Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Genç Birikim’in Ekim sayısı çıktı
19 Ekim 2010 / 17:24
Dergi'de bu ay da, gündemden düşmeyen Ergenekon soruşturması ve Kürt sorununu değerlendiren yazılar ön plana çıkıyor.

Derginin Genel Yayın Yönetmeni Ali Kaçar “Türkiye Geçmişiyle Yüzleşiyor mu” başlıklı yazısında Türkiye’nin kuruluşundan bu yana karanlık olaylara sahne olduğu ve ülkede işlenen faili meçhul cinayetlerin asıl menşeinin dışarıdan olduğunu ifade ediyor: “Tek Parti diktatörlük döneminin bittiği ve çok partili dönemin yaşandığı dönemde ABD’nin rolü bilinmeden ve ABD ile gerçek anlamda yüzleşilmeden, Türkiye’nin kendi geçmişiyle yüzleşiyor iddiaları kuru ve içi boş bir iddia olmaktan öte hiçbir anlam taşımaz.”

 

Ali Kaçar ayrıca normalleşmenin nasıl olacağına dair fikirlerini de belirtiyor. Kaçar’a göre normalleşme ancak bu ülkenin kendi geçmişi ile yüzleşmesine bağlıdır. Kaçar şöyle söylüyor: “Türkiye’nin normalleşmesi, kendi geçmişiyle yüzleşmesine bağlıdır. Bu da, içeride tek parti döneminin batıcı ve İslam düşmanı totaliter, militarist, jakoben anlayışı ile dışarıda ise başta emperyal ABD ve Siyonist İsrail olmak üzere, diğer işgalci ve emperyal ülkelerle hesaplaşılmasına bağlıdır. Bu hesaplaşma gerçekleşmeden, Türkiye’nin kendi geçmişiyle yüzleşmesi mümkün değildir.”

 

Süleyman Arslantaş bu ay ki yazısında Kürt Sorununu analiz ediyor. Üzerinde yaşadığımız topraklarda tarihin hiçbir döneminde olmayan bir kavgaya şahid olduğumuzu, tarafların ortak bir zeminde ortak bir çözüm aramak yerine “ben” merkezli dayatmaları öne sürmekle de adeta konuyu çözümsüzlüğe ittiklerinin ifade edildiği yazıda sorunun ancak İslami bir bakış açısı ile çözülebileceği belirtiliyor.

 

Erdal Bayraktar yazısın konusu ise Kürt sorunu. Bayraktar yazısında, Kemalistlerin bu ülkede yaşayan Müslümanlara Türk-Kürt demeden ne yapmışlarsa PKK-DTP-KCK’nın da aynısını Müslüman Kürt halkına yaptığı, nasıl Ulusalcıların Cumhuriyet’in kuruluş ve tek parti yıllarında yapılan zulümleri, kuruluş yıllarında mecburen yapılan şeyler bahanesiyle izah ediyorlarsa, Kürt siyasi hareketi de siyasi strateji bahanesinin arkasına sığınarak zulümlerini izah ettiklerini söylüyor.

 

Celal Sancar ise bu ay ki yazısında AKP’nin referandumdaki rolünü değerlendiriyor. ABD’nin Irak’ta Sünni’lerle Şii’leri karşı karşıya getirmesine aynen benzemese de Türkiye’de de AKP’nin bu süreçte gerek Müslümanlar arasındaki ilişkileri, gerekse Müslümanların sisteme yönelik muhalefetini daha da zayıflatmayı başardığını ifade eden Sancar, Müslümanların sisteme nasıl entegre edilerek “en az zararlı İslam’ın” toplumda nasıl kabul ettirildiğini anlatıyor.

 

Yazı şu temennilerle sona eriyor: “Devlet, nasıl isimlendirirseniz isimlendirin (resmi ideoloji, derin devlet veya seküler düzen) hâlihazırda “AKP” ağıyla insanımızı avlamayı başarıyla sürdürüyor; dileriz kardeşlerimiz cepheleşen sistem içi güçlerin iktidar kavgasının aldatıcı aksedişi olan “daha fazla demokrasi”, “daha fazla hak ve özgürlükler” söylemine uzun süre aldanıp da “Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak” gibi bir durumla karşılaşmazlar.”

 

Dergide Bünyamin Ateş, Şahin Özdaş, Tevfik Uğur, Hayriye Bican, Mahmut Celal Özmen, Fazlı Bilir’in yazılarının yanı sıra yine Ali Kaçar imzalı “Namazın Bireysel ve Toplumsal Hayattaki Fonksiyonu” başlıklı bir çalışma da yer alıyor.

 

gencbirikim.20101019172953.jpg

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 13 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
10 / 17 °C