Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Taraf yazarı AKP’ye seslendi
26 Ekim 2010 / 19:37
Taraf’tan Leyla İpekçi, CHP oyları ile verilen faili meçhul cinayetleri araştırma önergelerinin AKP oyları ile reddedilmesini konu ediyor. İpekçi, AKP’nin reddettiği bu dosyaları temizlemeden muktedir olamayacağını savunuyor.

İpekçi, Hrant Dink davasında da aynı yönde bir eğilim olduğunu, davanın karanlığa doğru gidişinin hükümet tarafından sadece izlendiğini söylüyor. Muktedir olabilmesi için ‘hasıraltı’ etmekten vazgeçmesi gerektiğini belirten İpekçi bundan böyle asıl kudretin demokratik hak ve özgürlükler için mücadele edenlere geçtiğini söylüyor.

Faili meçhulleri çözmeden muktedir olamazsınız!

Leyla İPEKÇİ-TARAF

Karanlıkta kalan faili meçhul cinayetlerin sorumlularının ortaya çıkarılması için CHP adına üç, DTP adına bir kez verilen araştırma önergeleri AKP oylarıyla reddedildi. Yakın zamanda, mesela seçim öncesi diyelim, bir yenisi daha verilse, yine AKP’liler tarafından reddedilmesi muhtemel.

CHP’nin uzun zamandır gördüğümüz en somut, en etkin muhalefet yöntemi bu soru önergelerini ısrarla vermeye devam etmek oldu sanırım. AKP’nin devlet adına hareket etmeye başladıkça, devletin en karanlık özelliklerini benimsemesinden, içselleştirmesinden çekinenler için, çok önemli ipuçları taşıyor zira bu önergelerin reddedilmesi.

Biraz hafıza tazeleyelim. Geçtiğimiz yıl, yakınları siyasi cinayetlerde öldürülen, kimilerinin faili bulunsa bile azmettiricileri meçhul kalan yirmiye yakın ailenin temsilcileri tarafından ‘Toplumsal Bellek Platformu’ kuruldu.

Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali, Doğan Öz’ün eşi Sezen Öz, Musa Anter’in kızı Dicle Anter, Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe, Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi, Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok’un da bulunduğu bu platformun temsilcileri TBMM’de grubu bulunan tüm partileri ziyaret ederek, bazısı zaman aşımına uğramış bu cinayetlerin aydınlatılmasının önemine dikkat çektiler.

Meclis’te faili meçhul cinayetlerle ilgili Araştırma Komisyonu kurulmasını isteyen aileler, olayların aydınlatılabilmesi için ‘siyasi cinayetlerde zamanaşımının kaldırılmasına’ dönük yasal düzenleme yapılması gerektiğine işaret ettiler. Hesaplaşma talebiyle değil yüzleşme talebiyle geldiklerini belirterek, karanlık cinayetler aydınlatılmadıkça bu tür suçların tekrar işlendiğine dikkat çektiler: “Emir komuta zincirine ulaşılmadıkça, gizlenen tüm suçlulara ulaşılmadıkça bu dosyalar kapanmayacaktır!”

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, görüşmeden sonra, faili meçhul saldırılarda ölenlerin hangilerinin yaşam hakkını devletin ihlal ettiğini, hangilerinin yaşam hakkının devletçe koruma altına alınmadığını söylemenin çok kolay olmadığını belirtmişti:

“Ama devletin bu görevlerini, her iki yönden de yerine getiremediğini söylemek mümkün” diyerek, bütün bu cinayetler içinde, Hrant Dink cinayetinin tam olarak aydınlığa kavuşturulmasının, diğer cinayetlerin mağdurlarını da bir ölçüde rahatlatabileceğini ifade etmişti.

Dink davasını aydınlatmak için gerekli siyasi iradeyi ortaya koymak bir yana, giderek karanlığa gömülmesini izliyor oysa hükümet. Platform üyeleriyle görüşen AK Parti Grup Başkanvekilleri Bekir Bozdağ ve Ayşenur Bahçekapılı ise geçmişte Meclis’te faili meçhul cinayetlerle ilgili kurulan araştırma komisyonlarından sonuç alınamadığını, daha etkin sonuç alabilmek için araştırma komisyonlarının güçlendirilmesine yönelik olarak TBMM İçtüzüğü’nde değişiklik yapılması gereğine dikkati çekmişlerdi.

CHP’li Anadol, daha sert konuşarak, alçakça öldürülen aydınların yakınlarının bulunduğu grup karşısında, “demokrasinin bir sınav vermek durumunda olduğunu” kaydetmiş, “suçlular bulunamıyorsa sorumlu devlettir” demişti.

Eşi Savaş Buldan’ı faili meçhul cinayette kaybeden Iğdır Milletvekili Pervin Buldan da, “Türkiye’de faili meçhul cinayetleri işleyenler maalesef aramızda dolaşıyor” diyerek, Susurluk kazasının ardından Tansu Çiller, Mehmet Ağar ve Süleyman Demirel’in yargılanmadıklarına dikkat çekmişti. Mehmet Ağar başta olmak üzere dönemin başbakanı Çiller’in, cumhurbaşkanı Demirel’in, OHAL valilerinin ve dönemin bölgedeki mülki amirlerinin bir an önce yargı karşısında hesap vermesi gerektiğini söylemişti.

Peki, ne oldu? Bir kez daha aynı aşınmış gerçeklerle karşı karşıya kaldık: Bütün bunlar hakkıyla soruşturulamayacağı için mi, yine tam muktedir olmamış bir iktidar partisi daha adalet talebinden vatandaşını vazgeçireceğini zannediyor!

Partilerin ancak muhalefetteyken bu şaibeli konularda soru önergeleri verdiğini, sert eleştirilerde bulunduğunu, hükümetleri bu şekilde yıpratmayı denediklerini –ama muhalefetteyken nasılsa bundan bir sonuç alınamayacağının zımni bir önkabul olduğunu- görmeyen kaldı mı?

AKP, devletin illegal örgütlerinin ‘operasyon’larını hasıraltı ederek muktedir olamaz. Devlete de özlenen itibarını bu şekilde iade edemez. Çünkü bugüne dek partilerin iktidarını hiçe sayan hayatımızın her alanındaki ve zihinlerdeki vesayet sistemi çözüldükçe, asıl kudret, demokratik hak ve özgürlükler için ayrımcılık yapmadan mücadele edenlere geçiyor.

Artık ‘geride kalanlar’ın konuşma, öğrenme, tanıklık etme zamanı. Sıvaların dökülmesini durduracak bir zamanaşımı metodu da yok. Kaybolan dosyalar öylece dururken, istediğiniz kadar ‘şok kaset’ çıksın ortaya, demokratikleşmeyi gerçekleştiremezsiniz.

lipekci@yahoo.com

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
2 / 13 °C
Hakkari
-6 / 9 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
7 / 18 °C