre yeniden hazırlanacak.
7) 2012-2014’te Recep Tayyip Erdoğan Başkan seçilecek.
* * *
12 Eylül referandumundan beri söylüyorum.
Recep Tayyip Erdoğan’ın kafasında yürütme, yargı ve yasamayı kontrol edecek bir Başkanlık sistemi var.
Bu hedefine ulaşmada en büyük yardımcısı muhalefet.
Önündeki tek engel Abdullah Gül.
* * *
Muhteşem stratejist Recep Tayyip Erdoğan’ı hayranlıkla izliyorum.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
1 / 12 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
13 / 18 °C