Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kişiliksizliğin Siyaseti
05 Mayıs 2010 / 16:29
Anayasa değişikliği paketinde BDP’nin tavrı önümüzdeki döneme damgasını vuracak.

Etyen Mahçupyan / TARAF

Parti kapatmalarını zorlaştıracak maddeye destek vermemeleri, devletin ideolojik baskısı altında ezilmiş, siyaset imkânları elinden alınmış bir toplumun temsilcisi olarak BDP’lilerin başını epeyce ağrıtacak. Bunun seçim döneminde halen unutulmamış ve sıcak tutulmuş bir malzeme olacağını öngörmek zor değil. Diğer bir deyişle bu tutum BDP’nin muhtemel oy kaybına işaret ediyor ve bu oy kaybını engellemenin tek yolu daha da sertleşerek AKP’yi Kürtler karşısında devletçi bir pozisyona itmekten geçiyor. Öte yandan bu stratejinin uzun vadede ancak ‘ahmaklık’ olarak nitelenebilecek bir yaklaşım olduğu da herhalde az çok belli. Ne var ki siyaset kurumlar aracılığıyla oluyor ve kurum içi siyaset çoğu zaman o kurumun temsil ettiği talep ve tercihleri yok sayan ‘ahmaklıklara’ sebebiyet verebiliyor.

Öncelikle şunu tesbit etmekte yarar var: BDP’nin AKP içindeki kırılmayı tahmin etmemesi gerçekçi değil. Yani ‘biz bu maddenin geçmeyebileceğini öngöremezdik’ diyemezler. Daha önceki birinci tur oylamalarda bile AKP’nin fire verdiği görülmüş, hatta bu açığı kendi deyimleriyle ‘sembolik’ olarak BDP’liler kapatmıştı. Dolayısıyla anayasa değişikliğini öngören paketin 8. maddesinin ikinci tur oylamasına katılmamak, bu maddenin düşeceğini garanti ediyordu. Kısacası BDP bilerek ve isteyerek parti kapatılmasının zorlaşmasını engelledi ve böylece bizzat kendi partilerinin her an kapatılma tehlikesi karşısında kalarak siyaset yapmasını tercih etti.

Bunun nedeni, herkesin bildiği üzere, BDP içindeki PKK ve Öcalan etkisinin devam etmesinin istenmesidir. Çünkü partilerin kapatılma ihtimalinin pratikte ortadan kalktığı bir ortamda BDP’nin özerkleşeceği, kendine has bir kişilik geliştireceği, yeni siyasetçilerin yolunu açacağı belli. Bu ise PKK nezdinde istenmeyen bir durum... Öcalan ve yandaşlarının hayali, her an kendilerine bağlı ve bağımlı olan bir ‘sivil’ partinin Kürtleri temsil etmesine dayanıyor. Böylece Kürtlerin mağduriyetini ve haklarını bahane ederek kendilerine pazarlık gücü yaratmaları ve tam da istedikleri zemin üzerinde ‘siyasallaşmaları’ mümkün olacak.

BDP’nin anayasa paketi çerçevesinde sergilediği tutum bunu açıkça göstermekte. İşin başında AKP’nin iç zaafını bilen BDP bir pazarlığın olacağını ve AKP’ye bazı isteklerinin kabul ettirilebileceğini öngördü. Parti içinde ise MYK’ya hâkim olan çekirdek kadro ‘şartların henüz oluşmadığından’ hareketle milletvekillerinin hareket kabiliyetine vesayet koydu. Anlaşılan o ki, birinci tur oylamalarında AKP’nin BDP oylarına ihtiyaç duyması ve bunun şeffaf bir biçimde konuşulması, BDP nezdinde pazarlık güçlerinin tescili olarak değerlendirildi. Bu noktada iki farklı söylem içiçe geçti: Bir yanda AKP’nin TMK, TCK, seçim barajı ve Hazine yardımı konularında kamuoyu önünde sözlü taahhütte bulunmasının yeterli olduğu söyleniyordu. Ama diğer yanda da ‘taş atan çocuklara’ ilişkin düzenleme yapılması ve KCK operasyonlarında tutuklanan insanların serbest bırakılması isteniyordu.

Belirtmek gerek ki bunların hepsi temelde ‘haklı’ istekler... Ancak AKP’nin kamuoyu önünde söz vermesinin siyaseten gerçekçi bir talep olmadığını BDP’liler de biliyordu. Bu arada ‘taş atan çocuklara’ ilişkin düzenleme için de hükümet zaten adım atmaktaydı. Böylece geliyoruz asıl konuya, yani KCK’lıların serbest bırakılmasına... Görünen o ki AKP ile istenen pazarlığın asli parçası, PKK ile BDP arasında bir tür aracı ağ gibi çalışan KCK üyelerinin siyasete dönemlerini sağlamaktı. Bu da PKK açısından asıl siyasetin nerede arandığını söyleyen bir ilave gösterge. Kısacası PKK’nın ve Öcalan’ın derdi, öncelikle Kürt siyaseti içindeki konumlarını sağlam tutmaktan geçiyor ve bu imtiyazlarını sivilleşen bir siyaset uğruna heba etmeye pek niyetleri yok. Hatta sivilleşen bir siyasetin söz konusu imtiyazı sona erdirme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünürsek, temel amaçlardan birinin bunu engellemek olacağı ve parti kapatılmasını zorlaştıran bir değişimden de haz edilmeyeceği belli...

Bu durumda BDP’nin geldiği noktayı nasıl tarif etmek gerekiyor? BDP bu süreçte AKP ile birlikte hareket edip etmeme şansını koruduğu ölçüde, tek ‘özgür’ muhalefet partisiydi. Beklenen şey bu paketi Kürtlerin talep ve ihtiyaçları üzerinden yorumlamaları ve hayati olan maddelere büyük destek verip, diğerlerinde bazen sınırlı destekle, bazen de tamamen dışında kalarak güçlerini göstermeleriydi. Böyle bir strateji ‘kişilikli’ bir siyasi hareketin varlığını ima edecek, ayrıca AKP’ye ileriye dönük olarak hakiki bir muhatabın varlığını gösterecekti. Çünkü böyle bir yol haritası BDP’nin ‘rasyonel’ olduğunu ve gerçek temsiliyet üzerinden hareket ettiğini kamuoyuna da kanıtlayacaktı.

Şu anda ise BDP başka bir şeyi kanıtlamış oldu: Meğerse bu partinin ‘kişiliğini’ oluşturması için ‘şartlar henüz olgunlaşmamış’. Çünkü PKK ve Öcalan tek ‘muhatap’ olma ve daha önemlisi muhataplığı paylaşılamayan bir imtiyaz olarak koruma tutumunu sürdürmek istiyor. Birçok muhatabın olabileceği söyleminin maalesef inandırıcılığı yok, çünkü herhangi bir gerçek muhatap yaratma ihtimali belirdiği her an PKK ve Öcalan bu süreci engelliyor.

Sonuç Kürtler için bir yenilgidir. Kendilerine bunca eziyeti reva görmüş bir zihniyetin elinden gayrımeşru hukuk yolunu alma noktasında, sahip oldukları en büyük siyasi partileri kişiliksiz davrandı ve tüm toplum açısından ancak ahmaklıkla nitelenebilecek bir muhtemel geleceğe kapı açtı.

Cezalandırdıklarını sandıkları AKP ise puan kazanmayı sürdürdü. Verdikleri firenin devletçi muhafazakârlara ait olduğu ve partiyi ideolojik olarak bağlamadığı açık. Ayrıca demokrasi yolunda Kürtlerin desteğini alamadıkları için ‘yalnız bırakılmış mağdur’ rolüne de uygunlar. Nihayet, ola ki kapatılırlarsa bir sonraki seçimde yüzde elliyi aşarak iktidara geleceklerini ve bunun geri dönüşü olmayan bir halk hareketine dönüşeceğini de biliyorlar...

Bir kez daha haklı talepler haksız bir siyaset doğurdu. Ve bir kez daha Kürtler oryantalizmin kendilerine fazla gördüğü demokrat zihniyetin eşiğinden döndüler.


emahcupyan@gmail.com

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 10 °C
Hakkari
-4 / 11 °C
İstanbul
12 / 16 °C
İzmir
9 / 18 °C